Kategori: Osmanlı Devleti
-
(Nizam’ül-Mülk’ün Sultan Melikşah’a sunduğu Siyasetname kitabından;) Görevlerini icra eden memurlara, Allah’ın kullarına kibar davranmaları, aldıkları haraç ve öşürü nezaketle istemeleri, mahsullerini toplamadıkları sürece onlardan mal talep etmemeleri gerektiği salık verilmelidir. Çünkü tahsildarlar vaktinden evvel mal isterler ise reaya elindekini yarı fiyatına satmak zorunda kalır, zahmete sokulur. Bu durumda o işten zarar eden halk perişan ve…
-
(Nizam’ül-Mülk’ün Sultan Melikşah’a sunduğu Siyasetname kitabından;) Padişahın haftada iki gün divan-ı mezâlime oturup, mazlumun hakkını zalimden alarak ona vermesi, konuyu aracısız bir şekilde tebaadan bizzat kendisinin dinleyip ona hükmetmesi gerektir. s. 17 Alıntı; Siyasetname – Nizamü’l-Mülk, Farsçadan Çeviren; Mehmet Taha Ayar (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, VI. Basım Haziran 2014 – s. 17) kitabından birebir…
-
a) Önceden gelen vergi olarak “aşar” vardır. Bu, ürünün 1/10 una eşit olmakla beraber hemen de tamamen mahalli kalmaktadır. Yani, “aşar”, bunu toplayan mültezim ya da askeri valinin emrinde kalmakta, merkezi hükümete gitmemektedir. Bu vergi ancak on dokuzuncu yüzyıl sonlarında merkeze gelmeye başlamıştır. b) 1858’de toprak vergisi konmuştur. Yapılan toprak değerlendirilmesine göre düşük oranda bir…
-
Oysa biz ne görüyoruz, eskiden beri üretim aracı sahibi olmayan bürokratların subaylar kanadı, şimdi üretim araçları sahibi olarak sınıf olmaya yönelmiştir. Bilindiği gibi bütün subayların hissedar olduğu “Ordu Yardımlaşma Ortaklığı” adlı kurumun kaynakları süratle genişlemiş ve bugün yabancı sermaye ile işbirliği yaparak dev montaj (otomobil, kamyon gibi) sanayii kuruluşlarına gitmiştir. Kâr hesabı içinde nerelere kadar…
-
Osmanlılarda zamanla iki cephenin kurulduğunu görüyoruz. Bunlardan biri yeniçeri-lonca esnafı-ulema’dan meydana gelen İslamcı halk cephesi, diğeri de Batıcı ya da yenilikçi taraftan bürokrat cephedir. s. 177 Yunan’ı yenerek Cumhuriyet’i bürokrat subaylar kurmuştur. Bunlar da devrim, yenilik, Batılılaşma diye Batı kapitalizminin üstyapı kurumlarını almaya devam etmişler, üretim güçlerini yeterince geliştirme yolunu bulamadıklarından devlet masrafları, değer yaratan…
-
Devlet düzeni kavramı çelişkileri reddettirecek metropole ait ideolojiyle saklanabilir. Devlet büyüdükçe böyle nitelikte bir ideoloji zorunlu bir koşuldur. Devlet düzeni territoryal (bölgesel) olarak kurulduğunda ritüel (ayin) önemini yitirse de, sadaka, hizmet, şan, şeref gibi değerler yine de kısmen ayin niteliğinde merasimlerle sağlanabilir. Bu ayinlerde bir çeşit rey alma, salâhiyet alma durumu da vardır. İdeolojik toparlayıcı…
-
“Sanayi bürokrasisi” derken sanayicileri değil; belki sanayicilerin emrinde olabilecek bir iktidarın bürokrat organlarını kast etmiştim. “Tarımsal bürokrasi” olarak da, Osmanlı’dan beri gelen devletle özdeşleşmiş “kapıkulu” denilen eski yöneticiler grubunu anlıyorum. Bugün ekonomideki gelişmeler dolayısıyla artık bunların tam bir iktidar olmasının olanağının kalmadığını söylemek istiyorum. Bunların bir kısmı eski gelenekleri, görüşleri devam ettirmiştir: s. 93 Alıntı;…
-
Yeniçeri-esnaf-tekkeler ve İslam uleması güç birliği zaman zaman patlamalara sebep olmuşsa, aslında üretim güçlerinin yeterince gelişememesinden olmuştur. Fakat bunların iktidarı merkezde kısa ömürlü olmuş ve üretim biçimi bozulmuş olarak devam etmiştir. Bozulma giderek süreç içinde ortaya âyan gibi güçleri çıkarmışsa da, bunlar Senedi İttifak’a rağmen, tam iktidar olacak şekilde üretim biçimini değiştirememiştir. s. 241 Alıntı;…
-
a) Merkezi sistem kuruluştan itibaren gelişmiştir, b)Padişah ile Beylerbeyi, Sancakbeyi, zaim, tımarlı sipahi arasında bir kuvvet dengesi değil, mutlak bir hizmete dayanan hiyerarşi vardır. Bunlar kapuya (saraya) bağlıdır. Toprak ve reaya padişahındır. Ara yerde bürokratlar vardır. Merkeziyetçiliğe karşı sivrilmeler, sistem gereği ezilecektir. Böylece feodal ilişkilere kapı devamlı kapalı tutulmaya çalışılacaktır, c)Osmanlı’da ceza sistemi merkezileşmiştir. Şeriat…
-
Türkiye’de devletçilik yoluyla da belki ilkel bir birikim söz konusu edilebilir. Bu, devletin el koyduğu artık üründen özel kişilere yapılan servet transferidir. Yeni bir iç yağma ya da talanla bu olmuştur. Servetler bu iki işlemle adeta kapılmıştır. s. 113, 114 Alıntı; Batılılaşma ve Düzenin Yabancılaşması – İdris Küçükömer, Yayına Hazırlayan; Yücel Yaman, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı…
-
Tanzimat ve Meşrutiyet bürokratı, Osmanlı mülkiyet sistemini değiştirmiş, âyan ve bürokratın serveti müsadere edilemez olmuştu. Ve miri topraklar üzerinde âyan ya da eşrafın fiili tasarrufu, köylüler aleyhine, mülkiyete dönüşüyordu. Bu arada bürokrat kendine has yollardan servet sahibi olabiliyordu. Suyun başında idi. İmparatorluk sadece dıştan paylaşılmıyordu; içerden de paylaşılıyordu! s. 104 Alıntı; Batılılaşma ve Düzenin Yabancılaşması –…
-
İttihatçılar devrim ya da ıslahat olarak başka neler yapıyordu? Kadınlara hürriyet, şefkat, “kadınlı erkekli müsamereler”, şapka ve harf devrimi için hazırlıklar. Kooperatifçilik ve yerli malı kullanma propagandaları. s. 94 Yahya Kemal şöyle yazıyor (o sırada Paris’tedir): “Cemal Bey’in (Paşa) Üsküdar Mutasarrıfı olduğunu, orada entari ile gezmeyi kaldırdığını, Meşrutiyetin ilk ıslahatından biri olarak işittim.” Şüphesiz bu…
-
İşte bu durumda, 1917 yılında 4 milyon lira itibari sermaye ile İtibari Millî Bankası kuruldu. Bir kanunla, Ergani bakır madenlerinin işletilmesi ve Ergani’den sahile yapılacak demiryolu hattının imtiyazı bankaya verildi. (Burhan Ulutan, Bankacılığın Tekâmülü). İlginç olan yön şudur: a)Yarısı ödenen sermayenin mühim bir kısmı hükümete aitti. b)Bankanın kurucuları o dönemin nüfuzlu şahsiyetleri, devlet adamlarıydı. Demek…
-
İttihat ve Terakki idaresi, özellikle yabancı sermayeye ait şirketlerde 1908 yılında yer alan grevleri zaman zaman asker ve polisle zorla bastırmıştı. Yabancı sermayenin zoruyla meşhur “Tatili Eşkâl Kanunu” çıkarılmıştı. (1) s. 92 Gerçekten de adamları ve akrabalarıyla bunu da bir derecede başardılar. İttihat ve Terakki için anlamlı bir adı, Yahya Kemal koymuştur. Bu ad “İktidar…
-
İttihat ve Terakkinin genellikle on dokuzuncu yüzyıl Osmanlı bürokratlarına has diğer bir yanına işaret etmek gerekir. Bunlar da “devleti kurtarmak” iddiası ile iktidara geldikten sonra nüfuz ticareti ve nepotizm yanında, emperyalist-levanten-bürokrat işbirliğine girmiş ve bunu yürütmüşlerdi. İngilizler yerine kısmen Cermen kapitalistleri ikame etmek neticeyi değiştirmezdi. s. 92 Alıntı; Batılılaşma ve Düzenin Yabancılaşması – İdris Küçükömer,…
-
1908 Meşrutiyeti ile İttihat ve Terakki Cemiyeti, imparatorluğa hâkim olmuştu. Devlet cemiyetin eline geçmişti. Fakat Osmanlı Devleti’ni ele geçirmek, toplumu ele geçirmek değildi. Oysa onlar toplumu, daha doğrusu halkı elde edeceklerine, devleti elde etmek istemekteydiler ve bu yoldan elde edilen ya da kapılan devlet, kurtarılabilir sanılıyordu. Devletin toplumda (hiç değilse bazı sınıflarla) organik bütünlüğü olmaksızın…
-
SOL YAN SAĞ YAN Yeniçeri-esnaf-ulema birliğinden gelen Doğucu-İslamcı halk cephesine dayanan: Batıcı-laik bürokratik geleneği temsil eden: Jön Türklerin Prens Sabahattin Kanadı Hürriyet Ve İtilaf Jön Türklerin Terakki Ve İttihat Kanadı İttihat Ve Terakki (Önce cemiyet, sonra fırka) İkinci Grup; (Birinci Büyük Millet Meclis’inde Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nde) Birinci Grup; (Birinci Büyük Millet Meclisi’nde Müdafaa-i…
-
Batı kapitalizmi, artık bilinen her şeyiyle imparatorluğa girip onu dağıtıyor ve kendine gerekli olanı da kontrol altına alıyordu. Balolar gibi, Batılı görüntülü yaşantı yanında kültür emperyalizmi eğitim kurumlarıyla ve zorunlu olarak giriyordu ülkeye. 1863’te Amerikan Koleji açıldı. Anadolu’da özellikle Doğu’da Amerikan misyoner okulları kurulmuştu. Robert Kolej azınlık komitecilerinin yetiştirildiği bir yer olmuştu. Daha sonra Doğudaki…
-
Nihayet üretim güçleri tasfiye olurken, devletin artan gelirlerini karşılama olanağı daha da azaldığından, Tanzimat bürokratı dış borçlanmayı savunmaya başlayacaktı. 1854’te ilk defa olarak 3,3 ve 1855’te 5,5 milyon Osmanlı altını değerinde, fakat İngiliz lirası üzerinden borçlanmalar oldu. Böylece Osmanlı Devleti’nin, Batı finans baronlarının vesayeti altına düştüğü dönem açılmış oldu. s. 75 Alıntı; Batılılaşma ve Düzenin Yabancılaşması…
-
Yabancılar %5 gibi düşük gümrük resmi ödedikten sonra Osmanlı ülkelerine istedikleri malı getirip serbestçe satabilirlerdi. Hatta sadece dışardan getirdikleri malı değil, Osmanlı topraklarında üretilen herhangi bir yerli malı da bir yerden alıp diğer bir yerde serbestçe satabilirlerdi. Böyle bir liberalizm, sanıyorum, dünyada ilk defa uygulanıyordu. s. 72 Alıntı; Batılılaşma ve Düzenin Yabancılaşması – İdris Küçükömer, Yayına…