Kategori: Siyaset
-
Bu ayrıntılı çalışmaya göre Cumhuriyet döneminde Almanya’dan alınan ilk kredi 31.12.1942 tarihinde 142 milyon 754 bin dolar ya da 197 milyon TL. değerinde “Teslihat Kredisi” oluyor. Bu bilgileri aldığım kapsamlı ve ayrıntılı Devlet Planlama Teşkilâtı çalışmasına göre, Birleşik Krallık Türkiye Cumhuriyeti’ne ilk kez 1938 yılında kredi veriyor. Yaklaşan İkinci Dünya Savaşı’nda Türkiye’yi kendi yanına çekmek…
-
Etatizmin (devletçiliğin) başlaması, Sovyetler Birliği’nden önemli bir yardımın alınmasına rastladı. 1933 yılında İnönü, Moskova’yı resmen ziyaret etti ve sonucunda Türkiye ile Sovyetler Birliği arasında kapsamlı bir ekonomik anlaşma ortaya çıktı. Rusya, Türkiye’ye 8 milyon dolara özdeş (daha sonra 18 milyon dolara çıkarıldı) faizsiz borç verdi. Bu paranın Türkiye’nin sanayileşme programının gerektirdiği makina ve malzemenin Rusya’dan…
-
Büyüklüğü sabit bir tarlada çalışan emekçilerin sayısının artırılması halinde her yeni emekçinin veriminin azalacağı gözlemine azalan verimler yasası adı verildi. Bu «yasa» bugünün neo-klasik ya da marjinal iktisadının özünü oluşturuyor Bu “yasa” kaldırıldığı zaman neo-klasik ya da marjinal iktisat çöker. Sf. 230 Alıntı; Quo Vadimus? Nereye Gidiyoruz? – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, 2. Baskı 1988…
-
İkinci kanala Kalecki-Keynes Modeli adı veriliyor ve her zaman doğru olmasının yanında öğrencilerin aklında kolaylıkla yer eden şu özdeyiş ile anlatılıyor: İşçiler kazandıklarını harcarlar, kapitalistler harcadıklarını kazanırlar. Sf. 56 Alıntı; Quo Vadimus? Nereye Gidiyoruz? – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, 2. Baskı 1988 – Sf. 56) kitabından birebir alınmıştır.
-
Cumhuriyet’in otuzlu yıllarda körüklediği balo merakı, 1940 ve 1950’li yıllarda dans öğrenmeyi Üniversite eğitiminin bir parçası haline getirdi. İstanbul’da dans okulu açıldı. Bir Grek kökenli dans profesörü vardı; iki öğrenci gelmiş, ücreti sormuşlar. Birisi az biliyormuş, profesör, saati yirmi lira demiş; diğeri biç bilmiyormuş, saatine on lira koymuş. Şaşırmışlar. Profesör açıklamış; az bilene dansı öğretmek…
-
İnsanlığın gelişimi, doğanın kontrolü yönündedir. İnsan doğayı ve kendi yazgısını kontrol ettiği ölçüde insanlaşıyor. Böylece insanlığın gelişimi doğaüstü güçlerin varlığını red ile birlikte yükseliyor. Doğaüstü güçlere inanmak, insanın zavallılığıdır. İnsan olmaktan çıkışını gösteriyor. Bu bağlam içinde Marx’in, Hegel’in Hukuk Felsefesinin Eleştirisine Katkı-Önsöz’ünden bir aktarma yapmak zorunluluğunu duyuyorum: Şöyle: “Din, ya kendisini henüz bulamamış ya da…
-
Belleği silme yalnızca propaganda işi değil. Bir tezi yazabilirim: En iyi bellek silici; işsizlik ve ölümdür. Hitler’in yükselişini işsizliğin ve siyasi cinayetlerin bir sonucu olarak düşünmek mümkündür; Sf. 31 Alıntı; Küfür Romanları – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, 2. Baskı 1988 – Sf. 31) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Halka gitmek”, “Anadolu’yu bilmek”, “Somut konuşmak” ve benzerleri, ilk bakışta çekici olmakla birlikte çok zaman yanıltıcıdır; halk her zaman doğru değil, ancak her zaman doğrulayıcıdır. Anadolu, çok zaman gericiliğin beşiğidir; ancak aynı zamanda ileri Türkiye’nin rahmidir. Somutu aşmadan bir ülkede bilim doğmaz. Sf. 22 Alıntı; Küfür Romanları – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, 2. Baskı 1988…
-
Ali Kemal’e göre Kuvayı Milliye İttihat ve Terakki’nin yeni şekliydi. (1) İttihat ve Terakki nasıl memleketi felâkete sürüklemiş ise Kuvayı Milliye de aynı şeyi yapacaktır. Türk ve Yunan orduları arasında harbe hazırlık bakımından büyük bir dengesizlik vardır. Kurtuluş askerî değil siyasî alanda aranmalıdır. Ali Kemal’in vatanseverliğini inkâr etmemek tarihe karşı ödenmesi gereken bir borçtur. Sf.198…
-
İsa Bolatin ve İşkodralı birkaç Katolik Arnavut’un yardımlarıyla 28 Ekim 1912’de Arnavutluk istiklâlini ilân etmeyi başardı. Sf. 44 Alıntı; Şemsi Paşa, Arnavudluk ve İttihad-Terakki – Müfid Şemsi, Haz; Ahmed Nezih Galitekin, (Nehir Yayınları, Kasım 1995 – Sf. 44) kitabından birebir alınmıştır.
-
İsmail Kemal Bey, Balkan harbinin karanlık günlerinde İstanbul’a gelerek Sadrâzam Kâmil Paşa ile görüştü. Buradan Romanya-Viyana-Treyeste yoluyla Draç limanına gitti. Gayesi Sırp ve Yunan ordularını ilerleyişini durdurmak için Arnavutluk istiklâlini Draç’da ilân etmekti. Bu şehire varır varmaz eşrafı toplantıya davet etti. Bunlara durumu anlattıktan sonra Arnavutluk istiklâlini ilân etmekten başka çare kalmadığım söyledi. Toplantıda bulunanlar…
-
Mart ayında, tarihe sopalı seçimler diye geçen seçim yapıldı. Bu seçimde İttihat ve Terakkinin kazanması, meclise muhalif kimsenin girmemesi için bütün kanunsuzluklar yapıldı. Sf. 34 Alıntı; Şemsi Paşa, Arnavudluk ve İttihad-Terakki – Müfid Şemsi, Haz; Ahmed Nezih Galitekin, (Nehir Yayınları, Kasım 1995 – Sf. 34) kitabından birebir alınmıştır.
-
En son olarak Şemseddin Sami Bey 1879’da Lâtin harflerini esas alarak bazı ilâvelerle bir Arnavut alfabesi hazırlamış ve aynı yıl İstanbul’da basılmıştı. Bu alfabe Sultan Abdülhamid tarafından yasaklanmış olmasına rağmen Güney Arnavutluk’ta yaygın olarak kullanıldı. Meşrutiyetin ilânından sonra alfabe kargaşasına son vermek gayesiyle 1908 Kasımında Manastır’da bir kongre toplayan Arnavutlar 1879 alfabesinde az bir değişiklik…
-
Önceden beri Balkan devletlerinin aralarında anlaşmalarına engel olan şey kilise ihtilâfı idi. Bulgaristan, Rum Ortodoks Kilisesinden ayrılarak millî kilisesini kurdu, Fener Patrikhanesi ise bunu kabul etmeyerek Bulgar Kilisesini aforoz etti. Sırbistan da millî kilise davasındaydı. Karadağ, Sırbistan, Bulgaristan ve Osmanlı Makedonya’sında bulunan okul, manastır, vs nin hangi cemaate ait olacağı hususunda büyük anlaşmazlıklar doğdu ve…
-
Bu devirde hakiki fetih, nüfus ve gelirin tahrir edilerek tımar rejiminin oraya yerleşmesi demekti. Bu suretle devlet, toprağı, hakiki bir şekilde ve doğrudan doğruya kendi hâkimiyeti altına alıyor ve en ücra köşelere kadar yayılan bir şebeke halinde maişetleri ve durumları tamamıyla merkezden defterlere bağlı bir eyalet teşkilâtı meydana getiriyor bundan sonra orası gerçek manasıyla bir…