Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Mustafa Kemal Paşa

  • Ankara Anlaşmasıyla beraber Fransa’nın Ankara’daki Milli­yetçilere desteği had safhaya çıktı. Anadolu’da işgal ettikleri yerlerden çekilen Fransızlar, ellerindeki topları ve silahları Ankara’ya teslim ettiler. Fransız subaylar bizzat Kemalist orduda vazife al­dılar. Ayrıca 100 bin Alman tüfeğini ve yanında süngülerini ve silah başına bin mermiyi üç parti halinde Antalya ve İnebolu’ya indirerek Kemalistlere verdiler. Milliyetçilerin Paris temsilcisi…

  • Halide Edip Ankara’ya gitmişti gitmesine ama aklı da geride bıraktığı iki oğlunda kalmıştı. Crane’den onlara yardımcı olma­sını istedi. Bunun üzerine Crane, 15 Temmuz’da İstanbul’daki Amerikan Askerî Konsolosuna, Halide’nin çocuklarının maari­fini üzerine alacağını, gerekli muameleleri yapmalarını yazdı. Muameleler derhal başlatıldı ve Crane’in New York’taki ofisi Halide’nin çocuklarını Amerika’ya getirtti. King-Crane Komisyonun­dan Profesör Lybyer, çocukları alıp Illinois…

  • Sevr’e giden heyette Damat Ferit’in dışında, Aub­rey’in diğer dostu Filozof Rıza Tevfîk de vardı. İkisi de İngilizlerin Milliyetçilere düşman olduğunu düşünüyor ve bir an evvel sulh gelsin istiyorlardı. Sf. 391 Alıntı; İngiliz Derviş (Yeni Türkiye’nin Doğuşu ve Aubrey Herbert) – Mehmet Hasan Bulut, (IQ Kültür Sanat Yayıncılık, Ağustos 2016 – Sf. 391) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ankara’da Meclis’in açılışı bayram havasında geçti. 23 Nisan 1920’de önce Hacıbayram Camii’nde dualar edildi ve kurbanlar kesildi, sonra da eski İttihat ve Terakki merkezi olan binada Bü­yük Millet Meclisi açıldı. İstanbul’un işgalinden kaçan mebuslar, Kuzey Amerika çiftçilerinin Amerikan İstiklâl Beyannamesinden sonra yaptığı toplantılara benzer şekilde, atlarıyla gelip atla­rını meclisin önündeki parmaklığa bağladılar. Bu arada Yunan…

  • Ankara’yı destekleyen kabine iktidara geldiğinde İttihat ve Terakki Komitesi mensupları, İstanbul’da bir teşkilat kurmuşlardı. Teşkilât; askerî, siyasî ve ticarî olmak üzere üç kısımdan müte­şekkildi. Askerî kısım, İstanbul’dan gençleri zorla askere alarak veya subay kaydederek Anadolu’ya sevk ediyordu. Ayrıca Ankara için askerî malzeme ve kurye gönderiyor ve istihbarat topluyordu. Siyasî kısım da subayların kontrolündeydi ve askerî…

  • Hükümete, bu hareket kontrol altına alınmazsa, sulh şartlarının daha da sertleşeceği bildirildi. Zavallı İstanbul, hem Milliyetçi Hareketin kontrol altına alınmasını isteyen, hem de onların üzerlerine asker gönderilmesine izin vermeyen İngilizlerin tam olarak ne istediğini anlayamamıştı. Sf. 380 Alıntı; İngiliz Derviş (Yeni Türkiye’nin Doğuşu ve Aubrey Herbert) – Mehmet Hasan Bulut, (IQ Kültür Sanat Yayıncılık, Ağustos…

  • Gitmemesinin di­ğer bir sebebi de Fransızlardan İstanbul’un işgal edileceğini öğrenmesiydi. Mustafa Kemal, İstanbul’daki Milliyetçilere haber göndererek, işgalden sonra mebuslardan hükümet kurmaya ye­tecek kadar kısmının Ankara’ya gelmesini istedi ve geleceklerin yol masrafı için Osmanlı Bankası’na para yatırdı. Sf. 380 Alıntı; İngiliz Derviş (Yeni Türkiye’nin Doğuşu ve Aubrey Herbert) – Mehmet Hasan Bulut, (IQ Kültür Sanat Yayıncılık,…

  • Ankara’ya gelmiş ve ilk gecesini Vehbi Koç’un ortağı Ya­hudi Yasef Ruso’nun evinde geçirmişti. Mustafa Kemal’in Anadolu’ya çıktığı zaman Padişah’tan al­dığı para dışında elinde, İttihat ve Terakki Komitesi tarafından kendisine verilen paralar bulunuyordu ama onun daha fazlasına ihtiyacı vardı. Bu yüzden Anadolu’ya geçer geçmez Kâzım Karabekir’den Bolşeviklere adam gönderip anlaşma yapmasını iste­mişti. Sf. 375 Alıntı; İngiliz…

  • Mustafa Kemal’in İngilizlerin onu sevdikleri için Kürtleri bir ni­zama sokmaya çalıştığını düşündüğünü de raporuna ekledi. Raporun sonunda Lawrence, Mustafa Kemal ile Enver’i kıyaslıyordu: “Mustafa Kemal, oradaki [Çukurova-Kilikya] Fransız faali­yetlerinden kaygılanıyor. Kendisi şimdi İngiliz yanlısıdır. Çünkü (Montagu, C. Amery ve Aubrey Herbert’ten oluşan) Türk yandaşlarımıza güveniyor. Sf. 369 Alıntı; İngiliz Derviş (Yeni Türkiye’nin Doğuşu ve Aubrey…

  • Mustafa Kemal’in Pera’da görüştüğü ve İngiltere Hükümetinin reisi Lloyd George ile yakın bağlantıları olan Rahip Frew, Damat Ferit’e İngilizlerin artık Mustafa Kemal’e karşı olduğunu söylüyor ve ona karşı cephe alması için Sadrazam Ferit’i kışkırtıyordu. Buna inanan Damat Ferid, Anadolu’da kendi hükümetlerini kuran Milliyet­çiler üzerine asker göndermek istedi ama İngilizler bunu kabul etmedi. Hatta Heyet-i Temsiliye’nin…

  • Kongre esnasında birileri, Elaziz Vâlisi Ali Gâlip ve İngiliz is­tihbaratçısı Binbaşı Noel’in, İstanbul Hükümetinin deste­ğiyle Mustafa Kemal’in üzerine asker gönderip Milliyetçi Hare­keti dağıtacağı dedikodusunu yaymıştı. Bunun üzerine Mustafa Kemal, Ali Gâlip ve Binbaşı Noel’in derhal tevkif edilmelerini emredip üzerlerine bir ordu gönderdi. Ali Gâlip Sivas’a gitmesi emredildiği halde oyalanıyordu. Milliyetçiler gelince geride oku­maları için birtakım…

  • Anadolu artık halaskâr [kurtarıcı] Mustafa Kemal’in ge­lişini bekliyordu. O ise yola çıkmadan önce son hazırlıkları yapı­yordu. İstanbul Harbiye Nezâreti’nde İngiliz İrtibat Subayı olan Yüzbaşı John G. Bennett ile görüşmüş ve ona İngilizlerin kont­rolü altında büyük bir Türk ordusu teşkil etmeyi teklif etmişti. Başka bir gün de İtalyan bir işadamının bürosunda İtalyan Yük­sek Komiseri ve mason Kont…

  • Mustafa Kemal, ertesi gün otelde Daily Mail gazetesinin muhabiri ve Aubrey’in arkadaşı George Ward Price ile buluştu. George’a, “Eğer İngilizler Anadolu için mesuliyet kabul edecek olurlarsa, tecrübeli Türk valileri ile işbirliği halinde çalışmak ihtiyacını duyacaklardır. Böyle bir salâhiyet dâhilinde hizmetlerimi arz edebileceğim münâsip bir yerin mevcut olup olmayacağını bilmek isterim” dedi ve kendisini Karadeniz Ordusunun…

  • Mustafa Kemal, Lawrence ile 27 Eylül gecesi tekrar görüştü. Ona, Genç Araplarla, yani Emir Faysal’ın adamlarıyla anlaştığını, Türk­lerin başka milletlere ait toprakları terk etmesi ve Anadolu’ya odak­lanması gerektiğini söyledi. Orduyu bu yüzden geri çekiyordu. Türk ordusu ricat ederken İngiliz tayyareleri yukarıdan üzer­lerine aralıksız bomba yağdırıyordu. Askerler panik halindeydi­ler. O kargaşa içinde Şam’a doğru çekilirken Mustafa…

  • Ölüme gönderdiği Müslüman askerlerin şehit olmak için gözünü kırpmadan can verişini gören Mustafa Kemal, onların bu inanç­larını arkadaşı Madam Corinne’ye şöyle yazıyordu: “Askerlerim pek cesur ve düşmandan daha mukavemetlidirler. Bundan başka, hususî inançları, çok defa ölüme sevk eden emir­leri yerine getirmelerini çok kolaylaştırıyor. Filhakika, onlara göre iki semavî netice mümkün. Ya gazi veya şehit olmak!…

  • Kimin kime ne borç verdiğini bilene kadar politika, tarih ve milletlerarası kavgalar hakkında hiçbir şey bilmiyorsun demektir. Ezra Pound Sf. 61 Alıntı; İngiliz Derviş (Yeni Türkiye’nin Doğuşu ve Aubrey Herbert) – Mehmet Hasan Bulut, (IQ Kültür Sanat Yayıncılık, Ağustos 2016 – Sf. 61) kitabından birebir alınmıştır.

  • Daha sonra Bolşeviklerle arasında anlaşmazlık çıktı ve İran’a kaçtı. Türk dili uzmanı olarak (Başkir dili de Türkçedir) 1924 yılında Ankara’da, Mustafa Kemal’in Milli Eğitim Bakanlığı’nda danışman olarak göreve başladı. Bunu izleyen yıllarda İstanbul Üniversitesi’nde Türkçe profesörü oldu. Yedi yıl sonra ondan ve öteki profesörlerden uygarlığın Türklerden doğduğu yönünde eğitim yapmaları istenince, istifa edip Viyana’ya gitti.…

  • 1925’ten 194l’e kadar İran Şahı olan Rıza Han, Atatürk’e hayrandı ve benzer bir politikaya soyundu: Peçe yasaklandı; mollalar tıraş olmaya ve geleneksel sarık yerine kep giymeye zorlandılar; Şii imam ve şehit Hüseyin onuruna yapılan geleneksel kutlamalar yasaklandı. Freud, herhangi bir dinsel baskı uygulamasının yalnızca zararlı olabileceğini ustalıkla görmüştü. Cinsellik gibi din de yaşamı her düzlemde…

  • Rorschach kayıtlarını kullanarak, Nazileri sıradan insanlardan ayırmanın bir yolu yoktu. Her durumda Harrower, kişilik özelliklerinin Nazi rejiminin vahşeti ve gerçekleştirdiği zulümle çok az ilgisi olduğunu düşünüyordu. Alman faşizminin yükselişinde daha belirleyici olan, normal insanların mitlere, propagandacı manipülasyona, aldatmaya ve korkuya olan yatkınlığıydı ve bu yatkınlık, bizim türümüzün karakteristik bir özelliğiydi. “Burada da gerçekleşebilir,” dedi Harrower.…

  • Kelley, Hitler’in iş arkadaşları, doktorları, sekreterleri ve Nazi liderinin hayatına dair yakından bilgisi olan herkesle görüşme yapmıştı. Vardığı kanaate göre: “Hitler, kendi yeteneğine çok fazla inanmış, megalomanlaşmıştı. Üçüncü Reich’ı başarıya götürebilecek tek kişinin kendisi olduğuna inanıyordu. Bazen de vazifesi için kendisini Tanrı’nın seçtiğini hissediyor gibiydi.” Hitler’e karşı gelen herhangi birisi, liderin korkunç öfkesiyle karşılaşıyordu. Kelley’ye…