Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Osmanlı Devleti

  • Osmanlı yönetiminin göçüklerin coğrafî dağıtımında son derece politik davran­masına bir nokta daha eklenebilir; her coğrafî yerde hem kavim ve hem de aşiret olarak bir güç olmamalarına çok dikkat edilmiştir. Hiçbir yerleşim bölgesine damgalarını vuramıyorlar; hem Türkler ile hem de başka kavimlerle karıştırılıyorlar. Böylece bağımsız bir siyasal güç olmamaları için gerekli özen gösterilmiş olmaktadır.  Alıntı: Sırlar…

  • Batılılar, helâ’yı bilmiyorlardı; dillerinde, istikrarlı bir helâ sözcüğünün bulunmaması ve za­man zaman, “wc”, water-closet, türünden son derece üstünkörü göstergelere başvurmaları, bu­nun kanıtıdır. Ayrıca, teknoloji tarihi, Fransa’da parfüm sanayiinin gelişmesini, helâ’yı bilme­yen Fransız asillerinin deodorant ihtiyacına bağlayan görüş, genellikle kabul görmektedir. Hamam türünden, a la turca helâ’nın, bir Doğu ve Osmanlı icadı olması mümkündür.  Alıntı: Sırlar…

  • Sadece fetihler yoluyla değil, Türkler’in her vesile ile karışmak istemeleri ve başkalarının âdet ve way of life’nı almaya karşı en küçük direnme göstermemeleri, Türkler’e uygun görünen tutuculuk damgası ile kökten çelişmektedir. Tutucu olmamak bir yana, belki de “köksüz” denecek kadar açık olduklarını saptayabiliyoruz. Benim için acı bir saptamadır.  Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları…

  • Osmanlı Sultanı Selim’in, cenge tutuşmak üzere olduğu İran Şahı İsmail’e Farsça mektup yazması ve İsmail’in cevabını Türkçe göndermesi de tarihin büyük ironilerinden birisi olarak önümüzde durmaktadır.  Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 68) kitabından birebir alınmıştır.          

  • 1920 Yılında, İstanbul’daki işgal kuvvetleri tarafından yapılan çeşitli hesaplamalar, bu yılın sonuna kadar, İstanbul’a gelen Rus göçmenlerin sayısının 50 bin ile 200 bin civarında olduğu yönündedir.  Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 58) kitabından birebir alınmıştır.         

  • Kemal Paşa’nın tarihsel misyonuna, başlamış olan mukavemet hareketlerini dağıtmayı görev kabul ederek çıkmış olduğu, tarihsel kayıtlara göre kesindir; kuşkusuz, burada, hırslı ve tarihsel şansını denemek için uzun yıllar beklemiş Paşa’nın, İstanbul’dan Samsun’a üstelik güven verecek geniş bir maiyet ile gelebilmek için, böyle bir hilei şeriye’ye muhtaç olduğunu ileri sürmek mümkündür.  Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük,…

  • Enver Başbakanlığı birkaç arkadaşı ile bastığı zaman, Başbakan yapacağı Paşa’yı yanlışlıkla öldürdüğü zaman bile, yolunda tereddüt etmeyen bir revolüsyoner – nasyonalisttir.  Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 33) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (1) (2022): Manabendra Nath Roy (1887-1954); bilinen adıyla Roy, Bengal kökenli Hint devrimci, anarşist ve aktivist.…

  • “Bir gazeteci olarak Hamid’in saltanatını izlemiş olan Gaulis, Hamid’in, saltanatının ilk yir­mi yılında, bütün dünyada, “çok asil ancak kendisini biraz nankör bir hizmete hasretmiş, ilerle­meden yana, liberal bir hükümdar” olarak kabul edildiğini kaydediyor. Gaulis, 1882 yılında, Fransız Meclisi’nde bir milletvekilinin, “aydınlanmacı prens, çalışkan, halkı tarafından sevilen, bugün imparatorluğu büyük bir bilgi, fedakârlık ve yüksek dirayetle…

  • Bölünmekten korktuğumuz için hiç “bâtınî” (derinlikli) olamıyoruz ve hep sathiyat (yüzeysellik) ile yetiniyoruz. Bizde “bölünme” içgüdüsü çok güçlü ve “red” refleksi ise olağanüstü zayıftır; red’den korkumuz, sadece yüzeye bakmakla kendisini belli etmekte ve aynı anlama gelmek üzere gizlemektedir. Bu gerçekten korku anlamındadır ve olgulara yiğitçe bakamadığımız için hep yüzeyde kalıyoruz; derin, bizim ürperti alanımız olmaktadır.…

  • İç Asya bozkırında her etnik kökenli kavmin, varlığını ancak birlik olarak sürdürebileceği olgusunu başlangıç noktası alabiliriz; buna karşılık Erzurum – Van çevresi veya daha güneyi labirenti hatırlatan vadi, dağ, ırmaklarıyla, buradaki Ermeni veya Kürt Aşiretleri için birlik, hiçbir zaman hayati bir zorunluluk olmuyordu. ..  Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf.…

  • .. her emperyal yayılmacılık ideolojik bayraklara muhtaçtır, kolonyalizmde bu, Hristiyan uygarlığını götürme, İkinci Dünya Savaşı sırasında Amerikan emperyalizmi için hürriyeti savunma, şimdi insan haklarını müdafaa veya demokratizmi yayma, hepsi hepsi, emperyal ekspansiyonun aletleridir.  Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 555) kitabından birebir alınmıştır.

  • İttihat ve Terakki’nin Askerî Tıbbiyede kurulması çok dikkat çekicidir, asker ocakları zaman zaman bir vapur dolusu, şeref vapuru, sürgün verecek kadar hareketliydi.  Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 552) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sultan savaşa giderken atının üzengisini tamir eden yeniçeriyi çok ağır biçimde cezalandırmış, deli mi idi yoksa Kanuni, bunu sormak durumundayız. Eğer asker üzengi tamir edebiliyorsa, o zaman da sermaye sınıfının bir bölümü olan esnaf ile iç içedir. Süleyman bunu yasa dışı buluyordu.  Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 495) kitabından…

  • “Parti” taraf olmak demektir, bir görüşe, bir fikre bir tarafa ayrılmak, bu tarafı çoğaltmak, güçlendirmek ve iktidar yapmak anlamındadır ve bu işe de siyaset diyoruz, Arapça “seyis” kelimesi ile aynı kökten geliyor, alıp götürmeyi içermektedir. Sf. 489 Lenin, bir partinin gücünü yayınlarının tirajı ve topladığı aidatlarının miktarı ile ölçüyordu. Bu tarife göre CHP, kesinlikle parti…

  • G.G. Scholem “Gizli Yahudi Cemaati; Türkiye Dönmeleri” başlıklı önemli açıklamasında, şunları da yazıyordu; “1800’lerde İzmirlilerin lideri Derviş Efendi’nin yalnız büyük bir Kabalist değil, aynı zamanda açıkça kadın değişmenin mistik doktrinini ve Zina Ayinini savunmuş olduğu, 1900’lerde dönmeler arasında hâlâ söylenmektedir. Hatta o, bu uygulamaya, Zohar ve Kabbala’da temel bulmaya çalışmış olmalıdır. Neşretmiş (yayımlamış) bulunduğumuz manüskritler,…

  • Sabetayistler, Kemalist olmaktan çok Osmanisttirler.  Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 452) kitabından birebir alınmıştır.

  • Elenlerin Türkiye’den bağımsızlığını elde ettikleri tarihe kadar, başta diplomasi olmak üzere seçkin kamu pozisyonları, daha çok “Rum” denilen Elen kökenli Osmanlı yurttaşları tarafından tutuluyordu.  Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 450) kitabından birebir alınmıştır.

  • Osmanlıda yargıçlar da Üniversite öğretim üyeleri de aynı sınıftan “ilmiye” sınıfından sayılıyorlardı.  Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 379) kitabından birebir alınmıştır.

  • Nazım Hikmet’in Şeyh Bedrettin’i çok abartılı ve önemli ölçüde yanlış sunduğu görüşünü burada hatırlatıyorum; bu kalkışma Komünizan olmaktan çok üç kitabî dinden bir din çıkarmaya yöneliyordu ve ayrıca bütün ilkel dinlerin hem bir cinsel özgürlük ve hem de Komünizan terörü olduğunu bilmek zorundayız.  Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 178)…

  • Güvenilir kaynaklar, Dervish Efendi’nin Fransız Devriminin rüzgârı eserken İzmir’de ortaya çıktığını kaydediyorlar, asıl adının Yahudi Levi Tuva…  Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 174) kitabından birebir alınmıştır.