Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Pozitif Bilimler

  • Ayrıca şu soruyu da yönelttiler: insanlar ne sıklıkla kasten ya da en azından olası sonuçlarını bilerek ekolojik zararlara yol açıyorlar? İnsanlar ne sıklıkla bunu hiç istemeden ya da cehaletten yapıyorlar? Sf. 528 Toplumların feci kararlar aracılığıyla kendilerini neden yok ettiği sorusu, yalnızca benim UCLA’daki lisans öğrencilerimi değil, profesyonel tarihçileri ve arkeologları da şaşırtıyor. Sf. 528…

  • Güneydoğu Asya’da Ürdün’ün kuzeyinden Türkiye’nin güneydoğusuna ve ardından doğuda İran’a kadar uzanan hilal biçimli o alanda, Bereketli Hilal’in sınırları içinde ya da yakınlarında geliştiğini hatırlayın. O bölgede dünyanın ilk ürünleri ve evcil hayvanları yetiştirildi, ilk tekerlekli taşımacılık kullanıldı, bakır ve ardından bronz ve demir elde edildi, kasabalar ve şehirler, şeflikler ve krallıklar ve örgütlü dinler…

  • Toplumların çöküşü üzerine “bilimsel” bir çalışma yürütmek mümkün mü? Bilim genelde, “laboratuvarda tekrar edilen kontrollü deneylerle elde edilen bir bilgiler bütünüdür,” şeklinde yanlış tanımlanıyor. Aslında, bilim bundan çok daha fazlasıdır: Dünya hakkında güvenilir bilgi elde etmektir. Kimya ve moleküler biyoloji gibi kimi alanlarda laboratuvarda tekrar edilen kontrollü deneyler işe yarar ve uzak ara en güvenilir…

  • Ya o zamana değin problemleri çözeceğiz ya da bu problemler Somali’yi aşarak Birinci Dünya toplumlarını da etkisi altına alacak. İnsan soyunun yok olması veya endüstriyel medeniyetin temelli çöküşünü öngören bir kıyamet senaryosundan ziyade ciddi oranda düşük yaşam standartları, kronikleşmiş yüksek riskler ve bugün temel değerlerimiz olarak gördüğümüz birçok şeyin yok oluşunu “içeren” bir gelecek söz…

  • Bugün uzun bir tarım geçmişine ve devletleşme tarihine sahip olan ülkeler, ekonomistler başka değişkenlere göz attıktan sonra bile, daha kısa tarım ve devletleşme tarihi olan ülkelere göre kişi başına düşen ortalama geliri daha yüksek olan ülkelerdir. Sf. 551 Alıntı; Tüfek, Çelik ve Mikrop (İnsan Topluluklarının Kaderi) – Jared Diamond, Çeviri; Ülker İnce,  (Pegasus Yayınları,  1.…

  • Bazı ekonomistler bazı ülkelerin niçin zengin, bazılarının niçin yoksul olduğunu kurumlarla açıklayabileceğimizi söylüyor. Sf. 544 Önem sırasına göre dizmeden alfabetik sırayla verdikleri listede şunlar var: Enflasyonun denetim altında tutulması, eğitim fırsatları, etkili yönetim, sözleşme zorunluluğu, ticari engellerin bulunmaması, kapital yatırımlarını özendiricilik, yatırıma uygun olmak, yolsuzlukların olmaması, suikasta uğrama riskinin düşük olması, serbest kambiyo, özel mülkiyet…

  • Bazı ekonomistler ulusal zenginliği, insanlara ait kurumlar olarak adlandırdıkları şeylere bağlıyorlar: Yasalar, davranış kuralları, toplumlarımızda geçerli olan ilkeler, yönetimler ve ekonomiler giriyor bunların arasına. Sf. 543 Alıntı; Tüfek, Çelik ve Mikrop (İnsan Topluluklarının Kaderi) – Jared Diamond, Çeviri; Ülker İnce,  (Pegasus Yayınları,  1. Baskı Nisan 2018 – Sf. 543) kitabından birebir alınmıştır.

  • Her bir buzul, nebula, kasırga, insan toplumu, biyolojik tür, hatta cinsel ilişkiyle çoğalan her bir türün her bir bireyi ve hücresi benzersizdir, çünkü onları etkileyen o kadar çok değişken vardır ve kendileri o kadar farklı parçalardan oluşmuşlardır ki. Oysa fizikçinin her temel parçacığı ve izotopu için, kimyacının her molekülü için o varlığın bütün tekleri birbirine…

  • Aslında Avrupa, tarım ürünlerini, hayvan varlığını, teknolojisini, yazı sistemini Bereketli Hilal’den almıştı, Bereketli Hilal o zamanlar önemli bir güç ve yenilik merkezi olarak kendi kendisini yavaş yavaş baltalar durumdaydı. Sf. 521 Alıntı; Tüfek, Çelik ve Mikrop (İnsan Topluluklarının Kaderi) – Jared Diamond, Çeviri; Ülker İnce,  (Pegasus Yayınları,  1. Baskı Nisan 2018 – Sf. 521) kitabından…

  • Demek ki Afro-Asya dilleri Afrika’da doğmuştur, bunların bir kolu Yakındoğu’ya yayılmıştır. Bu da demektir ki Batı uygarlığının ahlaksal temeli olan Eski Ahit’in, Yeni Ahit’in ve Kur’an’ın yazarlarının konuştukları dillerin doğum yeri Afrika’dır. Sf. 457 Alıntı; Tüfek, Çelik ve Mikrop (İnsan Topluluklarının Kaderi) – Jared Diamond, Çeviri; Ülker İnce,  (Pegasus Yayınları,  1. Baskı Nisan 2018 –…

  • Kısacası Avrupalılar Afrika’yı sömürgeleştirdiyse bunun, beyaz ırkçıların sandığı gibi, Avrupalı halkların Afrikalı halklardan farklı olmasıyla bir ilgisi yok. Daha çok coğrafi ve biyocoğrafi rastlantılarla ilgisi var, özellikle de kıtaların yüzölçümleri, eksenleri, yaban bitki ve hayvan türü takımları arasındaki farklılıklarla. Yani, Afrika ile Avrupa’nın tarihsel yörüngeleri arasındaki fark taşınmaz mal varlıkları arasındaki farktan kaynaklanıyor. Sf. 481…

  • Yaklaşık Benimsenme Tarihleri                                                                                     Bereketli Hilal                     Çin                        İngiltere Bitkilerin evcilleştirilmesi                MÖ 8500        en geç MÖ 7500           MÖ 3500 Hayvanların evcilleştirilmesi           MÖ 8000        en geç MÖ 7500           MÖ 3500 Çömlekçilik                                    MÖ 7000         en geç MÖ 7500           MÖ 3500 Köyler                                           MÖ 9000        …

  • Halktan çok daha rahat bir hayat sürdürürken halkın desteğini kazanmak için bir seçkinin ne yapması gerekir? Hırsızkratların tarih boyunca başvurdukları dört çözüm yolu vardır: 1.Halkı silahsızlandırmak, seçkinleri silahlandırmak. Mızrakların, sopaların evde kolayca yapılabildiği çağlara göre, yüksek teknoloji silahlarının yalnızca sanayi kuruluşlarında üretilebildiği ve seçkinlerin tekelinde olduğu günümüzde bu çok daha kolaydır. 2.Toplanan haraçların çoğunu herkesin…

  • Bunun en açık örneği tekerlektir, ilk kez MÖ yaklaşık 3400 yılında Karadeniz yakınlarında kullanıldığına dair kanıtlar var, daha sonraki birkaç yüzyıl içinde tekerlek Avrupa’nın ve Asya’nın büyük bir bölümünde dönmeye başladı. Sf. 301 Alıntı; Tüfek, Çelik ve Mikrop (İnsan Topluluklarının Kaderi) – Jared Diamond, Çeviri; Ülker İnce,  (Pegasus Yayınları,  1. Baskı Nisan 2018 – Sf.…

  •  Bilimsel bakış Aydınlanma sonrası Avrupa toplumlarının biricik özelliğidir, Avrupa’nın bugünkü teknolojik üstünlüğüne bunun önemli katkısı olmuştur. Sf. 295 Alıntı; Tüfek, Çelik ve Mikrop (İnsan Topluluklarının Kaderi) – Jared Diamond, Çeviri; Ülker İnce,  (Pegasus Yayınları,  1. Baskı Nisan 2018 – Sf. 295) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mucitlerin sahiplik haklarını koruyan patent ve öteki telif hakları yasalarıyla çağdaş Batı’da yeniliklere kanat gerilirken çağdaş Çin’de bu tür bir korumanın olmaması yenilik heveslerini kırıyor. Sf. 294 Alıntı; Tüfek, Çelik ve Mikrop (İnsan Topluluklarının Kaderi) – Jared Diamond, Çeviri; Ülker İnce,  (Pegasus Yayınları,  1. Baskı Nisan 2018 – Sf. 294) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ama bizi ilgilendiren soru, dâhi bir mucit belli bir zamanda, belli bir yerde doğmamış olsaydı acaba dünya tarihinin seyri önemli derecede farklı olur muydu sorusu. Yanıt açık: Hiç böyle bir mucit olmadı. Mucit olarak bilinen bütün ünlü kişilerin yetenekli öncülleri ve ardılları vardı, onlar getirdikleri yenilikleri toplum onların ürününü kullanabilecek hale geldiği zaman getirdiler. Sf.…

  • Çoğu kez icat ihtiyacın anasıdır, ihtiyaç icadın değil. Buna iyi bir örnek yakın çağların en büyük mucidi Thomas Edison’un en özgün icadının tarihidir. Edison 1877’de ilk gramofonunu yaptığı zaman bir makale yayımladı, bu makalede icadının kullanılabileceği yerleri on madde halinde belirtti. Bunların arasında ölmekte olan kişilerin son sözlerini kaydetmek, görme özürlü kişilerin dinlemesi için kitapları…

  • Aslında icatların pek çoğu ya da büyük çoğunluğu, sırf merak ya da tamircilik aşkının etkisiyle harekete geçen kişilerin eseriydi, onların kafalarındaki ürüne başlangıçta hiçbir talep yoktu. Bir şey icat edildikten sonra mucidin o şey için bir uygulama alanı bulması gerekiyordu. Ancak uzunca bir süre kullanıldıktan sonra tüketiciler o      şeye “ihtiyaçları” olduğunu hissetmeye başlıyorlardı. Sf. 285…

  • Farklı kıtalarda teknoloji niçin farklı hızlarda gelişti? Tartışmamıza bir deyişle, o deyişte dile getirilen bir görüşle başlayacağız: “İcadın anası ihtiyaçtır.” Yani varsayımsal olarak icatlar toplumun giderilemeyen bir ihtiyacı olduğu zaman yapılır: Bir teknolojinin yetersiz ya da sınırlayıcı olduğu herkesçe kabul edilmektedir. Olası mucitler, para ya da ün kazanma umuduyla güdülenerek o ihtiyacı saptar ve karşılamaya…