Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
about
Kategori: Müzik
-
Türkçe olarak kaleme “alınmış ilk musiki risalesinin, Çemişkezekli olduğu tahmin edilen Ahmed oğlu Şükrullah’a ait olduğu iddia ediliyor. Sf.189 Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 189) kitabından birebir alınmıştır.
-
Evet, kaynaklarımız daha çok Batılı gözlemcilerin yazdıklarıyla sınırlıdır dersek yanlış söylemiş olmayız, örneğin Cizvit papazı Giambatista Toderini’nin iddiası, “İstanbul Türkleri IV. Murad’ın Bağdat’ı aldığı hicri 1047 (1677) yılına kadar musiki sanatını yahut bilimini tanımıyorlardı” şeklindedir. Burada kastedilen yüzyıllardır kültür geleneğimiz olan halk müziği değildir kuşkusuz. Mesele halk müziği değil. Sf. 189 Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük…
-
Halkını sevmek dilini sevmektir. Ve dil, en çok türküde ve şarkıda güzeldir. Sf. 409 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 409) kitabından birebir alınmıştır.
-
Bugün Türkiye’de “ünlü” şarkıcıların çoğunu korist bile yapmamak durumundayız. Doğrusu biz müziğimizi bozmaya, Livaneli ile solda başladık, kulakları tahrip ettik ve ortalığı kalpazanlara bıraktık. Köy nedir; herkesin her işi yaptığı ve birikimin reddedildiği yerdir. Şimdi müziğimiz, hiçbir müzik eğitimi almamış ve en fazla karga seslilerin tımarıdır. Sf. 406 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki…
-
Bozmak ise bütün meslekler içinde en az yetenek isteyenidir, inşaatları yıkmak için, hiçbir kalifikasyonu olmayan ameleler kullanılması bunu gösteriyor. Türkiye eğlence sektörünün yıkıcıları da böyledir; hiçbir kabiliyetleri bulunmamaktadır. Oligarşi, güldürmeyen komikler, sessiz şarkıcılar, dudaksız güzeller ve Kürt – Yahudi’si türkücü ve fos sunucularla büyük bir bozma savaşı başlattı. Sf. 289 Alıntı; Putları Yıkıyorum – Yalçın…
-
Roma Halifesinin (Osmanlı sultanlarının) hekimleri, sesleri daha güzel olsun diye oğlanları hadım ediyor. Sf. 43 Alıntı; Alamut’a Dönüş (Güvercinin Gerdanlığı) – Ernst W. Heine, (Yurt Yayını, Sf. 43) kitabından not alınmıştır
-
Aradan bunca yıl geçmesine rağmen bugün bile coşkuyla söylediğimiz “Gençlik Marşının müziği bir İsviçre okul şarkısından alınmadır. Söz yazarı ise şair Ali Ulvi Elöve’dir. Mustafa Kemal’le aynı yerde (Selanik) ve aynı yıl (1881) doğan Ali Ulvi, 15 Ağustos 1975’te vefat etmiştir. Üsküdar Bülbülderesi Mezarlığı’ndaki aile mezarlığına defnedilmiştir. Sf. 370 Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı)…
-
Caz, Afrika’nın hıçkırıklarıyla Amerika’nın soysuzluğunu üst üste getiriyor. Cazda başkaldırı ile boş vermişlik iç içe yatıyor ve hüzün ile gülünçlük birbirini yok etmek için uğraşıyor. Caz önce kaldırıyor ve sonra oturtuyor; bir ataleti veriyor. Ayrıca kolay bir müziktir; kültürsüzlüğün ve kültürsüzleştirmenin bir tekel politikası olduğu bir dönemde, bir müzik birikimi olmadan da dinlenebiliyor. Sf. 121,…
-
Şef Lolinevi Pradelli “Ama sizin sesiniz çok detone.” Diyordu. Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 154) kitabından birebir alınmıştır.
-
Yahudileri ikiye ayırmak esastır; bir tarafta Aşkenazi Yahudileri var, Aşkenazi veya eskenazi de deniliyorlar ve bu daha yaygındır. Büyük Britanya, Fransa, Almanya, Polonya ve Rusya Yahudileri Eskenazi kategorisine giriyorlar ve Yidiş ana dilleridir. İspanya, Portekiz, Kuzey Afrika, İtalya ve Ortadoğu Yahudileri ise Seferad adını alıyorlar ve konuştukları dile Ladino deniyor. …. Türkiye’ye gelmeden “Arabize” idiler.…
-
Eğer Livaneli ve Pekkan, bu ülkede, şarkıcı olabiliyorlarsa, para kazanabilmelerini ve popüler olmalarını bir kenara bırakıyorum, böyle bir ülkede müzik gırtlağı bir yana doğru dürüst müzik kulağı olduğundan kuşku duyuyorum. Sf. 291 Alıntı: El Kitabı – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık 1. Baskı Kasım 1997 – Sf. 291) kitabından birebir alınmıştır.
-
Kendi heykellerinin yapılmasını emretti. Ankara’da çıplak modellerle çalışacak karma bir sanat okulu açtı. Batı müziğini yerleştirmek istiyordu. Türklerin Araplardan öğrendikleri genizden gelen, kedi sesine benzeyen yüksek sesten vaz geçilmeliydi. En son çıkan Viyana Valslarını son moda zenci cazını ve fokstrotu ülkeye getirmişti. Sf. 213 Herkesi, bakanları, mebusları ve bürokratları .. baloda dans etmeye mecbur etti.…
-
(Öcalan Anlatıyor:) “Onu uyardık Kürt müziği de yapması için ama korkuyor.” Alıntı: Kürt Bahçesinde Sözleşi – Yalçın Küçük ve Abdullah Öcalan (Başak Yayınları Nisan 1993 1. Baskı – Sf. 391) kitabından birebir alınmıştır.
-
Arabesk, yüzeysel izlenimlerin inatçı tekrarı anlamına geliyor. Estetiğin çölün tekdüzeliğini tekrarından kaynaklanan bir yanı var. Bir yanı ise İslam’ın süsleme sanatında motifleri son derece sınırlamış olmasıdır. Arabesk, estetik, çok az motifi inatla ve bıktıran ölçüde tekrarlamaya dayanıyor. Bugünkü “arabesk müzik” de, derine inemeyen acıların yüksek haykırışlarla tekrarlanması demek oluyor. Geriye iki nokta var. Bir; bu…
-
Hatırladığımız sesler büyük çoğunlukla hoş olmayan seslerdir. Çünkü güzel bir ses ve doğru telaffuz amacına ulaştığı için, fark edilmez. Sesin müziği hayatın gerçeğidir.. Alıntı: Bedenin Dili ve Zuhal Baltaş ve Acar Baltaş (Remzi Kitabevi – Sf. 31) kitabından birebir alınmıştır.
-
Benim önyargıma göre “biz” Türklerin müzik değeri olan sesi olamaz. Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 462) kitabından birebir alınmıştır.
-
Dr. Kocabaşoğlu, 27 Mayıs Rejimi altında radyoyu incelerken önce şu saptamayı yapıyor: “27 Mayıs hareketinin radyoya ilişkin önemli buyruklarından birisi ‘Radyomuzda yayınlanmakta olan reklâmlar da dâhil, bütün programlarda, şiirlerde, hüzün, keder, melâl verici kısım ve unsurlar bulunmayacaktır’ şeklinde ‘ivedi ve mühim’ buyruktur.” İhtilâlciler hüzn’ü yasaklıyorlar. Hükümeti almanın doğal coşkusuyla, artık yalnızca neşeli günlerin geldiğini düşünebiliyorlar.…
-
BAKKAL’IN YORUMU (1997); Mustafa Kemal Paşa1934 yılında Meclis’i açarken, “Bugün dinletilmeye yeltenilen musiki, yüz ağartacak değerde olmaktan uzaktır.” dedi. Bir gün sonra da radyolarda Türk müziği yayınları kalktı. Mustafa Kemal Paşa Rumeli Türkülerinin hasretine dayanamadı, bir süre sonra büyük müzik inkılâbı biraz sulandırıldı, türküler çalınmaya başladı. Bu yasak, Türk müziğinin, çalınması, dinlenmesi ve öğretilmesini kapsıyordu.…
-
“İsmail Hami Danişmend; “Musikiyi, Guatelli ve Lombardi adında iki İtalyan öğretmenden öğrenmişlerdir, Sultan Hamit’in garp (batı) müziğini şark (doğu) müziğine tercih etmesi, işte bundandır. Özellikle Türk müziğini hazin bulduğundan bahsedilir.” diyor.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 355) kitabından birebir alınmıştır.