Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Osmanlı Devleti
-
Biz Ermenileri ve alelhusus onların ihtilalcilerini Rumlardan, Bulgarlardan daha ziyade severiz. Çünkü onlar diğer iki unsurdan daha ziyade mert ve kahramandırlar. İkiyüzlülük bilmezler. Dostluklarına sadık, düşmanlıklarına kavidirler. Hususiyle bizim imanımız vardır ki Ermeni unsuruyla Türk unsuru arasındaki düşmanlığın başlıca sebebi Rusya siyasetidir. Sf. 339 Ne Anadolu’da, ne Rumeli’de ne de İstanbul’da hiçbir Ermeni, yoktu ki,…
-
Mandelstamm gerçi mahut (sınırlı) kitabında, Ermenilere karşı salıverilmiş olan Kürtlerin Suriye’de mevcut bulunmamasından dolayı Suriye Hıristiyanlarının katliamdan kurtulduklarını söylüyorsa da, her halde Mandelstamm bu sözüne kendisi de inanmamıştır zannederim. Zira pek zengin olan Cebellübnan ve Filistin Hristiyanlarının yağma edebilecekleri hangi Bedevi veya Suriyeliye azıcık hissettirmiş olsaydım, ben hiç zahmet çekmeksizin bu emel derakap (hemen) hâsıl…
-
1915 senesi kânunusanisinin (Ocak ayının) üçüncü veya dördüncü günü Kudüs’e geldiğim sırada, ziyaretime gelen müttefik ve tarafsız konsoloslar, bana bir kitap göndererek bu kitabın içindekilerden dolayı İslam olmayan bütün unsurlar arasında büyük korku ve heyecan uyandığını ve herkes akşama sabaha İslamlar tarafından Hıristiyanlar aleyhine bir katliama başlanacağı ihtimalinden ürktüğünü beyan etmişlerdi. Kitabı okudum. Hükümetçe ilan…
-
En evvel Posta ve Telgraf Nazırı Oskan Efendi söz isteyerek kendisi esas itibarıyla muharebelerin (savaşların) aleyhtarı olduğundan, Osmanlı hükümetinin harbe girmesini tasvip eden (kabul eden) bir kararnameye imza koyamayacağını ve bu itibarla nezaretinden (bakanlığından) istifaya mecbur olduğunu ve şu kadar ki, şayet Posta ve Telgraf Nezareti Umum müdürlük haline getirilecek olursa, umum müdür sıfatıyla bu…
-
Binaenaleyh Bahriye Nezaretine benim nakledilmekliğim, Sadrazam Paşa ile Enver Paşa ve Talat Bey arasında kararlaştırılarak benimle yer değiştirmeye muvafakat etmesi Mahmut Paşa’ya teklif edilmiş ve müşarünileyh (İşaret edilen kişi, söz konusu kişi) de bu teklifi kabul etmişti. İşte bu mukarrerat (kararlaştırmalar) neticesinde Bahriye Nezaretini deruhte ettim (görevini üstlendim). Sf. 90 O zaman İngiliz ve Fransız…
-
İstanbul muhafızlığına tayin olunduğum günden beri Fransızlarla Türkler arasında bir yakınlık husulü (elde edilmesi) için her fırsattan istifade ile sarf ettiğim mesai ve Fransa sefareti ve umumiyetle Fransızlarla dostça münasebetler devam ettirmiş olmam itibarıyla, Fransa’dan yapılacak istikrazın (borçlanmanın) temeli olan birçok nafıa işlerinin (alt yapı işlerinin) tetkiki ve halli bana havale edilecek olursa, Fransızlarca hüsnütelakki…
-
Mösyö Venizelos asırlık Balkan siyaseti nağmelerini izhara (açıklamaya) başladı. Aydın vilayeti Rumlarının Osmanlı hükümetinin muvafakati hatta hususi tertibiyle Türkler tarafından katliamına başlanıldığı yaygarası bütün cihana yayıldı. Bereket versin ki, Talat Bey, Venizelos’tan daha çabuk davranarak mahallinde ve birlikte tahkikat yapmak üzere Fransız, İngiliz, Alman ve Avusturya baş tercümanlarının kendi nezdine gönderilmesini teklif etti ve teklifi…
-
Fakat o sıralarda, Türk unsuru arasında şiddetle hüküm sürmeğe başlayan milliyet cereyanı, en ziyade Aydın vilayeti dâhilinde tesir etmeğe başlamış ve Yunanlılarla Sırplardan ve Bulgarlardan gördükleri her nevi zulme tahammül edemeyerek en caniyane işkencelere maruz kaldıktan sonra Osmanlı memleketlerine ilticaya mecbur olan yüzbinlerce İslam muhaciri tarafından, yerli Rumlara karşı bazı tecavüzlere başlanmıştı. Hükümet bu tecavüzlere…
-
“Ordumuza gelince: Biz artık Alman harp usulünden kendimizi kurtaramayız. Otuz seneyi aşkın bir zamandan beri ordumuzda Alman muallimler bulunmuş, zabitan heyetimiz kâmilen Alman harp usulü ile terbiye edilmiş, velhasıl bizim ordumuz Alman askeri talim ve terbiyesinin ruhu ile ünsiyet (yakınlık) peyda etmiştir. Şimdi bunu değiştirmek mümkün değildir.” Sf. 73 “İste General Liman von Sanders ıslahat…
-
Bakınız Yunanlılar bizden pek çok akıllı çıktılar. Donanmalarının ıslahını İngiltere’ye ve ordularının ıslahını da Fransa’ya bıraktılar. Venizelos harbiye ve bahriye nezaretlerini idaresi altına aldı ve her kim ıslahat heyetine karşı ufak müşküller ibrazına (göstermeye) cesaret etmişse, merhametsizcesine ezdi. Sf. 72 Alıntı; Hatırat (Bahriye Nâzırı ve 4. Ordu Kumandanı) – Cemal Paşa, (Yayına Hazırlayan; Metin Martı,…
-
İstanbul’umuzun pek müstekreh bir (kerih, nefret edilecek) âdeti vardır. Erkeklerin vapurda, köprüde, çarşıda, sokakta, mesirelerde tesadüf ettikleri İslam kadınlarına edepsizcesine laf atmaları. Buna bazı ihtiyar kadınların biraz hüsnü tabiata delalet edecek derecede güzel giyinmiş hanımlarımıza karşı lisanlarıyla ve hatta bazen elleriyle tecavüz etmelerini de ilave edebiliriz. İstanbul Muhafızı olduğum sıra duçar-ı tecavüz olan bir kaç…
-
Yahudi genç kızlar arasında yaygınlaşan fuhuşu önlemek için Samuel Cohen’in tavsiye ettiği en önemli tedbir eğitimdi. Sf. 341 İstanbul’da fuhuş faaliyetinin esas itibariyle yabancı uyruklu Yahudiler tarafında yaygın bir şekilde icra edilmesi yerel Yahudi cemaatini de etkileyecekti. İstanbul Yahudi cemaati Osmanlı topraklarında doğmuş hiçbir Yahudi genç kız veya kadının fuhuş ve genelev patronluğu yapmamasıyla övünüyordu.…
-
Odessa coğrafi konumu ve kayda değer Yahudi nüfusu nedeniyle beyaz kadın ticaretinde önemli bir diğer merkezdi. 1860 yılında Odessa’yı gezen bir Fransız seyyah Yahudilerin beyaz kadın ticaretini ellerinde tuttuklarını ve tuzaklarına düşürdükleri kadınları İstanbul’a gönderdiklerini yazıyordu. Bir gazeteciye göre İstanbul’da fuhuşla meşgul olanların sayısı o kadar kalabalıktı ki bununla iştigal edenler Sefarad ve Aşkenaz cemaatlerinden…
-
Hâlbuki 1880 ila 1939 yılları arasında Yahudiler hem “beyaz köle ticareti”nde aşikâr bir şekilde etkindiler, hem de bu etkinlik coğrafi olarak çok geniş bir alana yayılmıştı. Galiçya, Avusturya, Polonya, Romanya gibi Doğu Avrupa’nın önemli Yahudi yerleşim merkezleri fuhşun en yoğun olduğu ülkelerdi. Sf. 323 İstanbul’daki genelevlerin Galata’da yoğunlaşmalarının nedeni de aşikârdı: Galata limana yakındı. İstanbul’da…
-
(Alliance Israelite Universelle (AIU) Arşivlerindeki Aron Halevy’nin Paris’e yolladığı 12 Mart 1890 tarihli mektubundan) “Belli bir öneme sahip ilk Polonyalı Yahudilerin Konstantiniye’ye yerleşmelerinin 1854 yılında başladığı görülmektedir. Kırım savaşı döneminde Müttefik Orduları tarafından esir alınan bazı Rus Yahudi’si askerler Konstantiniye’ye nakledildiler ve orada halen yaşadıkları semtte kalmaları emredildi. Bu askerlerin gelmelerinden epey önce Konstantiniye’de parlak…
-
Franko Yahudilerin Osmanlılaşmaları gerektiğini ancak Siyonizm’in Osmanlılaşmaya hasım bir ideoloji olduğunu savunan bir aydındı. Franko’nun 1909 yılında önce El Tyempo’da İspanyolca daha sonra da Ahenk gazetesinde Türkçe çevirisini yayınladığı makalesi bu konudaki fikrini açıkça dile getirmekteydi: “Dinimiz, vicdanımız ve her türlü esbabın fevkinde (sebeplerin üstünde) fermanber (mutlak yerine getirmemiz gerekli) olan ihtiyac-ı bekamız (birlik ihtiyacımız)…
-
Emil Haim Franko da aynen kız kardeşi gibi babasının İzmir Valisi Rahmi Bey’le iyi dost olduğunu ve 1915 Ermeni tehciri sırasında babasının tembih ve ricası üzerine Rahmi Bey’in Ermenileri tehcir etmediğini hatırlıyordu. Bir diğer hatırladığı nokta ileriki yıllarda Rahmi Bey’in Gad Franko’yu yazıhanesinde ziyaret ettiğinde sürekli kendisine “beni bırakmadın, Ermenileri kesemedim” şeklinde serzenişte bulunmasıydı. Sf.…
-
Soyadı Kanunu’nun 21 Haziran 1934 tarihinde kabulünden sonra İzisel soyadını alan Samuel İsrael, Mazaltov, Raşel, Ester ve Lea adında dört kız kardeş ve Jozef adında bir erkek kardeşten oluşan altı çocuklu bir ailenin ikinci erkek evladıydı. Sf.31 Cumhuriyet gazetesinin kurucusu Yunus Nadi’yle yıllarca sürecek dostluğu da burada filizlendi. Sf. 32 Samuel Mekteb-i Hukuk-ı Şahane’den mezun…
-
Jan Beth-Şawoce: “1915’de bu Kirli Konağın adı Misafirhane imiş. Önde gelen birçok Süryani, Ermeni, Keldani ve Rum’un işkence ile öldürüldüğü yer olmuş. Bu yüzden, Kirli Konak adını almış. Sf. 186 Alıntı; Yirmi Kur’a Nafıa Askerleri – Rıfat N. Bali, (Kitabevi Yayınları, 1. Baskı 2008 – Sf. 186) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Ermenilerin bir inancı vardır; ‘Türkiye’de yaşıyorsan 10 senede bir sopayı yiyeceksin kafana.’ Bu artık bir atasözü oldu.” Sf. 11 Alıntı; Yirmi Kur’a Nafıa Askerleri – Rıfat N. Bali, (Kitabevi Yayınları, 1. Baskı 2008 – Sf. 11) kitabından birebir alınmıştır.