Kategori: Şiddet
-
Washington’un bu saldırı için öne sürdüğü mazeret tek bir adama dayanıyordu. ABD’nin genç kadın ve erkeklerini hayatları ve vicdanları pahasına, sayısız çocuk da dâhil olmak üzere masum insanları öldürmeye ve Panama Şehri’nin büyük bir bölümünü ateşe vermeye göndermesinin ardındaki tek neden Noriega idi. Noriega, insanlık düşmanı kötü bir kişi ve uyuşturucu tüccarı bir canavar olarak…
-
Gerçi dünya buna hazırlıklı olmalıydı ama 20 Aralık 1989’da, ABD, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana bir şehire yapılmış en büyük hava saldırısıyla Panama’ya saldırınca, dünya şaşkına uğradı. Bu, sivil bir topluma yapılan anlamsız bir saldırıydı. Sf. 241 Bu askeri operasyon, bir kitle katliamı veya başka bir insanlık suçu işleyen bir ülkeye – örneğin, Pinochet Şili’sine…
-
Ama Torrijos boyun eğmiyordu. Roldós gibi o da, tehditlere kulak asmayı reddediyordu. O da Summer Dil Enstitüsü’nü ülkesinden kovdu ve Reagan yönetiminin Kanal Anlaşması’nı yeniden masaya yatırma isteğini inatla reddetti. Roldós’un ölümünden 2 ay sonra Omar Torrijos’un karabasanları gerçekleşti; o da bir uçak kazasında öldü. Tarih 31 Temmuz 1981 idi. Sf. 219, 220 Latin Amerika…
-
1981’in başlarında, Roldós yönetimi yeni Hidrokarbonlar Yasası’nı Ekvador parlamentosuna resmen sundu. Bu yasa, eğer uygulanırsa, ülkenin petrol şirketleri ile olan ilişkilerinde bir reform yaratacaktı. Birçok yönden devrimci, hatta radikal olarak nitelendiriliyordu. Sf. 217 Yasa teklifini parlamentoya göndermesinin üzerinden sadece haftalar geçmişken ve enstitü misyonerlerini henüz birkaç gün önce kapı dışarı etmişken Roldós, petrol şirketleri de…
-
O zamanlar, bazı İslam kültürlerinde var olan bu âdeti bilmiyordum. Toplumun veya onun liderlerinin şeref veya haysiyetlerine leke düşürdüklerine inanılan bireyler, burunları kesilerek cezalandırılıyorlardı. Böylece, bu adamın yüzünün de açıkça gösterdiği gibi, hayat boyu damgalanıyorlardı. Sf. 167 Alıntı; Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları – John Perkins, Çeviri; Murat Kayı, (Aprıl Yayınları, 24. Baskı 2016 – Sf.…
-
Salt ekonomik açıdan bakınca, MAIN (1) için çok akıllıca bir karar olmuştu. Yine de, Claudine’nin bana telkin ettikleriyle tutarlı değildi; küresel imparatorluğa yardımcı olmuyordu. Acaba şimdi, çakalların salıverilmelerine mi neden olmuştu? O gün Torrijos’un (2) bungalovundan çıkarken, Latin Amerika tarihinin ölü kahramanlarla dolu olduğunu düşündüğümü hatırladım. Tanınmış kimseleri yozlaştırmak üzerine kurulu bir sistem, yozlaşmayı reddeden…
-
Daha görünmez ve sonuçta daha zarar verici olan, Suudi Arabistan’ın uluslararası terörizmi finanse etmede oynamasına izin verilen roldü. ABD’nin, 1980’lerde, Usame bin Ladin’in Sovyetler Birliği’ne karşı yürüttüğü Afgan savaşını, Suud ailesinin finanse etmesini istemesi, gizli bir şey olmadığı gibi, Riyad ile Washington, beraberce, mücahitlere yaklaşık 3,5 milyar dolar vermişti. Ancak, ABD ve Suudi ortaklığı bundan…
-
Kötülüğü ile ünlü Uganda diktatörü 1979’da sürgüne gönderildiği zaman, Suudi Arabistan ona sığınma hakkı tanımış, 100 ile 300 bin arasında kişinin ölümünden sorumlu despot, Suud Hanedanı tarafından sağlanan arabalar ve hizmetçilerle lüks bir hayat sürmeye başlamıştı. ABD, sessizce itiraz etmiş ama Suudiler ile olan anlaşmaya zarar vermemek için çok da ısrarcı olmamıştı. Sf. 143 Alıntı;…
-
School of the Americas: 1946’da Panama’da kurulan, 1984’te Panama Kanalı Anlaşması sonucu ülkeden atılan daha sonra Fort Benning, Georgia’ya yerleşen muharebe eğitim merkezi. Burada 60 yıl içinde 60 binden fazla Latin Amerikalı asker halk hareketlerini bastırma, keskin nişancılık, komando, psikolojik savaş teknikleri, askeri istihbarat ve sorgu teknikleri eğitimi almıştır. Yüzbinlerce Latin Amerikalı bu merkezde eğitilenler…
-
Haziran ayı (1953) ortalarında, Berlin’deki inşaat işçileri, başkent sokaklarında protesto mitingleri gerçekleştirdiler. Ertesi sabah, yani 17 Haziran’da da bu mitingler genel bir grevle sonuçlandı. Ulbricht düşmanlığı dalga dalga büyümeye başladı. Sovyet bölgesindeki halkın çoğu da bu ayaklanmaya katıldı. Gün boyunca, Doğu Berlinli yöneticilerin yazgıları tehlikede kaldı. Sonra, Rus birlikleri imdatlarına yetişti ve bu ulusal ayaklanma…
-
Clausewitz, savaşın devlet politikasının değişik bir tarzdaki süreci olduğunu belirtir ve: “Savaş… Düşmanımızı, isteklerimizi yerine getirmeye zorlamak için başvuracağımız bir vahşet eylemidir” diyerek, devam eder: “Bir toplumun savaşı daima bir siyasi sonuçtan çıkar ve bir siyasi motifle gelişir. Bundan dolayıdır ki savaş siyasi bir olgudur.” Sf. 114, 115 Alıntı; Hitler’in Sığınağından Pentagon’a (Anılar) – Reinhard…
-
1942’de Canaris ile yaptığım uzunca özel görüşmeyi hatırlıyorum: Uzun uzun, ihanet kavramı üzerinde tartışmış, sonuçta Almanya’nın içinde bulunduğu savaşın şartlarının göz önüne alınması durumunda, yapılan ihanetin haklı olabileceği düşüncesini savunmuştu. Canaris, suikastın ancak başarıya ulaşması halinde, suikastçının haklı görülmesinin mümkün olabileceğini, ihanet eden kişinin daha baştan bunu kabullenmesi gerektiğini de savunmuştu. Sf. 73 Alıntı; Hitler’in…
-
Burada, Hitler’in, Joseph Stalin ile sevgi-nefret ilişkisine benzer bir durum paylaştığını sözlerime eklemeliyim. Zor bir durumdayken Hitler bazen kendi kendine soruyormuş: “Stalin böyle bir durumda ne yapardı?” 20 Temmuz 1944 suikastında parmağı olanların, hatta akrabalarının da tutuklanmasında Hitler, Stalin’i örnek almıştı. Ortak yönleri, ikisi de vicdandan yoksun kimselerdi. Sf. 71 Alıntı; Hitler’in Sığınağından Pentagon’a (Anılar)…
-
Borcu aşırı şişen Mısır’a kredi veren Avrupalılar giderek Mısır’ın içişlerine daha fazla karıştılar. Mısırlı milliyetçiler 1881’de durumdan bıkarak isyan ettiler ve tek taraflı olarak tüm dış borçları sildiklerini ilan ettiler. Kraliçe Victoria bu durumdan hoşnut olmadı ve bir yıl sonra ordusunu Mısır’a gönderdi. Mısır İkinci Dünya Savaşı’na kadar İngiltere’nin sömürgesi olarak kaldı. Sf. 322 Alıntı;…
-
Katolikler ve Protestanlar arasındaki din savaşları Avrupa’yı özellikle 16. ve 17. yüzyıllarda kasıp kavurmuştu. Bu savaşlara katılanların hepsi İsa’nın ilahi özelliğini, sevgi ve şefkat hakikatini kabul ediyor ama bunları yaşama biçiminde anlaşamıyorlardı. Protestanlar, tanrının oğlunun insan bedeninde dünya geldiğini, insanlık için çarmıhta canını feda ettiğini, böylece kurtuluşun ve ölümsüzlüğün yolunu açarak kendisine inanan ve bu…
-
Çoktanrıcılığın iç görüsü dinsel hoşgörüye yol açan bir niteliğe sahiptir. Çoktanrıcılar bir yandan üstün ve tamamen bağımsız bir güce, öte yandan da kısmi ve taraflı güçlere inandıklarından, bir tanrıya inananların diğer tanrıların varlığına inanmasında bir sıkıntı yoktur. Çoktanrıcılık içkin olarak açık fikirlidir ve “kâfirler”le “gâvur ̈lara nadiren saldırır. Sf. 216 Alıntı; Sapiens (Hayvanlardan Tanrılara) –…
-
Tekvin (başlangıç) kitabının ilk bölümleri buna harika bir örnektir. Tarım Devrimi’nden sonraki binlerce yıl boyunca dini ayinler büyük ölçüde, insanların ilahi güçlere çeşitli kurbanlar vermesi karşılığında tanrıların da insanlara bereketli hasatlar ve doğurgan sürüler sözü bahşetmesi olarak özetlenebilir. Sf. 214 Alıntı; Sapiens (Hayvanlardan Tanrılara) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Ertuğrul Genç, (Kolektif Kitap Yayınları, 11.…
-
Neyi biyolojinin belirlediğini, neyin insanlar tarafından biyolojik mitler kullanılarak haklı çıkarılmaya çalışıldığını nasıl bilebiliriz? Bunu anlamak için önemli kurallardan biri, “Biyoloji izin verir, kültür engeller,” kuralıdır. Biyoloji çok geniş bir yelpazedeki olasılıklara hoşgörüyle yaklaşır. İnsanları bazı olasılıkları fark etmeye zorlayıp diğerlerini yasaklayan kültürdür. Sf. 153 Alıntı; Sapiens (Hayvanlardan Tanrılara) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Ertuğrul…
-
Almanya’da tecavüz yasaları henüz 1997’de yeniden düzenlenerek evlilik içi tecavüz için yasal bir kategori oluşturuldu. Sf. 151 Alıntı; Sapiens (Hayvanlardan Tanrılara) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Ertuğrul Genç, (Kolektif Kitap Yayınları, 11. Baskı Aralık 2016 – Sf. 151) kitabından birebir alınmıştır.