Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Siyaset
-
Edebiyat sevenlerden, henüz, despot çıkmamıştır. Bunu, tersine de çevirebiliyoruz, edebiyatı reddeden, bir Caligula’dır. Sf. 120 Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 – Sf. 120) kitabından birebir alınmıştır.
-
Asil bir baba-oğul Augustus’a esir düşmüştü, ikisinden birisine yaşam bağışlamıştı, seçimi baba-oğula bırakmıştı, baba ölümü seçti, yaşamı oğluna bıraktı ve idam edildi, ama Şefin daha sonra oğlun da intihar etmesine “izin verdiğini öğreniyoruz; her iki töreni de seyrettiği kayıtlıdır. Sf. 87 Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 –…
-
Burada Montesquieu’yü hatırlamak yerindedir; Montesquieu, üçe ayırdığı devlet türlerinden, monarşinin onur’a, demokrasinin erdem’e ve despotizmin de korku’ya dayandığını yazmıştır, demokrasi ya da hürriyet düzeni ile korku, birbirinin zıddı olmaktadır. Korku’nun bireyi köleleştirdiği kesindir; feodalitede, insanların, kendiliğinden ve isteyerek, ayrıca bir törenle, köleliğe geçtiklerine işaret etmiştim. Sf. 78 Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz…
-
Hayâsız idi ve hayâsızlıkta hiçbir sınır bilmiyordu; sarayında yapılan bir nikâh töreni bitince, genç gelin için, “o benim karım” diyebiliyordu. Başkasının eşini almaya, Augustus-usülü evlilik dendiğini not etmiştim, ancak, Augustus, Tiberius’un babasına, eşi Livia’yı boşamasını söylemiş ve öylece evlenmişti. Senatörler, Caligula’nın bulunduğu yerlere eşlerini ve kızlarını getirmekten korkmaya başladılar; istediğini o anda alıp bir arka…
-
Ana-İmparatoriçe’nin, bu amaçla, oğlu Neron’u ayarttığı ve yatağına aldığı rivayeti var. Doğru mu, Agrippina’nın erkek kardeşi Caligula ile de cinsel ilişkide olduğu hep ileri sürülmüştür. Ancak, bunlar, herhalde bir noktaya kadar etkili olabildiler, sonunda Neron’un Agrippina’dan bıktığı ve annesini öldürttüğü hep malumdur, not ettiğimi hatırlıyorum. Burası Roma’dır. Demek ki Roma’da ensest ilişkinin herhalde kötü sayıldığına…
-
Caligula imparator oluşunu kutlama törenlerine, imparatorluğunun ilk iki-üç ayında, 160 insanı kurban ettiği kayıtlıdır. Daha sonraki zamanlarında, oyunlarda, vahşi hayvanlara atılan küçük hayvanların pahalanması nedeniyle, toplanmış yoksullar ile mahkûmların kullanıldığı hep aktarıldığına göre, 160 kurbanın çoğunun yoksul ve/veya tutuklu olduklarını tahmin edebiliyoruz. Diğeri, Senatör Publus Afranius Potitus ise, Caligula yaşarsa intihar edeceğini söylemişti; iyileşti ve…
-
Despotizm ile irtica el eledir. Birisi varsa diğeri mutlaka oradadır; Augustian dönemin incelemesinden bunu çıkarıyoruz. Şunu görüyoruz, halka dayalı rejimler, eninde-sonunda akılcıdırlar ve ayrıca geniş tabanı var; ulûhiyet’e ihtiyaç duymamaktadırlar. Şöyle de söyleyebiliriz, cumhuriyet ile sofuluk birbirinin düşmanıdırlar. Sf. 87 Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 – Sf.…
-
Yönetimde hasta veya kaçık varsa, demokrasi asla yoktur ve bunu araştırıyoruz. Sf. 25 Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 – Sf. 25) kitabından birebir alınmıştır.
-
Profesör Barrett’in çalışmasının alt başlığı, “corruption of power” idi ve bu başlık, Lord Acton un, “power tends to cor- rupt and absolute power corrupts absolutely” teoremini çağrıştırıyor; bunu, Türkçe’de, “iktidar bozar, mutlak iktidar mutlaka bozar” şeklinde anlıyoruz. Sf. 24 Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 – Sf. 24)…
-
Türkiye yönetici kliği, Kürt Savaşı’ndan memnundur. Bununla, Türkiye insanını transforme etmek imkânını bulduğunu düşünüyor. Sizlerin “aptallık” dedikleri, bir anlamda akıllılıktır. Türkiye, bir “düşmanlık” yaratmadan düzenini ayakta tutamıyor; bu düşmanlık masraflı olmakla birlikte pek işe yarıyor. Sf. 172 Alıntı; Tarihçe – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık, Ocak 1997 – Sf. 172) kitabından birebir alınmıştır.
-
İnsanlığın bütününü hedef almayan hiçbir kurtarıcı, kurtarıcı değildir. Sf. 172 Alıntı; Tarihçe – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık, Ocak 1997 – Sf. 172) kitabından birebir alınmıştır.
-
Ben kesinlikle demokrat değilim ve bana demokrat denmesini en büyük küfür sayıyorum; ben, özgürlükçüyüm, ben ortakçıyım, ben katılımcıyım, ben halkçıyım, ben kesinlikle demokrat değilim, ben devrimciyim. Ben aydınım ve ben sosyalist olmaya çalışıyorum. Ben demokrat değilim ve ben devrimciyim. Hiçbir demokrat, devrimci değildir. Sf. 127 Alıntı; Tarihçe – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık, Ocak 1997 –…
-
Ülkemizdeki pisliğin dibinde en saldırgan, en kan içici, en sömürgen, en ahlaksız, en kumarbaz, en cahil üç sektör var; pisliği üreten, tekstil, inşaat ve turizm sektörüdür. Sf. 119 Şimdi başlığını veriyorum Bir “TİT sendikacılığın son bulduğu alandır. İki, Tit te bilgiye gerek yoktur. Üç Tit, orospu ahlakının alanıdır. Dört; Son zamanlarda “dünya evine giren, bütün…
-
Şimdi daha açık yazıyorum: Sovyet Komünist Partisi, Aybar’a, Behice Boran’a ve bu arada bana, hiçbir zaman güvenmemiştir. Bizleri, kendi senaryoları için, hiçbir zaman esnek bulmamıştır; şimdi ben, sadece pek de haksız olmadıklarını söyleyebiliyorum. Sf. 107 Alıntı; Tarihçe – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık, Ocak 1997 – Sf. 107) kitabından birebir alınmıştır.
-
Aybar devrildi. Behice Boran Genel Başkan, Kürt kökenli Sait Çiltaş Genel Sekreter yapıldı ve 1970 yılı sonunda, Dördüncü Kongresi’nde ünlü “Kürt Halkı Vardır” kararını aldı. O zaman Mehdi Zana ve Kemal Burkay örneği Kürtler ile beraberdik; bu karar, Kürtler üzerinde bütün yabancı gözlemcilerin kabul ettiği gibi, Kürtlük tarihinde çok önemlidir. Sonunda Türkiye İşçi Partisi kapatılmıştır.…
-
1967 yılında Demirel, Türkiye’yi Amerika’dan bir milim uzaklaştırmak karşılığında, Sovyetler Birliği’nden, Türkiye İşçi Partisi’nin kellesini istiyordu. Çünkü 1965 Seçimi, Demirel’i başbakan yaparken on beş isimsizi de, “Tip milletvekili” olarak meclise gönderiyordu; “biz” her kademede Tipliler Türkiye’de Başbakan’a “morrison” diyor ve Demirel’i başbakan olmakla birlikte, ülkeyi yönetemez hale getiriyorduk. Şimdi nasıl Netanyahu Erbakan bunalıyorsa, o zaman…
-
İhanet, kötülüklerin güvenilen eller tarafından yapılmasıdır. Hain, sadece “kalleş” değildir; hain, kendi içinizden çıkan kalleş’tir. İhanet, öldürülmeniz değildir; yakınınızın sizi öldürmesidir. Hain, güven kazanmış katildir. Bu nedenle ve tarifine uygun olarak, Madam Çiller, Netanyahu Erbakan ve Morrison Süleyman, kesinlikle hain değiller. Hain değiller, ancak ihanet için gereklidirler. Sf. 103 Alıntı; Tarihçe – Yalçın Küçük, (Akış…
-
Bunlara bir de şunu ekliyorum: “Ülkemizin bütün büyük hainleri benim eski arkadaşlarımdır.” Bunu tiksinerek yeniden yazıyorum. İnönüler, Çetinler, Karayalçınlar, Baykallar, yakın ya da uzak benim eski yaranım, çenelerine kadar pisliğin ve cinayetlerin içindedir. Sf. 98 Alıntı; Tarihçe – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık, Ocak 1997 – Sf. 98) kitabından birebir alınmıştır.