Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Sosyoloji

  • Ernest Renan; “Uhrevî mükâfatların teminatı, zulme karşı duyulan kini fevkalâde azaltmaktadır” der. “Filhakika, mükemmel İlâhî adâletin tecelli edeceği uhrevî hayata inananların nazarında, ölümle kurtulunan şu dünyevî ve pek kısa zulüm devresinin ne ehemmiyeti vardır? Ruhun bekasına (ölümsüzlüğüne) olan iman, insanı tevekküle götürür. Bu o kadar doğru bir tespittir ki Benî İsrail arasında da ebedî hayat…

  • Mizah çelişkiyi görme yeteneğidir. Özellikle gülünçlü çelişkiyi sezebilme işidir. Bu da eleştirinin kaynağı anlamındadır. Bunun için mutlaka zekâ gerekiyor, ama tersi de doğrudur; mizah yapa yapa zekâ gelişiyor. Mizahı kurumuş bir toplum aptallaşmaya mahkumdur.. Aptallar mizah yapamazlar. Mizah yapamayanlar aptallaşırlar. Bu arada eklemek gerekiyor, solcu olamazlar. Sf. 317, 318 Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın…

  • (John Desmond Bernal, Science in History, Türkçe baskısı Materyalist Bilimler Tarihi iki cilt. Alıntı 1. Cilt sf. 71 ile 80 arası;) “İnsan gruplarının genel ekolojik karakteri ilk başta kesinlikle, daha sonraları çok büyük ölçüde, besinlerini nasıl bulduklarına göre belirlenmiştir. İnsanlar ilkin tohum, çekirdek, meyve, kök, bal, böcek ve çıplak elle tutulabilir her türlü ufak hayvan…

  • “Kız çocuk ne doğsun, ne de ölsün” Sf. 283  Alıntı; İstanbul’da Bir Yahudi Ailesi (İmparatorluk Çökerken) – Brigitte Peskine, Ç; Elâ Güntekin, (İnkilâp Kitapevi, 2005 – Sf. 283) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kızların yetiştirilmesi onun işi değildi. On üç yaşında yapılan dinsel erişkinlik töreni Bar Mitzva’ya kadar oğlanlarla da ilgilenmezdi. Ona göre kadınlar, yalnız cır cır ötmeye yarardı. Hepsinden çok da annem, Bir de yemek yapmaya. Yahudi takvimine saygı göstermeye. Eve dönüş anının kutsanmış bir an olmasını sağlamaya. Sf. 32 Alıntı; İstanbul’da Bir Yahudi Ailesi (İmparatorluk Çökerken)…

  • Saygı’da uzaklaştırma ve sevgi’de ortaklık var; bazen, fark etmeden, “saygı ve sevgi” duymaktan söz ediliyor, imkânsızdır. Saygı, fazla olursa, “korku” ile beraberdir, her zaman sevgiyi yok et­mektedir ve ancak, sevgiyi disipline edebilmek için, bozmayacak ölçüde, saygı gereklidir. Çün­kü ortaklık, yakınlaşma yüklüdür. Sf. 109 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 109) kitabından…

  • Barlarda konsomatrisler vardı, adı üzerinde “hanım- tüketici” demektir, görevleri içir­mektir. Sf. 40 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 40) kitabından birebir alınmıştır.

  • Geçenlerde, sürüden birisi cadde ortasında, yengesini öldürünceye kadar bıçaklamıştı da, caddedeki sürülerden hiç biri mani olma içgüdüsünü gösterememişti. Sf.10 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 10) kitabından birebir alınmıştır.

  • En güzel insan melez olandır. Sf. 346 Alıntı; Putları Yıkıyorum – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 346) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yozlaşma’yı, alçak olma ve alçaklığa düşkünlük olarak tanımlıyoruz. Sf. 325 Alıntı; Putları Yıkıyorum – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 325) kitabından birebir alınmıştır.

  • Şükürler olsun bu üçüncü büyük iç savaş içinde yalan da ilga edilmiştir, buna da “yalancılık devrimi” adını veriyoruz. Eğer yalan söylemenin hiçbir sonucu yoksa ilga edilmelidir ve bu bir devrimdir. Sf. 292 Alıntı; Putları Yıkıyorum – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 292) kitabından birebir alınmıştır.

  • Provokatör eylemi tahrik edendir, eylemci provokatör olamaz çünkü kendisi eylemde bulunmaktadır. Sf. 230 Alıntı; Putları Yıkıyorum – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 230) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bozkırların temel dinamiği bir araya gelmektir, bütün mekanizmalar bir araya gelmeyi zorluyorlar ve bu ise birbirine tahammül, ilgisizlik anlamına geliyor. Birbirine tahammül ve ilgisizliği çok zaman “hoşgörü” ile açıklıyoruz ki, birbirini hoşgördüklerini düşünmek için ciddi nedenlere sahip değiliz. Sf. 184  Alıntı; İsyan I – Yalçın Küçük, (İthaki 11. Baskı 2005 – Sf. 184) kitabından birebir…

  • Helenleşmiş Doğu’da, Latinleşmiş Batı’ya göre usul ve seremoniler daha önemli oluyor; Latinlerin kaba denecek kadar doğrudan anlatımları yerine Helenler, ikiyüzlü denebilecek kadar dolaylı anlatımı tercih edebiliyorlar. Sf. 226 Alıntı; Fatih Sultan Mehmet (Yirmibir Yaşında Bir Çocuk) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ekim 1987 – Sf. 226) kitabından birebir alınmıştır.

  • Cengiz, bir ciddi adamdır; zorunluluğun gereğini yerine getiriyor. Çeşitli ırkların, halkların topraklarında hareket edenler, hoşgörülü davranmayı öğreniyorlar. Sf. 159 Alıntı; Fatih Sultan Mehmet (Yirmibir Yaşında Bir Çocuk) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ekim 1987 – Sf. 159) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir yangın çıktığı zaman Sadrazamla Yeniçeri Ağasının yangın mahalline gitmesi kanundu; her hangi bir Sadrazam’ın sadareti esnasında fazla yangın olursa bu hâl Paşa’nın uğursuzluğuna hamlolunarak (ona yorumlanarak) azledildiği gibi Sadrazamdan memnun olmayan Yeniçeri Ağalarının onu azlettirmek için yangın ihdas etmeleri gibi ahlaksızca halleri de görülmüştü. Sf. 83 Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri…

  • Devşirmelerin, babasının adı yerine Abdullah yazılıp, bu suretle Abdullah Oğlu olduğu, yani devşirme ve esirden gelme Hristiyan olduğu gösterilmiştir. Mesela Mehmet Nasuh ismi Mehmet bin Nasuh demektir keza Şaban Gemlik veya Ahmet Mihaliç isimleri de Şaban’ın Gemlik’ten ve Ahmet’in de Mihaliç’ten devşirildiğini göstermektedir. Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı…

  • Üç yaşına kadar olan çocuğa; Şirhor yani meme emen çocuk denirdi, üç yaşından sekiz yaşına kadar olan çocuğa; beççe yani yavru, sekizden on iki yaşına kadar olana gûlamçe (küçük çocuk), ve bulûğa ermiş olana da gûlâm denirdi. Sf. 10 Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu…

  • Trabzon Hıristiyanlarından Acemi Oğlanı celp edilmesi bir aralık Fatih’in burayı zaptından sonra devam etmiş ve sonra bunların şerirlikleri dolayısıyla oradan oğlan devşirilmesi kaldırılmıştı. Yavuz Sultan Selim Trabzon Valisi iken Trabzon halkının kendisine gösterdikleri sadakat üzerine Hükümdar olduktan sonra bunlardan tekrar devşirme alınmasını emreylemişti. Vezir-i Azam Pir Mehmet Paşa bunların şerirliklerinden bahis ile oradan oğlan yazılmasının…

  • Çiçero; “Ayrı ayrı bakınca değer vermediğimiz kimselere, bir araya geldikleri zaman değer vermekten daha büyük budalalık olur mu?” Sf. 230 Alıntı: Denemeler – Michael de Montaigne, (Kum Saati Yayınları, 2004 – Sf. 230) kitabından birebir alınmıştır.