Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Şiddet

  • (Dede Yakup Cemil 1913 darbesini anlatıyor;) “Enver Bey, Doktor Abidin Bey’e “Kapıları derhal kapayınız.  Vazifelilerden başka içeri kimse girmesin” emrini verdi.” (Dipnot: Dr. Abidin Bey, 1926 yılında Atatürk’e İzmir’de yapılan suikasta karıştığı iddiasıyla idam edildi.  İttihat ve Terakkinin öncü gücünün birini subaylar oluşturuyorsa, diğerini tıp doktorları oluşturuyordu.)   Sf. 135  “Bir yanda Erkânıharbiyeyi Umumiye reisinin (Genelkurmay…

  • Dr. Bahaeddin Şakir ve Cemal Azmi de 17 Nisan 1922’de Berlin’de Hayriye Hanım’ın gözleri önünde vurulmuştur.  Öldüren kişi Ermeni Arşavir Şıracıyan’dır.   Sf. 116 Alıntı; Teşkilatın İki Silahşoru – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 17. Baskı Kasım 2004 – Sf. 116) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2006); Dr. Bahaeddin Şakir, Talat Paşa’nın hısımı, Namık Kemal’in akrabası.

  • (Torun Yakup Cemil, anlatıyor;)  …  Belki bir iki taşeron da kullanılmış olabilir.  Onlar da bu işin “okulundan” olmadığı için ellerine yüzlerine bulaştırmışlardı.  …  (Dipnot: Torun “Yakub Cemil” in adını vermediği ve her fırsatta beceriksizler diye kızdığı taşeronların hepsi ülkücüydü: Cengiz Cömert, Kenan Erçetin, Rafet Karanlık, Enver Tortaş, Abdullah Çatlı, Mehmet Şener, Ahmet Tevfik Esensoy, Oral…

  • (Dede Yakup Cemil Trablusgarp günlerini anlatıyor;) İtalyanlara karşı savaşmak için İstanbul’dan, kızgın çöllere giden gönüllüler arasında ben de vardım.  Kimler yoktu ki; Enver Bey, Mustafa Kemal, Fethi (Okyar) Bey, Rauf (Orbay) Bey, Sapancalı Hakkı, İzmitli Mümtaz, Ömer Naci, Abdülkadir, Cevad Abbas, Atıf, Süleyman Askerî, Doktor Refik (Saydam), Kuşçubaşızade Eşref, Afyonkarahisarlı Ali (Çetinkaya), Enver Beyin kardeşi…

  • (Dede Yakup Cemil Anlatıyor;) 7 Temmuz 1908, Manastır’daki postaneden çıkan Müşir Şemsi Paşa… 10 Temmuzda, Saray’a sürekli jurnaller gönderen Manastır Topçu Alayı Müftüsü Mustafa Şevket Efendi, 17 Temmuzda, Zatışahane’nin fermanını okurken, Manastır Mıntıka Kumandanlığı erkânıharbiyesinden Osman Hidayet Paşa ve Cemiyet’e düşman oldukları bilinen, Debre Mutasarrıfı Hüsnü bey, Polis Müfettişi Sami, Avukat Sabri Efendi, Kanun (İnzibat)…

  • (Dede Yakup Cemil Anlatıyor;) “Mustafa Necib, 29 Mayıs 1908 akşamı İsmail Canbulat ve Enver Bey’in yardımıyla, Nazım Bey’i vurdu ama öldüremedi.  Yaralanan Nazım Bey İstanbul’a götürülürken, Enver Bey Tikveş’e kaçıp saklandı.  Zira olay sırasında Nazım Bey kayınçosunu görmüştü!” Sf. 29  “25-30 Haziran 1908 tarihleri arasında, beş gün, Manastır’da, geceli gündüzlü gizli toplantılar yapıldı.  Başlatılacak harekâtın…

  • “Kan İftirası” denen bir suçlamanın yaygınlık kazanması, Yahudi toplumuna karşı bir dikkat un­suru oluşturmuştu. Yahudiler’in “Hamursuz” bayramlarında hamura insan kanı karıştırdıkları yolundaki inanç, Yahudi katliamlarına değin uzanmış­tı. Bu iddia tarih boyunca Hristiyan -Yahudi dünyasını karşı karşıya ge­tirmiş ve tarihe “Kan İftiraları” adıyla tehlikeli bir malzeme oluşturmuş­tu. Anadolu’nun birçok yerinde olduğu gibi Tire’de de çocukları korkut­mak…

  • Hiç kimsenin zor’u, her yere işlemiyordu, boşluklar vardı; zor’un işlemesinde boşluk haline “iç savaş” diyoruz. İç savaş, anarşi’ye yakın bir hal’dir. Bu demokrasi’ye çok yakın olduğu, anlamındadır. Demokrasi ile anarşi aynı eşiktedirler. Sf. 64 Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 64) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türkler binlerce yıldır birlikte yaşadıkları Rum, Ermeni, Yahudi vatandaşlara ait ev ve işyerlerini birkaç saat içinde yakıp yıktılar, yağma ettiler: Lebon. Markiz. Lion pastaneleri. Banco di Roma, Beyoğlu, Arnavutköy, Bebek, Beşiktaş, İstinye, Yeniköy semtlerini dolaşan öfke Adalar’a kadar ulaşmıştı… Göstericiler, “Kıbrıs Türk’tür, Türk kalacaktır, Rumlar ittir it kalacaktır” diye slogan atıyorlardı sürekli. 6 ve 7…

  • Eşref Paşa, Türkiye Kürtlerini incitmek ve başka­larının kucağına itmek istemiyordu. Paşa, silahlı Kürtler ile mücadeleyi Tür­kiye sınırlarının tümüyle dışında yapmak istiyordu ve bununla, özellikle İsrael’e ters düşüyordu. Eşref Paşayı düşürdüler. Sf. 605 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 605) kitabından birebir alınmıştır.

  • Büyükelçi Lütem, “terörü durduran doğrudan doğruya Ermenilerin ken­dileridir” demektedir. Bu ifadeyi, nasıl anlamamız gerektiği konusunda kuşku duyuyorum; çünkü bir yerde de, büyük devletlerin, bu eylemlere karşı çıktıklarını söyledikten sonra, “bunun üzerine, bu işi planlayıp finanse eden Amerika, Fransa ve Beyrut’taki Ermeni patronları durdu” demektedir. Herhalde hem açıklamakta ve hem de kapatmaktadır. Sf. 508 Alıntı; İsyan…

  • Nişapur’un zaptında 1220 yılında, bir milyon 747 bin adem katledilmiştir. Merv’in alınmasında İbn el Esir 700 bin ve Cuveyni ise 1 milyon 300 bin rakamını veriyorlar; bu miktar adem öldürülmüştür. Herat’ın ikinci zaptı: 1 milyon 600 bin cana mil olmuş görünüyor. Bu sayılar bugün için çok büyüktür. Sf. 197 Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük,…

  • Moğol yayılmacılığının da Amerikan emperyalizminin genişlemesinin de temelinde korkuyu silah yapma var. Şimdi Amerikanların bu Mongoloid silahını öğrenenler çıkmaktadır… Anlatılan o ki, “bunlardan sadece biri, bir köye ya da mahalleye girmişti ve orada pek çok insan yaşıyordu”, arka arkaya kesmeye başlamışa, “bir teki bile bu atlıya karşı elini kaldırmamıştı”; korku’nun insanların iradesini felç ettiğini okuyoruz.…

  • 1307 yılının Ekim ayının 12. gününü 13 üne bağlayan gece Fransa tapınaklarındaki tüm Tapınakçılar tutuklandı. Mülklerine kral tarafından el konuldu. Otuz altı Tapınakçı işkence tezgâhında can verdi. Diğerleri de ateşe verilen odun yığınlarının üzerinde öldü. Dağın Yaşlısı (Hasan Sabbah) ortadan kaybolmadan önce, başladığı işi bitirmek üzere bin yıl sonra geri geleceğini belirten bir mesaj bırakmıştı.…

  • BAKKAL’IN NOTU (2005); Hasan Sabbah, Nizamülmülk (Hasan Ali), Ömer Hayyam aynı dönemlerde Nişabur’da Muvafık Edin’in medresesinde okuyorlar. Birbirlerine söz vermişler, kim yüksek bir mertebeye çıkarsa diğerlerini koruyacak diye. Nizamülmülk Selçukluya Vezir oluyor, önce Hasan Sabbah’ı değerlendiriyor sonra kıskanıyor ve ona kalleşlik yapıyor, Saray’dan kovduruyor ve kendisine düşman ediyor. Hasan Sabbah, Alamut Kalesini, yani yalancı cenneti…

  • Önce, 15 Nisan 1915’te Van bölgesinde ayaklanma çıkarıp şehri ele geçirdiler. Van’ın Ermenilerin eline geçmesinden sonra, isyan dalgası Bitlis, Muş, Erzurum, Beyazıt, Zeytun ve Sivas bölgelerine yayılmaya başladı. Ermeni milisler, Kafkas cephesinde Ruslarla savaşan Osmanlı ordusunu arkadan (cephe gerisinden) vuruyordu. Bunun üzerine 24 Nisan’da İstanbul hükümeti tehcir kararı aldı. Yıllardır tartışılan bu karar neyi kapsıyordu?…

  • Eylül darbesi, hem ulusal ve hem de uluslararası planda burjuvazinin acımasızlaştıran korkusunun sonucunda gerçekleştirildi, içerde devrimci sol hareketin yükselişi büyük bir korku kaynağı oldu, Dışarda Afganistan ve İran Devrimleri, bu korkuyu artırıcı etki yaptı. Eylül darbesinin motoru korkuydu ve bu korkuyla kindar davranabildi. Sf. 43 Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem…

  • Türkiye’de bir Vilayetin ithalat yapma yetkisi yoktur ve müfettişler çok sonraları, Batman Vilayetinin ithalat ve üstelik Kaleşnikof ithalatı yaptığını ortaya çıkardılar. Parasının da Konut Edindirme Fonundan alındığı tespit ediliyordu. Batman Valisi Şarman 14 kez silah ithalatı yapmıştı. Sf. 389 Alıntı: Tekeliyet I (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 389) kitabından birebir…

  • Şiddet ve büyük acıları izleyen her dönemde olduğu üzere insanlar daha pervasız ve kaba davranışı benimsediler. Alıntı: Tekeliyet I (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 178) kitabından birebir alınmıştır.

  • Korkunun sonucu daha mı korkutucudur, kalenin karnının korku olduğunu biliyoruz; çünkü kuranlar da, yaşamak için içine sığınanlar ve hatta yıkanlar da aşırı korkanlardır. Kale, anti – korkudur, böyle de düşünebiliriz; .. Anti – terörün terörden daha acımasız olduğunu tarihten biliyoruz. Ayrıca Engels de sık sık hatırlatıyordu, en acımasız ve o zamana kadar hiç denenmemiş terörü…