Kategori: Osmanlı Devleti
-
Bu Vadilerde tuz madeni olmadığı için gözleri gayet küçüktür. Ama batıdan doğuyu seçerler. Sanki gözleri dürbün aynasıdır. Ama beş on adım yerden bakan adam Kalmuğun gözleri gibi yoktur zanneder. Anadan doğdukları zaman bazısının gözleri köpek gibi bir hafta sonra açılır. Bazısının gözleri açılmayıp ustura ile gözlerini kesip açarlar ve tuz sürerler. Bu kavmin başları Adana…
-
Buralarda hiç gıybet, kötülük, gevezelik, sövme kötü düşünce, kibir, kin ve düşmanlık yoktur. Ama başka kavimlere düşmanlık ederler. Üzerlerine gidip mallarını yağmalarlar. Bütün Kalmuk kavmi on iki padişahlıktır. Her biri beşer, altışar yüz bin adama sahiptir. Hepsinin dilleri birbirlerine başka olup on iki dilleri olduğu inşallah yerleriyle birlikte yazılacaktır. Karanlık dünyaya varınca dünyayı sarmış çeşitli…
-
Ama Tatar kavmi ömürleri boyunca su içmek ve yemek yemek nedir bilmezler. Eğer ekmek yeyip su içerlerse hemen o saat ölürler. Devamlı at sütü, deve sütü, boza ve talkan içerler. At sütüne kımız derler. Deve ve sığır, at, koyun keçi, domuz, yaban devesi, yaban atı, yaban mandası ve yaban eşeği yerler. Yaban sığırını tutup arabaya…
-
Bu Saray Tatarlarının çeşitli lisanları vardır. Birbirlerinin lisanlarını tercüman ile anlarlar. Bu Tatar kavminde asla dedikodu, kötülük, yalan ve iftira yoktur. Yalan, bir insandan yahut hâkimden korkunca söylenir. Bunlar ise asla bir kimseden korkmaz ve çekinmezler. Onun için yalanı seçmezler ve yalan nedir bilmezler. Sf. 480 Alıntı; Evliya Çelebi Seyahatnamesi VII – Mehmet Zilli Oğlu…
-
Yunanlı Rum kefereleri tarihlerinde «Ayasofya Camii’nin yüz bir adet kapısının tahtaları Hz. Nuh’un gemisinin tahtasıdır. Musul şehri yakınında Cudi Dağı’nda durduğu vakit tahtalarını oradan getirip İstanbul’da Ayasofya Kilisesinin kapılarını bu gemi tahtalarından inşa etmişlerdir» diye yazmışlardır. s. 447 Alıntı; Evliya Çelebi Seyahatnamesi VII – Mehmet Zilli Oğlu Evliya Çelebi, Sadeleştiren; Tevfik Temelkuran ve Necati Aktaş,…
-
Çerkezlerin Âyini: Yemeğe başlarken ağaç sofraları meydana getirirler. Bir bal mumu yakarlar. Herkes balmumuna bir kere «Dânü dânü Mâmelük» deyip muma tapınır. Ondan sonra yemek yemeğe başlarlar. Yine yemekten sonra muma öyle deyip sofrayı kaldırırlar. Bir garip âdettir. s. 420 Bu Çerkez kavmine kâfir desek o an aman zaman dinlemeden adamı öldürüverirler. «Lâilaheillallah» derler ama…
-
Sabah olunca gördüler ki Kisüyan kaçmış. «Serâ Kisû» dediler. Yani «Kisu melik kaçtı» dediler. Hâlâ namları sera Kisu’dur. Zamanla bozularak (Serâkis) oldu. Ondan da galat (Çer Kese» diye şöhret kazandılar. Ama Rum lisanında Çerkez ve Çerkeş derler. Tatar lisanında Ser Kis, Acem lisanında Serkeş, yani baş çekici, gidici demektir. Doğrusu serkeş kavimdir. Çağatay lisanında Çârkes…
-
Bu şehirde Frenk ve çingene yoktur. Amma, reâyâsı oldukça çok olup, hepsi Ermeni ve Yahudi’dir. Bezirgân ve Acemleri dahi vardır. s. 42 Alıntı; Evliya Çelebi Seyahatnamesi V – Mehmet Zilli Oğlu Evliya Çelebi, Sadeleştiren; Tevfik Temelkuran ve Necati Aktaş, Hazırlayan; Mümin Çevik, (Üçdal Neşriyat, s. 42) kitabından birebir alınmıştır.
-
Doğuya doğru yöneldik. Van’ın Edremit bağları sağ tarafımızda kaldı. Üç saatte Zekvin adlı sarp belden geçtik ve Zekvin köyünde konakladık. Üç yüz hâneli, bir kiliseli köydür. Vergisi Van kulu kalemlerine bağlıdır ki defterdar tarafından alınır. Buradan yine doğuya doğru üç saat giderek Verk dağında «Venk Verk» denilen kiliseye geldik. O diyarda kiliselere «Venk» derler. Bu…
-
Van’ın azil kabul etmeyen idare merkezleri; Hükümet benderi Hakkâri: Van’ın kıble tarafında Vustan, Şatak, Eşir Çolemerek kalelerinden ibaret bir hanlıktır. Kırk yedi bin askere sahiptir. Hepsi tıraşlı, heybetli, korkunç görünüşlü yiğit kimselerdir. Sadece çenelerinde Felemenkliler gibi azıcık sakalları vardır. Brabaş, Potkali, Ahmalıh Kazağı gibi, alınlarında saçları bulunur. Başları kazan kadar vardır. Çoğunun kulakları halkalıdır. Her…
-
Van Gölü’nün şekli: Makdisî tarihinde anlatıldığına göre, Nemrut, Allahlık iddiası ile dünyayı gezerek bütün usta ve dağdelenleri toplayıp, kırk yılda bir Nemrut seddi (1) yaptırmış ki, temelinden tepesine işçiler her taşı yedi günde ancak çıkarırlarmış. Sf. 514 Alıntı; Evliya Çelebi Seyahatnamesi IV – Mehmet Zilli Oğlu Evliya Çelebi, Sadeleştiren; Tevfik Temelkuran ve Necati Aktaş, Hazırlayan;…
-
Bitlis Hân’ı toprağında eski bir handır. Yanında başka hiçbir imâret yoktur. Hattâ hayır sahibi merhum Hüsrev Paşa, bu handan tâ Van deryasına varıncaya ve yine bu handan tâ Bitlis şehrine gelinceye kadar, hanın sağ ve solunda, tam üç saatlik Rahova (Rahva) sahrası içinde, içi boş kemerler yaptırmış. Kış mevsiminde bütün tüccar gezginler ve çiftçiler bu…
-
Kürdistan: Makdisî tarihine göre, Tufan’dan sonra ilk kurulan bu Cudi şehridir. Sonra Sencar kalesi ve sonra da bu Meyyâfarikîn kalesi yapılmıştır. Amma Cudi şehri sahibi, Hazret-i Nuh ümmetinden Melik Kördum’dur. Altı yüz yıl yaşamıştır. Kürdistan diyarlarını dolaşıp bu Meyyâfarikîn’e gelmiş, su ve havasından hoşlanarak burada yerleşmiştir. Çocukları ve soyu gayet çok olup İbrî ve Acem…
-
Şu da gariptir: Bu Kürtlerin çevresine bir çizgi çizsen, o çizginin dışına çıkmaları imkânsızdır. Ancak biri gelip o yuvarlak çizginin bir tarafını bozarsa o çizgiden dışarı çıkar! Yoksa o çizginin içinde öleceğini bilse dışarı çıkmaz. Bu diyarda bir köpek doğursa şenlik yaparlar. Bir siyah köpek ölse, soğan suyu ile yıkayıp kefenleyerek ahlıya vahlıya köpek mezarlığına…
-
Kadınlarının elbiseleri topuklarına iner. Tam bir sene karınlarında çocuğu taşımayınca doğurmazlar. Çocuklarına önce siyah köpek sütü verirler. Bunların ülkelerinde bir köpeğe bir taş atsan, o taşı atana aman zaman vermeyip öldürürler. Zira büyük küçük hepsinin de evlerinde beşer onar köpekleri vardır. Yemeği önce köpeğe verirler. Onu doyurduktan sonra kendileri yerler. Köpekleri ile birlikte yatarlar. Bin…
-
Halkın çoğu kısa boylu, başları kele yakın, boyunları yok gibi, sanki başları hemen omuzdan bitmiştir. Amma omuzları geniş, göğüsleri enli, kemerleri kalın, pazıları ve baldırları boğun, ayakları geniştir. Gerçi Ferhad gibi güçlüdürler amma iyi ata binemezler. Gözleri siyah ve yuvarlak, kaşları gayet gürdür. Bunlara diğer Kürt’ler «sekiz bıyıklı» derler. Zira ikisi bıyığı, ikisi kaşı, ikisi…
-
Saçlı Kürtlerinin durumu: Sencar’ın bir tarafına Saçlı Dağı denmesinin sebebi, bütün halkının kadın gibi fitil fitil saçlı olmasıdır. Gayet pis ve pinti bir toplumdur. Başlarında bit ve pire yuva yapmıştır. Elbiseleri alaca sof, şâl ve şapkedendir. Kuşakları ipekten olup, sarıkları da alaca serbend ve ipektir. Ayaklarına pöçüklü, palsandi, sadisî hezârî, kepkepli ve kuyruklu pabuçlar giyerler;…
-
Bu hamamların hepsi şehrin çöpleri ile ısıtılır. Gayet sıcak olurlar. Değme adamın bir saatten fazla bu hamamlarda durmaya gücü yetmez. Rum’da odun ile hamamı bu derece kızdırmak kabil değildir. Hamamda çöp yakmanın bir faydası daha var ki, şehir içinde zerre kadar çöp kalmaz. Hepsi zenbil zenbil hamama taşınır ve yakılıp yok edilir. Şehir sokaklarında ve…
-
Diyarbekir’in Osmanlı sancakları şunlardır: Harput, Ergani, Siverek, Nuseybin, Hısn-ı Keyf, Çemişkezek, Siird, Meyyâfârikin, Akçakale, Habur ve Sancar. Diyarbekir sancağı paşanın hükümet merkezidir. Bu sancakların hâkimi hep Osmanlı beyleridir.Yurdluk ve Ocaklık sancakları şunlardır: Sağman, Kulp, Mihrâniye, Tercil, Atak, Pertek, Çapakçur, Çermik. Bunlar kanun üzere ocaklık iken, beyleri çocuksuz olarak öldüğünden Osmanlı sancağı olmuşlardır.Amid eyâletindeki hükümetler şunlardır:…
-
Bahar mevsimi geldiğinde, Malatya şehrinin küçük büyük zengin fakir bütün halkı Aspoz bağlarına göçerler. Şehirde ancak dışarıdan gelmiş kimselerle tüccarlar ve bazı Hristiyan ile üç yüz kadar bekçi kalır. Bunlar her gece fenerlerini yakıp şehir içinde bekçilik ederler. Davullarını döverek, kol kol olup şehir içinde dolaşırlar Suç işleyen kimseleri tuttuklarında, aman ve zaman vermeyip öldürürler.…