Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
recent posts
- NURİ DERSİMİ, “MİLLETLER CEMİYETİ UMUMİ KÂTİPLİĞİNE” BAŞVURUDA BULUNDU
- DERSİMLİLER LİDERLERİNİ PUSUYA DÜŞÜRÜP ÖLDÜRMÜŞLER
- DERSİM’DEKİ İLK ASKERİ BİRLİĞİN KOMUTANI ELAZIĞ’IN MIĞI KÖYÜNDEN VE ALEVİ
- DERSİM HAREKÂTI NEDEN 1937 YILINDA YAPILDI
- “CUMHURİYETİN KAHREDİCİ ORDULARI TARAFINDAN MAHVEDİLECEKSİNİZ”
about
Kategori: Osmanlı Devleti
-
Her prens, tahta geçemezse, öldürüleceğini önceden biliyordu. Bu nedenle her Osmanoğlu prens için tahta çıkmak, bir ölüm-kalım sorunu durumundadır; mutlaka düzen içindeki çeşitli partilerle bağ kurmak zorundadır. Varsa bir partiye intisap edecek ve yoksa kuracaktır; asıl “kanun” buradadır. Devam ederken, Will Durant’ın hanedanlarda prensler için geliştirdiği bir nitelemeyi ödünç almak gereğini duyuyorum; Durant,“abnormally natural death”,…
-
Bayezid Partisi, orduya tümüyle egemen görünüyor. Fatih zehirlenir zehirlenmez, ordu, İstanbul’a hâkim oluyor. Yağma da var. Ordu, Fatih’ten nefret etmektedir. Fethettiği kentte, Fatih’in cesedini kokuttular. Baltacı Kasım, Fatih’in kokan cesedinin iç organlarını temizleyerek kokuyu önlemeye çalışmıştı. Dokuz gün Fatih’in cesedine yaklaşmadılar. Fethettiği kentte, Fatih’in ölüsüne, mum yakmayı unuttular. Fatih’i karanlığa bıraktılar. Sf. 230 Alıntı; Atamanoğlu…
-
Güzel ve devam edebiliriz; her tarih yazımı, Osmanlı Devleti’nin küçük bir soyguncu şebekesi olduğu hükmünü ret ile başlamalıdır. Başkaları bir yana, İstanbul’un fethi sırasında, yüksek yöneticilerin, defacto bir araya gelerek durumu müzakere ettiklerini biliyoruz; bu ciddi ve modern bir yoldur. Ayrıca, hemen yukarıda, Uzun Hasan’a karşı sefer tertip edilirken, çok açık görevlendirmeler yapıldığına ve görev…
-
Geçerken bir tezi yazıyorum: Osmanoğlu sülalesinde her bireyin kendisinden başka kimseye bağlılığı veya sevgisi yoktur. Kendine bağlılığı tahtına bağlılığıdır; kendisini cisimleşmiş taht ve tahtını cisimleşmiş kendisi olarak düşünüyor. İçlerinde tahta kıskançlıkla bağlı olmayanı yoktur ve bu da hayatta kalmak anlamındadır. Bu tezin bir uzantısı var: Osmanoğlu için tahttan başka bir bağlılık olmadığından, evlat sevgisi veya…
-
Gecekondu ile “assimilatio” kavram olarak birbirine çok yakın olmalıdırlar; yakınlıklarını kurabildiğimiz zaman, Osmanoğlu Devleti’ne, artık “Atamanoğlu” diyebiliriz, kuruluş çizgisini daha iyi görebiliyoruz. Atamanlıların kuruluş döneminde sınırları yoktu, “harita dayanmıyordu”, demek istiyorum ve devamlı yeni topraklara konuyorlardı; “asimilasyon” yaşama ilkeleri olmuştur. Benzediler ve benzettiler, hep yeni “akrabalar” buluyorlardı ve hep “yeni” akrabaları ile evlendiler ve hep…
-
Profesör Kaldy-Nagy’nin incelemesinin asıl konusu, Atamanlı kuruluşunun bir “Cihad” olarak yazılmasıdır; buna net bir şekilde itiraz ediyor, isim-bilim verimlerine başvurması bu nedenle olmaktadır. İlaveten Kaldy-Nagy, Atamanlıların İslam’ı kabul ettiklerine inanıldığı zamanlarda pek uygulamadıklarını ve Hıristiyanlardan çok “Müslüman” beyliklerle savaştıklarını göstermeye çalışıyor. Deliller sunuyor, pek az medrese inşa etmiş oldukları da bunlar arasındadır. Sf. 101 Alıntı;…
-
Bazin şu özeti veriyor, Bizans kayıt ve tarihlerinde, Pachymere ve Nicephoras Gregoras, diğerlerinde, kroniklerde, on üçüncü yüzyılın sonundan on beşinci yüzyılın ortasına kadar, ısrarla ve tutarlı olarak, “Osman” adı “Atman veya “Ataman” olarak geçiyor ve zaman zaman da Helenize edildiğinde, “Atumanos” ya da “Atumanes” olmaktadır. “Osman” formülasyonu ilk kez Dukas’ta çıkıyor ve yalnızca on altıncı…
-
Ben bir kenara, Osmanlı Tarihçisi Lindner de, şefin seçimle gelmesi, iç Asya ve Türkik göçmenler tarihinde standart bir haldir, demektedir. Bunu son derece normal karşılamak durumundayız, hep hareket ve hep savaş durumundaki topluluklarda şefi seçmek hem son derece mantıklı ve hem de zorunludur. Olmazsa, federasyonu tutmak ve ileriye götürmek imkânsızdır, bu noktadayız. Sf. 90 Alıntı;…
-
Büyük toprak sahipleri, vebanın bir daha gelmeyeceğini düşündükleri zamanlarda, kaybettikleri feodal haklarını geri alabilmek için baskıya ve zor kullanmaya başladılar. Bu ise, çok büyük düzensizliklere ve köylü isyanlarına yol açtı. On dördüncü yüzyılın sonuna doğru Osmanlı kuvvetleri Balkanlar’a yerleşirken, Avrupa köylü ayaklanmaları ile yanıyordu. Sf. 49 Burada durmuyor, ölülerle cinsel ilişkiye girdiler ve bu ilişkilerde…
-
Bu sonuncu kategorinin bir kısmı korunuyordu, yalnız yıllardır kendilerini, Tanrının seçkin hizmetkârları olarak tanıtmışlardı ve salgını, işlenmiş günahlara karşı Tanrının ilahi bir cezası olarak gösterenler çoğunluktaydı; hastaların yardımına koştuklarında Tanrının bunları koruyacağı ve dolayısıyla vebanın bulaşmayacağını göstermeleri gerekiyordu; dine güven böyle sağlanabilirdi, böyle yaptılar ve hepsi öldüler. Ölümde demokratizasyon derken, bunu kast ediyorum.” Diğer kanıtlarına…
-
Böyle bir uyumu bulmak herhalde zor olmalıdır; 1348 ile 1431 yılları arasında, dokuz önemli veba salgını oldu, kayda geçenler bunlardır. Bu tarih dönemi, Osmanlı’nın en hızlı fetih dönemine denk geliyordu; bunun anlamı, şehirler fethedilmeden önce veba tarafından kırılmış oluyordu. Bir mukavemet olmaması normaldir. Sf. 37 Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi 1. Basım,…
-
Herbert Adams Gibbons, İstanbul’a bir görevle geldiğinde, herhalde böyle bir çalışma yapacağını hiç düşünmemişti. 1916 yılında, Oxford Üniversitesinden “The Foundation of the Ottoman Empaire” teziyle doktorasını aldı. Sf. 32 Gibbons’un, çalışmasının ilk bölümünün başlığı, “Osman: A New Race Appears in History” olup, Ragıp Hulusi, bunu “birinci mebhas” ve “Osman: Tarihte Yeni Bir Irk Zuhur Ediyor”…
-
Fatih, Konstantinapol’ü fethetmemiş olsaydı da yine Fatih’tir. Kapısında ölüm beklerken hülya kurabiliyordu. Osmanlı düzeninin doruğudur ve belki de Osmanlı bu dorukta bitmiştir. Sf. 18 Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi 1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 18) kitabından birebir alınmıştır.
-
Hepsi, sultanları “çok güçlü” çizerler. En güçlüleri dahi, bir anlamda, zavallıdır; Mehmet, sadrazamı Çandarlı Halil’in Bizans’ın casusu olduğunu biliyordu, dokunamamıştır ve kinini içine attığı kesindir. Güçleri anlıktır. Mehmet’i de tahta bir çıkardılar ve bir indirdiler. Çeliğe su verdiler. Oğlu Bayezid, babasının katili idi, kendi oğlu Selim’in verdiği zehirle öldü. Bayezid bir zehirleme uzmanı idi, zehirlendi.…
-
Geleneksel olarak “Osmanlı” ki “Osmani” ya da “Osmanist” anlamındadır, halkına “Türk” demek çok yanlıştır ve demediler, evvelinde “Atamanlı” bilindiler ve öncüleri Türk idiler, yepyeni bir kavim. Sf. 11 Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi 1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 11) kitabından birebir alınmıştır.
-
1914 kışı ve 1915 yılının ilk ayları, Taşnaksutyun da dâhil olmak üzere, Rusya Ermenileri açısından bir heyecanlanma ve umut dönemiydi. Biz kayıtsız şartsız Rusya’ya yönelmiş durumdaydık. Herhangi bir gerekçe yokken zafer havasına kapılmıştık; sadakatimiz, çalışmalarımız ve yardımlarımız karşılığında Çar Hükümeti’nin (Güney Kafkasya Ermenistan’ı ile Türkiye’nin Ermeni eyaletlerinden oluşan) Ermenistan’ın bağımsızlığını bize armağan edeceğine emindik. Sf.…
-
Savaşta karşımızda yer alan taraf Türklerdi elbette. Başka düşmanlar da vardı, ama bunlar Türkler kadar etkin değildi; yine de gözleri üzerimizdeydi. Ve bir gün geldi, bunlardan biri Türklerin yüzyıllar boyunca yapamadığını bir anda gerçekleştiriverdi. Sorarsanız, bu nefretle körüklenen değil, sevgiyle kotarılan bir hamleydi. (Türkler hiç olmazsa nefretlerini saklamayacak kadar dürüsttüler.) Ruslardan bahsediyorum tabii. Yeni Ruslardı…
-
Taşnaklar: (Erm.) Taşnak Partisi (tam adı Hay Heğapokhagan Taşnaktsutyun / Devrimci Ermeni Federasyonu) yandaşı kimse. Parti, 1890’da Tiflis’te kuruldu ve sosyalist ilkeleri şiar edindi. Ermenileri içinde bulundukları zor şartlardan kurtarmak için Avrupa, Kafkasya ve Osmanlı Devleti’nde faaliyet gösterdi. II. Abdülhamit rejimini yıkmak için İttihat ve Terakki Cemiyeti’yle ittifak yaptı. 1918’de kurulan bağımsız Ermenistan Cumhuriyetinde iktidara…
-
Eğer Osmanlı seni çağırıyorsa; ya vergi almak, ya askere almak, ya da öldürmek içindir. “Bu devlet eşek olsa bile binme.” Sözünü unutmayınız. Sf. 210 Alıntı; Arevik (Dersim Tertelesinde Bir Ermeni Kızı) – Haydar Işık, (Satırarası Yayınları 1. Baskı, 2013 – Sf. 210) kitabından birebir alınmıştır.
-
Miralay Kâzım, Bedros Bey’e elçiler gönderip teslim olmasını isterken, diğer yandan çepeçevre sarıldığını ihsas ettirmişti. Bedros Bey’e yazdığı birinci mektupta: “Xuş vergisini verirse sorun kalmaz.” deyince, Bedros Bey: “Xuş vergisini verir. Ancak hemen ardından askerlik çağı gelenler istenir. Amele Alaylarında Ermeni gençleri bitirildikten sonra, tenkil ve tehcir başlar. Ben bu tarzı çok iyi biliyorum. Ne…