Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Siyaset

  • ABD Başkanı George Washington 17 Eylül 1796 tarihinde siyasî hayattan çekilirken yaptığı veda konuşmasında bakın neler diyordu: “Belirli bir millete sevdayla bağlanmaktan kaçınınız. Başka bir ülkeye nefret yahut sevgi duyguları beslemeyi âdet edinen milletler köleleşirler, kendi görev ve çıkarlarını unuturlar. Zira bir millet ortaklık hayaline kapılarak başka bir millete bağlandı mı, bu İkincisinin kavgalarına boşu…

  • (Emekli Pilot Albay Hüseyin Avni Güler anlatıyor;) “.. Fatin Rüştü Zorlu bizzat nezaret etmekteydi. Bazı pilotlar uçaklara ne yüklendiğini merak edip sorsalar da, hep “yiyecek içecek taşındığı” yanıtını alıyorlardı. Yüklenen uçakların uçuş yönü Lübnan’ın Beyrut Havaalanı’ydı: Tam 85 sorti yapıldı, malzemelerin hemen hepsi Lübnan’ın Beyrut Havaalanı’na götürüldü. Bir seferinde merakımızı yenemedik ve sandıkları açtık. Sandıklarda…

  • Ertuğrul Özkök değindi: “Olay 1958 yılında geçiyor. Dönemin başbakanı, rahmetli Adnan Menderes, dışişleri bakanı, rahmetli Fatin Rüştü Zorlu ve Dışişleri Bakanlığı müsteşarı da yine rahmetli Melih Esenbel. Bu üçlü, 1958 yılında bir gece Başbakanlık Konutunda çok gizli bir görüşme yapıyor. Görüştükleri kişiler İsrail’in tanınmış iki siması. Birisi dönemin Başbakanı Ben Gurion, öteki ise Golda Meir.…

  • Müsteşar Korur, öğrendiklerini satır satır Başbakan Menderes’e anlatıyordu: “Kiminle konuştuysam” diyordu, “Millî Emniyet’in sadece CIA’dan değil, öteki yabancı gizli servislerden de ‘para’ aldığını söylüyor.” Ne var ki, Türk gizli servisine yardım adı altında yapılan, karşılığı istenen paraların verilmesinde CIA’nın yöntemi ile öteki servislerin uygulamaları arasında fark vardı. Fransız, İngiliz ve İtalyan gizli servisleri “parayı”, Millî…

  • Aynı tarihte, ABD, “Eisenhower Doktrinini dünyaya duyurdu: “Hür dünya devletleri birbirlerine karşılıklı olarak bağlıdırlar. Bir devletin kendi kendine yetmesi artık gerilerde kalmıştır. Ortak egemenlik karşılıklı bağımlılıkla sağlanır…” Sf. 53 Alıntı; Bay Pipo (Bir MİT Görevlisinin Sıradışı Yaşamı; Hiram Abas) – Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul, (Doğan Kitapçılık 26. Baskı – Sf. 53) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türkler binlerce yıldır birlikte yaşadıkları Rum, Ermeni, Yahudi vatandaşlara ait ev ve işyerlerini birkaç saat içinde yakıp yıktılar, yağma ettiler: Lebon. Markiz. Lion pastaneleri. Banco di Roma, Beyoğlu, Arnavutköy, Bebek, Beşiktaş, İstinye, Yeniköy semtlerini dolaşan öfke Adalar’a kadar ulaşmıştı… Göstericiler, “Kıbrıs Türk’tür, Türk kalacaktır, Rumlar ittir it kalacaktır” diye slogan atıyorlardı sürekli. 6 ve 7…

  • Şimdi Amerikan ekolü hâkim olmaya başlamıştı… Örneğin Alman ekolünde askerler tüfekleri sağ omuzda, süngülü taşırken, o yıldan sonra Amerikan ekolünün etkisiyle, tüfekler sol omuzda taşınmaya başlandı. Alman ekolünde tüfeğin dipçiği yere değmezken, Amerikan ekolünde dipçiğin yere değmesi şarttı. Alman ekolünde bir manga 14 kişiden oluşuyordu. Amerikan ekolünde ise bu sayı 11 kişiye düştü. Alman ekolünde…

  • Sınavdan geçirilerek seçilmiş Türk subayları Amerika’ya davet ediliyor, Özel Harp kurslarından geçiriliyordu. İlk giden 16 subay arasında ileri tarihlerde kamuoyunun yakından tanıyacağı bir isim de vardı: Yüzbaşı Alparslan Türkeş! Kansas Eyaleti’ndeki Amerikan Kara Harp Akademisi’nde eğitim görüyorlardı. Yalnız değillerdi; orada, Bolivya, Şili, Brezilya ve Arjantin’den gelen subaylar da eğitilmekteydi. Kursun geri kalanını Georgia’daki Amerikan Piyade…

  • Eşref Paşa, Türkiye Kürtlerini incitmek ve başka­larının kucağına itmek istemiyordu. Paşa, silahlı Kürtler ile mücadeleyi Tür­kiye sınırlarının tümüyle dışında yapmak istiyordu ve bununla, özellikle İsrael’e ters düşüyordu. Eşref Paşayı düşürdüler. Sf. 605 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 605) kitabından birebir alınmıştır.

  • Diğer yandan, Washington’daki gizli servislerle çalıştığını kuvvetle tahmin ettiğimiz Mehrdad Izady’ın “The Kurds” çalışması yeni yayımlanmıştı. Izady, burada, Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı illerin Türkiye’ye bir yük olduğunu ve bu bölgenin Türkiye’den ayrılması halinde geriye kalan coğrafyada Türklerin daha müreffeh olacağını ileri sürüyordu. Sf. 606 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 606)…

  • Tekeliyet ise, bir komplolar düzenidir. Çünkü halk’sızdır ve çünkü taban’sızdır. Komplo, az sayıların oyunudur ve geniş kütlelerin oyun dışı kalmaları şarttır, ilaveten, komünikasyon alanındaki bütün teknolojik yeniliklere karşın, bir Orta Çağ karanlığını gerekli kılmaktadır. Şimdi bu karanlık caddelerde değil sürülerdedir. Şimdi karanlık beyinlerdedir. Sf. 592 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf.…

  • Demek ki, camilerin, devlet eliyle, politize edilmeleri, Komünizmle Mücadele Dernekleri ile başlıyordu; Sf. 542 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 542) kitabından birebir alınmıştır.

  • Diplomatlarımız, düşünceli nazik ve aynı zamanda zekâ özürlüdürler. Darwin bize kullanılmayan organların köreldiğini de öğretmişti. Akıllarını kullanmadıkları için akıl-hareket hızını düşürüyorlar ve biz çok hızlı çalışan akla zekâ ve hızı çok düşmüş olana da “zekâ özürlüsü” tabir ediyoruz. Sf. 535 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 535) kitabından birebir alınmıştır.  

  • İsrail’e gönderilen ilk “diplomat” küçük bir skandal olmasa da büyük bir sürprize yol açmıştı; İsyan’ın birinci cildinde var. Türk diplomasisinden gönderilen elçinin, Türkçede “savcı” ve İbrani’de “nebi” veya “nevi”, İsrael Devlet Başkanı‘na prezantasyonu merasimi yapılıyordu, mektup sunulmaktadır. Yanında bir İsrael’li diplomat olması zorunludur ve bizde de öyle oluyor. İsrael’li Devlet Başkanı sormuştu, “Ne kadar zamandan…

  • Fuller, Türkiye’de daha çok biliniyor ve diğeri de daha çok bilinmeye adaydır. Söyledikleri çok açık; “sol güçlüydü, karşısına İslam’ı çıkardık”, demek ki, bir Washington programı idi ve Tağmaç ve Evren Darbeleri, bu programı uygulamak için yapılıyordu. Sf. 504                           Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 504) kitabından birebir alınmıştır.                                                               

  • Devamla, buraya, Sovyetler Birliği’nin en iyi diplomatlarından, Dışişleri Bakanı ve Devlet Başkanlığı yapan Gromiko’nun hatıratından bir sayfa alıyorum. Ayrıca bu sayfanın neden bu kadar ihmal edildiğini de bilemiyorum. Kennedy cinayetinden iki ay önce, Washington’da büyükelçi iken, Beyaz Saray’da Kennedy ile yaptığı görüşmeyi ve izlenimlerini yazmaktadır. Bir nokta var, bu görüşmeden kısa bir zaman önce Kennedy…

  • 5 Haziran 1967 tarihinde İsrael, “preemptive strike” denilen bir hücumu başlattı, Mısır, Suriye ve Ürdün’ü perişan etti. Sonunda, İsrael, Sina’yı ve Golan Tepelerini eline geçirdi; su imkânları açısından önemli Golan Tepeleri ve stratejik Sina Yarımadası ile Gazze Şeridi artık İsrael’in işgali altındadır. Altı Gün’de dengeler değişmiş ve İsrael Devleti, yaşayabilir olduğunu, en küçük şüpheye yer…

  • Burada asıl soru bu değil, şimdi PKK çok mu önemli? Asıl soru budur. PKK eylemliliğinden dolayı kayıplar, misal olsun, cinnet geçiren polisler nedeniyle günlük kayıplardan daha mı fazla; bir süre unutamaz mıyız? Şöyle de sorabiliriz, artık Türkiye’nin “Kürt Sorunu” PKK mı, yoksa Barzani-Talabani mi? Bir devlet, çıkarlarını bilmek zorundadır. “PKK sorunu”, asıl sorunu unutturmak için…

  • Bu ülkeyi büyütemezsek, küçülür. Şu anda küçülme süreci mesafe kat etmiş haldedir. Bu nedenle, dgm’de, beni haftada bir beş yıla mahkûm eden yargıçlara, “Eğer bu Kürtler, bizden kopmazlarsa, bu sizlere rağmen ve benim türümden Türkler sayesinde olacaktır” diyorum ve hâlâ diyorum. Ne kadar çok öldürürsek o kadar Barzani’nin ve Washington’un ekmeğine yağ süreriz. Ne kadar…

  • Öcalan bu Kürt Devleti’ne karşı çıkıyor ve bütün internet siteleri, “Apo’yu Yalçın Küçük Kemalist yaptı” yollu bar bar bağırıyor. “Apo, Türkiye’yi savunuyor, Gurusu Yalçın Küçüktür” deyü küfrü eksik tutmuyorlar, benim böyle bir iddiam olmamıştır. Bir 29 Ekim’de, Paris’ten, buraya, cezaevine gelirken, o zaman PKK büyüğü olan Yaşar Kaya vesaire “aramızdaki Kemalizm’in ajanı idi” dediler, yazdılar…