Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Osmanlı Devleti

  • (24 Temmuz 1922 tarihli gizli celsede ordunun durumu görüşülüyor:) Kâzım Paşa (Milli Savunma Bakanı) (Kozan): “Kaymakam Cemal ve Refet Bey’ler doğrudan doğruya Fransa’ya gitmişlerdi. Bunların alacağı şeyler makineli tüfek kısacası büyük çapta harp malzemesi…. İstenilen malzemeyi getirdiler. Bugün en son fişekleri İskenderun limanına çıkmıştır.” Alıntı: TBMM Gizli Celse Zabıtları III – (İş Bankası Yayını No:267…

  • (17 Temmuz 1922 tarihli celsede Pontus meselesi ve deve yolsuzluğu görüşülüyor:) Dursun Bey (Çorum): “… Amasya İstiklâl Mahkemesince Pontus meselesinden dolayı idam edilen Aleksandors’un Çorum’da 160 küsur devesi vardı. Tabiidir ki Amasya İstiklâl Mahkemesi mallarının devlete gelir kaydedilmesine karar verdi. Hükümet te buna vaziülyed etti (el koydu). Bir müddet (zaman) sonra buradan Arslan Arif Bey’e…

  • (4 Mayıs 1922 tarihli gizli celsede Başkumandanlık kanununun süresinin uzatılması görüşüldü:) Hüseyin Avni Bey (Erzurum); “Aleni bir kanunun gizli görüşülmesinin anlamını arkadaşlarımdan sorarım. Bir Başkumandanlık Kanunu var, bir takım yetkiler veriyoruz. Bu yetkiler hakkında, aleyhinde idare-i kelam etmek (eleştirel konuşma) yasak mıdır? Hayır. Binaenaleyh (bundan dolayıdır ki) bu idare-i kelam bir milletin ispat-ı rüştüne (geliştiğini…

  • (3 Ocak 1922 tarihli gizli celsede Harp Encümeni yani savaş komisyonu kurulması görüşülüyor, parantez içerisindeki ‘eksik’ kelimesi kitaptan alınmıştır:) Hüseyin Avni (Ulaş) Bey (Erzurum); “Osmanlı İmparatorluğu’nun kuralları, kanunları, idaresi bizim için yeterli görülmemiş, bir inkılâp meclisi ile millet kendi hakkını bizzat idare edecek… (eksik) .. Ne bahtiyarlık!… Tarih bunu kaydediyor, o istibdat (baskı dönemi) aranacak…

  • (13 Nisan 1922 tarihli gizli celsede tekâlif görüşülüyor:) BAKKAL’IN NOTU 81996): Tekâlif; Osmanlı da bir tür vergi, ne amaçla alınırsa o amaca harcanma ve vatandaşa iade edilme şartı var. BAKKAL’IN NOTU (1995): Mustafa Kemal Başkumandan olarak hükümete bir tezkere yazıyor ve 12 Nisanda, ülkenin içinde bulunduğu durumu anlatarak mali kaynaklar bulabilmek için kendisine yetki verilmesini…

  • (12 Nisan 1920 tarihli gizli celsede mali durum ve Tekalif görüşülüyor. Tekâlif; Osmanlı da bir tür vergi, ne amaçla alınırsa o amaca harcanma ve vatandaşa iade edilme şartı var.) Cemil Bey (Kütahya): “Müskirat (alkollü içecekler) Kanununun tatbikinden sonra 80 ila 150 kuruşa satılan içki, 400-700 kuruşa kadar satıldı ve içildi ve bundan yine çoğunluğu Pontus’çu,…

  • (11 Nisan 1922 tarihli gizli celsede Tekâlifi Milliye ve Men’i Müskirât kanunu görüşüldü. Tekâlif: Osmanlı da bir tür vergi, ne amaçla alınırsa o amaca harcanma ve vatandaşa iade edilme şartı var. Men’i Müskirât Kanunu alkol yasağı kanunu;) Mustafa Kemal Bey (Ertuğrul); “Kastamonu ormanları yıllık 12-15 milyon arasında gelir verir. Kastamonu ormanlarını satmalı değil hükümet işletir.…

  • (29 Ekim 1921 tarihli gizli celsede ordunun durumu, asker firarları ve İngilizlerden silah alımı görüşülüyor:) Refet Paşa (İzmir) (Milli Müdafaa Vekili); “.. Sakarya Harbinde de hiç olmazsa otuz bin kişi firar etti ve Refet Paşa otuz bin tüfeği buldu, yerine koydu. Oradan aldı, buradan aldı, İngilizlere başvurdu, casusluk etti ve ordu tekrar savaşa hazır hale…

  • (5 Ağustos 1921 tarihli gizli celse:) Emin Bey (Eskişehir); “Memleketi Yunandan, düşmandan kurtarıp ta böyle bir müddet için kendisi diktatör olarak iş yaparsa ben bunda memleket için fayda görürüm. Hatta bendeniz, padişahlıktan yüksek bir makam olsa dahi veririm.” (1) Mustafa Bey (Tokat); “Aldandın!”….  Rıza Nur Bey (Sinop); ” …Biz adeta bir padişah seçiyoruz. … Hâlbuki…

  • Hüseyin Avni Bey (Erzurum); “Efendiler Paşa hazretlerini (Mustafa Kemal’i) severiz, fakat emrimize uyduğu için severiz, aksi halde parçalarız. (bravo sedaları) O da iftihar etsin.” .. Mustafa Kemal Paşa (Ankara)(Başkumandan); “…Evet, bağlıyız çünkü Hilafet Makamı ve Saltanat herhangi bir şahsın değildir. Doğrudan doğruya bütün İslam âleminin müzaheretiyle beraber Türkiye halkında olan o makam bizimdir. Koruduk ve…

  • (17 Mart 1921 tarihli celse, Sevr görüşmeleri:) BAKKAL’IN NOTU (1994): 17 Mart 1921 tarihli görüşmelerden anlaşılan o ki; Sevr Antlaşmasını Ankara Meclisi’nin gönderdiği heyet de imzalamış veya kabullenmiş. Bu antlaşmayı vahdettin imzalamamış yani onaylanmamış. Bir diplomatik sorun olarak kalmış.  Alıntı: TBMM Gizli Celse Zabıtları II – (İş Bankası Yayın No:267 – Sf. 7 ile 9…

  • (5.7.1920 tarihli gizli celse konuşmaları:) Mustafa Kemal (Ankara); ” .. Hilafet ve saltanatın korunması zaten birinci esasımızdır. ..makamı  hilâfet ve saltanata olan bağlılığımız ve o makamın bütün gerekli koşulları ile korunması birinci esasımızdır. … maatteessüf (üzüntülerimle) şimdi hilafet ve saltanat makamını işgal eden zat bu millet için hain bir adamdır.” (1) “..İstediğiniz adamlarla görüşebilirsiniz ve…

  • (Hazırlayan İsmet Bozdağ’ın notu: Abdülhamit, sürgünde iken, 1. Dünya savaşı yıllarında ülkemize gelen, Gazete de Lausanne muhabiri Jean Felix’e şunları söylüyor:) “Cavit Bey, çağdaş maliye konularını hakkıyla bilen, zeki ve cerbezeli (konuşkan, karizmatik) bir zattı. Osmanlı İmparatorluğunun maliyesini düzeltmek ve geliştirmek gayretindeydi. Fakat her inkılâp memleketinde olduğu gibi, askerler, karşısına büyük engeller çıkartmışlar, özellikle savaşa…

  • “I. Meşrutiyetin Meclisi olan Meclis-i Mebusan’da (1877), 93 Rus Harbinde Ermenilerin Ruslara yakınlaşması görüşülürken Halep Mebusu Ermeni Manok Karaca Efendi: “Ben, Hıristiyan ve Osmanlı mülkünde bulunan Hıristiyanların büyük kısmı olan Ermeni Milletinden bulunduğum için, umum Hıristiyanlara da dâhilim (genel Hıristiyanların da içindeyim) Ve bu sebeple, bu konuda fikrimi söylemeye hakkım vardır. Ermeni Milleti, beş yüz…

  • “Saray’da kolera vakası çıkar, saray doktorları farklı görüşler öne sürer, Saray’da mikroba inanmayan doktorlar bile var. Tahlil için Osmanlı devletinin büyük destek ve himayesini görmüş olan Pasteur’dan eleman istenmiş, önce Şantimes’i gönderip hastalığı teşhis etmiş sonra da onun yerine meşhur Nikol’ü yollamış. Türkiye Bakteriyoloji ilmini bu Nikol’e borçludur.” Alıntı: Abdülhamit’in Hatıra Defteri – Hazırlayan: İsmet…

  • “Oğlum Abit Efendi benimle konuşurken, bu Mustafa Kemal Bey’le tanıştığını söyledi. Sonradan Paşa olmuş, hem de burada Beylerbeyi Sarayı’nda tanışmışlar. Şaşırdım! “Burada ne arıyormuş?” dedim. “Yüzbaşı Salih Bey’in (Salih Bozok, Abdülhamit’in koruması, sonradan Mustafa Kemal’in yakın adamı oldu.) arkadaşı” dedi. Ara sıra arkadaşı Salih Bey’i görmeye gelirmiş, Abit Efendi ile de bu münasebetle dost olmuşlar.…

  • “… beni büyük bir saygı içinde dinleyen Enver Paşa’yı tetkik ediyordum (inceliyordum). Naciye Sultan’la evliydi…. Öfkeli ve muhteris (hırslı, ihtiraslı) bir insan olduğunu hemen fark ettim. Tuhaftır bana Hüseyin Avni Paşa’yı hatırlattı, yalnız onun kabalığı Enver Paşa’da nezakete, zekâsı da kurnazlığa dönüşmüştü. Bu çeşit insanlar bir yere bağlandılar mı, hele menfaatleri de besleniyorsa, sadakatlerine hudut…

  • “Abdürrahim Efendi oğlum sinir nöbeti geçiriyordu, üstelik sarılık olmuştu, Kızlarımın durmadan burnu kanıyordu. Refikam (hayat arkadaşım, refakat eden, birlikte yaşayan) yatağa düşmüştü. 10 Nisan 1917 Rasim Bey başını yere eğmiş, ağlayacak gibi “Yunanistan, Bulgaristan, Karadağ ve Sırbistan’a maalesef yenilmek üzereyiz Hakanım.” “Dört düvel (devlet) birleşir de haberimiz olmaz mı? Bu nasıl bir gaflettir. Bu devletler…

  • “Bizi muhafazaya memur müfrezenin komutanı Fethi Bey (Okyar) söz anlar, aklı başında bir subaydı. (1) “Bu biraderimin emri midir?” “Ordu ve Hükümetin sizden ricasıdır efendim.” “Peki, çoluk çocuğum ne olacak?” “Zat-ı Devletinizin ve evlâdı iyâlinizin (çocuklarınızın ve yakınlarınızın) hayat ve maişetleri devlet ve ordunun kefaleti altındadır.” Cevap verirken Ordu ve Devleti ayırdığına dikkat etmiştim. Ordu,…

  • “Ben meselâ Doğu Anadolu’da büyük bir yol yaptırsaydım, Rusya kıyamet koparırdı. Bununla beraber yavaş yavaş çalıştım. Orada okul gibi yol gibi bayındırlık işlerinin büyük bir bölümü benim zamanımda ortaya konmuştur. Hükümdarlar fertler karşısında değil, dünyada tarih, ahrette tanrı huzurunda saltanat günlerinin hesabını verirler.” Alıntı: Abdülhamit’in Hatıra Defteri – Hazırlayan: İsmet Bozdağ, (Kervan Yayınları 1968 –…