Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Osmanlı Devleti

  • Hazar sözcüğünün “gezmek” veya “gazmak” fiilinden geldiği de ileri sürülüyor “gazar” olabilir, “gezer” de telaffuz edebiliriz, gerçekte bir Türk kavmi olduğu kesindir. Hazar devleti Kırım’a kadar uzanan toprakları merkez alan büyük bir imparatorluktu.  O sıralarda şaman olduklarını tahmin edebiliriz. Türklerde din değiştirmenin toplu ve politik olduğunu biliyoruz, Hazar Kağanı Batıdan Hristiyanlık ve Doğu’dan İslam tarafından…

  • Kavalalı döneminde Mısırlı kadınlar rahat tavırları ile İstanbul’a hava katmışlar. ..  O döneme kadar Osmanlı elitist erkekleri hep genç oğlanlara âşık oluyorlardı, Divan’larında sevgili hep oğlandır; kadına âşık olmayı bilmiyorlardı; Londralı asil kızlarda gördüler ve Mısırlı prenseslerden öğrendiler. Hepsi birleşince, Hace-i Evvel Ahmet Mithat Efendi “dekadans” çöküş diye bağırmaya başladı.   Alıntı: Tekeliyet I (Ansiklopedi)…

  • .. babası Fatih’i zehirlettiği konusunda pek az şüphe taşıdığımız Bayezid, tarihimizde, Osmanlı kapılarını Seferad Yahudilerine açmasıyla hatırlanmaktadır. Oğlu Selim tarafından tahttan indirilmiş ve zehirlenmiştir, artık Selim’in Kudüs’ü zapt etmesini bir tesadüf sayamayız. Sf. 221 Selim’in defterdarı Yahudilikten dönme Abdül Selam’dı. Yine Ansiklopedi Judica’nın yazdığına göre Saray Doktoru Moşe Hamon ve İstanbul’un en önemli yöneticisi Elia…

  • Profesör Strayer, .. feodalizm, ya da feodal düzen, kamusal iktidar veya yönetimin özel ellerde bulunmasıdır. Kral vardı, fakat yönetim lortların, efendilerin elindeydi ve efendilerle vassallar, oğullar arasındaki hukuk da tümüyle özeldi; bu feodalitedir. Alıntı: Tekeliyet I (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 78) kitabından birebir alınmıştır.

  • 17 Teşrinisani 1326 (1910)’da Divanı Harbi Örfi Sosyalist Partisini kapatıyor. Alıntı: Şeyh Bedrettin ve Türkiye’de Sosyalizm Hareketleri – Abdurrahman Cerrahoğlu, (Sf. 71) kitabından birebir alınmıştır.

  • “İlk sosyalist yayın 1910 yılının başlarında kurulan “İştirak” (katılım, kolektiftik) dergisidir. Bunun imtiyaz (ayrıcalıklı) sahibi ve Mesul Müdürü “Serbest İzmir Gazetesi” sahibi ve Mesul (sorumlu) Müdürü Hüseyin Hilmi idi. Sosyalist Partinin kuruluşundan birkaç ay önce çıkmaya başlayan bu derginin başlığının altında “Biri yer, biri bakar, kıyamet ondan kopar.” Atasözü ve “Sosyalizm efkârının (fikirlerinin) mürevvici (yayıcısı,…

  • Ahmet Rasim’e göre Şeyh Bedrettin İslamlıkla Hristiyanlığı birleştirip böylece ortaya yeni bir din atmak istiyordu. Tarihçi Ahmet Raşid’e göre; “Osmanlı liberallerinin kafilebaşı saymak gerekir.” Besim Nihat Kaygusuz, “Şeyh Bedrettin Simavnevi” adlı eserinde “Tarih sahnesine 400 yıl önce gelmiş bir sosyalisttir. Alıntı: Şeyh Bedrettin ve Türkiye’de Sosyalizm Hareketleri – Abdurrahman Cerrahoğlu, (Sf. 44, 45) kitabından birebir…

  • İkinci Meşrutiyet’in (1908) Osmanlı Sosyalistlerinden “Nakûsû Adem” şairi Baba Rıfkı’ya göre “Tarihi Ebül Faruk” yazarı Murad Bey en iyi tarihçidir ve Şeyh Bedrettin’in eserlerinde yüksek fikirler vardır. Alıntı: Şeyh Bedrettin ve Türkiye’de Sosyalizm Hareketleri – Abdurrahman Cerrahoğlu, (Sf. 31) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Tarihi Ebu Faruk kitabının yazarı Murad Bey’in Bedrettin hakkındaki görüşleri:) “Meslek (siyasi yolu, ideolojisi) ve iddiaları, asır uleması (o devrin bilginleri) ile müverrihleri (tarihçileri) tarafından küfür ve irtidâd (dinden çıkma) ile tavsif olunmuştur. (sıfatlandırılmıştır)” Alıntı: Şeyh Bedrettin ve Türkiye’de Sosyalizm Hareketleri – Abdurrahman Cerrahoğlu, (Sf. 25) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Tarihî Ebu Faruk” kitabının yazarı Dağıstanlı Murad Bey, ilginç bir kişilik, “Osmanlı tarihi yazılmamıştır.” Diyor ve ekliyor; “… Bedrettin İslâm dininin karşılaştığı bu belayı gören ve yüreği sızlayan ulu bir düşünürdür ve Osmanlı inkılabının ilk yol göstericisi O’ dur. O’nun adı Osmanlı İnkılabını hazırlayan militanlar defterinin başında gelir.” Alıntı: Şeyh Bedrettin ve Türkiye’de Sosyalizm Hareketleri…

  • Halk İngiliz Sefiri (Büyükelçisi) Sir G. Lawtern’in arabasının hayvanlarını sökerek, arabayı ta sefarethaneye kadar bizzat çektiler.   Alıntı: Hatıralarım – Ali Haydar Mithat, (Sf. 198) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2004): Mithat Paşa’nın oğlu Ali Haydar Mithat: Meşrutiyetten sonra halk İngilizlere büyük itibar etmiş, bunda Abdülhamit’in Almanya yanlısı oluşu önemli idi diyor.

  • “Dinsellikle bu Türk – Kürt ikilemi, Türkoloji ve Kürdoloji’nin doğuşunda da kendini göstermektedir; eğer yapılan analizler doğru ise, Türkoloji, esasında bir İngiliz keşfi ise, Fransa bu keşfi geliştiriyordu Rusya’nın da Kürdoloji’yi keşfederek buna cevap vermesini beklemek zorunludur. Gerçekten de, burada çok kısa olarak bunu göstermek imkânımız var. Kürdoloji çalışmalarını, zaman zaman “Kürdoloji’nin Babası” olarak ta…

  • Jön-Türk Sultanı Hamid’in, çok-uluslu tek dinli bir imparatorluk programına karşın, Tanzimat Sultanı Mahmut, çok-uluslu ve çok-dinli bir toplum düzeni kurmaya çalışıyordu;  Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 281) kitabından birebir alınmıştır.         

  • Dillerine çok düşkün Türkler, din alanında ise, kesinlikle Ortodoks olmuyorlar; Cahun’un anlatımına bakacak olursak, buradaki zafiyetleri, non-ortodoks sözcü­ğünün verebileceği anlamdan çok ötededir. Cahun, Selçuk Türkleri’nin, 800-1000 yılları arasında tarihin en büyük imparatorluklarından birisini kurduğu zaman, kavminin belli bir dini olmadığını ekleyebilmektedir, Leon Cahun, bir de Osmanlı’da geçerli, “Turkman, za’if ul iman”  Alıntı: Sırlar – Yalçın…

  • Rusya kolonyalizmi türkofon kavimlerin yaşadığı topraklara yayılmasına başta Büyük Britanya olmak üzere Fransa’nın cevabı Türkist cereyanları güçlendirmek ve Türkoloji’yi kurmak olarak ortaya çıkıyordu, Tarihlerde de tam bir uyum görüyoruz. Akçuraoğlu Yusuf, ihmale uğramış ancak pek yararlı çalışmaları “Türklerin Tarihi”inde, “Bilinmektedir ki, 1860 yıllarına doğru Rusların Asya’da yayılmaları İngilizleri ürkütecek kadar hızını arttırmıştı”, diye yazıyordu; Macar…

  • 1906 yılında, tam bir halk hareketiyle, ilk meşrutiyetlerinin ilânını sağlıyorlar. Tahran sokaklarında halk, “Yaşasın İran Milleti” diye bağırıyor; bazı kaynaklar İranlıların ilk kez sokaklarda böyle bağırdıklarını kaydediyorlar. Bunun Türkiye yenilikçilerini umutlandırmış olması ihtimal dâhilindedir; Türkiye’de Meşrutiyet iki yıl sonra geliyor…. Sf. 186 Rıza da bir şapka devrimi yapıyor, kadın haklarını tanıyor ve tekkeleri kapatıyor; ayrıca…

  • Halkı laisize etmek kolay değildir; benim, önceki çalışmalarımda ısrarla tekrarladığım gibi, hareketin felsefî temellerinin olması zorunludur, Kemalist laisizmin hiçbir felsefe­si ve geniş anlamda politik, tabanı bulunmuyordu. Pratikti ve bu nedenle geçici kalmaya mahkûmdu; Lord Kinross, Osmanlı döneminde, devletin dinin bir depart­manı iken Kemalist dönemde dinin devletin bir dairesi hâline getirilmesine işaret ediyor ki, bu da,…

  • Askeri bir diktatörlükle idare edilen Irak’ta bile Müslüman olmayan başbakan yardımcıları bulunabilmektedir ve bunu Türkiye’de düşünebilmek imkânsızdır. Suriye’de ise iktidardaki Baas Partisinin kurucusu Mişel Eflak adında bir gayrimüslimdir; Suriye Ordusu’nda Hristiyanların subaylık yapması bir yana, çok küçük bir azınlık olan Alevilerden bir cumhurbaşkanı uzun yıllar ve hâlâ baştadır. Mısır’a gelindiğinde, bundan önceki Birleşmiş Milletler Genel…

  • Bu açıdan, bazı yabancı kaynaklarda yer alan ve Talat’a atfedilen, “Ermeni Sorununun çözümünde ben, Abdülhamid’in otuz yılda başar­dığının çok daha fazlasını üç ayda başardım” sözünün gerçekten söylenip söylen­mediğini bilmiyoruz; bildiğimiz, eğer uydurulmuşsa son derece isabetle uydurul­duğudur. Eğer bu söz yalansa, gerçekten daha doğru bir yalan niteliğindedir; üzerinde durduğumuz dönem, kişiler değişse de, bu çizginin hiç…

  • “Dersim Kürtleri 1877-1878 yıllarındaki savaşlarda Türkiye Hükümeti’nin bütün isteklerini reddederek emirlere kulak ver­memiştir” denilmektedir. “Ne asker ne de vergi vermişlerdir.” şeklinde sürdürüyorlar; eğer Rusya Ordusu’nun savaş raporlarına dayanan bu bilgilere güvenecek olursak, “diğer Kürtlere oranla hürriyet arzularının daha fazla olması ve Türkler ile Kızılbaş Dersim Kürtleri arasında dinî farklılıklar” nedeniyle, bazı yerlerde daha net olmakla…