Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
recent posts
- DİNDIŞI AHLAK
- “HAZLARI SÖZ KONUSU OLUNCA, TANRI DA, TEHDİTLERİ DE, VAATLERİ DE KİMSEYİ BAĞLAMAZ”
- “BİZZAT İNCELEMEKTENSE, BAŞKASININ SÖZÜNE İNANMAK DAHA KOLAYDIR”
- “YARATTIKLARININ ÖĞRENMELERİNİ İSTEDİĞİ ŞEYLERİ, KENDİLERİNE İLHAM EDEBİLİRDİ”
- “TANRISI HAKKINDA AYNI FİKİRLERE SAHİP OLAN YA DA OLABİLEN İKİ KİŞİ YOKTUR”
about
Kategori: Siyaset
-
Sosyalizm, eşitçiliği ve ortak çalışma ve tüketmeyi ön plana çıkarmak olarak anlaşılıyor. Böyle anlamak istiyorum. Eşitliği sadece mülkiyette veya mülkiyetsizlikte görmüyorum. Ücretlerde bir eşitleyici süreci sosyalizmin kuruluşunun vazgeçilmez koşullarından birisi sayıyorum. 1920 yıllarında Ekim Devrimcileri ücret eşitliğine son derece önem verdiler ve bunu gerçekleştirmeyi çok doğal bir gerek saydılar. Ancak; 1930 yıllarının sanayileşme sorun ve…
-
Sosyalizmde insanlar giderek daha az çalışmalıdır. İnsanlar daha çok çalışacaksa, kapitalizmin ne kusuru var? Sosyalizmin amacı kapitalizmde çalışmayanları da çalıştırmak değil, tüm insanların çalışma süresini azaltmak ve sonunda insanların çalıştıkları süreyi duymadıkları bir toplum düzeni kurmaktır, zorunlu çalışmaktan uzaklaşma ve kurtulma insanın tarihinde ve doğasında var. Sf. 233 Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve…
-
Cennette insanlar çalışmıyorlar. Cennette insanların gelecek kaygıları bulunmuyor. Dinler, insanları cennet düşüncesiyle avutarak cenneti gerçekleştirme projelerinden uzaklaştırıyor. İnsanlar, yaşadıkları dünyada bir cennet yaratmak zorundadırlar. Asillerin angaryasından kaçıp surların dışında bir küçük tezgâh kurarak geçimini sağlayan yeni “kentli” için, bunlara daha sonra burjuva deniliyor, feodalin kırbacının uzanamadığı evi ve tezgâhı bir tür cennet oluyor. Sf. 231…
-
Ayrıca kişilerin olduğu kadar toplumların yaşamında da, tüketim furyası, bir yandan bekleyen sorunlara uzak kalma alışkanlığını ve diğer yandan da çalışma hızının ve isteğinin yavaşlaması sonucunu da beraberinde getiriyor. Bu dönemde üretimin artış hızında önemli düşüşler kaydediliyor. Sf. 244 Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf.…
-
Eski Amerikalılar çalışmazlar; çünkü çalışmak, bayağı ve banal bir iş oluyor. Eski Atinalılar için yaşam, felsefe ve politika yapmak, sohbet etmek, dolaşmak, sevişmek, yemek ve şarap içmektir; iş yapmak, kentli olmayanlara ve kölelere düşüyor. İş yapmanın aşağılık bir uğraş olmaktan çıkışı kapitalizmin doğuşu ile başlıyor. Emek harcamanın ve emeğin kutsallaştırılması, burjuvazinin Calvin’den aldığı bir örtüdür;…
-
Köylülük, kapitalizmin gübreliğidir. Buharin, bir sosyalizmde kapitalist restorasyonun ideoloğu olarak ölmüştür. Çalışmanın ürünü ile harcanan emek arasında birebir ilişki kurmaya çalışmak, başında, küçük mülk sahibi köylülüğün ahlakıdır, kapitalizmin temel ilkesidir ve emek değer yararının özüdür. Bunlara karşı çok titiz olmak gerekiyor. Sf. 211 Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1.…
-
Istakozlar arasında tercih, yarıştırılarak yapılıyor. İstanbul’da oligarkların yalılarında, canlı ıstakozlar yarıştırılıyor; besili olan arkada kalıyor ve seçiliyor. Hemen sıcak suya atılıyor; haşlandıktan sonra oligarkların güzide misafirleri, basının bürokratlarına, ikrâm ediliyor. Sf. 160 Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 160) kitabından birebir alınmıştır.
-
Solla ilgilenir görünmeniz, tekellerle uyuşmanızın zekâtıdır. Rauf Tamer ile Uğur Mumcu ve Nazlı Ilıcak ile Hasan Cemal artık beraberce imza atıp demokrasi koruyuculuğu yapıyor. Ne güzel günler değil mi? Sf. 131 Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 131) kitabından birebir alınmıştır.
-
Darbenin gerekli olmadığı zamanda seçim yapılıyor. Seçimin yetmediği dönemde darbe geliyor. Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 96) kitabından birebir alınmıştır.
-
Türkiye, giderek daha açık bir azınlık yönetimine yöneliyor. Azınlık yönetimi, artan ölçüde ve görülmemiş hızla “demokratik” kurumları soysuzlaştırmak zorunda kalıyor. Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 96) kitabından birebir alınmıştır.
-
Demokrasiler, hiçbir azgelişmiş denilen kapitalist ülkenin hiçbir temelli sorununu çözemez. Parlamentodan geniş halk yığınlarının büyük dert ve acılarına yönelik hiçbir çare beklenemez. Sf. 95 Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 95) kitabından birebir alınmıştır.
-
Türkiye burjuvazisi, sosyalist dünyaya her açılımında solcu ve ilerici tutuklaması yaparak, iç ve dış gericiliğe, sağlam durduğunu, herhangi bir gevşemenin söz konusu olmadığını anlatmak ister; Mustafa Kemal Paşa’nın Mustafa Suphi ve arkadaşlarıyla başlattığı bu ilk örnekten sonra Kemal Paşa’nın yasaları şaşmaz bir kuvvetle işliyor. Burjuvazi, solculara da, açılımın kendilerinde herhangi bir “yanlış anlayış” yaratmaması için…
-
Bülent Ecevit’in artık iki tarihsel misyonu vardır. Birincisi, sürekli Marksizm ve devrimci aydınlara küfretmesidir. İkincisi toy ve sağa eğilimli bir politikacı olan Erdal İnönü’nün ensesinde boza pişirerek İnönü’yü daha sağa itmesi ve SHP içinde İnönü’yü vazgeçilmez hale getirmesidir. Bunları yapıyor ve şansı yaver giderse bir askeri krizden sonra yönetici olmayı bekliyor. Alıntı: Kurtuluş Yazısı –…
-
Pornografik edebiyat belki korkuyu unutmanın da bir aracı oluyor. Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük, Çelik Bilgin (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 44) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2004): 12 Eylül’den hemen sonra pornografide büyük bir serbestiyet oluştu, hem gençlerin aklını pornografi ile oyalamak hem de yaratılmış olan korkuyu unutturmak içindi.
-
Eylül darbesi, hem ulusal ve hem de uluslararası planda burjuvazinin acımasızlaştıran korkusunun sonucunda gerçekleştirildi, içerde devrimci sol hareketin yükselişi büyük bir korku kaynağı oldu, Dışarda Afganistan ve İran Devrimleri, bu korkuyu artırıcı etki yaptı. Eylül darbesinin motoru korkuydu ve bu korkuyla kindar davranabildi. Sf. 43 Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem…
-
Bir parantez gerekiyor; demokrasi bir devlet durumudur, Faşizm de aynı devletin bir başka durumu oluyor. Devletin kendisi ise bir hükmetme durumunu anlatıyor. Aynı devletin demokrat ve faşist durumlarını hükmetmedeki hız farkıyla birbirinden ayırmak gerekiyor, faşizmde hükmeden irade daha hızlı nüfus ediyor. Sf. 37 Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1.…
-
Dimitrov’ın 1930 yıllarının ortalarında hemen hemen aynı sözcüklerle tekrarlamaktan yorulmadığı kapitalizmin krizinden doğan faşizm çözümlemesi geliyor: “Emperyalist çevreler krizin tüm yükünü çalışan halkın omuzlarına yüklemeye çalışıyorlar. Bunun için de faşizme ihtiyaçları var.” Sf. 35 Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 35) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Sirina”, ilk buharlı ya da “steamer”, Londra’dan yüz yolcusuyla New York’a hareket ettiği zaman Marx yirmi yaşındadır. Kraliçe Viktoria’nın demiryolculuğunu onurlandırdığı ve bunun için de ilk kez trene bindiği 1842 yılında ise yirmi dört yaşını sürüyor. Bundan bir yıl sonra ABD Kongresi, Morse’a ilk elektrikli telgraf hattını kurması için ödenek ayırıyor. Bir yıl sonra selülozdan…
-
“Burjuvazi, tarih açısından, bir an devrimci rol oynamıştır.” ”Burjuvazi, kontrolünü sağlar sağlamaz, bütün feodal, ataerkil ve kırsal ilişkilere son veriyor.” “Tek sözcükle, dinsel ve siyasal illüzyonlarla örtülü sömürünün yerine çıplak, utanmaz, doğrudan ve vahşi sömürüyü koyuyor.” Bunları Komünist Manifestodan aktarıyorum, burjuvazinin yıkma ve hızına yapılan bu vurguların gerçekçi çıkıp çıkmadığının tartışılması gerekiyor. Sf. 30 Alıntı:…
-
Çünkü uzun yılların ezikliğini taşıyan Osmanlı aydını Ekim Devriminden son derece hızlı bir biçimde etkileniyor ve nerede ise kütlesel bir biçimde komünizmi kurtarıcı görmeye başlıyor. Berlin’de okuyan aydınlar, Ankara’da toplananlardan önemli bir bölüm, İstanbul’da üniversite öğrencileri ve Kafkas savaş esirleri arasında komünizmin ve Bolşevizm’in cazibesine kapılanlar önemli orana ulaşıyor. Anadolu direnişi biçimlenirken Türk aydınları arasında…