Kategori: Osmanlı Devleti
-
Sivas Kongresi, Amerikan mandasını kabul ile bir de davetiye çıkarıyor. Bu, Kemal Paşa’nın, tarihsel olarak geçici olduğu belirlenen bir yeni koalisyon değişikliğidir; büyük devletlerden Büyük Britanya’dan ayrılarak Amerika Birleşik Devletleri’ne yaklaşıyor. Ayrıca Mustafa Kemal’in Sivas’taki Milli Kongre’de manda düşüncesine karşı bir tek söz söylemediği de kesindir. Sivas’ta delegelerden sadece Osman Nuri ve Ahmet Nuri, manda…
-
Ancak hem Dursunoğlu’nun yazdıkları ve hem de incelemeye açtığım belgeler, Minber Gazetesi’nin finansmanı, Kemal’in para karşısındaki tutumunun da yeniden ve ayrıntılı olarak incelenmesini gerektirecek türdendir. Buna eklenecek olanlar şunlar: Bazı kaynaklar, Sakarya Zaferi’nden sonra Mustafa Kemal’e bir para ödendiğini ileri sürüyorlar; miktarı üzerinde tartışma olduğundan söz ediliyor. Hintli Müslümanların gönderdikleri paranın tartışması kapanmıyor ve İzmir’de,…
-
Lazarev’in ayrıntı vererek ileri sürdüğüne göre, Birinci Savaş’ta, Kürtler, Türk yönetici çevreleri ve onların Alman hamilerinin çıkarları için kanlarını akıtmak istemiyorlar. Lazarev, zamanın Rus Gazetelerinin Osmanlı Ordusu’ndaki Kürtler arasında kaçışların çok olduğunu yazdıklarını bildiriyor; bunlara göre, örnek olsun, 800 askeri olan bir Kürt alayının mevcudu daha savaşın ilk aylarında üç yüze iniyor. Daha savaş başlar…
-
Kürtlerin bilinçlenmesinde ve Türkler aleyhine dönmelerinde, Abdülhamit’in düşürülmesinden sonra İttihatçıların, Ermenilerle uzlaşmak için temaslara başlamış olması da rol oynuyor; Türk yöneticilerinin Ermenilerle anlaşmak istemeleri hep Kürt feodallerini kaygılandırıyor. Bir diğer Kürt tarihi uzmanı Ermeni kökenli Sovyet araştırıcısı Hasretyan, İttihatçı liderlerin Ermeni ulusal-kurtuluş hareketi liderleriyle temasa geçerek, Ermenilerden alınan ve Kürtlerin elinde bulunan toprakları, Kürtlerden alıp…
-
Osmanlı Genelkurmay Başkanlığı’nın 7 Mayıs 1919 tarihli «Dokuzuncu Ordu Kıtaatı Müfettişliğine Verilecek Talimat Sureti», Kemal Paşa misyonu için üç önemli görev veriliyor. Bunların ilk ikisi; “a) Mıntıkada (Bölgede) asayiş-i dâhili iade (iç güvenliği iade etme) ve istikrarı ve bu asayişsizliğin esbab-ı hudusunûn (bu asayişsizliğe sebep olan olayların) tespiti” ve “b) Mıntıkada ötede beride müteferrik (bireysel)…
-
Bolşevizm, en sonunda, «Sovyet» ya da Osmanlı Türkçesi ile «Şura» olarak gerçekleşiyor, Sf. 377 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 377) kitabından birebir alınmıştır.
-
Vahdettin’in sübjektif olarak bir hain olduğu düşüncesini taşımıyorum. Londra politikasına yatkındır; ancak Mustafa Kemal’in, bir ara, Vahdettin’den çok daha fazla Londra’ya hizmet sunduğundan da kuşku duymuyorum. Sf. 389 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 389) kitabından birebir alınmıştır.
-
Bu sırada Türkiye’de «gazeteci» Price, daha sonra anılarını «Extra-Special Correspondent» olarak yayınlıyor; Paşa’nın Price ile görüşmesi sırasında Refet Paşa hazırmış. Paşa, bir tanığa göre, Anadolu’da Büyük Britanya adına vali olmayı öneriyor. Büyük Britanya’nın İstanbul’daki yetkilileri, Kemal Paşa’nın bu önerisini önemli bulmuyorlar, elçilik baş tercümanı, bir anlamda siyasi komiseri Ryan’ın da Kemal Paşa’yı olumlu ya da…
-
Bilim, mikro olan ile makro olan, en küçük olanla, evren’in iç içe algılanmasından çıkıyor; evrenin yasalarını formüle eden Newton’un limit kavramını geliştirerek türev yöntemine ulaşması rastlantı olmamalıdır. Bu, bir, ikincisi, bilim bir tartı işidir; bilimsel yenilik, ağırlıkları değiştirme anlamına geliyor. Tarih araştırmalarında bilimsel yenilik, daha önce önemsizi önemli, önemliyi önemsiz yapma süreciyle realize oluyor. Kars…
-
İzmir’in işgaline kadar kurtuluş hareketinin başlamasında, pek az istisna dışında, Ermeni tehdidi, tek motor durumundadır. Türkler ve Kürtler, yaşadıkları yerlerde bir Ermeni Devleti kurulmasından ve Ermeni egemenliği altında yaşamaktan ölümcül bir korku duyuyorlar. İzmir’in işgali buna bir de Helen egemenliği altında yaşama korkusunu ekliyor; böylece çaresizlik içinde kurtuluş mücadelesi eğilimlerini artırıyor. Sf. 360 Alıntı; Türkiye…
-
Gelibolu’da Liman ve Enver Paşalardan daha büyük bir kahramanlık göstererek tarihin akışını çevirdiği iddia edilen Kemal Bey’e, Büyük Britanya’nın önemli bir kızgınlık göstererek ve hatta tutuklayıp Malta’ya göndererek, Enver’in kıskanarak önlediği ileri sürülen madalyayı, ters bir biçimde, vermiş olması gerekiyor. Tarih bir tutarlılık yazımıdır. Tutarlılık, eğer Gelibolu’da Büyük Britanya’nın bir büyük oyununu kişisel müdahale ve…
-
Kemal Paşa Tarihi, tutarlılığını ölümle sağlayan bir yazımdır. Düşünce ve söz planlarıyla kendi kişisel tarihinde tutarlılık olmayan bir yaşamı tutarlı yapabilmek, tutarsızlığın işaretlerini, politik, tarihsel ve fiziksel olarak ortadan kaldırmakla mümkün olabiliyor. Kemal Paşa Tarihi, yapılır ve yazılırken, tutarsızlığa tanıklık yapacak canlılıklar üzerinden silindir geçirilmesi ve yeni tutarlılığa tanıklık edeceklerin bulunması zorunlu oluyor. Bu, Kemal…
-
Kemal’in, Vahdettin’e güven vermesini, İngiliz işgal kuvvetlerinin Kemal’i kendilerinin adamı sayacak kadar güvenmelerini, İtalyanların Ege bölgesinde Grek yayılmasını kendileri adına durduracak komutan olarak Kemal’i görmelerini hep ama hep Kemal’in, çıkmak için hazırlandığı Kurtuluş yolu için yaptığını anlatmaya çalışıyorlar. Sf. 329 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf.…
-
Bu koalisyon sonuç vermeyince, İstanbul da, Vahdettin, Damat Ferit ile bir üçlü oluşturmaya çalışıyor. Hürriyet ve İtilaf Partisi ile Büyük Britanya temsilcilerinin desteğini sağlamayı başarıyor. Samsun’a gönderilmesi bu koalisyonun sonucu oluyor. Sf. 325 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 325) kitabından birebir alınmıştır.
-
Nitekim Fahrettin Paşa da satırların arasından bunları yazmış bulunuyor. Anılarının bir yerinde şunlar var: Liman Paşa “dürbünle yere yatmış ileriyi seyrederken Mustafa Kemal’den gelen bir raporu kendisine okumuştum. Raporda, ‘düşman bu gece denize dökülecektir’ deniyordu. Gözlerinin yaşardığını gördüm, Almanca Allaha şükürler olsun derken de hayli heyecanlanmıştı.” Kemal Bey’in düşmanı denize dökmeden haber verdiğini, daha sonra…
-
Birbirinden mekân ve zaman itibariyle ayrı iki çatışmayı birbirine karıştırdıktan sonra bir ordu komutanını, iki kolordu komutanını, pek çok tümen komutanını bir kenara atarak bütün mücadeleyi ihtiyat tümeni komutanı olarak bu savaşa katılan Kemal Bey’in adına yazabilmek için yalnızca tarihin falsifikasyonu yeterli olmayabilir; aynı zamanda aklı bozmak zorunludur. Akıl ise bütündür, bozulma tekil olgularla sınırlı…
-
Gelibolu’da savaş askerlik sanatıyla ilgili görünmüyor; ölecek daha çok kütlesi bulunan ve şu veya bu şekilde bunu ileriye sürebilen taraf kazanmaya mahkûm görünüyor. Resmi rakamlara göre Türkiye’nin kaybı 86 bin 672 ölü ve 164 bin 617 yaralı oluyor; yabancı kaynaklar beş yüz bin sayısının abartma, ancak yaralı ve ölü olmak üzere toplam kaybın üç yüz…
-
8 Müstahkem Mevkii Kurmay Başkanı Selahattin Adil, Kemal’in, Arıburnu’nda düşmanın denize döküldüğünü resmen rapor etmesine karşın bunun doğru olmadığını yazıyor. Daha sonra Kemal Paşa ile çok yakın ilişkilere giren Fahrettin Paşa, bıraktığı anılarında, elinde dört alayın olmasına karşın Kemal’in düşmanı denize dökmemesine Enver’in çok sinirlendiğini anlatıyor. Daha da önemlisi, Gelibolu’da Liman Paşa’dan sonraki en önemli…
-
Kemal’in mektupları ve istifalarını saymak kolay olmuyor; Çanakkale savaşı sırasında Liman Paşa’ya yazdığı bir mektupta Enver’i şikâyet ediyor ve Enver’e yazdığı bir diğerinde de Liman’ı eleştirerek sorumluluğu almasını istiyor, Mütareke sırasında, henüz İstanbul’a ulaşmadan önce Sultan’ın başmabeyincisine gönderdiği bir başka mektupta, yeni sadrazamın ismini açıklıyor ve bu arada, kendisi de dâhil bazı isimleri sayarak bunların…
-
Kesine yakın olarak gördüğüm ise şudur; Kemal’in Hareket Ordusu ile birlikte İstanbul’a yürüdüğü konusunda hiç bir kayıt veya işaret bulunmuyor. Sf. 56 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 56) kitabından birebir alınmıştır.