Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Siyaset

  • Sevi, Tapınağın Yıkılışı’nın yıldönümü olan 1626’da Küçük Asya’daki İzmir’de varlıklı bir Sefardik ailede dünyaya geldi. Büyürken, bugün belki de manik depresif tanısını koyabileceğimiz garip eğilimler geliştirdi. Ailesinden ayrılıp inzivaya çekildiğinde, derin keder dönemleri geçirir oldu. Bunları esrikliğe yakın bir sevinç izliyordu. Bu “manik” dönemler sırasında, bilerek ve hayret verici bir biçimde Musa Yasası’nı çiğnedi: Herkesin…

  • Hermann Samuel Reimarus (1694-1768) gerçekten de İsa’nın eleştirel bir biyografisine girişti: Reimarus, İsa’nın yalnızca ilahi bir devlet kurmak istediğini ve kurtarıcılık görevi başarısızlığa uğrayınca ümitsizlik içinde öldüğünü öne sürdü. İsa’nın Dört İncil’inde, insanlığın günahlarının bağışlanması için geldiği iddiasının asla bulunmadığını belirtti. Batı Hristiyan dünyasının temelini oluşturan bu düşünce, yalnızca Hristiyanlığın sahici kurucusu olan Aziz Pavlus’a…

  • “İnsanoğlunun boş inançlara düşkün ateşli yönü, din konularında her zaman gizemleri sevmek ve o yüzden en az anladığından en çok hoşlanmak olmuştur.” Hristiyan inancından bu ıvır zıvırı çıkarmak Newton için bir tür sabit fikir haline gelmişti. Sf. 436 Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı…

  • Üçüncü Hint Babür İmparatoru, 1560-1605 yıllan arasında hüküm sürmüş olan Ekber’in hoşgörü ve işbirliği ruhu ve bütün inançlara gösterdiği saygı çok çarpıcıdır. Hindulara gösterdiği duyarlılıkla vejetaryen olmuş, çok sevdiği avcılığı bırakmış ve doğum gününde veya kutsal Hindu mekânlarında kurban kesilmesini yasaklamıştır. 1575’te bütün dinlerden bilim adamlarının buluşup Tanrı üstüne tartışabilecekleri bir “İbadethane” kurmuştur. Sf. 380,…

  • Safevi Hanedanı’nın kurucusu Şah İsmail 1503’te Azerbaycan’da iktidara geçmiş ve iktidarını batı İran ve Irak’a yaymıştır. Sünniliği sürüp çıkarmaya kararlıdır ve Şiileri daha önce pek kalkışılmamış bir insafsızlıkla amaçları için zorlamıştır. Sf. 377 Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf. 377)…

  • Yesrib’e (veya Müslümanların verdiği adla Medine’ye) Hicret’ten önceki yılda Muhammed dinini kendi anladığı biçimiyle Yahudiliğe daha yakınlaştırmıştı. Yıllarca yalıtılmış biçimde çalıştıktan sonra daha eski, daha kurumlaşmış bir gelenekle birlikte olmayı istemiş olabilir. Böylece Yahudilerin Kefaret Günü’nde Müslümanların oruç tutmaları ve o zamana kadar iki kez iken, artık Yahudiler gibi günde üç kez namaz kılınması düzenini…

  • Şeytan Ayetleri öyküsü ne Kur’an’da ne de herhangi eski sözlü veya yazılı kaynakta yer alır. Peygamberin en yetkin biyografisi olan İbn İshak’ın Siret’inde de yoktur. Ancak onuncu yüzyılın tarihçisi Ebu Cafer ül Taberi’nin (öl. 923) eserinde sözü edilir. Taberi, Muhammed’in, tanrıçaların kültünü reddettikten sonra kendisiyle aşiretinin çoğunluğu arasında gelişen gerginlikten rahatsız olduğunu ve “Şeytan”dan aldığı…

  • Eski kaynakların bize aktardığına göre bir an için bütün Mekke Muhammed’in yenilenmiş Allah dinini kabul edecek gibi oldu. Mevcut durumdan memnun olan zengin takımı anlaşılır biçimde yeni dinden uzak durdu, fakat Muhammed Müslümanlara pagan tanrılara inanmayı yasaklayana kadar önde gelen Kureyşlilerin açık bir karşı koyuşu da yoktu. Görevinin ilk üç yılında Muhammed’in mesajının tektanrıcı yönünü…

  • Kur’an, sürekli olarak Tanrı’nın “mesaj”larının ve “işaret”lerinin anlaşılması için akıl gerektiğini vurgular. Müslümanlar kendi mantıklarından feragat etmemeli fakat dünyayı merak ve dikkatle incelemelidirler. Daha sonra Müslümanlara doğa bilimi geleneğini geliştirme olanağı sağlayacak olan da bu yaklaşımdır ve bu bilim Hristiyanlıktaki gibi hiçbir zaman din için tehlike olarak görülmemiştir. Sf. 225 Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen…

  • Böylece Kur’an, Kureyş’e yeni bir şey öğretmemektedir. Gerçek’ten de O, bilinmekte olanların “anımsatıcısı”dır; bu bilgilere kolay anlaşılır bir açıklık getirmektedir. Sf. 223 Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf. 223) kitabından birebir alınmıştır.

  • Fakat ilk mesajları da hüküm dolu değildi. Daha çok umut dolu iyimser mesajlardı bunlar. Muhammed Kureyş’e Tanrı’nın varlığını kanıtlamak zorunda değildi. Hepsi, zımnen yerlerin ve göklerin yaratıcısı Allah’a inanıyordu ve büyük çoğunluğu O’nun Yahudi ve Hristiyanların inandığı Tanrı olduğunu biliyordu. Sf. 221 Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu,…

  • Daha beşinci yüzyılda Filistinli Hristiyan tarihçi Sozomenus bize Suriye’deki bazı Arapların, İbrahim’in özgün dini adını verdikleri dini yeniden keşfettiklerini bildirir. İbrahim, Tanrı daha Tevrat’ı, İncil’i göndermeden yaşamıştı ve dolayısıyla, ne Yahudi ne de Hristiyan’dı. İlk biyograficisi Muhammed bin İshak’ın (öl. 767) bildirdiğine göre, Muhammed’e ilk vahyin gelmesinden kısa süre önce, Mekke’de Kureyş’ten dört kişi, İbrahim’in…

  • Bütün Mekkeliler, Arabistan’ın en önemli kutsal yeri olan Kâbe’yle övünüyorlardı. Her yıl yarımadanın her yerinden Araplar hac için Mekke’ye geliyor, birkaç gün boyunca geleneksel ritüelleri uyguluyorlardı. Kutsal yerin çevresinde bütün şiddet eylemleri yasaklanmıştı ve Araplar Mekke’de, eski aşiret düşmanlıklarının askıya alındığını bilerek, barış içinde ticaret yapabiliyorlardı. Kureyşliler kutsal yer olmadan ticarî başarılarını ve öteki aşiretler…

  • Muhammed olağanüstü zeki biriydi. 632’de öldüğünde, Arabistan’ın neredeyse bütün aşiretlerini yeni bir birlik, ümmet içinde toplamıştı. Araplara kendi geleneklerine uyan özgün bir maneviyat getirmiş. Sf. 214 Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf. 214) kitabından birebir alınmıştır.

  • Komün etiğini burada daha da net biçimde görüyoruz: Katilin kendisini cezalandırmak gibi bir görev yoktur, çünkü İslam öncesi Arap toplumunda bir kişinin iz bırakmadan ortadan yok olması çok kolaydır. Bunun yerine düşman aşiretten bir kişinin cezalandırılması bu tür amaçlar için yeterlidir. Merkezi iktidarın bulunmadığı, her aşiretin kendi yasasını koyduğu ve çağdaş kolluk kuvvetine benzer bir…

  • Yaşamın sürebilmesi için zorunlu olan toplumsal ruhun halk arasında gelişmesine yardımcı olmaya yönelik olarak Araplar mürüvvet adıyla anılan bir ideoloji geliştirmişlerdi ve bu ideoloji dinin işlevlerinden birçoğunu yerine getiriyordu. Arapların geleneksel anlamıyla dinle uyuşacak durumları yoktu. Sf. 212 Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı…

  • Her kabile veya daha küçük aile grubu, Mekke’nin zenginliğinden pay almak için birbiriyle rekabet içindeydi ve en başarısız kabilelerin bazılarının (Muhammed’in kendi kabilesi Haşimiler gibi) varlıklarının tehlikede olduğunu hissediyorlardı. Sf. 211 Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf. 211) kitabından birebir…

  • Altıncı yüzyılın son yıllarında ise ticarette büyük başarı göstermişler, Mekke’yi Arabistan’daki en önemli yerleşim yeri haline getirmişlerdi. Şimdi rüyalarında göremedikleri kadar zengindiler. Fakat önemli biçimde değişiklik göstermiş olan yaşam biçimleri eski aşiret değerlerinin, azgın ve acımasız bir düzenin egemenliği altına girmesi anlamına geliyordu. İnsanlar kökenlerinden uzaklaşmıştı ve yitiklik duygusu içendeydi. Muhammed Kureyş’in tehlikeli bir yolda…

  • Roma yöneticileri Hristiyanları cezalandırdıklarında onları “ateizm”le suçlamışlardır, çünkü onların tanrı kavramı Roma yaşam tarzını ciddi bir şekilde incitmekteydi. Geleneksel tanrılara prim vermediklerini gören halk, Hristiyanların devlet için bir tehlike oluşturup, hassas düzeni altüst edeceklerinden korkmaktaydılar. Hıristiyanlık uygarlığın başarılarını görmezden gelen barbarca bir itikat olarak görülmekteydi. Sf. 163 Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay…

  • Öyle anlaşılıyor ki İsa başlangıçta, Esseni olma ihtimali yüksek bir gezgin derviş olan Vaftizci Yahya’nın bir şakirdi idi. Yahya Kudüs yönetimini iflah olmaz derecede yozlaşmış görüyor ve bu yönetime karşı ağır ithamlarla dolu konuşmalar yapıyordu. Sf. 137 Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak…