Kategori: Osmanlı Devleti
-
“Hareket Ordusu, ne düzenli bir Ordudur, ne de düzenli bir Ordunun parçası, tümüyle gönüllülerden kurulan, sayısı ve yönetimi çok milli olmayan tam bir silahlanmış halk topluluğudur. Resmi ordu ile bir ilişkisi yok. …yalnızca, İttihat ve Terakki’nin militanı olan bazı genç subaylar bulundular. Yer yer birlikte komuta ettiler.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük…
-
“Mustafa Kemal Bey: Erkân-ı Harp Kolağası (Kurmay Yarbay), 1926’daki İzmir suikastı sırasında Cumhurbaşkanı. Pirlepe’li Fethi Bey (Oyar): Erkân-ı Harp Binbaşısı, İzmir Suikastı öncesinde Başbakan. İzmir’li İsmet Bey (İnönü): Erkân-ı Harp Kolağası, İzmir suikastı sırasında Başbakan. …Vehbi Paşazade Süleyman Askeri Bey: Erkân-ı Harp Kolağası, Teşkilat-ı Mahsusa (Özel Teşkilat, MİT, Özel Harp Dairesi gibi) Başkanı. Ohri’li Eyüp…
-
“Bizim ihtilâllerin “düşünür”ü yok! Son yüz elli yıldır Türkiye’de birçok ihtilâller yaşandı, Türkiye’nin bir tek ihtilâlci düşünürü oldu mu? Avrupa ve Rusya’da yıkmakla işe başlayan aydın, Türkiye’de kurmak için doğdu.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 560, 561) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2008): Türkiye’deki ihtilallerin…
-
“Dine karşı en şiddetli tepkiyi II. Mahmut gösterdi. Bektaşi tekkelerini dağıttı,… Kavuklu mezar taşlarını bile kırdırttı. Kemalizm, din kurumuna değil dinin bazı kurumlarına cephe aldı…. Her iki hareket de hiçbir zaman teorik bir özellik kazanmadı.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 562) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN…
-
“Beşir Fuat Türkiye’ye materyalizmi getirmeyi bir görev bildi. … maddiyun akımının başlatıcısı oldu. Fizik ve kimya yasalarının insan vücuduna ve topluma olduğu gibi uygulanabileceğine inanıyor ve savunuyor. Vali babası ile bulunduğu Adana’da, çocukluğunda, Cizvit Okuluna gidiyor, papazlardan ders alıyor. Tıp öğrencilerinin yeterli ölçüde ceset bulamamaları nedeni ile araştırma yapamadıklarını düşünüyor, vücudunun, deney yapmaları için tıp…
-
“… normal sohbet sırasında ve kalabalık içinde, Hilmi’nin “Herkes bir meslek (siyasi ideoloji) sahibi oldu, ben bir şey olamadım, ne olsam acaba?” sözleri üzerine Baha Tevfik’in “Sosyalist ol be Hilmi!” dediğini Münir Süleyman yazıyor. Hilmi o arada Sosyalizmin ne olduğunu soruyor. Baha cevap verip anlatıyor. Sosyalist Hilmi veya daha sonra Sosyalist Fırkanın yayın organı İştirakten…
-
“Bundan yüz yıl önceki Türk aydın kadınının, bugünkü aydın Türk kadınından daha kültürlü olduğunu söyleyebiliyorum.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 510) kitabından birebir alınmıştır.
-
15. Asrın sonlarında ve 16. asırda, Yahudiler tarafından İstanbul, İzmir, Edirne ve Selanik’te kurulan matbaalarda yalnız İbranice eserler basılmıştır.” Matbaanın girişi öyle sanıldığı kadar geç olmamış anlaşılan. 1510-1520 Yılları arasında İstanbul’da Avrupa’dan ithal edilen sekiz matbaa daha kuruluyor. Bunu 1512 yılında Selanik, 1519 yılında Halep, 1554 yılında Edirne, 1605 yılında Şam’da kurulan matbaalar izliyor.…
-
“1874 Yılında İstanbul’da on tane kız rüştiyesi var. Toplam 294 öğrencisi var. 8 Şubat 1870 Pazar günü… Maarif Nazırı (Öğretim Bakanı) Saffet Paşa’nın nutku ile Darülfünun (Fenlerin kapısı, Üniversite) açıldı. Müdür Tahsin Efendi Türkçe, Efganlı (Afganistanlı) Cemalettin Efendi Arapça, muallimlerden (öğretmenlerden) Aristokli Efendi Fransızca birer nutuk söylediler. İstanbul Üniversitesi üç dilde açılış konuşmalarıyla enternasyonal bir…
-
Bayram Kodaman, “Abdülhamit Dönemi Eğitim Sırları” adlı kitabından: “Rüştiyeler 250’den 600’e, İdadiler 5’ten 104’e, Darülmuallimler 4’den 32’ye çıkartılmıştır. Yine 18762da sayıları 200 olan iptidai okullarına 4.000 – 5.000 civarında yenileri eklendiği gibi ….. taşraya ilk defa orta öğretim müesseseleri ve öğretmen okulları, bu dönemde götürülmüştür. Böylece Tanzimatçıların İstanbul’u hedef alan maarifçiliği terk edilmiştir.” Alıntı: Aydın…
-
“Hamit “Aşiret Mektebi” açtı. Osmanlı toprakları içindeki Arap ve Kürt aşiretlerinin reislerinin çocuklarını burada toplamaya çalıştı. Bunlara gerekli özen gösterildi.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 484) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Türk diline ve özellikle düz yazıya önemli bir gelişmişlik getiren, cümle kuruluşunu genişleterek dilin anlatım gücünü arttıran Hüseyin Cahit’tir. (Hüseyin Cahit Yalçın’ın “Edebiyat Anıları” adlı eserinden alıntı:) “… Rauf’un, benim bu yalnızlığımız, doğrusunu isterseniz, bilgisizliğimizden ileri geliyordu. Cenap’ın (Cenap Şahabettin) Arapçasını, Fikret’in kelime hazinesini bize veriniz, bak neler yazardık. En bilgisizi Rauf ile bendim. Bundan…
-
“Osmanlı’da bilim, ilim çok zayıf; bilim adamları, ûlema çok güçlüdür.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 448) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Adnan Adıvar’a göre, Osmanlı döneminde inançlarından dolayı, ortodoksi karşısında inançsızlığından dolayı da denilebilir, üç aydın ölüme mahkûm edilmiştir. Bunlardan birisi; Kabız-ı Acemi’dir ve Kanuni Sultan Süleyman astırıyor. Kabız’ın İsa’nın görüşlerini Muhammed’in görüşlerinden daha üstün tuttuğu için asıldığı bildiriliyor. Bilgin Hamza’yı dinsizliği gerekçesiyle Üçüncü Murat idam ettiriyor. Üçüncüsü Behram Kethüda Müderrisi Nadaj’lı Sarı Abdurrahman. Sarı Abdurrahman;…
-
“Fatih Kanunnamesindeki Ulema imtiyazları, Köprülü’den; “Bayram merasiminde Padişah onları kabul ederken ayağa kalkar, merasimde Padişah’ın yanında dururlar. Seferlerde Padişahın yanına girebilirler. Günde ekalli (ortalama) 500 akçe tahsisat (ödenek, maaş) alırlar.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 456) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2008): Osmanlı’da ulema sınıfı,…
-
“Unutulmamalı, Abdülhamit Türk Tarihinin önde gelen reformatörlerinden biridir; Ancak, mevcut yapıyı korumak için reform yapmak zorunluluğunu duyuyor.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 441) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Osmanlı toplumunun yükselişi döneminde de yönetime katılım, dikey mobilite bir yana, tebaanın şikâyet ederek dertlerini bildirmesine de dayanıyor. Tebaa başkente ve saraya, dilek ve şikâyetlerini yazıyla bildirmek hakkına sahip. Bunlar çok büyük bir ciddiyetle ele alınıyor: Ciddiyetten özel defterlere geçirilmesi anlaşılıyor. Hamit, şikâyet hakkını modern bir kurum haline getirdi.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II –…
-
“Hamit, Namık Kemal’in oğlu Ali Ekrem’i (Bolayır) mabeyin (Yakınındaki, özel kalem) kâtipliğine atıyor. Ali Ekrem on sekiz yıl Yıldız Sarayı’nda ve Hamit’in yakını olarak çalışıyor. Namık Kemal ölümünden 29 gün önce babasına mektup yazıyor, bu mektupta Hamit’in saltanatının uzun olması için duacı olduğunu söylüyor.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2.…
-
“Osmanlı dönemi ve Cumhuriyet dâhil, pek az devlet başkanı Abdülhamit kadar eğitimle ayrıntılı bir biçimde ilgilenmiştir. Ahmet Hamdi Tanpınar, ‘Yaşadığım Gibi’de şunları yazıyor: “Garptaki teknik ve geleneği ile güzel sanatlar ülkemizde Abdülhamit devrinde, müze müdürü ve kurucusu Hamdi Bey’in himmetiyle başlar. İlk Türk resim ekolü de o yıllarda eserini verir.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II…