Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Şeyh Sait

  • 1865 yılında, Mezra (Elâzığ) ili Palo (Palu) ilçesinde Şeyh Mahmud Efendi’nin bir oğlu olur. Adını “Mûhâmmed Sâîd” koyarlar. İşte bu çocuk, İslâmî serhıldanın rehberi Şeyh Sâîd’dir. Mûhâmmed Sâîd, daha sonra babası Şeyh Mahmud Efendi tarafından Kalikala (Erzurum)’nın Hınıs ilçesine yerleştirilip ikâmet ettirilmiş, burada medrese tahsili görmeye ve fıkıh, tefsir ve hâdis dersleri almaya başlamıştır. Halkın…

  • Yıl 1640…  Yer Amed (Diyarbakır)’e bağlı Bismil ilçesinin Çılsıtun (Kırksütun) köyü… Topyekûn bir halkın, şeyh ve mollaların önderliğinde başlattığı İslâmî direniş dalgasını kırmak için IV. Murad’ın verdiği emir (ferman) yerine getirilir ve Çılsıtun başta olmak üzere Bismil’in köyleri katliâma uğrar. Canını kurtarabilen birkaç çocuk ve kadından başka, herkesin canına kastedilir. Köyler boşaltılıp yıkılır ve köy…

  •  XV. yy’da ve XVI. asrın başlarında, Kürdistan İslâm toprakları, İran – Safevî Şâhlık devletinin egemenliği altındaydı. Yavuz Sultan Selim’in 1512 yılında tahta geçmesiyle beraber Osmanlılar, tamamen bir “siyaset-i şarkîyye” (doğu siyaseti) izlemeye başlamış ve bütün uğraşılarını Doğu üzerinde yoğunlaştırmışlardır. Tahta çıktıktan hemen iki yıl sonra Yavuz Sultan Selim, ilk seferini, mezhebî gerekçelerle İran üzerine yapar.…

  • “Ben, idâresi altındaki memlekette içkiyi yasaklayıp, kendisi sarayında içki içen adama bi’at etmem!” Bu sözler, Amed (Diyarbakır) ilinin Bismil ilçesine bağlı Çılsıtun (Kırksütun) köyünden mümtaz ve saygın bir şahsiyet olan Şeyh Kâsım-i Haşim’e ait… 1640 yılında, Osmanlı Padişahı IV. Murad’a söylenmiştir. İlmi, takvası ve dinî önderliğiyle nam salmış olan Şeyh Kâsım, bir başka âlim olan…

  • 1926-1930 Ağrı İsyanını yönetmiş Kürt Milliyetçisi İhsan Nuri’nin “Kürtlerin Kökeni” isimli kitabı vardır. İhsan Nuri 1925 Şeyh Sait isyanında Türk ordusunda yüzbaşı iken maiyeti ile birlikte isyancılara katılmış bir Kürt’tür. Alıntı; Türkiye’nin Etnik Yapısı – Ali Tayyar Önder, (Fark Yayınevi 32. Baskı- Sf. 180) kitabından birebir alınmıştır.

  • Şeyh Sait’in adına bağlanan başkaldırı ne ölçüde önceden biliniyorsa, İz­mir suikastı hazırlığı, çok daha fazla, güvenlik güçlerinin avucunun içinde gelişmiştir; sanıkların, kamu görevlilerinin, idamdan kurtulan Kazım Karabekir Paşa’nınki dâhil her türlü açıklaması bu yöndedir. Bu, böyle bir hazır­lığın olmadığı anlamında değil, hazırlık var; ancak, hazırlığın bir bölümü iç­ki masalarında yapılıyor ve diğerlerini de polis biliyordu.…

  • The Times gazetesinin 17 Ağustos 1925 tarihli sayısında Kürt liderlerinin idamı­nın Musul’da çok olumsuz bir hava yarattığını haber verdiğini kaydetmektedir. Aslında bunun aksini beklemek şaşırtıcıdır; daha önce de işaret etmiş bulunu­yorum, Milletler Cemiyeti’nin Kürt Sorunuyla büyük ölçüde özdeşleşen “Mu­sul” raporuna, i’lerin noktasını koyduğu bir zamanda, hiçbir gerek yokken kırk idamı yapmanın böyle bir sonucu istemekle…

  • İstanbul Hükümeti, Türk tarafında bulunan esir bir İn­giliz generali aracılığıyla teslim olduğunu, Büyük Britanya tarafına bildirdi­ğinde, müttefiklerin Türkiye’yi teslim almak için hiç de acele etmediğini bili­yoruz; daha sonra 30 Ekim 1918 tarihinde Türkiye’yle silah bırakma anlaş­ması imzalanmıştır. Teslimiyet anlaşması imzalandığı zaman bile, Musul’un çok az bir bölümü İngiliz kuvvetlerinin eline geçmiş bulunuyordu; imzalanmasından sonra da,…

  • Şeyh Sait ve kırk arkadaşının, İstiklal Mahkemesi’nde neredeyse bir ay kadar kısa bir zamanda yargılanmalarının ardından, Milletler Cemiyeti’nin Kürt ağırlıklı olacağı belli Musul Raporu’nun açıklanmasından on beş gün önce asılmaları var. Sf. 61 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 61) kitabından birebir alınmıştır.

  • Örneğin Celal Bayar, 10 Aralık 1936 tarihli “Yüksek Başvekâ­lete” başlıklı raporunda şöyle der: “Doğu illeri bizim rejimimize gelinceye kadar kati bir tarzda hâkimiyetimiz altına girmemiştir. Geçmiş hükümetler, halk üzerindeki hâkimiyetlerini ağalar ve şeyhler vasıtasıyla yürütmek istemişlerdir. Ağalar ve Şeyhler soyduklarının bir kısmını hükümet erkânına vermek suretiyle müşterek idarei maslahat (vaziyeti idare etme) devri yaşanmıştır. Şark’ta…

  • Bizde uygulanan modele tepkiyi, Şeyh Said’in torunu, eski DP ve DYP milletvekili Abdülmelik Fırat 1999 yılının nisan ayında, aşırı bir dille şöyle ifade eder: “Yaşananlar ortada. Bu sistemin garabetlerinden biri şu: eğer siz Arap, Kürt, Arnavut, Boşnak, Çerkez olduğunuz halde ‘Ben Türk’üm’ derseniz, Kürtlüğünüzü dile getirmezseniz, size bu ülke­de en yüce noktalar bahşedilir. Bir nevi…

  • Kürtçenin Cumhuriyet döneminde ilk kez yasaklanması, 1925 yılında kabul edilen ve uzun yıllar gizli tutulan Şark Islahat Planı uyarınca gerçekleşiyor. Planın 41. maddesi şöyle: “Malatya, Elazığ, Diyarbakır, Bitlis, Van, Muş, Urfa, Ergani, Ho­zat, Erciş, Adilcevaz, Ahlat, Palu, Çarsancak, Çemişgezek, Ova­cık, Hısnımansur (Adıyaman), Besni, Arga (Arguvan olmalı), Hekimhan, Birecik, Çermik vilayet ve kaza merkezlerinde, hükümet ve…

  • Tarık Ziya Ekinci Anlatıyor; “Ömer, babamın amcasının oğlu, Şeyh Said İsyanından Lice’de devletin ilk idam ettiği kişi… O yıllar, 1924-1925. Lice’de Şapka İnkılabının sonrası. Şapka satan tek dükkân var Lice’de: Hikmet Çetin’in amcası Tahir… Ucuza getirip bayağı pahalıya satıyorlar. Ömer de tel çekiyor Ankara’ya, Mustafa Kemal’e: ‘Sıkıyönetim komutanı falan zatla şapka ticareti yapıyorlar; elli kuruşa…

  • Felat Cemiloğlu anlatıyor; “Evvela oğlunu babasına tokatlattılar. Yavaş tokat vurduğu için hem oğul hem baba coplanıyordu. Beş on denemeden sonra oğulun babaya vurduğu şiddetli tokat­ları beğenmediler. Bu kere oğul’u babanın sırtına bindirdiler. Bir taraftan babayı copluyor, daha hızlı koşması için zorluyorlardı. Oğul babasının sırtından indikten sonra ağlamaya başladı. Girdiğimiz sırada hepimize ağlamanın, inlemenin, özellikle gül­menin…

  • “Adım, Felat Cemiloğlu. 1928 Diyarbakır doğumluyum. 1982 yılında Diyarbakır E Tipi Askerî Cezaevi’nin 33 No’lu ko­ğuşunda yaşadıklarım cehennemdi. … Savaş sonrası 1948’de Amerikan Marshall Yardımıyla birlikte sürgün kararı kalktı. Evinize dönebilirsiniz dediler. Ya da isteyen Ordu’da ve diğer vilayetlerde kalabilir dendi. Herhalde Amerikan yardımının bir önkoşulu olarak İskân Kanunu kaldırılmış oldu. Diyarbakır’a dönmeye karar verdi…

  • Şeyh Sait başkaldırısı nedeniyle Seyit Abdülkadir’in ve İzmir suikastı nedeniyle Mehmet Cavit’in idamları üzerinde çok kısa olarak durmakta yarar var; Şûra-ı Devlet üyesi Abdülkadir’in Sait’in başkaldırısı ve Cavit’in de suikast ile bir ilgilerinin olmadığı, o zaman da biliniyordu ve bugün ise kesin sayılmaktadır. Ancak Şeyh Ubeydullah’ın çocuklarının, Abdülkadir çocuklarından birisidir, Bedirhan’ın çocuklarının Fransa’ya bağlılıklarının karşısında,…

  • Şeyh Sait başkaldırısı ile başlayan ve İzmir suikastı ile sürdürülen iki yıllık bir olaylar zinciri içinde, Türkiye solunun, İstanbul basınının önde gelenlerinin hemen hemen hepsi, İstiklâl Mahkemeleri önünde sanık sandalyesine oturtulmuşlardır; çoğu pişmanlığa zorlanmış ve yeni düzenin içine çekilmişlerdir. Ancak İttihat ve Terakki ile Teşkilât-ı Mahsusa’nın kalan kadrolarının bir bölümü, ölümden kurtu­lamamışlardır; anlamı burada aramak…

  • Başkaldırının hazırlığı gizli yapılmıştır; ancak bu gizlilik çok tartışmalıdır. Komite, ordu içinde örgütleniyordu ve Halit Bey, 1924 yılı kasım ayında, diğer Kürt liderlerinin katılımını sağlamak üzere, Diyarbekir üzerinden, Halep’e gidi­yordu. Harekete katılanların birbiriyle irtibatı, konspirasyon kurallarına hiç uymayan bir gevşeklik içinde geliştirdiklerini artık çok iyi biliyoruz; bütün bun­ların, zamanında Ankara tarafından da bilinmediğini düşünmek çok…

  • Profesör Hasretyan’ın, sözünü ettiğim derlemesinde, kendisinin kaleme aldığı bölüm (1), yeteri ölçüde açık ve güven vericidir. Profesör Hasretyan’ın, o tarihe kadar en geniş katılımlı bu başkaldırı ile ilgili olarak, “İsyan şeyhler tarafından değil, esas olarak, başında, Türk ordusundan Albay Cibranlı Halit Bey, gazeteci Kemal Fevzi, Doktor Fuat gibi tanınmış aydınların bulunduğu Azad-i Kürdistan Komitesi tarafından…

  • Sait’in de bir “İngiliz ajanı” olmadığını, geniş kütlelere, göstermek bana kalı­yordu. Zamanın Britanya diplomatik belgeleri artık açıktır ve bunlarda, Sait’in İngilizler ile temasına dair bir işarete rastlamıyoruz; öte yandan, Türkiye’ninki, daha önce Bulgarların ve daha önce de Elenlerinki dâhil, bütün nasyonalist hareketlerde az veya çok, bir dinsel boyut olmuştur. Muhtemelen, Şeyh Sait baş­kaldırısının dinsel yanı…