Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Siyaset

  • “Ben bu gezileri yapmadan önce, şimdi senin oturduğun koltukta (eliyle koltuğa vurarak) ABD Dışişleri Bakanı Powel oturuyordu. Onunla 2 sayfalık 9 maddelik bir plan üzerinde anlaştık. Ama ben her yaptığımı kalkıp anlatamam ki…” Gül’ün işte o “anlatamadığı” ve bizim 23 Şubat 2004 tarihli yazımızda bir bölümünü Yeniçağ okurlarıyla paylaştığımız “gizli işler” in bugüne kadar birçok…

  • Söz sırası kendine gelen Gül ise adeta döktürüyordu. O görüşmede Gül şunları söylüyordu: “Türk halkı Yahudi vatandaşlarına karşı hoşgörülü ve dosttur. Anti-Semitik açıklamalar yani Yahudi aleyhtarı konuşmalar kıyıda köşede kalmıştır. Halk arasında yankı bulmamaktadır…” Gül, Yahudi aleyhtarı konuşmaların kıyıda köşede kaldığını, Yahudilere Erdoğan’ı götürüp, Erdoğan’ın da bu şekilde konuşmasını sağlayarak Yahudilerin ve ABD’lilerin güvenini kazanıyordu.…

  • Gül, Refahyol Hükümeti döneminde devlet bakanı olarak görev yaptığı dönemde özel harcamalarını kendisine bağlı Türkiye Kalkınma Bankası’na yaptırdığı gerekçesiyle hakkında açılan tazminat davasında mahkûm oldu. Gül hakkındaki karar, yaptığı harcamaların “kişisel ilişkileriyle ilgili olduğu ve görevi gereği olmadığı” gerekçesine dayandırıldı. 1996 yılının parasıyla 1 milyar 652 milyon liranın faiziyle Gül’den alınmasına hükmedildi. Zarar yasal faiziyle…

  • Tayyip-Emine aşkında; Emine “Yıldırım aşkı ile çarpıldık, Tayyip aşkı için on kilo verdi” dese de, Tayyip; Hürriyet Gazetesi’nden Gülden Aydına verdiği röportajında hiç âşık olmadığını ısrarla vurguluyordu. Tayyip-Emine aşkı nasıl karışıksa, Anne Adviye’nin açıklamaları karşısında Abdullah – Hayrunnisa aşkı da öyle şaibeli bir duruma geliyordu. O günlerde Hayrunnisa Özyurt, 15 yaşında lise talebesi ve daha…

  • Abdullah Gül, 12 Eylül’den birkaç gün sonra evinden alınıp götürülür ve İstanbul’da Metris Askeri Cezaevi’ne kapatılır!.. ABD’nin en sevdiği İslamcı (!) tiplemesi içinde yer alan Gül, ABD, İsrail, İngiltere, Fethullah Gülen ve Tayyip Erdoğan’dan destek alarak Fazilet Partisi Genel Başkanlığına adaylığını koydu. Diğer adaylar, Bülent Arınç ve Abdüllatif Şener, Gül’ün lehine adaylıktan çekildi. Ancak kıl…

  • Kalgaylık: Kırım’da saltanat kavgalarına ve kardeş katline engel olmak için kurulmuş olan sistem. Moğol’da ulus hanedan arasında paylaştırılır. İlk kez Kırım’da Mengli Giray 1475’te büyük oğlu Mehmet’i, Kalgay unvanı ile veliaht yapar. Kardeşlerin taht mücadelesini önlemek için sağlığında böyle bir atama yapmış olmalıdır. Kurum yaşamıştır. Her han tahta geçtikçe kendinden büyük kardeşini, kendinden küçük kardeşini,…

  • Bir yerin hasılatının belli bir miktarının görevli veya mazul (azledilmiş, görevden alınmış) şahsa tahsisidir. “Eyaletler artık vezirlere veriliyordu. Çünkü merkezde o kadar çok vezir türemişti ki, divanda bunlara yer bulmak imkânsızdı.” Sf. 220 Alıntı; Osmanlı’nın Düzeni (Türklerin Tarihi, Altıncı Kitap) – Doğan Avcıoğlu, Yayına Hazırlayan; Doğan Yurdakul, (Kırmızı Kedi Yayınevi 1. Basım 2013 – Sf.…

  • 1844’te nüfus, 21 milyonu Müslüman, 14 milyonu gayrimüslim olmak üzere toplam 35 milyondur. İstanbul’un nüfusu ise 475 bini Müslüman, 416 bini gayrimüslim olmak üzere 891 bindir. Sf. 215 Alıntı; Osmanlı’nın Düzeni (Türklerin Tarihi, Altıncı Kitap) – Doğan Avcıoğlu, Yayına Hazırlayan; Doğan Yurdakul, (Kırmızı Kedi Yayınevi 1. Basım 2013 – Sf. 215) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mahmud II, 1 Temmuz 1839’da ölür, yerine 16 yaşındaki oğlu Abdülmecit geçer (saltanatı 1839-1861). Tanzimatı Hayriye de denilen Tanzimat Fermanı bir hattı hümayun şeklinde (Gülhane Hattı Hümayunu) 3 Kasım 1839’da Mustafa Reşit Paşa tarafından yüksek bir kürsüden okunur. Sf. 214 1838 Antlaşması gibi Tanzimat reformları da İngiltere tarafından dayatılmıştır. Tanzimat, vitrindeki Batılı görünüşe bakılarak, Batılılaşma…

  • Selim III zamanında harp sanayi, deniz ticareti ve Osmanlı bahriyesi gelişir. Dokuma sanayi gelişir, basımevleri kurulur, o zamanın teknik üniversitesi denebilecek bir yüksekokul meydana getirilir. Sf. 208, 209 Alıntı; Osmanlı’nın Düzeni (Türklerin Tarihi, Altıncı Kitap) – Doğan Avcıoğlu, Yayına Hazırlayan; Doğan Yurdakul, (Kırmızı Kedi Yayınevi 1. Basım 2013 – Sf. 208, 209) kitabından birebir alınmıştır.

  • 10 Temmuz 1792’de “Tecdid: Kanun-ı tımar ve zeamet” çıkarılır; Savaşa katılmayanların tımar hakkı ellerinden alınır, görevini layıkıyla yapanlara verilmesi mecburiyeti gelir. Birçoğu esnaflık, ticaret yapan yeniçerilerin askeri inzibat ve terbiyeden uzak kalmaması için haftanın belli günlerinde talim ve terbiye yapması kuralı getirilir. İrsad-ı cedid adlı yeni hazine oluşturulur. Tütün, kahve, şarap (ferman ve beratlardan alınan…

  • Murat III, İstanbul’dan hiç ayrılmayan ilk padişahtır. Cariyelerinin ve çocuklarının sayısı hakkında çeşitli söylentiler çıkmıştır, öldüğü zaman 49 çocuğunun hayatta olduğu, cariyelerinden 7’sinin hamile olduğu anlaşılmaktadır. Hammer “Harem eğlencelerinde o kadar az itidal gösterdi ki hasekilerin sayısı kırka, çocuklarının sayısı yüze, cariyelerinin sayısı beş yüze çıkmış, cariye fiyatı İstanbul’da yüz misline çıkmıştı,” der. Ölünce, 19…

  • Tımar sistemi XVI. yüzyıl sonlarına doğru büsbütün yozlaşır. Murat III’ten itibaren bozulma başlar, sadrazam ve serdar kişiler “eskiden büyük bir hikmet ile vaz olmuş” bulunan kanunları ihmal ederek “rüşvet sebebiyle” tımar sahiplerini gelişigüzel azleder. Sf. 171 Alıntı; Osmanlı’nın Düzeni (Türklerin Tarihi, Altıncı Kitap) – Doğan Avcıoğlu, Yayına Hazırlayan; Doğan Yurdakul, (Kırmızı Kedi Yayınevi 1. Basım…

  • XVIII. yüzyılda Osmanlı, bilinen Abbasi hilafet anlayışını canlandırır ve padişah bütün Müslümanların tek meşru halifesi olarak görülmeye başlanır. Bu görüş 1876 Anayasasının maddelerine yansır. Sf. 166 Hatta XVII. yüzyıldan itibaren, padişahların şeriata aykırı hareket ettiklerine dair şeyhülislam tarafından verilen fetvalarla tahttan indirildikleri bilinir. Selim III’ün halli için Şeyhülislam Ataullah Efendinin verdiği fetvada, onun, “saltanat tahtında…

  • Kanunname, Osmanlı İmparatorluğu’nda şer’i hukukun yanında idari, mali, cezai, çeşitli hukuk alanlarına ait olmak üzere padişahların emir ve fermanlarıyla konmuş olan kânun ve nizamları bir araya toplayan mecmualar veya bu kanunlardan belirli bir zümre veya alana ait olanlardan birine denir. Bazen kanun yerine “yasa” veya “yasak” ve kanunname yerine de “yasak-name” deyiminin kullanıldığı olur. Osmanlı…

  • İzledikleri dinsel siyasete karşın, Büyük Selçuk İmparatoru ve halefleri zamanında eski Türk devlet teşkilatından ve örfi kaza normlarından birçok şey İslam hukukuna göre yasaktır. Moğol istilası birçok Türk-İslam devletlerinde milli geleneklerin daha fazla nüfuz ve önem kazanmasına neden olur. Moğollar ve Timurlular döneminde Türk ulusal devlet teşkilatının ve “yasanın” şeriattan ve İslami denilen devlet nizamlarından…

  • Rüstem Paşa hazineyi doldurur. Saray bahçesinde yetişen çiçeklere kadar satar. Barbaros’un servetini oğluna intikal ettirebilmesi için bile, ona 200 köle ve 30 bin altın verilmiştir. Memuriyetlerde rüşvet ve peşkeş satma usulünü kural haline getirir. Büyük servet yapar, sayısız akarı, Bursa’da ipek tezgâhları, Elissa’da tuzlaları vardır. 5 bin cilt kitaplık bir kütüphanesi vardır. Tarihçiler, devlet işlerinde…

  • Yüksek mülkiyet ilkesini Fatih önemle uygulamıştır. 1476 yılından sonra imparatorluktaki emlak ve evkafın büyük kısmını ilga etmesi sonucu, devlet 20 binden çok köy ve mezraya el koymuştur. Fatih yeniden büyük miktarda araziyi tımar toprakları hâline getirdiği gibi yerinde bıraktığı emlak ve evkaf için de tasarruf edilen arazi gelirine göre eşkinci gönderme yükümlülükleri koyar. Toprak üzerinde…

  • Sivas sarayında yaşamış Fars edebiyatçısı Aziz Ibni Ardaşır Âstarabadi, “Bazn ve Razm” (Ziyafet ve Savaş) eserinde Murat I için “bilgi ve düşüncesi açık basit bir Moğol” der. Chalkokondyles ise ‘Kana susamış saldırgan. Onun için önemli olan ganimet isterisi değil, kan” der ama Hıristiyan beylerine ölçülü ve soylu davrandığını belirtir. Ona karşılık Gibbons, “Bizans Kilisesi mensuplarının…

  • Mustafa Akdağ, Türklerin Anadolu’ya gelişlerinde Bizans’ın şiddetli bir para darlığı içinde olduğunu ve bunun da Türklerle Rum halk arasında “Marmara İktisadi Ünitesi” denebilecek bir birliğin doğmasına neden olduğunu savunur. “Türk halk zümreleri yeni vatanlarının tabii ve iktisadi icaplarına pek çabuk uymaktaydılar; halı, sof, kuru meyve, hayvan, kereste, şap gibi maddeler bol bol ihraç ediliyordu. Sf.…