Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Siyaset

  • Buna karşılık, Amerikan tanrısının ilettiği en önemli ilke, Babil’in tanrılarınınkinden farklıydı. Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi; “… bu gerçeklerin tartışmasız olduğunu, tüm insanların eşit yaratıldığını, insanlara yaratıcı tarafından bahşedilmiş bazı haklar verildiğini ve bunlar arasında yaşam, özgürlük ve mutluluğunun peşinden gitme hakkı olduğunu ilan eder.” Sf. 116, 117 Alıntı; Sapiens (Hayvanlardan Tanrılara) – Yuval Noah Harari, Türkçesi;…

  • Yalandan farklı olarak, hayali gerçeklik, herkesin inandığı bir şeydir ve bu ortak inanç sürdüğü sürece hayali gerçeklik dünyada belli bir güce sahiptir. Stadel mağarasındaki heykeltıraş, aslan-insan formundaki koruyucu ruha gerçekten inanmış olabilir. Bazı büyücüler şarlatandır, ancak çoğunluğu tanrıların ve şeytanların varlığına sahiden inanırlar. Pek çok milyoner, paranın ve sınırlı sorumlu şirketlerin varlığına inanır. Sf. 45…

  • Etkili hikâyeler anlatmak kolay değildir; zorluk hikâyeyi anlatmakta değil, herkesin hikâyeye inanmasını sağlamaktadır. Tarihin büyük kısmı şu soru etrafında döner: Birileri, milyonlarca insanı tanrılara, milletlere veya sınırlı sorumlu şirketlere inanmaya nasıl ikna eder? Bu başarıldığında Sapiens’e olağanüstü büyük bir güç verir, çünkü bu milyonlarca yabancının ortak bir hedef uğrunda işbirliği yapmasını ve birlikte çalışmasını sağlar.…

  • Felsefe ve teoloji mantığa, akla ve düşünce deneylerine dayanırken, bilim ampirizme, bulguya ve gözlem üzerine kurulu deneylere başvurur. İnanca bağlı gerçekçilik tuzağından kaçınmak için elimizde olan tek umut budur. Sf. 415 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 415) kitabından birebir alınmıştır.

  • Önce inançlar oluşur, ardından inançlara ilişkin açıklamalar gelir. Sf. 351 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 351) kitabından birebir alınmıştır.

  • Evrim bizi elimizde olan şeyi elde edebileceğimiz şeyden daha fazla gözetme duyusuyla donatmıştır. Burada özel mülkiyet kavramına dayanak oluşturan ahlaki duygu karşımıza çıkar. İnançlar herkese açıklanmış özel düşünceler biçimine bürünen bir tür özel mülkiyettir; dolayısıyla sahiplenme etkisi inanç sistemleri için de geçerlidir. Bir inancı ne kadar uzun süre benimsersek, ona verdiğimiz emek o ölçüde artar;…

  • Mülkiyet başlı başına eşyaya değer katar. Doğa, bizi, sahip olduğumuz şeye düşkün olma yetisiyle donatmıştır. Niçin? Evrimden dolayı. Sahiplenme etkisi hayvanların kendi alanlarını işaretle belirleme, gerektiğinde tehdit jestleriyle ve hatta fiziksel saldırganlıkla savunma, böylece eskiden kamusal olan bir şey üzerinde özel mülkiyete denk bir hak ilan etme yönündeki doğal yatkınlığıyla başlar. Evrim mantığı şöyle işler:…

  • Upton Sinclair aynı şeyi daha özlü biçimde dile getirir: “İşi, bir şeyi anlamamaya bağlı olan bir adamın o şeyi anlamasını sağlamak zordur.” Sf. 335 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 335) kitabından birebir alınmıştır.

  • Akıllı insanlar saçma şeylere inanırlar, çünkü akıllıca olmayan sebeplerle benimsedikleri inançları rasyonelleştirmede daha hünerli olurlar. Sf. 331 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 331) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu kestirim, sonradan bakış eğilimiyle ilintilidir. Kendini haklı gösterme eğilimi, bir olaydan sonra davranışımızın yapılabilecek en iyi şey olduğuna inandırmak üzere kararımızı rasyonelleştirme eğilimidir. Sf. 330, 331 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 330, 331) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sonradan bakış eğilimi, zamanın tersine çevrildiği bir tür doğrulama eğilimi olarak, şimdiki bilgilere uyacak şekilde geçmişi yeniden kurgulama eğilimidir. Bir olay meydana geldikten sonra, dönüp geriye bakarak, bu işin nasıl olduğunu, niçin başka bir seyir yerine öyle bir seyir izlediğini ve ortaya çıkışını niçin görmüş olmamız gerektiğini yeniden kurgularız. Sf. 328 Alıntı; İnanan Beyin –…

  • Doğrulama eğilimi özellikle siyasal inançlarda güçlüdür; en dikkat çekici nokta ise; inanç filtrelerimizin ideolojik kanaatlerimizle uyuşan bilgileri geçirmesi ve aynı kanaatleri çürüten bilgileri elemesidir. Liberallerin ve muhafazakârların izlemeyi seçtikleri medya kaynaklarını kestirmenin çok kolay olmasının sebebi budur. Emory Üniversitesinde Drew Westen’in yürüttüğü bir İMRG çalışması sayesinde, doğrulama eğilimimin esas olarak beynin hangi bölümde işlemden geçirildiğine…

  • Bu durum, insan aklını töhmet altında bırakan çarpıcı bir sonuç olmakla birlikte inanç gücü beklentilerinin bir kanıtıdır. Sf. 326 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 326) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dini, siyasal, ekonomik ya da sosyal, hangi inanç sistemi söz konusu olursa olsun, bilişsel eğilimlerimizi ve duyularımızdan edindiğimiz bilgileri yorumlama tarzımızı şekillendirir ve dünyayı, olmasını istediği biçimine uyacak bir kalıba döker. Bu inanç sistemlerine göre; bu dünyanın gerçekten olduğu gibi görünmesi gerekmez; inanca bağlı gerçekçiliğin temeli burada tekrar karşımıza çıkar. (1) Sf. 325 Alıntı; İnanan…

  • Pakistanlı gazeteci ve İslam ideoloğu Abul Ala Mawdudi’nin belirttiği gibi: “İslam bütün dünyayı istiyor ve kendisini sadece bir kısmıyla sınırlamıyor. Meskûn, dünyanın tamamına göz dikiyor ve gerek duyuyor. Bir toprak parçasıyla yetinmek yerine, bütün kâinatı talep ediyor (ve) hedefine ulaşmak için savaş araçlarından yararlanmakta duraksamıyor.” Sf. 318 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin…

  • Bazı toplumlar -örneğin aşırı İslami teokrasiler- çok fazla eşitliğin, serbestliğin, özgürlüğün, zenginliğin ve sosyal refahın ahlaksızlığa, hovardalığa, önüne gelenle yatmaya, pornografiye fuhuşa, küçük yaşta gebe kalmaya, intiharlara, kürtajlara, zührevi hastalıklara, uyuşturucu bağımlılığına ve rock n’roll müziğine yol açtığına inanıyor. Ed Husain, Britanya’da İslami aşırılığı ve beyninin yıkanmasıyla Müslüman Kardeşler örgütüne katılışını konu alan İslamcı adlı…

  • 1.İnsanlar arasında cüsse, kuvvet, hız, çeviklik, eşgüdüm ve diğer özellikler bakımından açık ve nicel farklılıklar, bazılarının ötekilerden daha başarılı olmasını getirir; bu farklılıkların en az yarısı kalıtımla geçer. 2.İnsanlar arasında bellek, sorun çözme yetisi, kavrayış hızı, matematiksel yetenek, mekânsal akıl yürütme, sözel beceriler, duygusal zekâ ve diğer özellikler bakımından açık ve nicel düşünsel farklılıklar, bazılarının…

  • Bunun yerine genler mizacı kodlar ve insanlar genelde kişilik tercihleri temelinde kendilerini ahlaki değerlerin sol ve sağ kümelerine göre sınıflandırırlar. Liberaller incinme/gözetme ve hakkaniyet/karşılıklılık değerlerini öne çıkarırken, muhafazakârlar grup kimliği/sadakat, otorite/saygı ve saflık/kutsallık değerlerini vurgularlar. Sf. 306, 307 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015…

  • Sosyal uyum için toplumun hem cömertliği özendiren, hem de kaytarmayı cezalandıran bir sistemi oturtması gerekir. Modern dünyada bu türden iki sistem (din ve devlet) vardır. Her ikisi de yaklaşık beş bin ila yedi bin yıl önce, sosyal kontrol ve siyasal uyum ihtiyaçlarını karşılamak üzere ortaya çıktı. Sf. 304 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi;…

  • Ama topluluklar büyüyüp on binlerce, yüz binlerce ve zamanla milyonlarca insanı kapsayacak düzeye varınca toplum kurallarını uygulamayı sağlayan böyle gayriresmi araçlar işlerliğini yitirdi; çünkü büyük topluluklarda asalakların ve kurallara uymayanların cezadan sıyırmaları daha kolaydı. Artık daha resmi bir şeye gerek vardı. Dinin oynadığı hayati rollerden biri budur; kurallara uymayanlar bir ihlalden dolayı ceza görmekten kurtulduklarını…