Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Mustafa Kemal Paşa
-
Bu tarihten itibaren halkın şapka ile imtihanı başladı. Durumun nezaketini anlayanlar telaşla başlarına koyacak uygun bir başlık arayışına girdiler. Ancak ülkede henüz yeterli sayıda şapka yoktu. Kimi başına kâğıt şapka, kimi kadın şapkası takmak zorunda kalırken namaz kılarken düşmeyen kopçalı kasketler yapmak gerekti. Bazıları şapkaları görünmesin diye şemsiye ile gezdi. “İstanbul’da Şapka Kanunu çıkar çıkmaz…
-
1927’de okunan Nutuk’ta “Fesin kaldırılması zorunluydu. Çünkü fes, kafalarımızın üstünde, bilgisizliğin, bağnazlığın, uygarlık ve her türlü ilerleme karşısında duyulan nefretin bir simgesi gibi oturuyordu,” diyen Mustafa Kemal’in fes karşıtlığının genç yaşlarında yaşadığı iki olayla ilgili olduğu söylenir. Sf. 360 Mustafa Kemal, 28 Ağustos gecesi İnebolu Türk Ocağı’nda, .. Ayakta iskarpin veya fotin, bacakta pantolon, yelek,…
-
Başlangıçta süresi iki yıl olan bu İstiklal Mahkemeleri 4 Mart 1929’da hukuken sona erdiler ancak 31 Temmuz 1932’de çıkarılan İstiklal Mahkemeleri Kanunu ve ekleri, 1949 yılına kadar yürürlükte kaldı. Böylece İstiklal Mahkemeleri, tüm Tek Partili Dönem boyunca, rejim muhaliflerinin korkulu rüyası olmaya devam etti. Sf. 359 Alıntı; Öteki Tarih II (Mondros’tan İzmir Suikastı Davası’na) –…
-
Hücreye döndüklerinde Mersin’de yayımlanan Doğru Söz gazetesi sahibi Ata Çelebi adlı bir komünist genç onlara mahkemelerin çalışma prensiplerini özetledi: “Burası bir cehennemdir, bir salhanedir. İstiklal Mahkemesi’ne getirilenlerin yüzde doksanı öldürülür (…) Eğer mahkeme sizi savunma için bildirilen günden önce çağırırsa, hakkında idam hükmü verilmiş demektir. Süreyi uzatmakta fayda yoktur. Yok, gününde çağrılırsanız, durumunuz şüpheli demektir.”…
-
Eşi Sabiha Hanım’la birlikte sahibi olduğu Resimli Ay dergisinde yürüttüğü demokrasi ve özgürlük mücadelesi ile Ankara’nın ve bizzat Mustafa Kemal’in tepkisini çekmiş olan Zekeriya Bey, ayrıca komünist olarak da tanınıyordu. O günlerde Resimli Ay’ın en önemli temalarından biri Millî Mücadele’nin sadece birkaç kahraman liderin değil, işçisinden köylüsüne, memurundan askerine, kadınından gencine tüm halkın eseri olduğu…
-
Zaten Mustafa Kemal daha 16/17 Ocak 1923’te İzmit Kasrı’ndaki basın toplantısında “İnkılâbın kanunu mevcut kanunlar üstündedir” diyerek, rotayı göstermişti. Hâkimler ile savcı arasındaki anlaşmazlık, “gerekirse kanunların üzerine çıkarız” görüşünün üstün gelmesiyle sonuçlandı. Sf. 354 Alıntı; Öteki Tarih II (Mondros’tan İzmir Suikastı Davası’na) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 354) kitabından…
-
1793’te Fransa’da kurulan olağanüstü yetkilere sahip İstiklal Mahkemesi’nden esinlenilerek ’İstiklal Mahkemeleri‘ kuruldu. Mahkemelere en büyük itiraz, İkinci gurubun lideri Erzurum Milletvekili Hüseyin Avni Bey’den geldi. İstiklal Mahkemeleri, kanunla kuruldukları için hukuki idi ancak yargılama usulleri acısından hukuk dışıydılar, Çünkü üyeleri Meclis içinden seçiliyordu ama savcı hariç üyeleri hukukçu değildi. Kapılarının üstünde ‘İstiklal Mahkemesi Mücadelesinde Yalnız…
-
Hâlbuki isyanın arkasında Cibranlı Miralay Halit Bey ve Bitlisli Yusuf Ziya Bey’in liderliğini yaptığı; İhsan Nuri, Süleymaniyeli İsmail, Mülazım Hakkı Saveş gibi milliyetçi, seküler Kürt aydınının önemli kadrolarını oluşturduğu Hizbe Azadiya Kürdistan (Kürdistan’a Özgürlük Partisi, kısaca Azadî) adlı seküler örgüt vardı. Sf. 339 Alıntı; Öteki Tarih II (Mondros’tan İzmir Suikastı Davası’na) – Ayşe Hür, (Profil…
-
Cemiyet-i Akvam’ın (Birleşmiş Milletler’in)bir raporuna göre harekât sırasında 15 – 20 bin isyancı öldürülmüş, 206 köy, 8.758 ev yıkılmış, hükümet 20 milyon pounda yakın para harcamıştı. Bu miktar tüm Millî Mücadele sırasında harcanan paradan fazlaydı. Resmî rakamlarca “16 zabit, 106 nefer şehit olmuş, 17 zabit, 300 nefer yaralanmıştı” Tarafların kayıpları arasındaki devasa fark, Ankara’nın isyanı…
-
Duruşmaları da izleyen halk, mahkûmları bizzat asmak için birbirini ezmiş, her idam mahkûmuna bir devlet görevlisi (aralarında görevleri hayat kurtarmak olan sağlık memurları da vardı) tahsis edilerek, idamlar gerçekleştirilmişti. Şeyh Said asıldığında halktan bir alkış tutanı kopmuştu. Sf. 338 Alıntı; Öteki Tarih II (Mondros’tan İzmir Suikastı Davası’na) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim…
-
Sonunda Fransa’nın izniyle Suriye sınırından geçen demiryollarını kullanarak isyancıların arkası sarıldı. Şeyh Said ve yanındakiler, 14 Nisan’da, Ankara’nın Azadî örgütündeki casusu olan Cibranlı Binbaşı Kasım Bey tarafından yakalanarak hükümete teslim edilince isyanın sonu geldi. Azadî liderleri Cibranlı Miralay Halit Bey, Yusuf Ziya Bey ve üç kişi aynı gün Bitlis’te kurşuna dizildiler, 81 kişi Diyarbakır’a götürüldüler.…
-
Ancak, 13 Şubat 1925’te Bingöl’de patlak veren Şeyh Said İsyanı, ülkedeki tüm muhaliflere yönelik genel bir sindirme kampanyasının başlamasına vesile oldu. Fırtınadan TPCF de nasibini aldı. İddialara göre, ülkede demokrasinin yıllarca askıya alınmasını sağlayan 3 Mart 1925 tarihli Takrir-i Sükûn Kanunu çıkmadan bir süre önce, Başbakan Fethi Bey, TPCF Genel Başkanı Kâzım Karabekir’i ziyaret ederek…
-
Bir diğer suçlama ise TPCF’nin programının ve tavrının ‘irticayı cesaretlendirdiği’ idi. Oysa bu iddianın dayandırıldığı 6. Madde’de sadece şunlar yazıyordu: “Fırkamız itikad-ı diniyeyye ve fikriyyeye hürmetkârdır. (partimiz dini inanışlara ve fikirlere saygılıdır.)” Programda Halifeliğin geri getirilmesi talebi olmadığı gibi dinin önemine dair en ufak bir atıf yoktu. Dahası, yürürlükte olan 1924 Anayasası’nın 2. Maddesi’nde “Türkiye…
-
11 Aralık 1924 tarihli Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde, Mustafa Kemal’in 21 Kasım 1924’te The Times gazetesinin İstanbul muhabiri Mr. Macartney’e verilen bir mülakat yayımlanmıştı, mülakatta Mustafa Kemal, millî egemenlik esasına dayanan ülkelerde siyasi partilerin kurulmasının gayet doğal olduğunu; Türkiye Cumhuriyeti’nde de rakip partilerin elbette olacağını, TPCF’nin de gerekli formaliteleri tamamlayarak kurulduğunu belirtiliyordu. Mülakat, 18 Aralık 1924…
-
17 Kasım 1924’te, yeni bir partinin kurulduğu haberi kamuoyuna bomba gibi düştü. CHF’li 22 milletvekili tarafından kurulan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının (TPCF) kurucuları arasında Kâzım Karabekir Paşa gibi muhafazakâr milliyetçiler, Rauf Bey gibi meşrutiyetçiler, Ali Fuat Paşa gibi eski Bolşeviklik sempatizanları, İsmail Canbulat gibi İttihatçılar, Dr. Adnan Bey gibi bilim adamları, Hüseyin Avni Bey gibi liberaller…
-
“Mütareke Basını” Sekizinci grupta İtilaf Kuvvetleriyle işbirliği yapan 13 polis vardı. Dokuzuncu grupta Millî Mücadele sırasında İşgal Kuvvetleriyle birlikte davranan ya da Kemalist güçlere destek vermeyen 13 gazeteci (en ünlüleri Mevlanzade Rıfat Bey, Said Molla, Refik Halid, Refii Cevad, Ömer Fevzi) vardı. Bir başka ünlü ‘hain’ gazeteci Ali Kemal, 5 Kasım 1922’de İzmit’te ‘Sakallı’ Nureddin…
-
Yedinci grubu, 24 Ekim 1921’de, İngilizlerin ve Yunan işgal kuvvetlerinin himayesinde, Şark-ı Karib Çerkezleri Temin-i Hukuk Cemiyeti’nin (Yakın Doğu Çerkezlerinin Haklarını Sağlama Derneği) kongresine katılan 18 kişi oluşturuyordu. Alıntı; Öteki Tarih II (Mondros’tan İzmir Suikastı Davası’na) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 328) kitabından birebir alınmıştır.
-
Kütahya Milletvekili Recep (Peker) Bey, Emniyet’in hazırladığı 600 kişilik listeden geri kalanların ziyan olmaması (!) için, bu kişilerin fotoğraflı künyelerini içeren bir ‘Siyah Liste’ hazırlanıp iskelelere, istasyonlara asılmasını, emniyet teşkilatına dağıtılmasını önerdiyse de öneri reddedildi. Karesi Milletvekili Ahmet Süreyya Bey, Ermeni, Rum ve Yahudilerin de eklenmesi için epey mücadele etti ancak bu teklif Ferid Bey…
-
Dâhiliye Vekili Ferid Bey, Yusuf Bey’in endişe etmemesini, çünkü listeyi yaparken belli prensiplere sadık kaldıklarını açıkladı. Ancak Yusuf Bey’in ısrar etmesi üzerine patlayıverdi: “Efendim, prensip diye ne istiyorsunuz? Hain, hain[dir]. Ne prensibi? Yalnız hıyanetin vecih (yolu) ve nevi (türü) itibariyle ancak tasnif kabil (sınıflandırmak mümkün) olur. Yoksa prensip nedir?” Elbette bu cevaptan sonra Yusuf Bey’de…
-
Lozan’da sadece sayı tespit edilmişti. Listeye kimlerin konulacağına daha sonra karar verilecekti. Yani suçtan listeye değil, listeden suça gidilecekti. Sf. 323, 324 Alıntı; Öteki Tarih II (Mondros’tan İzmir Suikastı Davası’na) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 323, 324) kitabından birebir alınmıştır.