Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Osmanlı Devleti

  • Hâlâ üç yüz kadar Hristiyan’ı örfî tekellüften af tutulmuştur. Sf. 168 Eğin yağı çok meşhur olup, çarşısı baştanbaşa yağcılar ile doludur. Halkının çoğu kemancı (okçu) olduğundan, şehir adları arasında buraya «Kemancılar diyarı» derler. Askerî sınıfları; sinekeş, kemankeş ve serkeş yiğitlerden kuruludur. Sf. 169 Alıntı; Evliya Çelebi Seyahatnamesi III – Mehmet Zilli Oğlu Evliya Çelebi, Sadeleştiren;…

  • Yine kuzeye doğru giderek Ulaş Kasabasına vardık. Sivas toprağında, Türkmen- ağası ulusu Köçümi burada oturup, Türkmenlerden yayla hakkı alır. Ayrıca kadısı vardır. Beş yüz haneli İslâm ve Ermeni kasabasıdır. Sf. 155 Alıntı; Evliya Çelebi Seyahatnamesi III – Mehmet Zilli Oğlu Evliya Çelebi, Sadeleştiren; Tevfik Temelkuran ve Necati Aktaş, Hazırlayan; Mümin Çevik, (Üçdal Neşriyat, Sf. 155)…

  • Halkı, Türkmen ve Ermeni’dir. Debbağhânesi meşhurdur. Sf.154 Alıntı; Evliya Çelebi Seyahatnamesi III – Mehmet Zilli Oğlu Evliya Çelebi, Sadeleştiren; Tevfik Temelkuran ve Necati Aktaş, Hazırlayan; Mümin Çevik, (Üçdal Neşriyat, Sf. 154) kitabından birebir alınmıştır.

  • İttil Kabilesinin durumu: Moğol dilinde «İttil», köpek lisanlı demektir. Bunlar harp meydanında bir çeşit ”Av av, va, va,” eden, kudurmuş köpek gibi uluyan inatçı bir kavimdir. Mardin kalesi yakınında Sancak dağındaki Saçlı Kürtleri de Melek Ahmed Paşa efendimizle kırdığımız vakit, yirmi bin kadar olan o pis kavimler de böyle idi. Mezhepsiz, kötü huylu, leş yiyen,…

  • Mahalleleri: Yetmiş İslâm, yedi de Ermeni mahallesi vardır. Kıpti ve Yahudi’si yoktur. Bütün evleri kâgirdir. İki katlısı azdır. Çoğu tek katlıdır. Çünkü kışı şiddetli ve açık havası pek az olduğundan, on bir ay kar yağdığı çok görülmüştür. Sf. 546 Halkının yüz rengi: Ahâlisi Türk, Kürd, Türkmen ve Ermeni’dir. Gök – Dolak Acemler de var. Sağlam…

  • Fatih Sultan Mehmed Han, denizler gibi askerle karadan ve denizden Trabzon’u kuşatıp, 865 tarihinde ve yetmiş gün kuşatmadan sonra Rumların elinden aldı. Su ve havasının güzelliğinden hazzederek, adına «Tarb-ı Etzun» dedi. Doğrusu, eğlence yeridir. Bir adı da Batumzir (Aşağı Batum)’dur. Bir adı Lezki şehridir. Bazıları Tarb-ı Efsun derler. Amma halk Trabzon der. Fetihten sonra, Mehmed…

  • Bu şehirde 176 Müslüman Mahallesi, 7 Ermeni mahallesi, 9 Rum mahallesi vardır. Ayrıca 6 cemaat Yahudi, 1 mahalle Kıpti, Murâdiye yolu üzerinde bir de miskinler mahallesi bulunur.  Sf. 398 Alıntı; Evliya Çelebi Seyahatnamesi II – Mehmet Zilli Oğlu Evliya Çelebi, Sadeleştiren; Tevfik Temelkuran ve Necati Aktaş, Hazırlayan; Mümin Çevik, (Üçdal Neşriyat, Sf. 398) kitabından birebir…

  • Eyüb hamamı hastalara, Ayasofya hamamı büyük şeyhlere, Sofular hamamı: sofulara, Azablar hamamı azablara, Bostan hamamı bostancılara, Cuma pazarı hamamı pazarcılara, Çukur hamamı mülhidlere, Çinili hamam nakkaşlara, Koca Mehmed Paşa hamamı yeniçerilere, Irgat hamamı ırgadlara, Cerrah Paşa hamamı hekimlere, Aksaray hamamı saraylılara, Sicanlı hamam zencilere, Sultan Bayezid hamamı velîlere, Alaca hamamı delilere, Sırt hamamı hamallara, Sultan…

  • On üç sancağı vardır. Defterdarı, defter kethüdası, defter emîni, çavuşlar kethüdası, emîni ve kâtibi, alaybeyisi, çeribaşısı ve timar defterdarı vardır. Sancakları şunlardır: Adilcevaz, Erciş, Muş, Bargiri, Gerger, Kisanı, Zeryiki, Siirt, Hani, Ağakisi, Ekrad, Beni Kator, Bayezid Kalesi, Berdu ve Ahlat. Bu eyâlete bağlı Abbasoğlularından Belkıs Hânı, Hakkâri hâkimi, Mahmudî hâkimi, Pinyaniş hâkimi eyâletlerinde timar ve…

  • Ebu’l-feth Mehmed Hân tabiatı seven büyük bir padişahtı. Bir gün bütün hekimleri toplayıp, onlara, «Acaba İstanbul’un en güzel suyu hangisidir?» diye sordu. Onlar da, Eski Saray’da bulunan Şem’un pınarının suyunun lezzetli, hafif ve hoş bir su olduğunu söylediler. Diğer pınarların sularını da beşer miskal ağırlıktaki pamuklarla birlikte tarttılar, sonra pamukları ölçülmüş sulara batırıp güneşte kuruttular.…

  • On dokuz sancağı vardır. Beş hükümettir. Bu sancakların on biri Osmanlı malıdır. Ve öteki Osmanlı şehirleri gibi idare olunur. Sekizi Kürt beyleri tarafından idare edilir ki, Selim Hân fethettiği zaman kendilerine yurtluk ve ocaklık olarak hediye etmiştir. Tayin ve azilleri kendilerine aittir. Öldükleri takdirde sancakları eyâlet valisinin emri ile çocuklarına verilir. Başkasına verilemez. Akrabaları olursa,…

  • Sonra Anadolu ve Rumeli’deki vilâyetlerde bulunan vezirlere emirler gönderilip her vilâyetten İstanbul’a adamlar getirtildi. Üsküp halkını Üsküplü Mahallesi’ne, Yenişehir halkını Yenimahalle’ye, Mora Rumlarını Fener kapısına, Selânik Yahudilerinden elli grubunu Tekfur Sarayı ve Şehidler kapısına yerleştirdiler. Bu sebeple buraya «Cufut Kapısı» derler. Anadolu tarafından getirilen Aksaraylıları Aksaray mahallesine, Akkâ, Gazze ve Remle’den gelenleri Tahtakale’ye, Balat şehrinden…

  • Ziyâfetten sonra bütün asker sınıflarının ağaları kâtipleri ve padişahın üç defterdârı toplandılar. Daha önce deniz savaşında alınan Fransa Kralı’nın yirmi gemisindeki mallar, Müslüman olan Baba Mehmed’in Ayasofya’da gösterdiği’ hazine, Tersâne bahçesinde öbek öbek yığılmıştı. Ayrıca diğer bütün kilise ve manastırlardan toplanan mallar da buraya getirildi. Bunlar deftere kayıt olundu, önce orduda hizmet eden hekimlere, göz…

  • Sonra Fâtih, iki rekât hacet ve şükür namazı kılmak için Ayasofya kilisesine girmek istediler. Fakat Ayasofya’nın dört tarafında oturan rahipler kiliseye kapanmışlar, damlardan, pencerelerden ve kulelerden İslâm askerleri üzerine zemberek, neft ve katran yağdırmaktaydılar. Fatih, hemen, Ayasofya’nın etrafını sardırdı. Üç gün üç gece çarpışıldıktan sonra, elli üçüncü günde Ayasofya ele geçirildi. Önce Sultan Mehmed, Ayasofya…

  • On üçüncü maden de, insan unsuru, Belde-i Tayyibe yani Konstantiniyye kalesidir. Burada olan insan denizi ve Âdemoğlunun güzel sevgilisi bir ülkede yoktur. Halen İstanbul’da çoktur. Hatta meşhurdur. Yeryüzünde bin insan ölür, bin bir insan doğar ve bir adam bir adamdan ürer derlerdi, öyle bir büyük ve sevimli şehir ki, İstanbul içinde bin adam ölse yine…

  • Kızılbaşlık: Şii mezhebinin bir yolunun mensuplarıdır. Şeyh Haydar, 12 dilimli kızıl taç, kızıl sarık giyer. Kızılbaş kabul edildikten sonra, İran’daki Safevi şahlarına tabi olan bu zümreye Sünniler, “Kızılbaş” der. İran’da “çarağ kuran”; Anadolu’da “tavşan yemezler”; Bakü’de “kan koyunlular”; Urmiye’de “Abdalbeyliler”; Kürdistan’da Gulyai”, Tebriz’de “Guran”, Karadağ’da “Şamlular”, Karabağ’da milliler”, Meşhed tarafında “Ali Allahiler” denir. Kızılbaşlar İran’da…

  • Kalgaylık: Kırım’da saltanat kavgalarına ve kardeş katline engel olmak için kurulmuş olan sistem. Moğol’da ulus hanedan arasında paylaştırılır. İlk kez Kırım’da Mengli Giray 1475’te büyük oğlu Mehmet’i, Kalgay unvanı ile veliaht yapar. Kardeşlerin taht mücadelesini önlemek için sağlığında böyle bir atama yapmış olmalıdır. Kurum yaşamıştır. Her han tahta geçtikçe kendinden büyük kardeşini, kendinden küçük kardeşini,…

  • Savaşlarda ele geçirilen güçlü kuvvetli esirler Orhan Gazi döneminde pençikoğlanı adıyla nefer olur, pençikoğlanı teşkilatı kurulur, Murat I zamanında Gelibolu ocağı adıyla ocak kurulur ve kapıkulu ocaklarının temeli atılır. Murat II zamanında çıkarılan devşirme kanunu ile Rumeli Osmanlı tebaası Hıristiyan çocuklarından 8-18 yaş arası gürbüz olanları devşirilir. Bu iş ile yeniçeri ağası ile acemi ocağı…

  • Azap (1) Enveri’nin Düsturname adlı eserinde geçer. Azap, ok ve kancalarıyla düşman gemilerinin arkasına takılan Timur Paşa tayfalarıdır. Zanaatkâr ve köylü Türklerdir. Fatih bunları daha sonra sınır şehirlerinde ve kale birliklerinde kullanır. Dönmelerden oluşan akıncıların tam karşıtıdır. Sf. 220, 221 Alıntı; Osmanlı’nın Düzeni (Türklerin Tarihi, Altıncı Kitap) – Doğan Avcıoğlu, Yayına Hazırlayan; Doğan Yurdakul, (Kırmızı…

  • Bir yerin hasılatının belli bir miktarının görevli veya mazul (azledilmiş, görevden alınmış) şahsa tahsisidir. “Eyaletler artık vezirlere veriliyordu. Çünkü merkezde o kadar çok vezir türemişti ki, divanda bunlara yer bulmak imkânsızdı.” Sf. 220 Alıntı; Osmanlı’nın Düzeni (Türklerin Tarihi, Altıncı Kitap) – Doğan Avcıoğlu, Yayına Hazırlayan; Doğan Yurdakul, (Kırmızı Kedi Yayınevi 1. Basım 2013 – Sf.…