Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Mustafa Kemal Paşa

  • Kâzım Karabekir de Terakkiperver Fırka Başkanı sıfatıyla Ankara’da tevkif edilmiş bulunuyordu. Başbakan İsmet Paşa bu kişilerin tevkifi için mahkemenin verdiği kararlardan haberdardı. Buna rağmen, mahkemeye haber vermeden Polis Müdürü Dilaver Bey’e Kâzım Karabekir Paşa’nın serbest bırakılması için emir vermişti.   Dilaver Bey Başbakan’ın bu emri ile Kâzım Karabekir Paşayı serbest bırakmış, durumu da hemen mahkeme savcılığına…

  • (Yer Ankara, henüz suikast olayı duyulmamış, Ziya Hurşit yakalanmamış. İstiklâl Mahkemesi heyeti, Çankaya civarındaki Maraş Mebusu Nurettin Bey’in köşküne serinlemek ve akşam yemeği için gidiyorlar, buradan çıkınca Eskişehir Mebusu olan ve İzmir suikastı davasında astıkları Ayıcı Arif Bey’in köşküne gidiyorlar. Arif Bey bu mahkeme heyetini görünce heyecanlanıyor.) Oturur oturmaz ben, hiçbir sebep olmadığı halde, muhakkak…

  • Hükümet, İzmir’e hareketimiz için bir özel tren hazırlatmıştı. Trenin hareketinden önce trenin salonunda arkadaşlarla toplandık. Durumu inceledik. Ziya Hurşit’in itirafı üzerine olay ile Terakkiperverlerin (Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası yöneticilerinin) ilgisi ihtimalini teemmül ettik (istekle ve etraflıca düşündük). Bütün Terakkiperver Fırka üyelerinin bulundukları yerlerde ve aynı saatte derhal tevkif edilmelerini ve evlerinin itina ile aranmasını ve çıkacak…

  • Gazi İzmir’e ulaşınca, Ziya Hurşit ile diğer şerirleri (şirretli adamları) bizzat huzuruna çağırıp sorgulamış, (1) Ziya Hurşit her şeyi kabul ve itiraf ettikten sonra Gazi; “-Ziya Hurşit! Seninle hayli arkadaşlık ettik. Hayatıma kastedecek kadar ileri gitmene sebep neydi? Bana acımadın mı?” dediği zaman susmuş. Alıntı: İstiklâl Mahkemesi Hatıraları – Kılıç Ali (Sel yayınları 1955- Sf.…

  • Düzce veya Hendek’ten bir genç, bilfiil Düzce İsyanına katılmış olmasından dolayı İdama mahkûm ettik. Ve kararı kendisine tebliğ ettik. İhsan Bey ile evimize gidiyorduk, Jandarma subayı arkamızdan koştu; “-İdam Mahkûmunun size bir söyleyeceği varmış!” dedi. Derhal döndüm. Genç, bana; “-Efendim, ben bu hıyaneti yaptım fakat sonradan Genel affa uğramıştım.” dedi. Kendisine; “-Savunmanda niçin bunu söylemedin?”…

  • İkinci Ankara İstiklâl Mahkemesinde Afyon Mebusu Ali Bey’le (Kel Ali Çetinkaya) görevde idik. Osmaniye’nin Bahçe kazasından (Kasabasından) boylu poslu, irice, levent gibi gayet güzel bir delikanlı mahkememize gönderilmişti. Askerlikten firar etmiş, takip eden müfrezeye karşı silahlı çatışma sonucunda yakalanmış olmakla suçlanıyordu. İdam kararını verdik fakat bu karar beni çok üzdü. .. Sabah erken Mahkemeye gittim,…

  • (Yıl 1920, Hint asıllı İngiliz ajanı Mustafa Sağir, İstiklâl Mahkemesi tarafından yargılanıp idama mahkûm ediliyor. Genelkurmay Başkanı olan İsmet Paşa, Ankara Emniyet Müdürü Dilaver Bey’i göndererek bu infazın (ceza kararının uygulanmasının) Gazi ile görüşülmesi sonucuna kadar geciktirilmesini istiyor. Kel Ali hemen Gazi’nin yanına gidiyor, Gazi telefonla hemen İsmet Paşa ile konuşuyor;)  Gazi’nin hali sıkkın ve…

  • İstanbul henüz İtilaf Devletlerinin işgali altındaydı, o sırada Gazi, benimle arkadaşım İhsan’ı (1) İstanbul’daki milli teşkilatımızı gözden geçirmek ve başkanları ile görüşmek, temas etmek üzere gizli olarak ve takma adlarla İstanbul’a göndermişti. Teşkilat arkadaşlarımız bizi Kara Kemal’le de görüştürmeyi arzu etmişlerdi. Kara Kemal bize, Ankara’daki 2. Gurup şeklindeki ayrılığı (Mustafa Kemal’e muhalif olan mebusların gurubuna…

  • Bu mahkemeleri (İstiklal Mahkemeleri) Çeka Mahkemesine benzetenler de olmuştu. Alıntı: İstiklâl Mahkemesi Hatıraları – Kılıç Ali (Sel yayınları 1955- Sf. 9) kitabından birebir alınmıştı. BAKKAL’IN NOTU (1995): Çeka, komünist ihtilalinden sonra Rusya’da kurulmuş devrim mahkemeleri.

  • Keyfi idarelerin milli yapıda yapacağı tahribatı bilen adamlarız… İnkılabın ve memleketin kurtuluşu, ordunun takviyesi, milli davanın her etkiden korunması başlıca hedefimizdi.  İnkılap kurtları, her cins haşere, milletin kurtuluşunu engellemeye, inkılabın aleyhindeki harekâta hâkim olmaya çalışıyorlardı. Mahkeme heyeti olarak çalışırken daha çok bu gibilerin gizli emellerini, gizli ihtiraslarını meydana çıkarmaya çalışmak gerekiyordu. Alıntı: İstiklâl Mahkemesi Hatıraları…

  • Mahkemelere Millet Mahkemesi ismini vermek isteyenler olduğu gibi Terreur Mahkemesi denilmesini ileri sürenler de olmuştu. Alıntı: İstiklâl Mahkemesi Hatıraları – Kılıç Ali (Sel yayınları 1955- Sf. 7) kitabından birebir alınmıştı.

  • (9 Şubat 1925’te Başbakanlık bütçesi görüşülürken, Elazığ Mebusu Hüseyin Bey (Deveci), baytarların (Veterinerlerin) terfileri hakkında bir önergeyi imza ettirmek için Ardahan Mebusu Halit Paşa’ya gidiyor. Tersliği üstünde olan Deli Halit Paşa bunu imzalamıyor ve tartışıyorlar. Halit Paşa Hüseyin Bey’i vurmak istiyor ama bırakmıyorlar.  Rize Mebusu Rauf Bey, Bozok Mebusu Salih Bey, Antep Mebusu Kel Ali…

  • Atatürk, Latife Hanımla evlendiğinden kısa bir zaman sonra, Çankaya Köşkü’ne, Atatürk’ün üvey babasının erkek kardeşinin kızı olan Fikriye Hanım geliyor. (1) Günün birinde Fikriye’nin Almanya’dan dönüp, gelir-gelmez Ankara’ya giderek Atatürk’ü ziyaret etmek istediği halde, Başyaveri Rasuhi Bey’in, herhalde daha önce almış olduğu talimata uyarak, nezaketle engel olması üzerine, Fikriye’nin son derece mahzun, müteheyyiç bir vaziyette…

  •      O zaman Ankara’da Rus Sefarethanesinde kafayı çekmekle meşgul olan, İstiklâl Mahkemesi Reisi Ali Çetinkaya’ya bu haber bildirilince, sevinçten bir kadeh daha yuvarlayarak, hemen oradaki İsmet Paşa’ya koşarak; “- Paşa’m müjde!  Kara Kemal gürledi gitti! İntihar etmiş!” diye müjdeyi verdi. Alıntı: Cumhuriyet Devrinde Siyasi Cinayetler – Feridun Kandemir (Ekicigil Tarih Yayınları 1952 – Sf. 100)…

  • Ve Meclis’e bir önerge veriliyor;  ” … yapılan çatışma sonucunda yaralı olarak ele geçirilen ve sonradan geberen, hunhar katil Kaymakam (yarbay) Topal Osman’ın Meclis’in kapısı önünde asılarak teşhir edilmesini teklif ederiz.” İttifakla (herkesin katılımıyla) kabul edilen bu teklif de Topal Osman’ın cesedi Meclis önündeki sehpada sallandırılmak sureti ile yerine getirildi. Fakat ceset başsızdı.          Alıntı:…

  • Lazistan Mebusu Ziya Hurşit Bey (1) ; “-Giresunlu Topal Osman ve hempalarından, suç ortaklarından BMM Başkanlığı Muhafız Bölüğü Kumandanı Mustafa Kaptan adlı şahsa fuzuli olarak verilen Teğmen rütbesi dolayısıyla askeri tevkifhanede (tutukevinde) yatması pek manasızdır. Kendisinin derhal genel hapishaneye nakli ve cinayetin hakiki müsebbiplerinin (sebep olanların) süratle tahkiki ile (araştırılarak) meydana çıkartılmasını teklif ederim.”   Ziya…

  • … korumasıyla görevli olduğu Mustafa Kemal Paşa’ya kıymaya kalkması ihtimali olduğundan her şeyden önce, Mustafa Kemal Paşa’yı bu melun’un şerrinden korumak gerekiyordu.    Mustafa Kemal Paşa’yı ve Latife Hanım’ı Çankaya Köşkünün arka tarafından aldırıp istasyona getiriyorlar. Tam o sırada Çankaya’da ateş de başlamıştı.  Topal Osman, yarasından akan kanları sile sile kudurmuşçasına; “Ah namertler! Kancıklar! Beni gafil…

  • “-Efendiler! Bu kürsü artık onun sağlam mantığından ,… vatansever sözlerinden mahrum kalmıştır. Fakat .. Ruhu bizimledir. Âşığı olduğu hürriyet ve milli egemenliği biz ve bizden sonra gelecek şerefli Türk milletinin temsilcileri, yerine getirmekle, daima onun ruhunu şad edeceğiz.  Ey gaddar el! Ey hunhar pençe! Ne istiyordun bu vatanperverden?  Ey zalim! Ey alçak! Ne istiyordun bu…

  • Ali Şükrü Bey, … Muhalefetlerine devam ederken, 27 Mart 1923’te evinden çıkıp Meclis’e giderken kaybolmuş. 30 Mart 1923 günkü celsede BMM de Hüseyin Avni (Ulaş) Bey;   “- …. Ey milletin Kâbe’si! Sana da mı saldırı? Ey Milletin iradesi sana da mı taarruz? … Arkadaşlar! Asırlardan beri bu memleketi inim inim inleten saltanatların ve onun…

  • “Atatürk ölünce, Saray ani bir biçimde boşalıverdi.  … Atatürk ölmüş, Saray’a feryadı figan içinde, ona karşı son sadakati hayatı bahasına gösteren aziz arkadaşımız Salih kanlar içinde bitap yatarken, Saray ani surette boşalmış, birkaç arkadaş dertlerimizle, teessürümüzle baş başa kalıvermiştik. Tıpkı tarihlerde gördüğümüz gibi bir tarafta Padişahın hasıra sarılmış cenazesi, diğer tarafta Kılıç Alayı (Merasim kıtası)…