Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Sabetaycılar

  • … harb yıllarında tuz, şeker ve diğer gıda maddelerini Yahudilerin karaborsa haline getirdiğini; tuzun okkası yirmi para ve şekerin okkası altmış para olduğu bir sırada, bir okka şekeri dört altın liraya sattıklarını, hükümetin arama korkusundan bu gıda maddelerini kuyulara gömüp bardakla sunduklarını ve harp yıllarında Bulgarlar adına casusluk ettiklerini de kaydetmektedir. (1) Alıntı; Dönmeler Sabatayistler)…

  • (Dipnot;) Yahudilerin biri Kudüs’te, diğeri Babil’de yazılan Talmud’ları vardır.  …  800 yılından sonra Yahudiliği kabul etmiş olan Hazar Türklerinin de Türkçe Tevrat’larının olduğu belirtilmektedir.  Selçuklular da, 1070-1080’de Suriye ve Filistin’i; 1071’de Kudüs’ü fethetmişlerdir.  1023’de Engizisyon Mahkemelerinin kurulması ve Hıristiyanların Yahudilere zulmetmesi ile bu temas daha da sıklaşmıştır.  …  Türklerin ne kadar adil ve âlicenap olduklarını…

  • BİM’in yönetim Kurullarında AKP’lilerin ağabeyi Korkut Özal, Yasin El Kadı, Cüneyt Zapsu, George Bitar, M.P. , Kassamali Merali, Ekrem Pakdemirli, Başbakan Erdoğan’a kızının kına gecesini evinde yapacak kadar yakın olan Nakşibendi tarikatının önemli isimlerinden Mustafa Latif Topbaş yer alıyordu. Alıntı; Musa’nın Çocukları (Tayyip ve Emine) – Ergün Poyraz, (Togan Yayınları, 16. Basım Haziran 2007 –…

  • 10 Aralık 2002 tarihide ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell ile görüşüyor ona “sadakat” sözü verdikten sonra, Monarch Otelinde Musevi örgütlerinin temsilcileri ile bir araya geliyordu.  Erdoğan görüşmede; “Devlet işlerinde Liberal laik olduğunu, Devlet işleri ile devletlerarası ilişkilerde ancak laiklik temeli üzerinden bir araya gelinebileceğini, İslamcı oldukları şekildeki söylemlerin doğru olmadığını” vurguluyordu.  Tayyip konuşmasına şöyle devam…

  • Kadınların Hristiyanlarla evlenmelerine mani olmaz, tersine bunu teşvik eder, fakat erkeklerin zürriyetinin daima saf kalmasını sağlar.  … Bir erkek Yahudi, Hristiyan kadınla evlenemez. Alıntı; Kavgam – Adolf Hitler, Ç; Oktay Ertaş, (Beda Yayıncılık 2. Basım Ekim 2004 – Sf. 276) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ticaret adamı kimliğiyle gelir ve ilk başlarda milliyetini saklamaya gerek görmez.  …  Yerliler yabancıya karşı misafirperverliklerini gösterirler.  Yahudi yavaş yavaş ekonomik hayata sokulur, ancak bir üretici olarak değil, aracı olarak.  …  Kısa bir zaman içinde ticaret Yahudilerin tekeline girer.  Önce fahiş bir faizle borç para verir.  Gittikçe gücü artar, devlet içinde devlet olmaktadır.  …  Para…

  • En iyi yalan söylemesini bilenler ve bunu yapmasını en iyi bilenler her zaman Yahudiler oldu.  Schopenhaur derin bir gerçeği ortaya koyan küçük bir cümleyle onları sonsuza kadar lanetlemiştir: Yahudiler yalanın büyük üstatlarıdır.  Alıntı; Kavgam – Adolf Hitler, Ç; Oktay Ertaş, (Beda Yayıncılık 2. Basım Ekim 2004 – Sf. 197) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2007);…

  • Şerif Hüseyin, ömrünün son yıllarını vaktiyle İngiliz altınlarından yapmış olduğu hatırı sayılır serveti sayesinde refah içinde geçirdiği Kıbrıs’ta eski KKTC Devlet Başkanı Rauf Denktaş’ın babası Raif Denktaş’la dost olmuşlar.  O vakitler küçük bir çocuk olan Rauf Denktaş, babasıyla zaman zaman Şerif Hüseyin’in evine ziyarete gidermiş. Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2.…

  • 1865, ilk anayasamızı yazacak olan “Yeni Osmanlılar”  cemiyetinin kurulduğu tarihtir.  Kendisi de bu cemiyetin üyelerinden birisi olan Ebuzziya Tevfik, cemiyetin kuruluşunda ilginç bir noktaya dikkatimizi çeker.  …  Toplantılarda yanlarına aldıkları birkaç kitap vardır.  Bunlardan birisi, Karbonari İnkılap Cemiyeti hakkındadır..  Sf. 143  …  Karbonari “kömürcüler” demektir.  19. yüzyıl İtalya’sında kurulan gizli devrimci örgütlere bu adın verilmesi,…

  • Nihal Atsız o dönemde Peyami Safa’nın Abdülhamid’i çok ağır bir dille tenkit ettiği yazısına yine ağır bir üslupta cevap vermek suretiyle ilk büyük karşı atağı gerçekleştirir.  “Abdülhamid Kızıl Sultan değil, Gök Hakan’ıdır” tezini… Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 125 ile 127 arası) kitabından birebir alınmıştır.…

  • Bunlardan bir kısmı 1935 yılında Kudüs’teki İsrail Üniversitesi kitaplığı tarafından satın alındı. Bunlarda bulunan Sabetaycıların “amentü”sünü veriyoruz. Bu amentü, Yahudilerin her sabah duasında tekrarladıkları, Mose ben Maimon’un 13 inanç cümlesi yerine geçiyordu: -Tam ve kesin inanışla, gerçek Tanrı’ya, İsrail’in Tanrı’sına inanırım. O Tanrı’ya ki Tiphereth’te (Kabalacılarda Tanrı’nın ışımalarının çıktığı gök katı) İsrail’in haşmetinde oturur; bu,…

  • Müslüman adıyla Mehmet Aziz Efendi diye tanınan Sabetay Sevi’nin ölümünden sonra onun taraftarları – ki bunlar 200-300 aile idi – Selânik’te toplanmışlardı. Avrupa’nın çeşitli yerlerinden gelenler de bunların arasına katıldı. Bir süre sonra Sabetay’ın Ülgün’de kaldığı son karısı Ayşe (Asıl adı Yohebed) de ailesiyle birlikte oraya geldi. Yohebed’in babası Yusuf Filosof, Selanik’teki ünlü bir haham…

  • Sabetay Sevi ve onun mezhebi hakkında, yakın zamanlara kadar pek az bilgi vardı. Ama 1948 yılından beri, aile yadigârları olarak daima gizli tutulmuş yazmalar özellikle İsrail bilim kurumlarının eline geçti. Onun için artık oldukça kesin bilgilere sahibiz. Sf. 362 Sabetay Sevi (1626-1676) Kabalacı bir din bilginiydi! Onu sadece itizal (ayrılma, sapma) yoluna sapmış biri olarak…

  • Günümüzdeki Yahudi adlarının çoğu, Yunanca ya da Latinceden gelmektedir. Tevrat’tan alınma adlara, özellikle kızlarda az rastlanır. Yer yer, ad takma geleneklerinde ayrılıklar göze çarpar. Örneğin Hollanda’da sık sık, büyükbaba ve ananın sağlıklarında, torunlarına onların adları verilmektedir. Ama hiçbir zaman baba ve ananın adları verilmez. Buna karşılık Amerika’da çocuklara babalarının ya da analarının adını vermek âdettir.…

  • Yahudi örflerinde evlenmeler ise sonsuza dek akitlerine dayanmaktay­dı. Havra’da adeta sözleşme yapılırdı. Evlenen çiftlerin birbirini terk et­mesi olanaksızdı. Sf. 133 Alıntı; Anadolu Tarihinde Tire Yahudileri – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık 1. Baskı Mayıs 2005 – Sf. 133) kitabından birebir alınmıştır.

  • Evlere 8 gün süresince ekmek girmezdi. Bayram, Hz. Musa’nın Firavundan kaçışı sırasında, yiyeceği kalmadığı için sadece un ve suyla yaptığı hamursuz yiyeceklerin anısına izafe edilmekteydi. Bayramın sekizinci günü evlere “Mersin Dalı” atılarak bayram tamamlanıyordu. Sf. 131 Alıntı; Anadolu Tarihinde Tire Yahudileri – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık 1. Baskı Mayıs 2005 – Sf. 131) kitabından…

  • Yahudi defin törenlerin de kimi ilginç uygulamalar görülebilmektedir. Gözlemler göstermektedir ki, ölümlerde defin gece vakti yapılmaktadır. Son dönemlerde gündüz definlerine de rastlanmışsa da genel ve gelenek­sel uygulamada defin gece yapılmaktadır. Oysa İslami geleneklerde ak­şam saatinden sonra defin yapılmamaktadır. Yahudiler’in ellerde meşaleler ve yüksek sesle okunan dualar eşliğinde grupça gece vakti de gömme örfü geliştirdikleri anlaşılmaktadır.…

  • Kısaca “Alyans” olarak adlandırılan ve “Birleşme” anlamına gelen sözcük, Universal (Evrensel) ve “Israelite” ulusal kimlik genişliği ile Yahudi dünyasına beklenenden de hızlı girdi ve gelişti. Özellikle İzmir’de 1873 yılında açılan Alyans’ın sahip olduğu öğrenci sayısı 300 kişiden oluşurken, diğer bir kız Alyans okulu 250 öğrenciye sahipti. Alyans dışında, Sanayi Kız okulu 25, Sanayi Er­kek okulu…

  • “Drahoma” adı verilen geleneksel “Başlık Parası” genç ge­lin adaylarının korkulu rüyası olmayı tarih boyu sürdürmüşe benzemekte­dir. Bir genç kız, evlenebilmek için eş olacak erkeğe, önceden belirlenen bu “Drahoma”yı vermek zorundadır. Bir genç kız için bu parayı bulmak ve biriktirmek yıllar almaktadır. Sf. 107 “Drahoma”yı sağlayan kızlar ise, ileri yaşlarında evlenebilmektedir. Bu kez de Yahudi ailelerde…

  • Kentteki aileleri genel olarak ele aldığımızda yeni soyadı kabulüyle, geniş bir tablo ortaya çıkmaktadır: Akcan, Akdura, Akkuş, Akoğul, Andıç, Anak, Arı, Artan, Ateşalp, Ata­şe, Ayçiçek, Aygen, Azal, Azan, Bagalı, Bahalı, Bakış, Barıtoğlu, Bars,Barsan, Basmacı, Basmacıoğlu, Başaran, Batan, Beydemir, Bezek, Bile, Biter, Büberoğlu, Candan, Cen, Çerçi, Dağaç, Deyerli, Dinmez, Donduer, Ediş, Ediz, El büken, Erkasap, Erez,…