Toplu anlam atfetmeler de, değerinden bağımsız olarak her şeye yapılabiliyor. Örnek olarak topluluk ideallerini, milliyetçilik ve ırkçılık gibi idealleri, “bütün dünya işçilerinin birleşmesi”, “Kudüs’ü kurtarma”, Turancılık gibi idealleri, şu arıda da, yaygın anlaşılma biçimiyle “Avrupa müktesebatı” denilenleri ya da “ifade özgürlüğü”nü düşünebiliriz.
Şeylerin değerlerinden bağımsız olarak yapılan bu tür anlam atfetmelerden başka, anlamın anlamlı sayılan “şeylerin” değerinin öznel karşılığı olduğu durumlar da görüyoruz; başka bir deyişle, bir şeyin değerinin onun anlamının nesnel karşılığı olduğunu görüyoruz.
Burada bir şeyin değeri ile anlamı arasında yapmaya çalıştığım ayrım görülebiliyor sanırım. Bir şey hep biri için -belirli bir kişi ya da topluluk için- anlamlıdır; oysa bir şeyin değeri onun nesnel bir özelliğidir. Ne var ki, daha önce sözünü ettiğim değer atfetmeler durumunda, bir şeye atfedilen anlamın onun aynı zamanda (nesnel) değeri olduğu farz ediliyor. Ya da tersi, herhangi bir nedenden dolayı biri tarafından bir şeye -bu ister bir etkinlik, ister bir nesne v.b. olsun- atfedilen değer, onu o kişi için aynı zamanda anlamlı kılıyor. Bu da, değer ile anlamı karıştırmanın nedenlerinden biri olsa gerek. Bu durumda bir şeyin değeri ile ona (biri tarafından) atfedilen anlam birbirini karşılamaz: onun değeri ile ona atfedilen anlam aynı olmadıkları halde, aynı olduğu farz ediliyor. Oysa birinin bir şeye atfettiği anlam, ancak onun (nesnel) değerinin karşılığı olduğu zaman, o şeyin değeri ile anlamı aynı şey oluyor. Sf. 57, 58
Alıntı; Ahlak, Etik ve Etikler – İoanna Kuçuradi, (TFK Türkiye Felsefe Kurumu Yayınları, 1. Baskı 2019 – Sf. 57, 58) kitabından birebir alınmıştır
Yorum bırakın