Kategori: Osmanlı Devleti
-
“Görüyordum ki artık bana milletin güveni yoktur. Ortalık yatışınca, kendiliğimden istifa edecektim.” Alıntı: Abdülhamit’in Hatıra Defteri – Hazırlayan: İsmet Bozdağ, (Kervan Yayınları 1968 – Sf. 116) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Meclis-i Mebusan Kamil Paşa hükümetini düşürmeye karar verince, her teşebbüs (girişim) öylece kaldı. Bu celsenin (meclis oturumunun) nasıl yapıldığı malumdur (bilinen şeydir). Başta Enver Bey olduğu halde, bir sürü subay ve er resmi ve sivil elbise ile Millet Meclisinin içini tutmuşlar ve bir zırhlıyı Meclisin hizasına (yanına) getirmişler.” Alıntı: Abdülhamit’in Hatıra Defteri – Hazırlayan: İsmet…
-
“Osmanlı Tarihini anlayanlar bilirler ki: Bu ülke kuvvete dayanarak değil, adalete dayanarak kurulmuştur. Eğer Osmanlı orduları gittikleri yerlere adalet değil zulüm götürselerdi bu imparatorluk kurulmadan çekirdek halinde parçalanırdı. Adalet, meşruiyetin (haklılığın) temelidir. Meşruiyet, hükmetmenin mesnedidir (dayanağıdır). Kuvvet meşruiyetin müeyyidesidir (yaptırımı, sağlamlaştıranıdır). Bu halde kuvvet meşruiyete, hükmetme adalete dayanmak zorundadır. Ordu gayesi içinde elindeki gücü kullanırsa…
-
“Büyük hata da dedemin günlerinden bu yana gelmiştir: Yeniçeriliği ortadan kaldırmışız ama Yeniçeriliği bozan sebepleri ortadan kaldırmamışız. .. Ordu (93 Rus harbinde) Hanedana (Padişah sülalesine) karşı olanlar ve Hanedandan yana olanlar olarak bölündü.” Alıntı: Abdülhamit’in Hatıra Defteri – Hazırlayan: İsmet Bozdağ, (Kervan Yayınları 1968 – Sf. 103) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Mithat Paşa ve taraftarları, çok yanlış olarak, İngilizlere güvenip, o kadar ileri gitmişler, öyle bir savaş tohumu ekmişlerdi ki, buna karşı durmak, nerede ise vatan hainliği haline gelmişti. Savaşı (93 Harbi 1876) önleyemeyeceğimi anladıktan sonra savaşa hazırlanmaya başladım. Memleket içindeki yollar yeterli değildi. Haberleşme at sırtında yapılıyordu… Hemen harekete geçtim ve Belçika’dan bir uzman getirttim,…
-
“Almanlar bize dostluk elini uzatmaya başladı. .. Kayzer Vilhelm (İmparator Vilhelm) İstanbul’a geldi. Tantanalı bir karşılama hazırlandı. Kayzer de tantanalı nutuklar söylüyor, misafirperverliğimizi övüyor ve dünya yüzünde dağınık yaşayan üç yüz milyon Müslüman’ın dostu olduğunu söylemekten çekinmiyordu. .. Alman İmparatoru ile birlikte bazı bilginler de gelmişti. Bu bilginlerin içinde tıpkı İngilizler gibi kazılara meraklı olanları…
-
“Kırk yıldır büyük devletlerin birbirleri ile kapışmasını bekledim. Osmanlılar ancak, böyle bir fırsatı zamanında ve basiretle kullandıkları takdirde kurtulacaklar, yeniden büyük devlet olacaklardı. .. Büyük devletlerarasındaki rekabetin eninde sonunda onları çatışmaya götüreceği gözler önündeydi. Osmanlı Devleti de böyle bir çatışmaya kadar parçalanma tehlikesinden uzak yaşamalı ve çatışma günü ağırlığını ortaya koymalıydı. İşte benim otuz üç…
-
“İngiliz elçisi bir gün bana, Anadolu, Suriye ve Hicaz topraklarında yer altı kazıları yapmayı düşünüp düşünmediğimi sordu. Bu teklifin altında ne yattığını bilmiyordum ama kabul ettim. Hemen sadrazam Halil Rıfat Paşa’yı çağırttım, … gelecek heyetin çalışmalarını dikkatle takip etmelerini tembih ettim. Tüm masraflarını İngilizlerin karşıladığı bilginlerin bir kısmı Kayseri’de, bir kısmı Musul’da, bir kısmı da…
-
.. Buna rağmen kendileri ile ilgilendim. Yabancı memleketlerde parasızlık yüzünden bazı şeylere katlanmamaları için, gazetelerini satın almak bahanesi ile büyücek yardımlarda bulundum, bazı kimselerin memleketten para göndermelerine göz yumdum. Yeter ki yabancıların maşası olmasınlar, muhalefetleri yanlış ta olsa namuslu kalsın diye! .. Ahmet Rıza Bey Paris’te Meşveret adı ile bir gazete çıkarmaya başladı. Paris Sefirimize…
-
“Ne kadar garip tecellidir ki, Amcam Abdülaziz’i Han’ı düşürmek için Avrupa’ya kaçan Genç Osmanlılar, eninde sonunda muratlarına ermişler, hem Abdülaziz Han düşmüş hem de hemen peşinden başlayan 93 Rus Harbi (1876) Rumeli’nin yarısını alıp götürmüştür. Tıpkı onlar gibi, beni düşürmek için Avrupa’ya kaçan Jön Türkler de muratlarına ermişler, beni düşürmüşler ve girdikleri Cihan savaşında da…
-
“Musahibim (padişahın sohbetinde bulunan kişi) evvelki gün Fransızca küçük bir kitap getirdi, adı “Piyer Kiyar’ın Hatırasına” dır. Bana “Kızıl Hayvan: Bete rouge lakabını takan bu Piyer Kiyar mış. Lakabı duymuştum da ortaya atanı bilmezdim. .. yazanlar Aharonyan ve Çobanyan’dır. Aharonyan efendi ve Mösyö Çobanyan’da ağız birliği edip allandıra ballandıra anlatıyorlar ki: Piyer Kiyar 1893 yılında…
-
“Bir gün, tarih, kendilerine Genç Türkler, Jön Türkler dedirten kimselerin neden mason olduklarını elbette araştıracak ve ortaya koyacaktır. Benim tahkik ederek (araştırarak) öğrenebildiklerimin hemen hepsi Masondular. Ve yine hemen hepsi İngiliz Locasına bağlıydı. Bu Localardan maddi yardım görüyorlardı. Bu yardımların insani mi siyasi mi olduğunu tarih elbette öğrenecektir.” Alıntı: Abdülhamit’in Hatıra Defteri – Hazırlayan: İsmet…
-
“…bana bir mektup gönderdi…”Kanun-u Esasiyi (Anayasa’yı) ilandan maksadımız, Saray’ın istibdadına (baskısına) hitama (son verme, hitam: son, hatim: sonuna kadar) Zat-ı Şahanelerine vazifelerini öğretmektir.” diyordu. Mithat Paşa’nın İngilizlere satılmış olabileceğine inanmıyorum.” Alıntı: Abdülhamit’in Hatıra Defteri – Hazırlayan: İsmet Bozdağ, (Kervan Yayınları 1968 – Sf. 44) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU (2007): Sadrazam’ın Padişah’ına yazdığı mektup, Cumhuriyetin…
-
“Serasker (Osmanlının Genelkurmay Başkanı)Hüseyin Avni Paşa’nın İngilizlerden para aldığını bilirdim. Bir devlet adamı başka bir devletten para alıyorsa onun hizmetini de görüyordur. Hüseyin Avni Paşa, Mithat Paşa’nın yoldaşıydı, birlik olup amcam Abdülaziz’i tahttan indirmişlerdi. Mithat Paşa da Hüseyin Avni Paşa gibi İngiltere yanlısı bir politika izliyor ve her halinden İngilizlere güvendiği görülüyordu.” Alıntı: Abdülhamit’in Hatıra…
-
“Mithat Paşa’nın konağında her akşam, Namık Kemal Bey, Ziya Bey (Şair ve yazar Ziya Paşa) ve Rüştü Paşalarla diğer arkadaşlarının toplanıp içtiklerini ve ileri geri konuşmalar yaptıklarını öğreniyordum Bir seferinde Mithat Paşa’nın “Hanedan-ı Osmaniden hayır gelmez. Cumhuriyet’e gitmekten başka çare kalmadı. Bunu nasıl sağlamalı dersiniz? .. Âlemde bugüne kadar Âl-i Osman denilmiş, bundan sonra da…
-
“.. Üstelik tutumu da meşrutiyetten çok despotluğa yakındı. Mithat Paşa’yı tanıyanlar rey’inde (tercihlerinde) ve tutumunda ne kadar müstebit (diktatör, istibdatçı) olduğunu saklamazlar.” Alıntı: Abdülhamit’in Hatıra Defteri – Hazırlayan: İsmet Bozdağ, (Kervan Yayınları 1968 – Sf. 17) kitabından birebir alınmıştır.
-
“İttihatçılarda tek adam değil, bir heyet diktatördü.” Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf.1635) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur, yurtdışında, bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.
-
“Memur sürü sürü, gereksiz yere o kadar çoğaltmışlardı ki, Abdülhamit zamanında devlet İşkodra’dan Basra’ya, Trabzon’dan Yemen’e kadar iken 80 bin memur vardı, Bunlar bu orduyu (memur ordusunu) iki üç yıl içinde iki misline çıkarmışlardı. Fakat bu sefer devlet Edirne’den başlıyor, Musul’a bile varmıyordu. Fantezi ve nafile israf o kadar çoktu ki bu vergilerle bütçeyi 200…
-
“Birisine rast geldim. (Rıza Nur Paris’te) Raşit Safvet’den bahsetti ve onun geçen sene Paris’e geldiğini, Topkapı Sarayındaki mücevherleri satmak için çalıştığını söyledi. .. Yahudi Menaşe onun veli-i nimetidir. Onun başkanlığında mücevheratçı diğer Yahudiler ile bu mücevheratı satmak için görüşmelere girişmiş bu da derhal Paris piyasasına yayılmıştır. Bir Yahudi’yi de bu iş için İstanbul’a yollamışlardı. Bu…
-
“Bir gün Lütfü Fikri’nin ofisine gitmiştim. Lütfü Fikri çok münakaşacı bir adamdı. Benimle cumhuriyet ve padişahlık konusunda uzun bir tartışma oldu. “Padişahlık kalkınca Cumhurbaşkanı olmak için ihtiras (aşırı hırs}meydan alır, millet birbirini yer.” dedi. Değerli ve namuslu bir adamdı.” Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf. 1278) kitabından birebir…