Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Osmanlı Devleti
-
Ahmet Rasim’e göre Şeyh Bedrettin İslamlıkla Hristiyanlığı birleştirip böylece ortaya yeni bir din atmak istiyordu. Tarihçi Ahmet Raşid’e göre; “Osmanlı liberallerinin kafilebaşı saymak gerekir.” Besim Nihat Kaygusuz, “Şeyh Bedrettin Simavnevi” adlı eserinde “Tarih sahnesine 400 yıl önce gelmiş bir sosyalisttir. Alıntı: Şeyh Bedrettin ve Türkiye’de Sosyalizm Hareketleri – Abdurrahman Cerrahoğlu, (Sf. 44, 45) kitabından birebir…
-
İkinci Meşrutiyet’in (1908) Osmanlı Sosyalistlerinden “Nakûsû Adem” şairi Baba Rıfkı’ya göre “Tarihi Ebül Faruk” yazarı Murad Bey en iyi tarihçidir ve Şeyh Bedrettin’in eserlerinde yüksek fikirler vardır. Alıntı: Şeyh Bedrettin ve Türkiye’de Sosyalizm Hareketleri – Abdurrahman Cerrahoğlu, (Sf. 31) kitabından birebir alınmıştır.
-
(Tarihi Ebu Faruk kitabının yazarı Murad Bey’in Bedrettin hakkındaki görüşleri:) “Meslek (siyasi yolu, ideolojisi) ve iddiaları, asır uleması (o devrin bilginleri) ile müverrihleri (tarihçileri) tarafından küfür ve irtidâd (dinden çıkma) ile tavsif olunmuştur. (sıfatlandırılmıştır)” Alıntı: Şeyh Bedrettin ve Türkiye’de Sosyalizm Hareketleri – Abdurrahman Cerrahoğlu, (Sf. 25) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Tarihî Ebu Faruk” kitabının yazarı Dağıstanlı Murad Bey, ilginç bir kişilik, “Osmanlı tarihi yazılmamıştır.” Diyor ve ekliyor; “… Bedrettin İslâm dininin karşılaştığı bu belayı gören ve yüreği sızlayan ulu bir düşünürdür ve Osmanlı inkılabının ilk yol göstericisi O’ dur. O’nun adı Osmanlı İnkılabını hazırlayan militanlar defterinin başında gelir.” Alıntı: Şeyh Bedrettin ve Türkiye’de Sosyalizm Hareketleri…
-
Halk İngiliz Sefiri (Büyükelçisi) Sir G. Lawtern’in arabasının hayvanlarını sökerek, arabayı ta sefarethaneye kadar bizzat çektiler. Alıntı: Hatıralarım – Ali Haydar Mithat, (Sf. 198) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2004): Mithat Paşa’nın oğlu Ali Haydar Mithat: Meşrutiyetten sonra halk İngilizlere büyük itibar etmiş, bunda Abdülhamit’in Almanya yanlısı oluşu önemli idi diyor.
-
“Dinsellikle bu Türk – Kürt ikilemi, Türkoloji ve Kürdoloji’nin doğuşunda da kendini göstermektedir; eğer yapılan analizler doğru ise, Türkoloji, esasında bir İngiliz keşfi ise, Fransa bu keşfi geliştiriyordu Rusya’nın da Kürdoloji’yi keşfederek buna cevap vermesini beklemek zorunludur. Gerçekten de, burada çok kısa olarak bunu göstermek imkânımız var. Kürdoloji çalışmalarını, zaman zaman “Kürdoloji’nin Babası” olarak ta…
-
Jön-Türk Sultanı Hamid’in, çok-uluslu tek dinli bir imparatorluk programına karşın, Tanzimat Sultanı Mahmut, çok-uluslu ve çok-dinli bir toplum düzeni kurmaya çalışıyordu; Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 281) kitabından birebir alınmıştır.
-
Dillerine çok düşkün Türkler, din alanında ise, kesinlikle Ortodoks olmuyorlar; Cahun’un anlatımına bakacak olursak, buradaki zafiyetleri, non-ortodoks sözcüğünün verebileceği anlamdan çok ötededir. Cahun, Selçuk Türkleri’nin, 800-1000 yılları arasında tarihin en büyük imparatorluklarından birisini kurduğu zaman, kavminin belli bir dini olmadığını ekleyebilmektedir, Leon Cahun, bir de Osmanlı’da geçerli, “Turkman, za’if ul iman” Alıntı: Sırlar – Yalçın…
-
Rusya kolonyalizmi türkofon kavimlerin yaşadığı topraklara yayılmasına başta Büyük Britanya olmak üzere Fransa’nın cevabı Türkist cereyanları güçlendirmek ve Türkoloji’yi kurmak olarak ortaya çıkıyordu, Tarihlerde de tam bir uyum görüyoruz. Akçuraoğlu Yusuf, ihmale uğramış ancak pek yararlı çalışmaları “Türklerin Tarihi”inde, “Bilinmektedir ki, 1860 yıllarına doğru Rusların Asya’da yayılmaları İngilizleri ürkütecek kadar hızını arttırmıştı”, diye yazıyordu; Macar…
-
1906 yılında, tam bir halk hareketiyle, ilk meşrutiyetlerinin ilânını sağlıyorlar. Tahran sokaklarında halk, “Yaşasın İran Milleti” diye bağırıyor; bazı kaynaklar İranlıların ilk kez sokaklarda böyle bağırdıklarını kaydediyorlar. Bunun Türkiye yenilikçilerini umutlandırmış olması ihtimal dâhilindedir; Türkiye’de Meşrutiyet iki yıl sonra geliyor…. Sf. 186 Rıza da bir şapka devrimi yapıyor, kadın haklarını tanıyor ve tekkeleri kapatıyor; ayrıca…
-
Halkı laisize etmek kolay değildir; benim, önceki çalışmalarımda ısrarla tekrarladığım gibi, hareketin felsefî temellerinin olması zorunludur, Kemalist laisizmin hiçbir felsefesi ve geniş anlamda politik, tabanı bulunmuyordu. Pratikti ve bu nedenle geçici kalmaya mahkûmdu; Lord Kinross, Osmanlı döneminde, devletin dinin bir departmanı iken Kemalist dönemde dinin devletin bir dairesi hâline getirilmesine işaret ediyor ki, bu da,…
-
Askeri bir diktatörlükle idare edilen Irak’ta bile Müslüman olmayan başbakan yardımcıları bulunabilmektedir ve bunu Türkiye’de düşünebilmek imkânsızdır. Suriye’de ise iktidardaki Baas Partisinin kurucusu Mişel Eflak adında bir gayrimüslimdir; Suriye Ordusu’nda Hristiyanların subaylık yapması bir yana, çok küçük bir azınlık olan Alevilerden bir cumhurbaşkanı uzun yıllar ve hâlâ baştadır. Mısır’a gelindiğinde, bundan önceki Birleşmiş Milletler Genel…
-
Bu açıdan, bazı yabancı kaynaklarda yer alan ve Talat’a atfedilen, “Ermeni Sorununun çözümünde ben, Abdülhamid’in otuz yılda başardığının çok daha fazlasını üç ayda başardım” sözünün gerçekten söylenip söylenmediğini bilmiyoruz; bildiğimiz, eğer uydurulmuşsa son derece isabetle uydurulduğudur. Eğer bu söz yalansa, gerçekten daha doğru bir yalan niteliğindedir; üzerinde durduğumuz dönem, kişiler değişse de, bu çizginin hiç…
-
“Dersim Kürtleri 1877-1878 yıllarındaki savaşlarda Türkiye Hükümeti’nin bütün isteklerini reddederek emirlere kulak vermemiştir” denilmektedir. “Ne asker ne de vergi vermişlerdir.” şeklinde sürdürüyorlar; eğer Rusya Ordusu’nun savaş raporlarına dayanan bu bilgilere güvenecek olursak, “diğer Kürtlere oranla hürriyet arzularının daha fazla olması ve Türkler ile Kızılbaş Dersim Kürtleri arasında dinî farklılıklar” nedeniyle, bazı yerlerde daha net olmakla…
-
Osmanlı sultanı, hem kardeşinin ölümünü emrediyor, hem ölüme ağlıyor ve kardeşinin ya da yeğenlerinin celladına cellat seçiyordu; hiçbir sarayda görülmeyen bu ikiyüzlülüğün bazı seremonileri bile var. Osmanlı hanedanı, Moğol saraylarından öğrenip beğendikleri bir usulle asillerini sadece boğduruyorlar ve üstelik bu işi, sadece ipek sicimle yaptırıyorlardı. Osmanlı’da kafası vurularak öldürülmek, adî insanlara ait bir sondur. Kuşkusuz,…
-
Kırım Savaşı’nın sürdüğü üç yıllık zaman süresince İstanbul, bir büyük hastaneye dönüşmüştür. Dünya hemşireliğinin kurucusu sayılan Florence Nightingale’in, bu sıfatı, Kırım Savaşı sırasında ve İstanbul’daki çalışmaları nedeniyle alması da bunu doğruluyor; bir ölçüde, hemşirelik de, Kırım Savaşı’nda doğmuş olmaktadır. Uzun süren bu savaşta, Fransız ve İngilizler fazla kayıp vermiş, subayları ve erleri yaralanmıştı; yaralananlar, İstanbul’da…
-
Tanzimat, halkçı olmamak bir yana, halka güven de beslememektedir; halkla ilgili tek çizgisi, halkı değiştirmek istemesidir. Bu nokta, Türkiye tarihinin ufkunun ötesinde de, ilgi çekici görülmelidir; yüzyıl sonrasının Kemalizm’i kadar Tanzimatçılığın da nihaî başarısızlığı, getirdikleriyle birlikte, ele alınmak durumundadır. Tanzimat, hiçbir alt yapıya sahip olmadan, çok dinli ve çok milletli bir emperyal düzen kurmak istiyordu;…
-
Türkiye’de ilk gazete, ilk roman, ilk tiyatro, çıkışında bir parlamento niteliğinde olan Danıştay, ilk anayasa, ilk parlamento, ilk yasalar, hepsi hepsi bu döneme aittir. Sadece bu kadar değil, kadın – erkek arasında aşk bile, bu dönemden önce, Osmanlı’da bulunmuyordu. Bu tarihten önce Osmanlıda erkeklerin; erkeklere âşık olmaları esastır; Osmanlı’da da eninde sonunda bir büyük “aydın”…
-
Yeniçeri Ocağı darbeler ve sultan indirip yenisini çıkarmalar oluyor, ancak, hanedan değişmiyordu. Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 171) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU (2004): Yeniçeri Ocağı devletçi idi, Osmanlı Devletinin temel kurumu idi, sürekli kötüye giden devlet idaresine isyan edip yönetimi değiştirebiliyorlardı. Ocağın kapatılması Devleti yıkıma götürdü. Hoca’nın…
-
Profesör Lazarev, Hamidiye Alaylarının, aynı zamanda tarih sahnesine çıkan, ancak Arap ve Arnavut kökenlileri de kapsayan “Aşiret Mektepleri” ile birlikte, Kürt milliyetçiliğini törpüleme ve bağımsızlık isteklerini tüketme işlevi de olduğunu ileri sürüyordu. Lazarev, Kürt aşiret reislerini silâhlandırmak, onlara rütbe ve silâh vermek politikasında çok bilinçli olduğuna bizi inandırmaktadır; Sultan Hamid’in, “Küçük Asya’da bunları, Kürtleri, asimile…