Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Pozitif Bilimler

  • Örneğin Dünya’nın merkezinde hareketsiz duran bir saat düşünün; bir saat Dünya’nın yüzeyinde, bir diğeri de Dünya’nın dönüş yönünde veya ona ters uçmakta olan bir uçakta olsun. Dünya’nın merkezinde duran saati referans aldığımızda, doğuya doğru hareket eden uçaktaki saat -Dünya’nın dönüş yönünde- Dünya’nın yüzeyinde bulunan saatten daha hızlı hareket ediyor olacağından, ondan daha yavaş çalışacaktır. Aynı…

  • Bir jet uçağının içinde bir top zıplatırsanız, uçağın içindeki bir gözlemci topun her zıplayışta aynı noktaya vurduğunu saptayacaktır, ancak yerdeki bir gözlemci için topun zıplama noktaları arasındaki mesafe büyüktür. Sf. 85 Alıntı; Büyük Tasarım – Stephen Hawking ve Leonard Mlodinow, Ç; Selma Öğünç, (Doğan Kitap,  14. Baskı Nisan 2015 – Sf. 85) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu durumu tuhaf kılan, iki gözlemcinin farklı zaman ölçümleri yapmalarına karşın aynı fiziksel süreci izliyor olmalarıdır. Einstein bunun için yapay bir açıklama oluşturma çabasına girmemiştir. Ürkütücü olsa bile mantıklı bir sonuca varmıştır: Geçen zamanın ölçümü, tıpkı alınan mesafenin ölçümü gibi, ölçüm yapan gözlemciye bağlıdır. Bu etki, Einstein’ın 1905’teki makalesinde açıkladığı kuranım temel taşlarından biriydi ve…

  • Hareket eden elektrik yükü, mıknatıslar üzerinde bir kuvvet oluşturuyordu ve hareket eden bir mıknatıs da elektrik yükleri üzerinde bir kuvvet oluşturuyordu. Aralarında bir bağ olduğunu ilk fark eden Danimarkalı fizikçi Hans Christian 0rsted oldu. 1820’de üniversitede ders vermek için hazırlandığı sırada kullandığı pilin elektrik akımının, yakındaki pusulanın ibresinin yönünü değiştirdiğini gördü. Çok geçmeden hareket eden…

  • Newton, Tanrı’nın evrenin işleyişine karışabileceğine ve de karıştığına inanıyordu. Sf.77 Alıntı; Büyük Tasarım – Stephen Hawking ve Leonard Mlodinow, Ç; Selma Öğünç, (Doğan Kitap,  14. Baskı Nisan 2015 – Sf. 77) kitabından birebir alınmıştır.

  • Evren anlaşılabilirdir, çünkü bilimsel yasalar tarafından yönetilir; yani, davranışı modellenebilir. Peki, bu yasalar veya modeller nelerdir? Matematiksel dilde tanımlanan ilk yasa çekim kuvvetidir. Newton’ın 1687’de yayınlanan çekim kuvveti der ki, evrendeki her nesne kütlesine oranlı bir kuvvetle bütün diğer nesneleri kendine çeker. Bu düşünce kendi çağının entelektüel hayatı üzerinde büyük bir etki yaratmıştır, çünkü ilk…

  • “Evren hakkında anlaşılması en zor şey, anlaşılabilir olmasıdır.” Sf. 77 Alıntı; Büyük Tasarım – Stephen Hawking ve Leonard Mlodinow, Ç; Selma Öğünç, (Doğan Kitap,  14. Baskı Nisan 2015 – Sf. 77) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ancak kuantum parçacıklarının kaynaktan ekrana giderken kesin bir yol izledikleri söylenemez. Gözlem yaparak bir bucky topunun (mıknatıslı toplar) yerini saptayabiliriz, ancak gözlemlerimizin arasında parçacık bütün yolları birden kullanır. Kuantum fiziğine göre; şimdinin gözlemi ne kadar mükemmel olursa olsun, (gözlemlenmeyen) geçmiş, tıpkı gelecek gibi, belirsizdir ve yalnızca olasılıklar yelpazesi olarak mevcuttur. Kuantum fiziğine göre, evrenin tek…

  • Bu düşünce, “geçmiş” kavramımız üzerinde önemli sonuçlar doğurur. Newton kuramında geçmişin, kesin olaylar dizisi olarak var olduğu düşünülür. Geçen yıl İtalya’dan aldığınız vazonun yerde paramparça durduğunu ve yeni yürümeye başlamış çocuğunuzun mahcup bir ifadeyle başında dikildiğini görürseniz, kazaya yol açan olayları geçmişe doğru izleyebilirsiniz: Küçük parmaklar vazoya ulaşmış, sonra bırakıvermiştir ve vazo düşüp yere çarparak…

  • Ve eğer holografik ilke dediğimiz kuram doğruysa, biz ve bizim dört boyutlu dünyamız çok daha büyük, beş boyutlu uzay-zamanın sınırında bir gölge olabilir. Bu durumda bizim evrendeki konumumuz, Japon balığınınkiyle benzerdir. Sf. 41 Alıntı; Büyük Tasarım – Stephen Hawking ve Leonard Mlodinow, Ç; Selma Öğünç, (Doğan Kitap,  14. Baskı Nisan 2015 – Sf. 41) kitabından…

  • “Var olan her şey nicelik olarak vardır” sözünü Lord Kelvin’in söylediği aktarılır. Sf. 598 Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 598) kitabından birebir alınmıştır.

  • Duyusal Değiştirim; Yitirilen belirli bir duyuyu telafi etmek için uygulanan bir yaklaşım. Bu çerçevede duyusal bilgi, beyne alışılmadık duyu kanallarıyla aktarılır. Örneğin, görsel bilgi dilde titreşimlere, işitsel bilgi de gövdede titreşim örüntülerine dönüştürülerek bireyin dolaylı yoldan görmesi ya da işitmesi sağlanır.   Duyusal Dönüştürme; Dış ortamdan gelen fotonlar (görme), hava basınç dalgaları (işitme) ya da…

  • Eğer sizi siz yapan şey fiziksel madde değil de biyolojik algoritmalar ise, günün birinde beyninizi kopyalayıp karşıya yükleyerek silika içinde sonsuz bir yaşama kavuşmanız da mümkün olabilir. Ancak bu noktada önemli bir soru çıkar karşımıza: Ortaya çıkan şey “siz” mi olursunuz gerçekten? Tam olarak değil. Yüklenen bu kopya bütün anılarınızı içermekte ve bilgisayarın hemen yanı…

  • Eğer zihin için kritik önemdeki unsur -donanımın ayrıntıları değil de- yazılım ise, kuramsal olarak kendimizi bedensel çatımızdan öteye taşıyabiliriz. Beyin etkinliklerini simüle eden yeterince güçlü bilgisayarların varlığında, beynimizi “karşıya yüklememiz” mümkün olabilir ve kendimizi birer simülasyon olarak çalıştırarak, içinden doğduğumuz biyolojik beyin yapısından sıyrılıp biyolojik olmayan varlıklara dönüşebiliriz. Bunun, türümüzün tarihi boyunca gerçekleştireceğimiz en büyük…

  • Yaprak kesici karıncalar, oluşturdukları milyonlarca üyelik koloni içinde kendi besinlerini kendileri yetiştirirler. Karıncalardan bazıları taze bitkiler aramak üzere yuvadan çıkar ve bulduklarında da bitkiden ısırdıkları büyük parçaları yüklenerek yuvaya taşırlar. Ancak karıncalar bu yaprakları yemezler. Daha küçük olan işçi karıncalar yaprak parçalarını alır ve çiğneyerek daha küçük parçalara böldükten sonra, bunları büyük yeraltı “bahçe”lerinde yetiştirdikleri…

  • Toplanması gereken veri miktarı öylesine akıl almaz boyuttadır ki, tek bir insan beyninin yüksek çözünürlüklü mimarisini saklamak, yaklaşık bir zettabaytlık kapasite gerektirecektir. Bu ise, şu anda gezegende var olan toplam dijital kapasiteye eşdeğerdir. Sf. 219 İşte, İsviçre’deki ficole Polytechnique Federale de Lausanne’dan (EPFL) bir araştırma ekibi de tam olarak böyle bir simülasyon üzerinde çalışıyor. Hedefleri,…

  • 1965’te, bilgisayar devi Intel’in kurucu ortaklarından Gordon Moore, işlemleme gücündeki gelişme hızıyla ilgili bir tahminde bulunmuştu. “Moore Yasası” olarak bilinen bu tahmine göre, transistorlar küçülüp hassaslaştıkça, bir bilgisayar çipine sığabilen transistor sayısı da her iki yılda iki katına çıkacak ve zamanla işlemleme gücünü üssel olarak artıracaktı. Sf. 218 Alıntı; Beyin (Senin Hikâyen) – David Eagleman,…

  • Duyusal değiştirim kavramı, ilk bakışta bilimkurgu çağrışımı yapsa da, aslında oldukça yerleşik bir olgudur. Bununla ilgili ilk bulgular, Nature dergisinde 1969 yılında yayımlanmıştı. Nörobilimci Paul Bach-y-Rita, makalesinde görme engelli deney katılımcılarının, nesneleri “görmeyi” öğrenebildiklerini bildiriyordu; görsel bilgilerin onlara sıra dışı bir yolla verildiği durumlarda bile. Çalışmasında görme engelliler, üzerinde biraz değişiklik yapılmış bir dişçi koltuğuna…

  • Newton’un yerçekimi kuramı kendisi ve o zamanki herkes için çok rahatsız ediciydi. Yerçekimi bir mesafeden işlediği için Newton onun “esrarengiz [bir] güç” olduğuna dair çağının diğer önde gelen bilim insanlarıyla hemfikir oldu ve geri kalan hayatının çoğunu o kabul edilemez sonuçla yüzleşmeye çalışarak geçirdi. Büyük eseri Principia’nın son basımında dünyanın üç şeyden oluştuğunu söylüyordu: etkin…

  • Ebu’l-feth Mehmed Hân tabiatı seven büyük bir padişahtı. Bir gün bütün hekimleri toplayıp, onlara, «Acaba İstanbul’un en güzel suyu hangisidir?» diye sordu. Onlar da, Eski Saray’da bulunan Şem’un pınarının suyunun lezzetli, hafif ve hoş bir su olduğunu söylediler. Diğer pınarların sularını da beşer miskal ağırlıktaki pamuklarla birlikte tarttılar, sonra pamukları ölçülmüş sulara batırıp güneşte kuruttular.…