Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Osmanlı Devleti

  • Kapıkulu yerine bürokrat deyimi kullanmak belki daha yerinde olabilir. Çünkü kapıkuluna dâhil yeniçeriler, sonra bürokratların karşısına düşecekti. s. 47 Alıntı; Batılılaşma ve Düzenin Yabancılaşması – İdris Küçükömer, Yayına Hazırlayan; Yücel Yaman, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Şubat 2013 – s. 47) kitabından birebir alınmıştır.

  • Osmanlılarla Avusturya arasında başlayan savaşta Lehistan, Venedik ve Rusya da Osmanlılara karşı çıkmıştı. Uzun süren savaşta hazine hemen tamamen boşaldı. Bu halde, esasen artmış giderleri karşılamak için, a)Tımarlar has’a çevrilirdi. b)Haslar da kaydı hayat (ömür boyu kullanım) şartlarıyla mahallin iler gelenlerine (geniş anlamda âyanlara) satışa çıkarılırdı. s. 54 Alıntı; Batılılaşma ve Düzenin Yabancılaşması – İdris Küçükömer,…

  • Roma ikiye ayrılıp Konstantin, İstanbul’u merkez yapınca, korku ve kuşku ile büyük oğlunu öldürmüştü. Fatih Sultan Mehmet yeni bir kanun getirmişti. Merkezi otoriteyi sarsmamak için Sultan, veliaht bırakmak şartıyla şehzadeleri öldürmeliydi. Kanaatimce bunda merkeziyetçiliği gerektiren üretim ilişkilerinin rolü önemlidir. Fakat bu kanun üretim güçlerinin gelişemediği, Celali olabilen taifenin arttığı Kanuni devrinde, şehzade isyanlarında rol oynamış…

  • Artık üründen gelir elde eden padişahın rütbe verdiği gruplar vardı. Bunlar: a)Ulema (ruhban) grubu ki bunlar şeriatı öğreten ve uygulayanlardı. b)Yeniçeriler, yardımcı ordu kuruluşları mensupları. (Bunlara giden artık ürünü padişaha gidenden transfer olarak da kabul edebiliriz). c)Tımarlı sipahi, vs. diğer yöneticiler. Emekçiler karşısında bir üretim gücüne sahip olarak sadece padişah vardı. Padişah sınıf olmadığı gibi,…

  • Sait Halim Paşa şöyle diyordu: “Sultan Hamid dünyaya gelmemiş olsaydı, yine kendi çağdaşları bir Sultan Hamid’in meydana gelmesine sebebiyet vereceklerdi” s. 21 Alıntı; Batılılaşma ve Düzenin Yabancılaşması – İdris Küçükömer, Yayına Hazırlayan; Yücel Yaman, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Şubat 2013 – s. 21) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Vatandaş oyunun kuracağı Millet Meclisi’nin, bu egemenliği iyi kullanabileceği noktasında kuşku vardır. Bu ulusal egemenliğin kullanılışını güvenle yerine getirmek için müesseseler ihdas edilmiştir. Senato, Anayasa Mahkemesi, Millî Güvenlik Kurulu, Muhtar Üniversite, Muhtar TRT, planlama vb. Esasen önemli olan bu değildir! Önemli olan, devletin gerçek sahibi olan milletin yanına getirilen, yeni ortaklardır! Anayasanın karakterine bakarak bu…

  • Ne zaman ki devletçilik ve harp içindeki enflasyonla birlikte ilkel birikim gelişti, bu birikimin, daha da gelişmek için kendi yollarını açması, temizlemesi gerekiyordu. Kendisinin büyümesine yardım eden bürokratik mekanizma ile artık çatışır hale gelmişti. Bilindiği gibi DP, bu birikimin partisi olacak ve bürokrat-militer mekanizmanın tarihî olarak karşısına düşmüş, eski reayadan gelen halk kitlelerini, onların İslami…

  • Şimdi bunları eleştirelim: a) Önce Osmanlılarda egemenliğin saray, ordu, medrese arasında bölüşülür gözüktüğüne katılmamak mümkün değil. Burada medrese ile ulema ve öğrencileri kastediliyor olmalıdır. Fakat bu bölüşme aynı zamanda hiyerarşik bir niteliktedir. Bunlar egemenliğin hiyerarşi içinde ortaklarıdır. Sarayın kapusu kullarıdır. Osmanlı sarayından birine biat etmek zorundadır. Bu bakımdan ikinci seçmen gibi görülmezler. Sf. 118 b)Osmanlı…

  • Celal Bayar, “fiili durum” dediği 27 Mayıs hareketinde, “Demokrat Parti‘ye karşı düşmüş ve devlete ortak olmuş iki grup vardır” der. Bunlar ordu ve aydın gruplarıdır. Ordu ve aydını şu kısımlara ayırmaktadır: “Anayasanın karakterine bakarak bu yeni ortakları ordu ve aydın diye niteleyebiliriz. Ordu, Millî Güvenlik Kurulu ile aydın, Anayasa Mahkemesi, Üniversite, TRT, Planlama ve hatta…

  • 1908 Meşrutiyeti ile İttihat ve Terakki Cemiyeti, imparatorluğa hâkim olmuştu. Devlet cemiyetin eline geçmişti. Fakat Osmanlı Devleti’ni ele geçirmek, toplumu ele geçirmek değildi. Oysa onlar toplumu, daha doğrusu halkı elde edeceklerine, devleti elde etmek istemekteydiler ve bu yoldan elde edilen ya da kapılan devlet, kurtarılabilir sanılıyordu. Devletin toplumda (hiç değilse bazı sınıflarla) organik bütünlüğü olmaksızın…

  • Asya’da, Ön Asya’da bu mekanizmayı mükemmelleştiremeyen ve ikta verme işlerini kan bağlarıyla yürütmek isteyen hükümdarlıklar uzun ömürlü olmamışlardır. Osmanlıların başarılarından biri de buradadır (kulluk sistemi). Fatih Sultan Mehmet’in 20.000 kadar özel mülk halindeki köye ya da malikâneye el koyup tımarlı hale getirişi gibi. Sf. 59 Alıntı; Sivil Toplum Yazıları – İdris Küçükömer, Yayına Hazırlayan; Yücel…

  • Doğrudan üreticiler genel olarak tımar (ikta) sistemi ile gözetilip denetlenecektir. Tımar sahibi, köylülerin tasarrufuna bırakılmış toprak düzenine müdahale edemez. Köylü, ailelerine (Osmanlı reayası: Müslüman, Hıristiyan) verilmiş sınırlı toprak içinde kapalı tarla sistemi ile serbest çalışır. Oysa Avrupa’da feodal lord kendisi çiftçi olarak geniş toprağını serf aileleri arasında olduğu gibi, ürünler arasında da yeniden düzenleyebilir; açık…

  • 9 Kânunsanî (22 Ocak 1915) Bu devlete Kafkasya, Rumeli’nden alınacak parçaya nispeten yüz defa daha mühimdir. Devletin Kafkasya’yı ihmal ederek yine Rumeli’ne ehemmiyet (önem) verilmesi Kanunî devrinden beri başlayan felâketleri temâdî (devam) ettirmek demektir. Devlet Anadolu’da ve Rumeli’de aynı zamanda taarruza geçemez. Rumeli’de İstanbul ve Boğazlar müdafaası için azamî dört kolordu kâfidir. Mütebakisi (geriye kalanı)…

  • 9 Kânunsanî (22 Ocak 1915) “Düşman, Ziya Bey’i sıkıştırıyor. Çoruh’a kadar sürdü. Oradaki Murgul bakır madenleri müttefikimiz Almanya için pek mühimdir. Siz, Rıza Bey’e elinizdeki kuvvetle mümkün olan yardımı sür’at ve şiddetle yapınız.” Sf. 106  Alıntı; Hafız Hakkı Paşa’nın Sarıkamış Günlüğü – Yayınlayan; Murat Bardakçı, (T. İş Bakası Kültür Yayınları, Birinci Basım 2014 – Sf.…

  • 7 Kânunsanî, Hasankale (20 Ocak 1915) Ekserisi bu zuafâ(zayıflar)ve donmuşlar olarak her gün yalnız Erzurum, Köprüköy ve Hasankale’de 200’den fazla asker ölüyor. Diğer hastahaneler de hesap edilirse bu miktar 400’ü geçer. Bu hesaba göre bakımsızlıktan ayda 1.200 efrâd-ı millet (millet fertleri) topraklara gömülüyor demektir. Sf. 103 Alıntı; Hafız Hakkı Paşa’nın Sarıkamış Günlüğü – Yayınlayan; Murat…

  • 7 Kânunsanî, Hasankale 20 Ocak 1915; Hastahane yanında bir hastamız titrek ayaklarıyla matarasını doldurmaya gidiyor! -Niçin gidiyorsun! Sordum. -Ne yapayım efendim, para ile su satıyorlar. Benim param yok! -Kim satıyor? -Dirk. -Direk kim? -Hademe. -Haydi göster. Yürüdük. Zavallı, cenaze gibi. 250 metreyi beş dakikada kat etti. Hastahane denilen ahıra girdik. Yine iki ölü var idi.…

  • 7 Kânunsanî, Hasankale (20 Ocak 1915) “Köprüköy’ünde Hastahane nâmında gördüğüm maktelden (katledilen yerler, ölüm yerleri) sonra şimdi Hasankale’de daha büyük makteller buldum. Erzincan’da, Bayburt’ta göz görmeyen uzak yerlerde kim bilir ne makteller vardır. Onun için rica ederim, Erzincan ve Bayburt’ta ve bilumum menzil nokta kumandanlarına ve oradaki memurin-i mülkiyeye (sivil memurlara) tebligat yapınız, Hastahane nâmıyla…

  • 5 Kânunsanî (18 Ocak 1915); Bugün akşama doğru Galip Paşa’dan haber: Düşman müteaddit (çeşitli) yerlerde 33. ve 34. Fırkaların mevzilerine (savunma alanlarına) girmiş. Müteaddit defalar süngü hücumuyla mevziden tard edilmiş (uzaklaştırılmış). Akşama doğru saat 4.30’da düşman yeniden hücum etmiş ve kısmen asker çekilmiş. Ric’at düşünülüyor. “Kat’iyyen sebat” dedim. Fakat elinde bir ihtiyat (yedek) tutmayan, bir…

  • Köprüköy, 3 Kânunsanî (16 Ocak 1915) Bu cihette Çatak’ta Yusuf İzzet’i sıkıştıran düşmandan bir haber yok. 11. Kolordu her gün 800 neferle (askerle) takviye edilmesine rağmen dün yine esir verdi. Sf. 96 Alıntı; Hafız Hakkı Paşa’nın Sarıkamış Günlüğü – Yayınlayan; Murat Bardakçı, (T. İş Bakası Kültür Yayınları, Birinci Basım 2014 – Sf. 96) kitabından birebir…

  • Köprüköy, 3 Kânunsanî (16 Ocak 1915) Muhacirler mes’elesi bir felâket. Topların nakli için zavallıların öküzlerini de almışlar. “Keşke Rus elinde olup şehid olsa idik” diye bağıranlardan gece gündüz kadın, çocuk vaveylâsı! Ah Enver! Ah! Bu kış seferini ta’cil etmek (geciktirmek), sonra da bu parlak taarruzda 9. Kolordu’yu dörtnala kaldırmakla yüz bin masumun kanına girdin! Allah…