Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Osmanlı Devleti

  • Osmanlı sultanı, hem kardeşinin ölümünü emrediyor, hem ölüme ağlıyor ve kardeşinin ya da ye­ğenlerinin celladına cellat seçiyordu; hiçbir sarayda görülmeyen bu ikiyüzlülüğün bazı seremonileri bile var. Osmanlı hanedanı, Moğol saraylarından öğrenip beğendikleri bir usulle asillerini sadece boğduruyorlar ve üstelik bu işi, sadece ipek sicimle yaptırıyorlardı. Osmanlı’da kafası vurularak öldürülmek, adî insanlara ait bir sondur. Kuşkusuz,…

  • Kırım Savaşı’nın sürdüğü üç yıllık zaman süresince İstanbul, bir büyük hastaneye dönüşmüştür. Dünya hemşireliğinin kurucusu sayılan Florence Nightingale’in, bu sıfatı, Kırım Savaşı sırasında ve İstanbul’daki çalış­maları nedeniyle alması da bunu doğruluyor; bir ölçüde, hemşirelik de, Kırım Savaşı’nda doğmuş olmaktadır. Uzun süren bu savaşta, Fransız ve İngilizler fazla kayıp vermiş, subayları ve erleri yaralanmıştı; yaralananlar, İstanbul’da…

  • Tanzimat, halkçı olmamak bir yana, halka güven de beslememektedir; halkla ilgili tek çizgisi, halkı değiştirmek istemesidir. Bu nokta, Türkiye tarihinin ufkunun ötesinde de, ilgi çekici görülmelidir; yüzyıl sonrasının Kemalizm’i kadar Tanzimatçılığın da nihaî başarısızlığı, getirdikleriyle birlikte, ele alınmak durumundadır. Tanzimat, hiçbir alt yapıya sahip olmadan, çok dinli ve çok milletli bir emperyal düzen kurmak istiyordu;…

  • Türkiye’de ilk gazete, ilk roman, ilk tiyatro, çıkışında bir parlamento niteliğinde olan Danıştay, ilk anayasa, ilk parlamento, ilk yasalar, hepsi hepsi bu döneme aittir. Sadece bu kadar değil, kadın – erkek arasında aşk bile, bu dönemden önce, Osmanlı’da bulunmuyordu. Bu tarihten önce Osmanlıda erkeklerin; erkeklere âşık olmaları esastır; Osmanlı’da da eninde sonunda bir büyük “aydın”…

  • Yeniçeri Ocağı darbeler ve sultan indirip yenisini çıkarmalar oluyor, ancak, hanedan değişmiyordu.  Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 171) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU (2004): Yeniçeri Ocağı devletçi idi, Osmanlı Devletinin temel kurumu idi, sürekli kötüye giden devlet idaresine isyan edip yönetimi değiştirebiliyorlardı. Ocağın kapatılması Devleti yıkıma götürdü. Hoca’nın…

  • Profesör Lazarev, Hamidiye Alaylarının, aynı zamanda tarih sahnesine çıkan, ancak Arap ve Arnavut kökenlileri de kapsayan “Aşiret Mektepleri” ile birlikte, Kürt milliyetçiliğini törpüleme ve bağımsızlık isteklerini tüketme işlevi de olduğunu ileri sürüyordu. Lazarev, Kürt aşiret reislerini silâhlandırmak, onlara rütbe ve silâh vermek politikasında çok bi­linçli olduğuna bizi inandırmaktadır; Sultan Hamid’in, “Küçük Asya’da bunları, Kürtleri, asimile…

  • Osmanlı merkezî kuvvetleri, bütün zayıflıklarına karşın, Kürt Prensi Bedirhan’ın liderliğindeki isyanı bastırmayı başarmıştır; bundan sonra, Kürt hareketliliğinde, asil sınıfların önderliği bitmiş olmaktadır. Artık Kürt aşiret ve topluluklarını, şeyhlerin sürüklediğini görüyoruz; aşiretleri bir araya toplayarak isyanlar çıkarabilen ve ulusal birlik programlarına yaklaşanlar da bunlardır. Çok azı Kadirî ve çoğunluğu Nakşibendi olan bu şeyhler, hiçbir zaman Müslüman…

  • Musul sorununun tartışılmasını erte­liyorlardı; bu erteleme, Türkiye’nin görünüşü kurtarmaya yönelik tepkilerine bile sahne olmadan, Musul’un Büyük Britanya mandasındaki Irak’a bağlanması sonu­cunu doğurmuştur. Süleymaniye Valisi Şeyh Mahmut’un, bundan sonra, arada bir bağımsız Kürt Devleti’ni ve kendi krallığını ilân ettiğini ve arkasından, İngiliz kuvvetleri tarafından uzaklaştırıldığını ve sonra tekrar Süleymaniye’ye getirilerek yönetici yapıldığını görüyoruz. Bunları, Mahmut’un, fırsatları…

  • İttihat ve Terakki’nin birkaç kuruluş tarihinden söz edebiliriz; ancak öncelikle, Harp Okulu öğrencisi dört arkadaş tarafından kurulduğu, genellikle, kabul edilmektedir. Bunlardan İbrahim Temo, Arnavut kökenli iken, Mehmet Reşit Çerkes ve geriye kalan Abdullah Cevdet ve İshak Sükûti ise Kürt idiler. Bunu da, modem Türkiye tarihinin uç sahnelerinde, Çerkes ve Kürt ak­törlerin sıklıkla görülmesinin ayrı bir…

  • Osmanlı vilayeti Musul’un, Büyük Britanya için, Türkiye’den ayrı, önemiyle ilgili elimizde tarihsel göstergeler bulunmaktadır; bunlardan birisi, doğrudan doğruya, galip taraf ile teslim olduğunu bildiren Bab-ı Ali arasında silâh bırakışma anlaşmasının imzalanmasının geciktirilmesidir. İstanbul Hükümeti, Türk tarafında esir bir İngiliz generali aracılığıyla teslim olduğunu, Büyük Britanya tarafına bildirdiğinde, müttefiklerin, Türkiye’yi almak için hiç de acele etmediğini…

  • Türkiye’de ilk parlamentonun kurucusu ve halk tasarruflarının koruyucusu olarak tanınıyor buna rağmen, kemiklerinin Türkiye’ye getirilmesi, Kemal Paşa’nın ölümünü ve İsmet Paşa’nın iktidardan düşüşünü bekliyor; fazla şaşırtıcı bulunmamasını öneriyorum.  Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 134) kitabından birebir alınmıştır.          

  • Osmanlı yıkıntısı içinde, yirminci yüz­yılın başlarında, hiçbir emperyalist gücün Türkiye’nin bugünkü sınırları içinde kalan topraklara talip olmaması ve bölge halklarından gelen manda yalvarmalarına ise kulak vermemesi var.  Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 134) kitabından birebir alınmıştır.          

  • Mithat Paşa için, L’Encyclopédie de L’Islam’da, A.J. Wensinck, “Türkiye tarihinin en iyi ve en dikkate değer devlet adamlarından birisiydi” demektedir ki, son derece isabetlidir. Bektaşî, özel yaşamında çok neşeli ve hattâ alaycı olan Mithat, ilk atandığı ikinci derece İdarî görevden itibaren, olağanüstü bir idarecilik ve reform kabiliyeti ser­giliyordu; Tuna Vilayeti Valiliği sırasında yaptıklarını, yine Wensinck,…

  • Osmanlı sisteminde, valileri, belki de dışişleri dışında tam yetkili ve Mısır Hidivleri hariç, genellikle merkezden atanan birer devlet başkanı olarak düşünmek yerindedir.  Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 133) kitabından birebir alınmıştır.          

  • … İleri sürdüğüm “Osmanoğlu Cumhuriyeti” nitelemesi bir ipucudur ve Osmanlı düzeni, sanıldığından daha çok bir Cumhuriyet niteliği taşıyordu. Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 110) kitabından birebir alınmıştır.    

  • Bursa bölgesindeki ilk mukavemeti kuranlardan Bekir Sami, “Zeraho” Aşiretinden bir Çerkes’di (1) ve ilk dışişleri bakanlarından, Ankara kuvvetlerini Londra’da temsil eden adaşı Bekir Sami ise “Kunduh” idi. Millet Meclisi’nde öldürülen Deli Halit Paşa, İzmir Suikastı nedeniyle asılan “Hatko” İsmail Canbulat, yirmili yıllardaki komünist harekette önemli yerleri olan Hakkı Behiç, Şeyh Servet hep Çerkes idiler, bunlardan…

  • Kemal Paşanın kararnamesinde, silah ve cephanelerin rezistans (direniş) kuvvetlerine verilmesini önlemek de olmakla birlikte, (1)  Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 105) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU (1) (2004) Vahdettin, silahsız, siyasi bir mukavemet mi düşünüyordu acaba? Silahlı bir mukavemetin iç savaşı ve veya bir dış tehdidi doğuracağını mı tahmin…

  • Ayrıca, Enver’in, yenilgiyle, İstanbul’dan ayrılırken, Yarbay Hüsamettin’i çağırarak, “Ör­ütü resmen lağvediyor, ancak fiilen sürdürüyoruz” demesi ve bunun ötesinde, adını da, “Umum Âlem-i İslâm İhtilâl Teşkilâtı” olarak değiştirdiğini bildirmesi…  Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 103) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hüsamettin, Birinci Dünya Savaşı yenilgiyle biter bitmez, Teşkilât-ı Mahsusa’nın, en deneyimli elemanından Yenibahçeli Nail’i Batum’a, Filibeli Hilmi’yi Erzurum’a, Cafer’i Trabzon’a gönderdiklerini anlatmaktadır; daha sonra ilk ikisi İzmir Suikastı gerekçesiyle asılan bu üç kişi, doğudaki ordu komutanlarıyla görüşerek, Erzurum, Trabzon ve Kars delegelerinden bir kongre toplamakla görevlendiriliyorlardı. Hüsamettin’in verdiği bilgiye göre Ardahan’da toplanan bu kongreden sonra,…

  • Kurtuluş Savaşı’nın ilk yıllarında, Teşkilât-ı Mahsusa (1) ile Çerkezlere güvensizliğin ayni tarihli olması da var; bu bile, Teşkilât-ı Mahsusa ile Çerkez siyasî aktivitesini özdeşleştirmeyi telkin etmektedir. Ayrıca, teşkilâtın bili­nen üç başkanı olmuştur; bunlar, Süleyman Askeri, Eşref Kuşçubaşı ve Hüsamettin Ertürk idi. Bunlardan birincisi, işin başında ve Irak’ta öldü, üçüncüsü, teşkilâtın fiilen olmasa bile resmen lağvedildiği…