Kategori: Sosyoloji
-
“Agnotoloji” bilgisizlik bilimidir! Bilim tarihçisi Robert N. Proctor tarafından kavramlaştırıldı. Şirket, kurum, kuruluşların; siyasi ya da ticari çıkar elde etmek için kasıtlı olarak kafa karışıklığı yaratmak amacıyla yalan bilgi yaymasıdır… Bilgiye erişebilir olmak her daim gerçeğe ulaşıldığı anlamına gelmiyordu! Küreselleşen dünyada cehalet yayarak algı oluşturmak emperyalizmin en etkili silahıydı! Sf. 10 Alıntı; Saklı Seçilmişler (Siz…
-
(15.04.1941 Bursa Mapushanesinden Kemal Tahir’e Mektup) Piraye gitti. İkide bir Piraye gitti diye yazmak geliyor içimden. Âşık olmayan, bir bok olamaz..,. Sevdiğim, saydığım bütün büyük insanlar âşık oldular… Âşıktılar. Öyle hak âşığı, mücerret manada, umumiyetle aşk filan değil, etiyle, kemiğiyle, ruhuyla bir kadına âşıktılar. Üstatlarıma hiç olmazsa bu hususta benzediğimden müftehirim. Sf. 59 Alıntı; Kemal…
-
İkinci en büyük aykırılık, doğada hiçbir zaman mevcut olmayan ilişkilerin ya da davranışların insan türünde görünür olmasıdır. Doğada, insaf, acıma, empati, merak, geleceği tahmin ederek plan yapma, ahlak, şeref, utanma, namus, sadakat gibi sosyalleşmeyi sağlayan ve sosyal düzenin kurulmasına ilişkin kuralların ya da davranışların bulunmayışıdır. Sf. 397 Alıntı; Evrim (Atomaltı Parçacıktan İnsana Türlerin Görkemli Yolculuğu …
-
Birileri neden bu mekanizmaları açıklıyorsun diye kızıyor; bu mekanizmanın neden böyle işlediğini anlamaya çalışmaktan çekiniyor; korkuyor. Hayır, öyle çalışmıyor da diyemiyorlar; çünkü doğada, ahlak, şeref, eşitlik, merhamet, demokrasi, acıma ve biz insanların önem verdiği erdemlerin hiçbiri bulunmuyor. Kendine özgü bir işleyiş sistemi var. Evrimciler bunun böyle olduğunu açıklamaya kalkışınca da, belirli ahlak kurallarına kitlenmiş kitleler…
-
Evrimciler bir şeyi anlamalı. Bilim adamları agnostik olmak zorundadır. Yani çalışma alanı ölçülebilir, sayılabilir, tartılabilir, gözlenebilir ve hesaplanabilir şeylerdir. İnanmak, müspet ve gerçek sosyal bilimlerin mantığını içermeyen, müspet ve gerçek sosyal bilimlerin kullandıkları araştırma yöntemlerini kullanmayan bir alandır. Her ikisini aynı kulvarda koşturmaya kalkışmak akıldışılıktır. Sf. 324 Alıntı; Evrim (Atomaltı Parçacıktan İnsana Türlerin Görkemli Yolculuğu …
-
Hâlbuki otçul bir hayvanın yavrusu, doğumdan birkaç dakika sonra anasını izleyecek biçimde doğuyordu; yani sinaspları hemen hemen tamamlanmış olarak; ancak bir insan yavrusunun kendini doğada kurtarması neredeyse 1-2 on yıldan önce gerçekleşmiyordu. Bu süre içinde hem yavrunun hem de ananın korunmaya, özenli bakıma gereksinmesi vardı. Bu, hayvanlar âleminde rastlanmayan bir durumdu. Özellikle âdet gören dişi,…
-
Bariz problemleri çözmeye çalışırken kısmen irrasyonel davranışlardan kaynaklanan başarısızlıklar da, aynı bireyin kısa vadeli ve uzun vadeli güdüleri arasındaki çatışmalardan doğuyor. Ruanda ve Haiti köylüleri ve bugün dünyadaki milyonlarca insan, inanılmaz seviyede yoksul ve tek düşüncesi ertesi günün yemeğini bulabilmek. Sf. 545 Alıntı; Çöküş (Toplumlar Başarısızlığı ya da Başarıyı Nasıl Seçerler) – Jared Diamond, Çeviri;…
-
Belki de bir toplum olarak başarı ya da başarısızlığın dönüm noktası, şartlar değiştiğinde hangi temel değerlere bağlı kalınacağını ve hangilerinin yenileriyle değiştirileceğini bilmektir. Son altmış yıl içinde dünyanın en güçlü ülkeleri, eskiden ulusal imajlarının merkezinde yer alan uzun soluklu değerlerini terk edip başka değerlere bağlandılar. Sf. 545 Alıntı; Çöküş (Toplumlar Başarısızlığı ya da Başarıyı Nasıl…
-
Kişinin temel değerlerini, hayatta kalmasını engelleyecek derecede dezavantajlı hale geldiklerinde terk etme kararı alması oldukça zor bir davranıştır. Bireyler olarak hangi noktada taviz vermek ve yaşamaktan ziyade ölmeyi tercih ediyoruz? Modern zamanlarda milyonlarca insan gerçek manada, kendi yaşamını kurtarmak için arkadaşları ya da akrabalarına ihanet etmeye, kötü bir diktatöre boyun eğmeye, tam bir köle gibi…
-
Rasyonel davranışlara dayalı problemlere karşıt olarak, bariz problemleri çözememe örnekleri arasında, sosyal bilimcilerin “irrasyonel davranış”, başka bir deyişle herkes için zararlı davranış olarak tanımladığı durumlar vardır. Bu tür irrasyonel davranışlar genelde, her birimizin bireysel olarak değerler çatışması içinde olduğumuz durumlarda ortaya çıkıyor: Bazen kötü bir statükoyu, sırf derinden bağlı olduğumuz bir değer tarafından desteklendiği için…
-
Tuchman’ın çarpıcı bir şekilde ifade ettiği gibi, “Siyasal budalalığa sebep olan güçlerin başında, Tacitus’un ‘tüm hırsların en rezili’ olarak tanımladığı iktidar hırsı gelir.” Bu iktidar hırsının sonucunda Paskalya Adası şefleri ve Maya kralları ormansızlaşmayı önlemek şöyle dursun, onu hızlandırdılar: Sahip oldukları statüyü korumanın yolu rakiplerinden daha büyük heykeller ve anıtlar dikmeleriydi. Öyle bir rekabet sarmalına…
-
Rasyonel davranışlara sürükleyen bir diğer menfaat çatışması, karar alıcı seçkinlerin menfaatlerinin toplumun geri kalanının menfaatleriyle çatışması sonucunda ortaya çıkıyor. Özellikle seçkinler, kendilerini eylemlerinin sonuçlarına katlanmaktan kurtarabildiklerinde, bu eylemlerin herkese zarar verebileceğini hiç düşünmeden kendi faydalarına bir şeyler yapmaya yatkın oluyorlar. Bariz bir şekilde Dominik Cumhuriyeti’nde diktatör Trujillo ve Haiti’de yönetici seçkinlerin örnek olarak verilebileceği bu…
-
Bariz çözümlerden biri, hükümetin ya da başka bir dış gücün, tüketicilerin davetiyle ya da davet edilmeden adım atıp Tokugavva Japonya’sındaki şogun ve daimyo, Andlar’daki İnka imparatorları, 16. yüzyıl Almanya’sındaki prensler ve zengin toprak sahiplerinin kerestecilik konusunda yaptığı gibi kotalar dayatmasıdır. Ne var ki bu, (açık okyanus gibi) bazı durumlarda imkânsızdır ve bazı durumlarda da aşırı…
-
“O balığı ben tutmazsam ya da koyunlarımı o çayırlıkta otlatmazsam başka bir balıkçı ya da sürü sahibi bunu yapacak, bu yüzden aşırı balıkçık ya da aşırı otlatmadan kaçınmam için bir sebep yok.” O halde, doğru rasyonel davranış, nihai olarak ortak kaynaklar yıkıma uğrasa ve tüm tüketiciler zarar görse bile, bir sonraki tüketici yapmadan önce kaynakları…
-
Çok özel bir menfaatler çatışması örneği, “mahkûmun ikilemi” ve “kolektif eylem mantığı” adlı çatışmalarla yakından ilişkili “ortak malların trajedisi”dir. Çok sayıda tüketicinin toplumun sahip olduğu bir kaynaktan faydalanması, örneğin balıkçıların okyanusta balık tutması ya da koyun yetiştiricilerinin topluma ait bir çayırlıkta koyunlarım otlatması gibi bir durum düşünün. Herkes kaynakları aşırı kullandığında, aşırı balıkçılık ya da…
-
Ben Yali’ye şu yanıtı verirdim: Farklı kıtalardaki halkların uzun dönemli tarihleri arasındaki farklar, söz konusu halkların insanları arasında doğuştan gelen farklardan kaynaklanmaz, yaşadıkları çevrelerin koşulları arasındaki farklardan kaynaklanır. Sf. 513 Alıntı; Tüfek, Çelik ve Mikrop (İnsan Topluluklarının Kaderi) – Jared Diamond, Çeviri; Ülker İnce, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Nisan 2018 – Sf. 513) kitabından birebir…