Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Osmanlı Devleti

  • 12 Eylül 1919 günü sabahı, Sadrazam’a şu telgraf çekildi; “-Hükümet, milletin sevgili Padişahına olan maruzat (sunum) ve bağlantısını keserek haince hareketinde devam ettiğinden, millet; meşru bir hükûmet heyeti iktidara gelinceye kadar merkezi hükümetle idari ilişkilerini ve İstanbul’la telgraf ve posta haberleşmesini kesmeye karar vermiştir.” (Karabekir’in Kemal Paşa’ya telgrafı:) (1) “Verdiğim açık talimata rağmen, Halit Bey’in…

  • (Mustafa Kemal İzmit Mutasarrıfı Suat Bey’i makine başına çağırıp sorguluyor. Verdiğimiz emirleri uyguluyor musun? Diyor. Cevap ilginç;)  “-Tebligatı aldım. Memlekette bir karışıklık çıkmaması için, elimden geleni yapıyorum. Ancak, halkı da serbest olarak dinlemeye karar verdim. Temsil Heyetinden açıklama istiyorlar ve “Acaba İttihat ve Terakki hükümetini eski şekli ile diriltmek söz konusu mudur?” diye soruyorlar.   Ben…

  • (12 Eylül 1919’dan ihtilal eylemi olan İstanbul ile telgraf haberleşmesini kesme işinden sonra Ali Rıza Paşa kabinesi iş başına geliyor. Kemal Paşa bu sefer de Ali Rıza Paşa’ya muhtıra veriyor;) “1- Memlekette asayiş bulunduğunun ve milli emellerin haklı ve meşru olduğunun resmi bir bildiri ile ilanı.    2- Ferit Paşa Hükümetinin haince hareketlerine alet olan yüksek…

  • Kâzım Karabekir, 6 Aralık 1918 günü Padişah Vahdettin’in huzuruna kabul edilmiş. “Ordu’nun zayıflatılmaması, genç Kurmay Subayların Anadolu’ya gönderilmesini söyledim.” diyor. Alıntı: Siyasi Dargınlıklar V (Karabekir’in Kitabı Niçin ve Nasıl Yakıldı?) – Feridun Kandemir (Ekicigil Yayınları 1. Baskı1955 – Sf. 35) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mustafa Kemal Paşa bu dargınlığı şöyle anlatıyor; “Gedos (Gediz olmalı) Muharebesinden ve onun can sıkıcı maddi ve manevi sonuçlarından sonra Fuat Paşa’nın cephe üzerindeki kumandanlık etki ve nüfuzu sarsılmış gibi gözüküyordu. (1) Kendisini kumandadan çekmeyi zaruri addetmeye başladım. Tam bu sırada Ali Fuat Paşa Ankara’ya gelip görüşmek hususunu 5 Teşrinisani (Ekim) 1920 de telgraf ile bildirdi. …

  • Reis’in, “Savunmanızı dinlemeye hazırız !” Sözü üzerine, gayet sakin ve vakur bir vaziyette ayağa kalkan eski Maliye Bakanı Cavit Bey; “-Hâkim Efendiler! Savaş yapanlara, Mısır’ı alacağız diyenlere, bizim ruhumuzda biri Adana diğeri Irak gibi iki Mısır vardır dedim. Kafkasya’yı istila edeceğiz diyenlere, toprak almakla ne kazanacaksınız dedim. …Ziya Gökalp’in hazır bulunduğu bir mecliste, harbi istemediğim…

  • Bu başarılara güvenen Bedir Han, M. Emin Zeki’ye göre 1842 yılında, Lazarev’e göre, 1843 tarihinde, bağımsızlığını ilan ediyor. Ancak bu başarılar Bab-ı Ali’yi yıldırmıyor; Bedir Han’ın en güvenilir müttefiklerinden ve akrabası İzzettin Şir’i elde etmekte gecikmiyor. İzzettin Şir, kuvvetlerini Osmanlı kuvvetleriyle birleştirerek Cizre Kalesi’nde olan Bedir Han’ın üzerine saldırıyor; Bedir Han, yaşamını kurtarmayı, Osmanlı kuvvetlerine…

  • İkinci Mahmut, Kürt feodalitesini yıkmakla birlikte, yerine bir düzen getiremiyor. Kürdistan, «beylik» düzeni sona erince bir tür toplumsal anarşinin içine düşüyor; bu düşüşle birlikte Kürt’ler arasında şeyhlik sisteminin gücü artmaya başlıyor. Uzunca süre liderlik şeyh ve seyitlerin eline geçiyor. Sf. 711 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 –…

  • İkinci Mahmut zamanında başlayan Kürdistan’ın fethine «ikinci» değil, birinci demenin daha uygun olabileceğini düşünüyorum; çünkü Birinci Selim’in zaptında Kürdistan olduğu gibi ve tümüyle Kürt feodallerine bırakılıyor. Bu o kadar öyle ki, Osmanlı fetihleriyle birlikte giden tahrirler, Osmanlı fethi son derece dışta kaldığı için, Kürdistan’da yapılmıyor. İster «ikinci» isterse «birinci» fetih densin, Mahmut’un başlattığı Kürdistan fethi…

  • “Osmanlı vahşetinin sadece savaşların olduğu bölgelerde değil, bütün Kürt halkına yönelik oluşu ve bunun yanı sıra Kürt aşiret reislerinin, Kürt aydınlarının, emirlerinin ve şeyhlerinin Kürt halkı arasında dolaşmaları ve ajitasyonları sonucu, bütün Kürt bölgelerinde feodal nitelikte de olsa Kürt feodal nitelikte de olsa Kürt ulusal bilincini oluşturdu.» Garo Sasuni, Kürt Ulusal Hareketleri ve Ermeni –…

  • Bu büyük kırım, Kürtler arasında bir anti-Türk örgütlenmenin oluşmasını kolaylaştırıyor; belki de «Rum hayine, vehte vi tune» sözünün kullanımı da bu zamana denk düşüyor. Bu örgütlenmeyi, Botan Emiri Bedir Han gerçekleştiriyor; son derece dindar bir lider olan ve daha sonraları Kürt ulusçuluğunun babası sayılan Bedir Han Beg, diğer emir ve şeyhlerle ittifaklar kurarak Osmanlı düzenine…

  • Kürtler, Ermeni göçürülmesinde böylesine aktif ve son derece gayretkeş bir rol oynarlarken bir zaman sıranın kendilerine geleceğini hiç akıl etmiyorlar. Kuşkusuz, Hamidizmin, belki de on beş yıl kadar kısa bir zaman aralığından sonra, Kemalizm olarak devam edeceğini tahmin etmeleri çok zordur; ancak akılsızlıklarının nesnel temelleri de bulunuyor. Sultan Hamid’in, Türkler açısından son derece usta mekanizma…

  • Kürt sorununun ciddi ve ölçülü yazıcısı Profesör Lazarev, bir buçuk milyondan fazla Ermeni’nin toprağından söküldüğünü yazıyor; Sovyet araştırıcısına göre bunlardan önemli bir bölümü yolda ölüyor. Profesör Lazarev, Ermeni ölümlerinden, esas olarak, Türk düzenli birliklerini, yerel yöneticileri sorumlu tutmakla birlikte, Kürt feodallerinin de ellerinden geleni yaptıklarına işaret ediyor. Sf. 701 Ermeni kökenli Amerikan araştırmacısı Hovinnissian sekiz…

  • Aşiret erkekleri üçe ayrılıyorlar; 17-20 yaş gurubu «ibtidaiye», 20-32 yaş gurubu «nizamiye» ve 32-40 yaş gurubu ise «redif» olarak adlandırılıyor. Hamidiye alaylarında komutanlar, «alaydan» yetişiyor; aşiret mensupları, çok kısa eğitimden sonra, .Hamidiye subayı sayılıyorlar. Aşiretlerin önde gelenleri «miralay», albay yapılıyorlar; daha sonra Hamidiye Alaylarından fırka kurulunca, bu yolla, «paşa» olanlar da çıkıyor. Bunun dışında Hamidiye…

  • Ermeni mandasının imkânlarını araştırmak için bölgede çalışmalar yapan ve pek çok tarafı dinleyen kurulun başkanı General Harbord’un tarafsızlığından kuşkuya düşebilmek için pek az neden görüyorum; Amerikan Senatosu’nun Amerikan mandası projesini reddetmesinde Harbord’un verdiği raporun etkisi hiç tartışılamıyor. Harbord’un, daha önce değindim, Ermeniler’in de günahsız olmadıklarını saptamasından sonra, Ermeniler’in çektiği acılardan pek çok duygulandığı anlaşılıyor; kurtarılarak…

  • Hamid, modelini «Rus çarı İkinci Nikola döneminde Rusya’da uygulanan halkları birbirine karşı kışkırtıp Kazak Alayları oluşturarak ezme politikasından almaktaydı». «Özellikle Kürdistan’da Ermenistan’ın iç içe geçtiği bölgelerde, yani Van, Bitlis, Muş, Harput, Diyarbakır, Bingöl ve Dersim gibi yörelerde, Kürt aşiretlerinden Hamidiye Alaylarının yaygın bir şekilde teşkiline gidilmiştir.» Hamidiye Alaylarının kuruluşunu kazak alaylarına benzetme eğiliminin yaygın olduğu…

  • İki: Harbord Raporu, beklenebileceği gibi, Ermeni kıyımlarından söz ediyor. Bunlara, «örgütlü resmi katliamlar», organized official massacres, adını veriyor. Sultan Hamid’in tahta çıkışından sonra her birkaç yılda bir tekrarlandığını ileri sürüyor; 1895, 1908 Van ve Adana, 1909 Kilikya, tarihlerinden sonra 1915 «trajedisini» dile getiriyor. 1914 yılında, Türkiye Ermenistan’ında Ermeni nüfusunun 1,5 milyon olarak tahmin edildiğini bildirdikten…

  • Misyoner tarihine göre bu da bir yaşamdır; fakat daha kötüsü geliyor. 1843-1844 yıllarında Kürtler, «Türk otoritelerin onayı» ile Nestoryanlar üzerine iki cepheden saldırıya geçiyorlar. Böylece, Kürdistan Nestoryanları’nın Timur Lenk’ten bu yana yaşadıkları en çirkin ve en kanlı katliam, the bloody massacre, «the ugluest which the Nestorians o Kurdistan had experienced since the ravages of Timur…

  • 1914 yılında, Türkiye’de 627 Amerikan okulu ve bunlarda da 34 bin öğrenci olduğunu saptıyor, Sf. 430 Osmanlı döneminde Amerikalıların, İstanbul ve Beyrut’tan başka, Tarsus, Maraş, Antep, Harput, Merzifon ve Kayseri’de kolejleri bulunuyor. Saydığım bu yerler, Ermeniler’in yoğun olarak yaşadıkları yerleşim birimleridir ve bu kolejlerin hepsi de misyonerler tarafından kurulup yaşatılıyor. Sf. 430 Alıntı; Türkiye Üzerine…

  • Bir noktayı vurgulamak durumundayım: Kemal’in kişiliği güvenilir görünmüyor, sadakati bulunmuyor, Büyük Britanya’dan ve Vahdettin’den umutlar alıyor ve bunlara umutlar veriyor, fakat eninde-sonunda kurtuluş hareketinin dışında kalamıyor. Hırsının, cesareti ve yeteneğinden daha büyük olduğunu sanıyorum; kurtuluş hareketini, kendisine rakip olabilecek bütün imkânlardan uzak tutuyor. Güçleri zayıflatıyor ve ufku daraltıyor. Ancak, kurtuluş hareketinin içinde kalıyor. Tezi yazıyorum:…