Kategori: Mustafa Kemal Paşa
-
“3 Ekim 1919’da yeni Sadrazam Ali Rıza Paşa’ya ve tüm illere bir genelge yayınladım. “1.Yeni hükümet Erzurum ve Sivas Kongrelerinde belirlenen ve saptanan örgütlere ve ulusal amaçlara saygı gösterirse, ulusal güçler de ona yardımcı olacaktır. 2. Yeni Hükmet, Millet Meclisi toplanarak gerçekten denetleme işine başlayıncaya değin ulusun geleceği ile ilgili hiçbir yüküm altına girmeyecektir.” Alıntı:…
-
“..Konya Valisi Cemal, Elazığ Valisi Ali Galip ve Malatya Mutasarrıfı Halil Beylerin tutuklanarak Askeri Mahkemeye verilmeleri ve Trabzon Valisi Galip, Kastamonu Eski Valisi İbrahim ve Ali Rıza Beylerin, Ankara Valisi Muhittin Paşa’nın görevden alınmaları. Eski Hükümetin görevden aldıklarının iadeleri.” Alıntı: Nutuk – Mustafa Kemal Atatürk (Sabah Yayınları, Haz; Nur Ardakoç, 1993 – Sf. 133) kitabından birebir…
-
“.. Kaçan Halife, TBMM’ce görevden çıkartıldı. Yerine sonuncu Halife olan Abdülmecit Efendi seçildi. … Seçilecek kişinin de Padişahlık eğilimi ve iddiasına kapılarak herhangi bir yabancı devlete sığınması olasılığını ortadan kaldırmak gerekirdi. Bunun için İstanbul’da bulunan görevlimiz Recep Paşa’ya (Refet Paşa olması gerekir) Abdülmecit Efendi ile görüşüp ve dahası, elinde TBMM’nin halifelik ve padişahlık konusunda aldığı…
-
“23 Nisan 1923’te Lozan’da Barış Konferansı ikinci defa toplandıktan sonra ben de yeni seçimlerle uğraşıyordum. Yeni seçimlere bilinen ilkelerimizi açıklayarak girdik…. Milletvekili olmak isteyen kişiler, önce, ilkeleri kabul ettiklerini ve bu görüşe katıldıklarını bana bildiriyordu. Adayları ben saptayacaktım… Çünkü yapılacak seçimlerde ulusu kandırarak, değişik ereklerle milletvekili olmaya çalışacakların çok olduğunu biliyordum. Bütün ulus açıkladığım ilkeleri…
-
“Maraş, Urfa ve Antep’te savaştık…” Alıntı: Nutuk – Mustafa Kemal Atatürk (Sabah Yayınları, Haz; Nur Ardakoç, 1993 – Sf. 186) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU (1993) Ankara’nın o çatışmalara hiçbir dahli (müdahalesi) olmamıştır. Bu Maraş, Urfa ve Antep yöreler halkının Ermenilerin geri gelip de mallarına sahip çıkmaya başlaması nedeniyle gösterdiği reaksiyonlar ve kahramanlıklar, hatta biraz da…
-
“3 Mart 1924 günü Meclis’in birinci oturumunda şu önergeler okundu; 1. Halifeliğin kaldırılması ve Osmanlı soyundan gelenlerin yurtdışına çıkartılması konusunda Şeyh Saffet Efendi ve elli arkadaşının önergesi. 2. Din işleri ile Evkaf (Vakıflar) Bakanlığı ile Genelkurmay Başkanlığının kaldırılması ile ilgili Siirt Milletvekili Halil Hulki Efendi ve elli arkadaşının verdiği önerge. 3. Öğretimin birleştirilmesi konusunda Manisa…
-
“Bu yetkiye göre, Ankara’da bulunan 20. Kolordu ve buna bağlı olduğu müfettişlikler ve Diyarbakır’daki kolordu ile ve hemen bütün Anadolu’da bulunan sivil örgütlerin başında bulunan yöneticilerle yazışabilecek ve ilişkide bulunabilecektim. Bu geniş yetkiyi, beni, İstanbul’dan sürmek ve uzaklaştırmak amacıyla Anadolu’ya gönderenlerin..”. Alıntı: Nutuk – Mustafa Kemal Atatürk, (Sabah Yayınları, Haz; Nur Ardakoç, 1993 – Sf.…
-
“1927’deki İzmir İktisat Kongresinde, Latin harflerinin kabulü konusunda verilen önergeyi, ağır bir biçimde reddettim. Konuşmamda, bu akımın kökenini gösterdim. Mustafa Kemal Paşa’ya bu akımın (Latin harflerine geçmek isteyenlerin yarattığı akımın) bütün Türk ve İslam toplumunu biri birini anlamaz bir hale getirmek için düşmanlarımız tarafından, (1) müthiş bir propaganda ve fedakârlıklar yapıldığını anlattım. O da, taraftar…
-
“3 Temmuz 1922’de Yahya Kâhya’yı Trabzon’da vurmuşlar. Buna pek canım sıkıldı. Kâhya, Enver Paşa taraftarı idi, onu memlekete sokmaya çalışıyordu. Mustafa Suphi ve arkadaşlarını boğduranın Kâhya olduğu biliniyordu. Kâhya’nın katili, Osman Ağa’nın (Mustafa Kemal’in muhafız komutanı Laz Topal Osman’ın) adamlarıymış ve Ankara’dan gitmişler.” Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 1090)…
-
Mustafa Kemal iki kuvveti de (Başkomutanlık ve Meclis Başkanlığı) bırakmadı. İkisinden birini Meclis Genel Kurulunun yöneleceği kişiye bırakabilirdi. Millet Meclisi de yiğitlik gösteremedi. Tahmin ettiğim gibi, sonucu da ortaya çıktı. Bağımsızlığını kurtaran Türk Milleti, hürriyetini çok feci bir şekilde kaybetti. Devrim diyerek yeniden, hem de bağımsızlığını kurtaranlar tarafından kanı döküldü serveti mahvoldu. Alıntı: İstiklâl Harbimiz…
-
“Doğu hareketini barış antlaşması ile taçlandırarak, istiklâl mücadelemiz için bir azim ve iman doğurduğumuzu, Meclis Başkanımız Mustafa Kemal Paşa, bir cümle ile olsun söylemiyorlar.” Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 897) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Bana, İstiklâl Harbinde yetki vermek şöyle dursun, Doğu’da bulunmaklığım bile arzu olunmadı. Büyük Zaferden sonra da bu konuyu İsmet Paşa’ya söyledim, bunu, Mustafa Kemal Paşa’ya açmamaklığımı rica etti. Çünkü benim Doğu’da özellikle yetki ile bulunmak lığımdan çekiniyormuş.” Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 909) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Mustafa Kemal Paşa’nın cevabındaki: “Cumhuriyet olmayacak, Türkiye’nin başında Halife-i İslam olacak ve bir hükümdar sultan bulunacaktır.” kaydı beni düşündürdü. İstanbul Cumhuriyet’i kuruyorlar diye endişe ederek propaganda yapıyordu. Padişah ile taraftarları bundan ürküyorlardı. Benim bugün anladığım ise, daha korkunçtu. O da, Mustafa Kemal’in bir zafer sonrası, Hilafet ve saltanatı alması idi. .. Osmanlı Hanedanından bahis yok.”…
-
“23 Haziran 1920’de harekât yapacaktık (Ermeni Savaşı) gece harekâtın tatili emrini verdiler ve 5 Temmuz’da yeniden Batı’ya bir Fırka göndermekliğimi istediler.” Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 754) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU (2007): Karabekir Paşa 23 Haziran 1920’de Ermeni Harekâtını başlatıyor. Mustafa Kemal Paşa ve İsmet Paşa telgraf ile…
-
“İsmet Paşa kuvvetleri sağ cenah (kenar) gerisinde toplamış, Fevzi Paşa bunu düzeltmiş, sol cenaha sevk etmiş… Sakarya Meydan Muharebesinin son günü, Mustafa Kemal Paşa savaşı kaybettiğine hükmederek, ricat (geri çekilme) emri vermiş ise de Fevzi Paşa, bunu, sabahki durumu gördükten sonra kumandanlara bildirmeyi uygun görmüş. Hâlbuki sabahleyin düşmanın ricatı görülünce, zaferin bizde kalması temin olmuş.…
-
“Bence Padişahları da başkanları da yanlış işlere yönlendiren tek şey, “Her işi sorumlu ve ilgili olana vererek ve ona güven ile onun fikrine saygı.” gereğini anlayamadıklarından ileri geliyor.” Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 764) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Kemalist tabirinin yayılmasını tehlikeli gördüğümü, 1923 yılı sonunda Bursa’da, Mustafa Kemal Paşa’ya Fevzi Paşa’nın yanında izah ettim, hiç ses çıkarmadı. … 12 Şubat 1922’de Varlık Gazetesi’nde şunları yazdım: “Kemalist deyimi ile bir taraftan Türk varlığını kişi ile geçerli göstererek, milletimizi âleme gelişmemiş tanıtarak, idrakini (algılama gücünü, aklını) küçültmek ve diğer taraftan da bu varlığın, bütün…
-
“Bütün hayatım süresince şunu gördüm ki: Belirli usul ve haklara dayanarak kademe kademe yükselmeyip te bir hamlede birkaç merhale (aşama) atlayanlar, dengesini kaybediyor. Dehâsı (olağanüstü aklı) sayesinde oraya çıkmaya hak kazandığını zannediyor.” Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 772) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Zaferden sonra Bursa’ya geldiğim zaman Fevzi Paşa bana, “Mustafa Kemal Paşa’yı diktatör yapacağız!” demiştir.” Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 1039) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Mustafa Kemal’in karargâhının bir kumarhane, bir sefahat yuvası haline gelmesi doğru mu idi?” Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 809) kitabından birebir alınmıştır. BAKKALIN NOTU (1993): Karabekir Paşa bu durumu bir şifre yani gizli yazı ile Kemal Paşa’ya bildiriyor.