Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Osmanlı Devleti
-
Mütarekeden sonra Aubrey, Türk askerleri arasında oldukça popüler oldu. Bir keresinde çarpışmaların şiddetli bir anında Türk subaylar büyük bir kara tahtaya, “Binbaşı Aubrey Herbert buraya gelip bizimle yemek yiyecek mi?” yazıp siperden havaya kaldırdılar. Aubrey de karşı siperden aynı şekilde “Memnuniyetle” diye cevap verdi. Bunun üzerine iki taraf da ateşi kesti ve Türkler, Aubrey’i alması…
-
İngilizler binlercesini öldürdüğü halde Türkler onlara karşı hâlâ çok kibardı. Türk ve Anzak askerleri, bir yandan birbirlerine sigara ikram ediyor, bir yandan da ölülerini gömüyorlardı. Bir grup Türk, Aubrey’e gelip etrafta hiç subayları olmadığını ve ölülerin ceplerinden para alacaklarını söylediler ve kendisinden şahit olmasını istediler. Saat 16’de Türkler tekrar gelip Aubrey’e bir emri olup olmadığını…
-
Herkes büyük bir çatışma bekliyordu, fakat hâdisenin tamamı Komite tarafından tertip edildiğinden, Taksim’de bir iki ufak çatışmadan sonra, Hürriyet Ordusu şehri kolayca kontrol altına aldı. Hürriyet Ordusunun Bulgar Komitacıları, câmilere sığınan masum hocaları ve talebeleri vurdular. Daha sonra Düyûn-u Umumiye’nin Türkiye temsilcisi olacak olan gazeteci Hüseyin Cahit, Avrupalı bir gazeteciye, “Hristiyanları orduya almanın çok lazım…
-
Genç Türkler, iktidara gelir gelmez hükümete çok sayıda İngiliz müşavir aldılar ve Osmanlı donanmasını İngiltere’ye, orduyu Almanya’ya ve mâliyeyi de Fransa’ya emanet ettiler. Sf. 179 Alıntı; İngiliz Derviş (Yeni Türkiye’nin Doğuşu ve Aubrey Herbert) – Mehmet Hasan Bulut, (IQ Kültür Sanat Yayıncılık, Ağustos 2016 – Sf. 179) kitabından birebir alınmıştır.
-
Mehmed Cavit (1875-1926): Dönmelere ait Feyziyye Mektebinin müdürüydü. Hem Talât’ın komitesine hem de Macedonia Risorta Locasına kayıtlıydı. Meşrutiyetten sonra Selânik ve Çanakkale mebusu oldu. 1909-1918 arası çeşitli defalar Mâliye Nâzırı oldu. Mütareke esnasında yurtdışına kaçtıysa da 1921de Ankara Hükümeti adına Londra Konferansına katıldıktan sonra Türkiye’ye döndü. Düyûn-u Umumiye’nin Türk vekillerinden oldu. Rothshildlerin itimat ettiği biriydi.…
-
Aubrey, tanıdığı İttihatçıları ise şöyle tarif ediyordu; “Talât güce, sertliğe ve hemen hemen gaddar bir kişiliğe sahipti. Gözlerinde insanlarda nadiren, fakat alacakaranlıktaki hayvanlarda sık sık görülen bir ışıltı vardı.” Sf. 168 Alıntı; İngiliz Derviş (Yeni Türkiye’nin Doğuşu ve Aubrey Herbert) – Mehmet Hasan Bulut, (IQ Kültür Sanat Yayıncılık, Ağustos 2016 – Sf. 168) kitabından birebir…
-
O yabancı, o topraklarda yaşayan, korkudan ya da ölçüsüz ihtiraslarından dolayı mutlu olmayan insanların desteğiyle oraya gelip yerleşecektir; Etolyalıların Romalıları Yunanistan’a çağırdıkları gibi. Romalılar, her girdikleri eyalete yerli halk tarafından çağrılmışlardır. İnsanın tabiatında var: Güçlü bir yabancı bir eyalete girer girmez oradaki daha güçsüzler, kendilerinden üstün olana duydukları kin sebebiyle hemen o yabancıya katılıp bir…
-
1868’de Edirne’de açılan Alyans kız mektebi, Osmanlı İmparatorluğundaki ilk kız mektebiydi ve kız mekteplerinin sayısı zaman içerisinde hızla artacaktı. Sf. 72 Böylece, 19. yüzyılın sonuna gelindiğinde Selânik’te yedi tane Alyans mektebi açılmıştı. Sf. 73 Alıntı; İngiliz Derviş (Yeni Türkiye’nin Doğuşu ve Aubrey Herbert) – Mehmet Hasan Bulut, (IQ Kültür Sanat Yayıncılık, Ağustos 2016 – Sf.…
-
Sultan Abdülhamid, Mısır’da ‘Caisse de la dette publique’ misalinde olduğu gibi, devlet tahvillerini ellerinde bulunduranların 1881’de Düyûn-u Umumiye İdaresi’ni kurmasına müsaade etti. İdarenin müdürü, İstanbul İngiliz Sefâretinin eski tercümanı Adam Block’tu. İdâre, Mısır’da olduğu gibi, vergi ve gümrük gelirlerine doğrudan el koyabiliyordu. Sf.66 Alıntı; İngiliz Derviş (Yeni Türkiye’nin Doğuşu ve Aubrey Herbert) – Mehmet Hasan…
-
Kimin kime ne borç verdiğini bilene kadar politika, tarih ve milletlerarası kavgalar hakkında hiçbir şey bilmiyorsun demektir. Ezra Pound Sf. 61 Alıntı; İngiliz Derviş (Yeni Türkiye’nin Doğuşu ve Aubrey Herbert) – Mehmet Hasan Bulut, (IQ Kültür Sanat Yayıncılık, Ağustos 2016 – Sf. 61) kitabından birebir alınmıştır.
-
Ekim 1846’da Disraeli, Osmanlı’nın diğer hâriciye nâzırı mason M. Emin Ali Paşa ile bu meseleyi görüştü. Paşa bu kararı destekleyince, 1848’deki Viyana Yahudi Kongresinde, Filistin’de yeni bir vatan kurulacağı Yahudilere ilân edildi. 1855’de Montefiore tarafından Filistin’de ilk toprak satın alındı ve bu tarihten itibaren kolonileşme hızla arttı. Sf. 59 Alıntı; İngiliz Derviş (Yeni Türkiye’nin Doğuşu…
-
İşe ilk olarak Yahudilere bu fikri aşılayarak başladılar. 1826 yılında Sultan ile görüşmek üzere İstanbul’a giderken İzmir’e uğrayan Baron Rothschild, buradaki Yahudilere Filistin’de bir vatan sözü verdi. Sf. 57 Alıntı; İngiliz Derviş (Yeni Türkiye’nin Doğuşu ve Aubrey Herbert) – Mehmet Hasan Bulut, (IQ Kültür Sanat Yayıncılık, Ağustos 2016 – Sf. 57) kitabından birebir alınmıştır.
-
Çünkü monarşide monark, yani kral veya sultan, zenginlik bir güç olduğu için, memlekette kendisinden daha zengin bir kimse olsun istemiyordu. Aksi takdirde, yeterince parası olan bir kimsenin kendi ordusunu kurması ve sultanı tehdit etmesi mümkündü. Ayrıca kral, bankerlerden borç bile alsa, makamını onlara borçlu olmadığı için zenginlerin taleplerini çoğu zaman yerine getirmiyordu. Hatta canını fazla…
-
Cassel ise, Hazar sistemiyle satranç arasında çok ilginç bir ilişki bulunduğuna dikkati çekmektedir. Bu çifte krallık, satrançta da şah (kral) ve vezir (bey) tarafından temsil edilmektedir. Şah tek başına durur, hizmetkârları tarafından korunur, gücü azdır, ancak adım adım ilerleyebilir. Vezir ise tam tersine, tahta üzerindeki en güçlü kişidir. Bütün tahtaya o hâkimdir. Ama yine de…
-
Hazarların gerek Yahudi olmadan önce, gerek olduktan sonra, bir kimseye dini bir zorlamada bulunduklarına ya da bu nedenlerden dolayı işkence uyguladıklarına ilişkin hiçbir belirti yoktur. Bu bakımdan, Doğu Roma İmparatorluğu’ndan ya da İslam’ın ilk çağlarından daha hoşgörülü ve daha aydın oldukları öne sürülebilir. Sf. 58, 59 Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar)…
-
Arapların Heredot’u olarak tanınan Mesudi’nin sık sık kaynak olarak kullanılan Altın ve Mücevher Tarlaları adlı kitabında bu konuda neler söylendiğine bir göz atalım: “Hazar başkentinin geleneğinde yedi yargıç bulunur. Bunların ikisi Müslümanların davaları için (şeriata göre), ikisi Hazarların davaları için (Tevrat’a göre), ikisi Hristiyanların davaları için (İncil’e göre), biri de Saqaliba, Rus ve öteki putperestlerin…
-
Türkiye ve Yunanistan’da yaklaşık iki yüz aile Sabetay’a sadık kaldı: Onun ölümünden sonra kötülükle savaşını sürdürmek için onun örneğini izlemeye karar verdiler ve 1683’te kitle hâlinde İslam dinine girdiler. Birbirlerinin evlerindeki gizli sinagoglarda toplanarak ve Hahamlarla yakın ilişkilerini sürdürerek, gizliden gizliye Yahudiliğe bağlı kaldılar. 1689’da önderleri Abdullah Yakup (Jacob Querido) Mekke’ye hac yolculuğu yaptı ve…
-
Sevi, Tapınağın Yıkılışı’nın yıldönümü olan 1626’da Küçük Asya’daki İzmir’de varlıklı bir Sefardik ailede dünyaya geldi. Büyürken, bugün belki de manik depresif tanısını koyabileceğimiz garip eğilimler geliştirdi. Ailesinden ayrılıp inzivaya çekildiğinde, derin keder dönemleri geçirir oldu. Bunları esrikliğe yakın bir sevinç izliyordu. Bu “manik” dönemler sırasında, bilerek ve hayret verici bir biçimde Musa Yasası’nı çiğnedi: Herkesin…
-
Osmanlı İmparatorluğu, imparatorluk çapında geniş bir polis gücü oluşturmak yerine adaletin kan davaları yoluyla tesis edilmesine izin verirdi. Eğer kuzenim birini öldürdüyse, kurbanın kardeşi de intikam amacıyla beni öldürebilirdi. İstanbul’daki sultan veya eyaletin paşası, şiddet kabul edilebilir sınırlar içinde kaldığı müddetçe bu tür çatışmalara karışmazdı. Sf. 351 Alıntı; Sapiens (Hayvanlardan Tanrılara) – Yuval Noah Harari,…