Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Liberalizm, Kapitalizm

  • “James Mill, Mac Culloch, Terrens, Senior, j. St. Mill ve bunlar gibi daha birçok burjuva iktisatçısı, işçileri işlerinden eden bütün makinelerin aynı zamanda ve zorunlu olarak işsiz kalan bu aynı işçileri çalıştırmaya yetecek kadar bir sermayeyi de serbest bıraktığını ileri sürerler. Şimdi, bir halı fabrikasında bir kapitalist yüz işçiyi çalıştırmakta ve adam başına yılda 30…

  • “Büyük endüstrinin muazzam doğal güçleri ve doğal bilimlerin yardımları, üretim sürecinin emrine verilerek emeğin üretkenliğini olağanüstü bir derecede arttırma durumunda olması daha ilk bakışta apaçık görülse bile, bu artmış üretken gücü elde etmek için fazladan bir emek harcanması gerekmediği asla aynı açıklıkla görülmez. Sabit sermayenin bütün diğer unsurları gibi makine de değer yaratmaz; üretimine hizmet…

  • “Sermaye tekeli, kendisi ile birlikte ve kendisinin hükmü altında gelişen üretim biçiminin ayak bağı olur. Üretim araçlarının santralizasyonu (merkeze toplanması) ve işin toplumsallaşması, sonunda, bunların kapitalist kabuklarıyla uyuşamadıkları bir noktaya gelir dayanır. Kabuk kırılır. Kapitalist özel mülkiyetin saati çalmıştır (sonu gelmiştir). Mülksüzleştirenler, mülksüzleştirilirler.” Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974…

  • “Bir ülkenin iç pazarı, kapitalist üretim biçiminin muhtaç olduğu genişlik ve istikrarı, ancak, kırsaldaki ev sanayisinin yok olması ile kazanabilirdi.” Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 568) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Feodal düzendeki çözülme ile birlikte açıkta kalan maiyet (emir altında çalışanlar) ile uşak durumundaki kimseler, birbiri peşi sıra gelen darbelerle toprakları zorla ellerinden alınıp köylüler, serbest bir proletarya meydana getirmişler ve bu insanlar yeni doğmakta olan manifaktürler tarafından aynı hızla yutulmuşlardır. Öte yandan, alışageldikleri yaşam biçiminden ansızın kopartılan kimseler yeni düzenin disiplinine kendilerini aynı hızla uyduramamışlardır.”…

  • “Bizzat iktisatçılara  (ekonomistlere) göre, bir ücret yükselmesine yol açan şey, ne toplumsal zenginliğin mevcut hacmi ve ne de halen sahip bulunulan sermayenin büyüklüğü olmayıp, sırf ve sadece birikimdeki devamlı büyüme ve bu büyümenin hızlılık derecesidir. A. Smith şöyle der; “Ücretleri yükselten aynı neden, yani sermaye artışı, emeğin üretken yeteneklerinin artmasına yol açar ve daha küçük miktarda…

  • “Şu halde sözde bir tabiat kanunu şekline sokulmuş kapitalist birikim kanununun, aslında ifade ettiği şey ancak şudur; bizatihi birikimin mahiyeti (içeriği), emeğin istismar (Sömürülmesi- kötüye kullanılması) derecesinde ya da fiyatında, kapitalist ilişkinin durmadan yenilenmesini ve bunun gittikçe büyüyen boyutlarla yeniden-üretimini tehlikeye sokabilecek böylesine bir düşmeyi ya da yükselmeyi zaten konu dışı eder. Nesnel zenginliğin işçinin…

  • “Adam Smith’in de dediği gibi, “Kâr düşerken bile sermayeler yine de artabilir, hem de eskisinde bile daha hızlı artabilirler. Hatta büyük bir sermaye küçük bir kârla, genel olarak, küçük bir sermayenin büyük bir kârla artması halinden de daha hızlı artar.”” Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf.…

  • “Bir ülke, kitlelerin baskısı aynı kalırken ne kadar çok proletaryaya  (sanayi işçisine) sahipse o kadar çok zengin olur.” Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 374) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Sermayenin bileşimi ikili bir anlamda anlaşılmalıdır. Değer yönünden bakıldığında, bu bileşim, sermayenin değişmeyen sermaye ya da üretim araçlarının değeri ve değişen sermaye ya da iş gücünün değeri, yani toplam ücretler tutarı olarak bölünme oranı ile belirlenir. Bu değerin üretim süreci sırasında iş görürken bürünmüş olduğu maddi kılık açısından bakıldığında, her sermaye üretim araçları ile canlı…

  • “Sermayenin büyümesi ile birlikte işletilen sermaye ile tüketilen sermaye arasındaki fark büyür. Değerlerini ürüne ancak parça parça aktaran iş araçlarının kitleleri değer ve madde olarak büyür. Bu iş araçlarının, ürüne değer katmaksızın ürün yapıcısı olarak hizmet etmeleri, yani tam büyüklükleri ile kullanılıp ta ancak parça parça tüketilmeleri arasında, daha önce de görüldüğü üzere, su, buhar,…

  • “İş gücünün sırf daha yüksek bir gerilimle harcanması sayesinde doğal zenginliklerin sömürülmesinde nasıl bir artma sağlanıyorsa, bilim ve teknik de hâlen faaliyet halindeki sermaye için, bunun veri olan kendi büyüklüğünden bağımsız olarak, bir büyüme ve genişleme gücü sağlar. Emek, kendisi tarafından tüketilen üretim araçlarının değerini ürüne aktarır. Öte yandan, veri olan bir emek kitlesi tarafından…

  • St. Mill; “Uzun dönemde sermayenin kendisi tamamı ile ücret haline gelir ve ürünün satışı ile yenilendiği zaman, tekrar ücrete dönüşür.” Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 338) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Artıkdeğerin sermaye olarak kullanılmasına, yani elde edilen artık değerin sermayeye çevrilmesine sermeye birikimi denir.” Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 320) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Kapitalist üretim süreci sürekli ve kesintisiz bir bütün oluşu açısından bakıldığında sadece mal, sadece artıkdeğer üretmekle kalmayan, fakat bir yanda kapitalist diğer yanda ücretli işçi yer almak üzere kapitalist ilişkinin bizzat kendisini de üreten ve yeniden üreten bir yeniden üretim sürecidir.” Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı,…

  • “İşçinin kişisel tüketimini kendisi için yapması, kapitalistin keyfi için yapmaması hiçbir şeyi değiştirmez. Bir iş hayvanının beslenip bakılması, hayvan yediğinden zevk alıyor diye, üretim süreci için gerekli bir şey olma niteliğinden hiçbir şey kaybetmez. Güney Amerika’da maden ocaklarında çalışan ve her günkü işleri (1) 180-200 libre ağırlığındaki cevher kitlelerini 450 feet derinlikten sırtlarında taşıyarak yeryüzüne…

  • “Kapitalist, sermayesinin bir kısmını iş gücüne çevirdiği zaman, o bununla bütün sermayesini değerlendirir, sermayesine sermaye katar. Kapitalist bir taş ile iki kuş birden vurur. O, sadece işçiden elde ettiği şeyden kar sağlamakla kalmaz işçiye verdiği şeyden de kar sağlar. İş gücünün karşılığı olarak yatırılan sermaye, tüketimleri mevcut işçilerin adale, sinir, kemik ve beyinlerinin yeniden üretimine…

  • “İşçinin tüketimi iki şekilde olur; üretim aşamasında işçi bizzat çalışarak üretim araçlarını tüketir ve bunları yatırılmış bulunan sermayenin değerinden daha yüksek bir değere sahip olan ürünlere dönüştürür. Bu, işçinin üretken tüketimidir. İşçinin tüketimi aynı zamanda onun kendi iş gücünden bunu satın almış bulunan kapitalist tarafından tüketimidir. Öte yandan, işçi işgücünün karşılığı olarak eline geçen parayı…

  • ….Her türlü birikimi bir yana bıraksak bile, sırf üretim sürecinin sürekliliği yada basit yeniden üretim ile, kısa yada uzun bir süre sonra, her sermaye zorunlu olarak birikmiş sermayeye yada sermayeleşmiş artıkdeğere dönüşür.” Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 306) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Bizim buraya kadarki bakış açımıza göre, kapitalistin geçmiş bir tarihte, bir şekilde karşılığı ödenmemiş emekten bağımsız olan bir başlangıç birikimi ile paraya ve dolayısı ile piyasaya iş gücü satın alıcısı olarak gelebilecek bir duruma sahip olmuş olması muhtemeldir (olasıdır).” Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 306)…