Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Sosyalizm, Komünizm

  • Yerli komünistlerden ve Sovyetlerden alınan önemli bir destek sayesinde Komintang, Güney’deki üssünden başlayarak 1927 sonunda Çin’in büyük bir bölümünü denetimine geçirdi. O tarihe kadar başarısını daha çok köylüler ve işçiler arasındaki hoşnutsuzluk dalgalarını iyi kullanmasına ve bunları körüklemesine borçluydu. Sf. 237 Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin…

  • Fransız Devrimi’nin Terör deneyi ve genel olarak Fransız Devrimi, Batı siyasal düşüncesinin siyasal şiddetin her türlüsü karşısında irkilen etkili bir akımına büyük bir hız kazandırdı. Bugün bile pek çok okumuş insan terör’ü, halk sürüsünün kurbanlarını seçerken hiçbir ayrım yapmayan karanlık güçlerden beslenen bir patlaması, sonra kör bir nefretin ve aşırılığın ortaya dökülüşü, daha doğrusu yirminci…

  • 1905 Haziranında, Potemkin zırhlısındaki denizciler, yemekte verilen çürük eti protesto ettiler. Karşılığında geminin kaptanı elebaşlarını vurulması emrini verdi. İdam mangası emri yerine getirmeyi reddetti ve mürettebata katılarak subayları denize attılar. Potemkin’deki isyan, ordu ve donanmanın diğer birimlerine yayıldı. Sanayi işçileri Rusya genelinde greve gittiler ve Ekim 1905’te demiryolu işçileri greve gitti, bu da Rusya’nın tamamında…

  • Siyasal kurumlar ile demokratik konsolidasyon (pekişme) arasındaki bağa işaret eden bir başka örnek; başkanlık demokrasisi, parlamenter demokrasiye göre daha dengesiz olabilir iddiasıdır (Linz, 1978, 1994). Bu düşünce bizim çerçevemizde karşılık buluyor çünkü yasama, yürütme ve yargı ile lobicilik, seçkinlerin radikal politika önerilerini engellemesine olanak sağlayabilir, oysa doğrudan seçilmiş bir başkanın toplumda çoğunluğun taleplerini temsili daha…

  • Devrimlerin doğası bu kitabın odak noktası olmasa da, devrimlerin oluş sıklığı açısından bu fikirlerde saklı ilginç anlamlar vardır. Örneğin, bu düşünceler neden devrimlerin çoğunun -örneğin, Rusya, Meksika, Çin, Vietnam, Bolivya ve Nikaragua- öncelikle tarım toplumlarında olduğunu açıklayabilir. Bizim önerimiz, bunun toprak sahibi seçkinlerin baskıyı tavize tercih etmelerinden kaynaklandığı yönündedir ve baskı başarısız olduğunda devrim onun…

  • Üçüncü eksikliğe geliyorum; herhalde Türkiye aydınının en büyük yoksulluğu anarşist damarının hiç olmamasıdır. Sf. 276 Türkiye aydını reddi hiç bilmiyor. Reddi bilmeyen Jön Türk aydını, büyük bir özveriyle, Sultan Hamid’i devirmek için eline silahı alıyor ve dağa çıkıyor; kendisinin hamidist olduğunu da bilmiyor. Mahir Çayan ve arkadaşları, Thkp, belki de hiç ihtimal vermedikleri bir zamanda…

  • Eşitlik ve toplumsal mülkiyet yetmiyor ve bir de yeni bir felsefenin olması zorunluluğu ortaya çıkıyor. “Tek başıma kendimi ne kadar geliştiririm” ilkesinin yerine, “Kendi başıma başkalarını nasıl geliştiririm” ilkesi, sosyalizmin olmazsa olmaz koşulu durumuna geliyor. Sf. 260 Alıntı; Sol Müdahale – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 260) kitabından birebir alınmıştır.

  • Böyle bir durumda, burjuva hak kavramının üstünün çizilebileceği ve toplumun “herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacına göre” ilkesine geçebileceği ileri sürülüyor. Eşitlik, ancak yeni düzenin yüksek aşamasında söz konusu. Böyle bir tarife katılmadığımı ifade etmek durumundayım. Böyle bir tarifin Sovyet sosyalizminin çözülüşünün önemli nedenlerinden birisi olduğunu düşünüyorum. Sf. 258 Alıntı; Sol Müdahale – Yalçın Küçük, (Salyangoz…

  • Marx’ın sosyalizmi tarif ederken ileri sürdüğü bu vurguda, önemli ve anlaşılması zor olan bir nokta da, kabiliyet veya kapasitenin kendi başına ölçülmesinin imkânsızlığıdır; ancak sonuçlarıyla ve yine önemli zorluklarla ölçülebiliyor. Sonucu, emekçinin verimliliğidir; ölçülebilen verimliliğe göre ödeme ise, tartışmasız kapitalizmin ilkesidir. Sf. 258 Alıntı; Sol Müdahale – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007…

  • İster “kabiliyet” veya isterse “kapasite” sözcükleri kullanılsın, bunlara göre ödeme, kapitalizmin temel ilkesidir; yeni düzende kapitalizmin temel ilkesinin geçerli olacağını söylemek, kapitalizmin geçerli olmasıyla aynı anlama geliyor. Bunu, üstelik Avrupa toplumunda bunun dillendirilmesini, anlamakta güçlük çekiyorum. Güçlük çektiğim bir başka nokta ise şudur: Marx, kapasiteye göre katkı ve ihtiyaca karşı ödüllendirme şemasını kendisi bulmuyor. Bu,…

  • Aleksandr Ulyanov, Vladamir’in hem ağabeyi ve hem de pek çok kaynağa göre, kendisine model aldığı kişidir; 1887 yılında, Lenin on yedisine basınca, Çar’a suikast gerekçesiyle, asılıyor. Lenin, Marx’ın yaratıcı öğrencisi kimliğinde, teorik olmaktan daha çok politik bir lider olarak ön plana çıkıyor; “idol” saydığı bir kimsenin, ansızın, idam edilmesinin üzerinde ciddi etkiler bırakması gerekiyor. Sf.…

  • Kapitalist düzende devlet, kapitalistlerindir. Tekelli düzende, tekeller devletindir. Tekelli düzende devletin tekellerin olduğunu söylemek, gerçeğin binde birini anlatmak demek oluyor. Tekelli düzende devlet tekellerle de gerçekleşiyor. Tekelli düzende dünyanın her yanında büyük basın devletleşmiştir. Daha önce tekelli düzene geçmiş ülkelerde büyük basında çalışanların hepsi geri zekâlı ise, bu yaptıkları işin, hiçbir zekâ gerektirmemesinden kaynaklanıyor. Bir…

  • Emek-değer yasası, eninde sonunda insanın harcadığı emeğin, belli bir tanıma göre, karşılığını almasıdır; bu nedenle yasa, özünde, küçük kapitalist çiftçi veya zanaatkârın piyasa ilkesidir. Bu ilke ise, sosyalist insanın kanseridir; sosyalist insan her zaman, topluma hizmeti ve karşılığını almadan hizmet vermeyi en büyük sevinç yapabilendir. Bu nedenle sosyalist insan, peygambere en yakın yaratıktır ve peygamber…

  • Asla teknolojik ve ekonomik zafiyetten yıkılmadığını ısrarla savundum; yıkıntıların arkasından, Rusya’da güçlü bir tekelli devletin ortaya çıkacağını tahmin ediyordum. Artık ortadadır ve ortaya çıkmış olan bu güçlü ve zengin tekeliyet düzeni varken, yıkılışı teknolojik yetersizlik ve ekonomik becerisizlikle açıklamak imkânsız görünmektedir. Sf. 13 Alıntı; Sol Müdahale – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007…

  • Sol, Marksizm’den öncedir. Komünist Manifesto’yu hiçbir zaman sol saymadım. Aydınlanma, insan’a ve aklına güven üretiyor ve buradan güçlü bir insan sevgisi çıkıyor. İnsan’ın güvendiğini sevmesi çok şaşırtıcı olmakla birlikte, galiba, bir kuraldır. Sf. 9 Alıntı; Sol Müdahale – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 9) kitabından birebir alınmıştır.

  • Önde gelen bir Batı Alman gazetesi 1988’de üçüncü dünya ülkelerinin Küba’yı öğretmenlerin, inşaat işçilerinin, doktorların ve diğer uzmanların dâhil olduğu “uluslararası bir hizmet ekipleri” nedeniyle “uluslararası bir süpergüç’ gibi gördüklerini yazıyordu. 1985’te, Üçüncü Dünya ülkelerinde 16.000 Kübalı çalışıyordu. Amerika Birleşik Devletlerinden dünyaya dağılan Barış Gönüllülerinin ve AID yardım uzmanlarının iki katından fazlaydı bu rakam. 1988’de,…

  • Stack’in mektubu iki hatırlatmayla son buluyor: “Komünizm der ki: Herkesten yeteneğine göre alınır, herkese ihtiyacına göre verilir. Kapitalizm der ki: Herkesten saflığına göre alınır, herkese açgözlülüğüne göre verilir.” Sf. 179 Alıntı; Geleceği Kurgulamak – Noam Chomsky, Ç; Gökhan Fırat, (İnkılâp Yayınevi,  2. Baskı 2015 – Sf. 179) kitabından birebir alınmıştır.

  • Leninizm’in solun değerleriyle hiçbir ilgisi yok, hatta onlara kökten karşı. Anton Pennekoek, Paul Mattick ve Kari Korsch gibi ana akım sol Marksistler bunu zamanında fark etmişlerdi. Troçki bile Leninistlerin diktatörlük yönetimine döneceğini, kendisi onlara katılmaya karar vermeden önce, tahmin etmişti. Rosa Luxemburg da aynı konularda uyarıda bulundu (az çok dostça bir şekilde yaptı bunu, çünkü…

  • ABD’nin Hindistan karşısındaki müphemliği kimi zaman oldukça çirkin bir hal aldı. Bağımsızlıktan hemen sonra, 1950’lerin başlarında, Hindistan milyonlarca insanın öldüğü çok ciddi bir kıtlık yaşadı. ABD iç kayıtlarından anlaşıldığına göre, çok büyük bir gıda fazlalığımız vardı, ama Truman biraz olsun göndermeyi kabul etmedi, çünkü Nehru’nun bağımsızlığı hoşumuza gitmiyordu. Nihayet biraz gıda gönderdiğimizde ise, bağlayıcı koşullar…

  • Birçok siyaset teorisinin temeli olan Aristoteles’in Politika’sından başladım. Aristoteles, bir demokrasinin (kadınlar ve köleler gibi bazı önemli istisnalarla) tamamen katılımcı olması ve kamu yararını amaçlaması gerektiğini varsayıyordu. Bunun elde edilmesi için demokrasinin herkese görece eşitlik, “orta karar ve yeterli mülkiyet” ve “kalıcı refah” sağlaması gerekiyor. Diğer bir deyişle Aristoteles, aşırı zenginlik ve yoksulluk varken, demokrasi…