Kategori: Osmanlı Devleti
-
Dilimiz için Latin karakterlerinin mükemmel olduğunu ileri sürmek, her türlü ciddiyetten uzaktır. Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 134) kitabından birebir alınmıştır.
-
Her dönme, birisi yaşadığı sosyete ve diğeri kendi sosyetesinde kullanılmak üzere iki isme sahip olmak zorundadır. Bu kural bütün dönmeler için geçerlidir. Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 119) kitabından birebir alınmıştır.
-
Sabatay Sevi Yahudiliği liberalize etti. Ölümden kurtulmak için Müslüman olduğunu söyledi; Mehmet efendi oldu. Sf. 118 İsmail ve Aişa Sabatayist dönmelerin hâlâ en sevdikleri isimler arasındadır. Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 118) kitabından birebir alınmıştır.
-
Sabatayizm on yedinci yüzyılda Osmanlı kenti İzmir’de ortaya çıkan ve en büyük gelişmesini yine bir Osmanlı kenti olan Selanik’te yaşayan, Yahudilik işinde bir Mesih Hareketi idi. Başlangıcı İslam’a dönüşle ilgili hiçbir iz taşımıyordu; Mesih olduğunu iddia eden ve bir süre öylece kabul edilen Sabatay Sevi, idam ile İslâm arasında tercih yapmak zorunda kalınca, ikincisini seçti…
-
Yahudileri ikiye ayırmak esastır; bir tarafta Aşkenazi Yahudileri var, Aşkenazi veya eskenazi de deniliyorlar ve bu daha yaygındır. Büyük Britanya, Fransa, Almanya, Polonya ve Rusya Yahudileri Eskenazi kategorisine giriyorlar ve Yidiş ana dilleridir. İspanya, Portekiz, Kuzey Afrika, İtalya ve Ortadoğu Yahudileri ise Seferad adını alıyorlar ve konuştukları dile Ladino deniyor. …. Türkiye’ye gelmeden “Arabize” idiler.…
-
Avrupa’da “Kralın dini halkın dinidir.” İlkesi geçerli idi. Türk – Moğol dünyasında hep tam tersi ilke geçerli olmuştur; pek çok Moğol Hânı İslâm’a geçmiş, yalnız halkın dini olmadığı için geri dönmüştür. İkinci Mehmet’e kadar Osmanlı halkı pek büyük ölçüde gayrimüslim idi. Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 107) kitabından birebir…
-
Mehmet’in (Fatih) diğer oğlu Beyazid’in, adının Abayezid veya Ebuyezid olması gerekmektedir; doğru söylenişi Beyazid değil, “Bayezid” olmalıdır. Yezid’in babası anlamındadır. Demek Fatih Mehmet, çocuklarına isim koyarken İslâmik ortodoksinin dışına çıkmakta ve hatta Müslüman dünyayı rahatsız edici isimleri çekmekten çekinmemektedir. Bir oğlu da Cem. Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 106)…
-
Diasporada yaşayanların iki ismi olmaktadır; birisine “gentile” isim deniyor, Musevî olmayan anlamındadır ve bir de İbranî isim olması zorunludur. Sf. 90 Osmanlı’da tutsak alınan Hristiyan çocuklarına da baba adı olarak “Abdullah” yazılıyordu, mezar taşına da. Fatih’in annesinin babasının adı da Abdullah olarak yazıyordu, demek tutsak bir cariyenin oğludur. Bu, Osmanlının ilk dönemlerinde Yeniçerilerin tümünün baba…
-
Türklerde din değiştirmelerin hep politik gerekçelere dayandığını ve bu nedenle Türklerin hiçbir zaman bir dinin bağnaz taraftarı olmadıklarını da biliyoruz. Orhan adı da pagan Tatarlardan alınıyor. Orhan’a gelince Müslümanlığını çok yüzeysel saymak zorunluluğu var. Bir kez Bursa’yı alınca, çevredeki Roma topraklarında, ne kadar Yahudi oturuyorsa bunları Bursa’ya çağırdığı bilinmektedir; o kadar öyle ki, gelen Yahudilere…
-
Ağzımızın “g” hariç, arka seslerden “u” sesini de sevmediğini görüyoruz. .. Belki de dilin azalan çabalar yasasına göre çalıştığı önermesi, açıklamalarda yardımcı olur. Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 83) kitabından birebir alınmıştır.
-
“İs ten polin” “kente doğru mu” anlamında bir söz. Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 86) kitabından birebir alınmıştır.
-
Kaşgarlı; “Boğaz harflerinden olan خ ھ ؏ harfleri dahi yoktur. Türk ağzı “h” harfini çıkarmayı sevmemektedir.” Gerçekten de Muhammet – Mehmet – Memet transformasyonu olmakla birlikte özensiz konuşmada hep “me’met” diyoruz ve bunu A’met veya bunu ka’ve örneklerinde de tekrarlıyoruz. Aslında bu “h” sesi birçok ağız için sorun yaratmaktadır; dilbilimciler İran halkının bu harfi söyleyememesinin…
-
Kurucu kabile söğüt çevresine geldiğinde pagan olduğu tezi de ilk defa ileri sürülmüyor. Sf. 73 İlk akla gelen de kurucusunun adının “Ataman” veya “Atman” olabileceğidir. Sf. 74 Osmanlı devletinin kuruluşuna kadar Türklerde bir tek Osman adına rastlanmamaktadır. Bunun dışında ise iki “Otman” adını görüyoruz; ayrıca “Orhan” bugün hâlâ Kürt köylerinde Urhan olarak söylenmektedir ve Arapların…
-
1916 yılında Oxford Üniversitesi yayınevi tarafından çıkartıldığında deprem etkisi yaratan Gibbons, Osmanlı’nın pek çok zaman ileri sürüldüğü üzere bir Türk kabile tarafından değil birçok dinden ve kavmin karışmasıyla oluşan yeni bir millet tarafından kurulduğunu ileri sürüyordu. Sf. 73 Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 73) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU…
-
Osman’ın dedesinin adının Süleyman veya Soliman olduğu rivayet edilmektedir. Babasının adı ise Er Togrul’dur; “togrul” yırtcı kuştur, çağro, balaban, tonga, togan veya doğan, hep ana hep aynı yırtıcı kuşun çeşitleridir. Kardeşlerine gelince; Tundar var, kendisi öldürüyor, Gündüz, dönüyor, bir diğerine, Neşri “Sarı Yatı” diyor, ancak tartışmalıdır bir çalışmanın yazarı Prof. Sümer “Sarı Batu” olduğundan kuşku…
-
Rus Albay Averyanov’un 1900 Tiflis baskılı çok değerli incelemesi. 19. Yy Türko – Rus ve İrano – Rus savaşlarında Kürtlerin davranışını ve politikasını ele alıyor, … bu savaşlarda Türkiyeli ve İranlı Kürtler, hep Rusya kuvvetlerinin yanında savaşıyorlardı. Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 64) kitabından birebir alınmıştır.