Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Şeyh Sait

  • (Genelkurmay Harp Tarihi Dairesi yayınından alıntı) Bu nedenle Şeyh Sait ayaklanmasında Elazığ’ın düşmesi Kürt kuvvetlerinin eline geçmesi üzerine Mustafa Kemal Paşa’nın Tugay Komutanı Osman’a çektiği telgraf ile başlamanın yararlı olacağını sanıyorum. Tarih, “durumu yakinen izleyen Cumhurbaşkanı Atatürk de, 26 Şubat’ta Malatya Valisi aracılığı ile İzoli’de 17. Tugay Komutanı Albay Osman’a verdiği emirde” diyor ve telgrafı…

  • (Genelkurmay Harp Tarihi Dairesi yayını;) “Kürt Teali Cemiyeti, Damat Ferit Kabinesi’nin ’Büyük Ermenistan’ projesine şiddetle muhalefet ederken İtilaf ve Hürriyet Partisi’yle özerk bir Kürdistan kurulması konusunda sözleşme yapmaktan geri durmuyordu. Bu cemiyet cumhuriyetin ilanından az önce kapatılmıştı. Fakat buna karşılık 1923’te, cumhuriyetin ilanı senesinde, Seyit Abdülkadir, Hesnanlı Halit, Hacı Musa, eski milletvekillerinden Yusuf Ziya ve…

  •  (Aşağıda alıntılar: 1979 Yılında ABD’nin Tahran Büyükelçiliğine yapılan baskında elde edilen belgelerden alınmıştır:) “Uzun dönemde Kürtlerle bölge hükümetleri arasında daha ciddi çatışma olasılığı iki etkene bağlıdır; Gelecekteki olaylar hükümetlerin Kürt Bölgesini kontrol etme güçlerini o denli zayıflatabilir ki Kürtler bulundukları bölgelerde kendi kaderlerini belirleme hakkını ele geçirebilmek için daha fazla bastırabilirler ve 1975 Martından önce…

  • (Hoca. Genelkurmay Harp Tarihi Başkanlığı’nın 1924 – 1938 Türkiye Cumhuriyetinde Ayaklanmalar simli kitaptan alıntı yapmış) Mustafa Kemal 26 Şubat 1925 te Malatya Valisi aracılığı ile İzolu’da bulunan 17. Tugay Komutanı Albay Osman’a bir telgraf gönderiyor; “….Asiler, ciddi muharebe ve çarpışma sonucunda değil, mensuplarının ve müritlerinin çağrısına uymak suretiyle ve bunların kendilerine katılması ile Elazığ’a kadar…

  • Türk ve Sovyet tarihçileri Şeyh Sait İsyanında İngiliz planlama ve rolü olduğunu ileri sürüyordu. Bunun doğru olmadığını, Sait’inkinin dinsel, tutucu bir ayaklanma olduğunu yazdım.  ..Bütün önemli dinsel olaylar, ulusal renklidir ve toplumsal içerik taşıyor.  Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf. 194) kitabından birebir alınmıştır.  

  • Said’in isyanı ile Musul meselesinin çözümü aynı yıldadır. Biri başında, Kürt başkaldırısı Şubat 1925 tarihinde Musul’un Milletler Cemiyeti kararı ile Irak’a ve fiilen Büyük Britanya’ya verilmesi ise 1925 yılı Aralık ayında oluyor. Cemiyetin Musul kararı, aynı zamanda, bir Kürt reform programı olarak ortaya çıkıyor; işin bu yanı, çok zaman gözlerden uzak tutuluyor. Karara göre, Kürtlere…

  • 1925 yılında patlak veren bu Kürt ayaklanmasında en önemli etkenlerden birisinin, Türklerin hareketlerinin başarıya ulaşmasının ve Türklerin 38 yaşına kadar Osmanlı ordusunda görev yapmış, Kemal Paşa’nın liderliğinde, umulmadık koşullardan, bir devlet kurarak çıkmalarının çok büyük etkisi olduğunu düşünüyorum. Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf. 99) kitabından…

  • Prof. Hasretyan, Şeyh Sait İsyanının; ” …ölçek ve örgütlülük açısından Kürt halkının tarihinde en büyük başkaldırı olduğu” nu ileri sürüyor ve şunları ekliyor “İsyan Şeyhler tarafından değil, esas olarak, başında, Türk Ordusunda Albay Cibranlı Halil Bey, gazeteci Kemal – Fevzi, Dr. Fuat gibi tanınmış aydınların bulunduğu Azadi Kürdistan Komitesi tarafından hazırlandı.” Hasretyan dinsel hedefi 2.…

  • Londra tarafından tanınmaya çok önem veren ve Enver ile arkadaşlarına göre çok daha az cüretkâr olan Kemal Paşa ve arkadaşları, 1923 yılı başında Musul’dan vazgeçti.  Ve bunu usulüne uygun olarak Londra’ya hissettirdi mi; bu ancak, üzerinde çalışılabilecek bir hipotez olabilir. Daha sonraki gelişmelerin bu hipotezi doğruladığı kesindir.       1925 yılı Aralık ayı, Avrupa’da gelişmeler söz…

  • Ali Saip Ursavaş’ın da Kürt olduğu bilinmektedir. .. 1919 -1920 yıllarında, Güney Kürdistan’da Kürtlerle birlikte özgürlük ve bağımsızlık için başkaldırıyor, 1925’te de özgürlük ve bağımsızlık isteyen Kürtleri yargılayan İstiklâl Mahkemesinde yer alıyor. Alıntı: Kürt Aydını Üzerine Düşünceler – İsmail Beşikçi (Yurt Kitap Yayın Aralık 1991 Baskısı – Sf. 41) kitabından birebir alınmıştır.

  • İbrahim Arvâsi de 1964 yılında Ankara’da yayınlanan “Tarihi Hakikatler” isimli kitabında, Şeyh Sait Kürt Ayaklanmasıyla ilgili olarak olayın farklı bir yönüne değinmektedir; “.. Bu işin neticesi ve kötülüğü safha safha meydana çıkıyordu. Şark Mebuslarından İsmet Paşa’ya itimat edenlerle etmeyenler ve korkudan kaçıp ta reye iştirak etmeyenler ve kaçınıp ta rey vermeyenler dâhil hepsinin bütün akraba…

  • 8 Mayıs 1928; 1- Genel Müfettiş İbrahim Tali Bey’in yönetimi altında bulunan bazı doğu illerinin, baharda, yollar geçilebilir duruma gelince derhal geliş – gidişe açılacağı resmen bildirildiği halde bu söz gerçekleştirilemedi. Bu bölgeler eskisi gibi yine sımsıkı kapalı tutuluyor.  2- Diyarbakır’da oturan birisinin İngiltere Konsolosu Alexander Waugh’a anlattığına ve onun da bana aktardığına göre; Doğu…

  • (Tanin’i kapatmak Hüseyin Cahit’in aklından geçiyor ama sonra okuyucuya, bunu yapamayacağını düşünüyor. Son köşe yazısında şunları yazıyor;) “Tanin, bundan sonra sadece haber gazetesi olarak yaşamak girişiminde bulunacaktır…. Eğer siz almazsanız bu gazete batar, dolayısı ile Tanin sizin ellerinizle kapatılmış olur.” diyor. (1) (Bu arada Terakkiperver Partinin evrakları, Ankara İstiklâl Mahkemesince incelemeye alınıyor, çünkü Şeyh Sait…

  • 2 Mart 1925 (1) BMM İsmet Paşa ve Recep Peker’in tahrikleri ile CHF olağanüstü toplanıyor. Başbakan Ali Fethi Bey, “..durum izam olunduğu (zannedildiği) kadar önemli değildir, yakın bir zamanda hükûmet duruma hakim olacaktır”, diye açıkça söylemesine rağmen, müfritler verdikleri önerge ile memleketin her tarafında şiddetli tedbir alınmasını istiyorlar.  Ali Fethi Bey; “-Bir olay çıktığı zaman,…

  • Fethi Bey; (Son derece üzgün ve yumuşak); “Açıkladığım sebepler beni, Partinizi bırakarak, yine eskisi gibi birlikte çalışmamız gereğini ifadeye mecbur ediyor. Durumumun hassasiyetini takdir edersiniz..”   Kâzım Karabekir Paşa, hayretler içerisinde; “-Anlamadım! … Yani partimizi fesih mi edelim diyorsunuz?”  “-Maalesef evet!”  “-Buna imkân var mı Fethi Bey? Partimiz, emirle kurulmamıştır. Emirle kapatılamaz. Parti ne benim…

  • 21 Şubat 1925 tarihinde birden bire Şeyh Sait İsyanı patlak veriyor. .. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası mensupları bu isyanı yerel bir eşkıyalık olarak görüyorlar. Fakat CHP’liler bu hareketi siyasi amaçlar güden büyük bir isyan telakki ediyor.  Başbakan Ali Fethi Bey, Halkçı müfritlerin (aşırıların) bu fikrine katılmıyor, İsyanı normal şartlar altında alınacak kesin tedbirlerle bastırmak imkânı olduğunu kabul…

  • Yasanın birinci maddesi şöyledir: “Türkiye’de Türk Kültürüne bağlılık dolayısıyla nüfus oturuş ve yayılışını bu kanuna uygun olarak icra vekillerince yapılacak bir programa göre düzeltilmesi Dâhiliye Vekilliğine verilmiştir.” Böylece nüfusun, Türk kültürüne bağlılık ilkesine göre, yeniden dağıtılacağı yasa hükmü haline getirilmiş oluyor. Yasanın ikinci maddesi, bu yasa açısından, Türkiye’yi üç mıntıka ya da bölgeye ayırıyor; birinci…

  • Abdülkadir, Hürriyet ve İtilafçı olduğu için asılmıyor. Sait İsyanına katıldığı için asılmıyor. Kemal’e bağlanamadığı için asılıyor. 1920 yıllarında bunun adı, İttihatçılık olarak konuyor. Sf. 726 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 726) kitabından birebir alınmıştır.

  • Cibranlı Halit Bey ile Yusuf Ziya derhal yakalanıyorlar ve bir daha özgürlüklerine kavuşamadan kurşuna diziliyorlar. Bu durumda liderlik, Şeyh Sait’e geçiyor; Sait, hiç hazırlığı olmadığı bir alanda büyük sorumluluklar yüklenmek zorunda kalıyor. İhsan Nuri ve arkadaşlarının hareketinden sonra Halit ve Yusuf Ziya, sonradan serbest bırakılan Hacı Musa’nın yakalanmasına karşın Şeyh’in tutuklanmamasını ilginç buluyorum; Şeyh’e Askeri…

  • Burada bir parantez açarak, bu parantezin içine, «Resmi» tarihin yazımını koymak gerektiğini düşünüyorum. Tüm ideolojiler türünden resmi tarihin de tümüyle yanlış olmadığı, bir kapının yerleştirildiği çerçeve örneği mutlaka bir kaç doğru ve sağlam menteşenin olması gerektiği yolundaki düşüncemi tekrarlıyorum. Genelkurmayın hazırladığı «Ayaklanmalar» tarihinden aktarmalar yapmak istiyorum. Sf.729 «Şeyh Sait Piran’da kardeşi Abdürrahim’in evinde konuk bulunduğu…