Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Sosyoloji
-
Homo sapiens kalabalık gruplarla bile esnek işbirliği yapabilen tek tür olduğu için dünyaya hükmediyor. Zekâ ve alet yapma becerisi de çok önemli elbette. Ancak insanlar kalabalık gruplar hâlinde esnek işbirlikleri geliştiremeselerdi, yaratıcı beynimiz ve marifetli ellerimiz uranyum atomları yerine hâlâ çakmaktaşı parçalıyor olurdu. İşbirliği en önemli özellikse, milyonlarca yıldır kitleler hâlinde işbirliği yapabilmelerine rağmen neden…
-
Diyelim ki, hükümetin zengin toprak beyleriyle bir avuç zengin işadamının denetimi altında bulunduğu bir Latin Amerika ülkesinde bir devrim başlamış olsun ve yine diyelim ki, büyük bir bölümü askere alınmış köylülerden oluşan ordunun bir kesimi kopup hükümeti devirmeye ve komünist bir rejim kurmaya çalışan asilere katılmış bulunsun. İki tarafı karşı karşıya getiren birkaç meydan savaşından…
-
Geçmiş hakkında söyledikleri naiftir, çünkü her yönetim baskıcı yanlarının sorumlusu olarak düşmanlarını gösterir. Düşman çekilip gitseydi, tüm halk, ondan sonra sonsuza dek mutluluk içinde yaşayabilecekti! Tüm egemen elitlerin, hatta birbirleriyle savaştıkları zaman bile, düşmanlarının varlığının sürmesinde çıkarlarının bulunduğu düşünülebilir. Gelecekle ilgili olarak da safdil, naiftirler; çünkü bir devrimin uğradığı yozlaşmanın, egemenliğin elde tutulmasını gerektiren çıkarlar…
-
Günümüzün geri kalmış ülkelerinde ise, başkaldırmayanların acıları sürmektedir. Sf. 582 Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi, 4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 582) kitabından birebir alınmıştır.
-
Hakça davranırsak, bugüne dek yazılmış neredeyse tüm tarihin, devrimci şiddete karşı baskın bir yanlılık eğilimi dayattığı gerçeğini kabul etmeliyiz. Gerçekten, bu yanlılığın ne kadar derine indiğini kavrayınca insanın dehşete düşmemesi olanaksız. Baskıya direnenlerin başvurdukları şiddetle, baskı uygulayanların şiddetini eşdeğer görmek yeterince yanıltıcı olurdu. Ama iş bununla da kalmıyor. Spartaküs’ün zamanından başlayıp, Robespierre’den geçerek günümüze gelene…
-
Kültür ya da daha az teknik bir terimi kullanırsak, gelenek; bir toplumda birlikte yaşayan bireylerin dışında ya da onlardan bağımsız olarak var olan bir şey değildir. Kültürel değerler, tarihin gidişini etkilemek üzere gökten inmez. Bunlar, bir gözlemcinin, insan gruplarının, ya farklı durumlarda ya farklı zamanlarda veya hem farklı durumlarda hem farklı zamanlarda gösterdikleri davranışlar arasındaki…
-
Köylüler kendi başlarına hiçbir zaman bir devrim yapmayı başaramamışlardır. Öteki yaşamsal önem taşıyan noktalarda yanılmış olmakla birlikte, Marksistlerin bu konuda söyledikleri kesinlikle doğrudur. Köylülere başka sınıflardan önderler gerekir. Ancak yalnızca önderlik yetmez. Ortaçağda ve ortaçağın sonlarında görülen köylü ayaklanmaları, aristokratlarca ya da kentlilerce yönetildiği halde yine de ezilmişlerdi. Bu nokta, köylü bir kez şahlandı mı,…
-
Marx, küçük köylü mülklerinden oluşan Fransız köylerini patates çuvallarına benzettiğinde, bu durumun özünü yakalamış bulunuyordu. Buradaki anahtar özellik, kooperatif ilişkiler ağının yokluğudur. Bu durum çağdaş köy toplumunu ortaçağ köyünün tam zıddı olan bir konuma getirir. Güney İtalya’da bu tür bir köyle ilgili olarak geçenlerde yapılan bir çalışma, köyü oluşturan aile birimleri arası rekabet ve çekememezliğin,…
-
Bu laik üstbeyin yanı sıra, genellikle bir de rahip bulunurdu. Onun göreviyse, egemen toplumsal düzene meşruluk kazandırılmasına yardımcı olmak ve tek tek köylülerin elindeki geleneksel ekonomik ve toplumsal olanaklarla altından kalkılamayacak talihsizliklerin, felaketlerin nedenini açıklamak ve bunlarla başa çıkmanın yollarını bulmaktı. Sf. 542 Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin…
-
Siyasal düzenin rasyonelleştirilmesinin bir başka yönü de, yeni bir toplum türüne uygun vatandaşların yaratılmasıydı. Kitlelerin okuryazar ve basit teknik becerilere sahip duruma getirilmeleri gerekiyordu. Ulusal bir eğitim sistemi kurulmasının, hükümetleri dinsel otoritelerle sürtüşmeye düşürmesi olağandır. Dinsel bağımlılıklar ulusal sınırları aşan bir nitelik gösteriyorsa ya da iç barışı bozabilecek biçimde birbirleriyle yarışma içindeyseler, dinsel bağlılıkların yerine,…
-
Bu satırların yazarı, bir demokrasinin gelişmesini, birbirleriyle sımsıkı bağlantılı üç şeyin: 1) keyfi yöneticilerin denetlenmesi, 2) keyfi kurallar yerine, adil ve rasyonel kuralların konması, 3) bu kuralların oluşturulmasında tabandaki halkın da bir pay edinmesi için, öteden beri süren ve daha hiçbir biçimde tamamlanmış bulunmayan bir savaşım olarak görmektedir. Birinci özelliğin en dramatik olan, ama hiç…
-
Bunun için, ister Japonya’yı bile içine alan üstü örtülü biçimiyle kapitalist modelde, ister daha dolaysız biçimiyle sosyalist modelde görüldüğü gibi olsun, kitlesel çapta bir zorlamaya başvurmak bir zorunluluk olarak görünüyor. Sorunun acıklı yanı, ister sosyalistlerin ister kapitalistlerin yönetimi altında olsun, çağdaşlaşmanın en ağır bedelini yoksulların ödemeleridir. Bu bedeli ödetmeyi haklı gösterebilecek tek şey, buna başvurulmazsa…
-
Ayrıca kast, hiyerarşik boyun eğmeyi güçlendiren bir sistemdi. Bir insana gündelik yaşamın binlerce küçük olayıyla haddini bildirirseniz, sonunda haddini bilen biri olur çıkar. Sf. 448 Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi, 4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 448) kitabından birebir alınmıştır.
-
Baharat ya da çivit satın almak isteyen birinin, onu akla yakın bir fiyatla alabilmesinin tek yolu, orada, malı fiyatların düştüğü hasat zamanında pazarlık yaparak alabilecek ve bir gemi gelinceye dek depolayacak bir adamını bırakmasıydı. İngilizler, bu tür nedenlerle kurdukları depo ve kalelerden, ülkenin daha içlerine uzanıp çivit, haşhaş, jüt satın aldılar ve bunların ticaretini yapabilmek…
-
Her şeyi kast’ın yoluna koyduğu köyde gerçekten yapacağı bir şey olmadığından, hükümet, özellikle yağmacı bir kuruluş olarak görülmüş olmalı. Düzeni korumak için hükümete gerek yoktu. Sulama sistemlerinin bakımındaki rolü, Marx’ın izniyle, son derece önemsizdi. Sulama işleri de büyük ölçüde yerel olaylardı. Merkezi devlet konusunda Çin ile Hindistan arasındaki yapısal farklılık son derece çarpıcıdır. Sf. 401…
-
Son “Büyük Mogul” olan (1707’de ölen) Evrenzib’in bir mektubundan, gezgin Bernier’nin bulup sakladığı bir parçayı aktarır: “Bir Omrah (soylu) ya da zengin bir tacir, son nefesini verir vermez, hatta bazen yaşam kıvılcımı uçup gitmeden önce kasalarını mühürlemeyi, hane halkı hizmetçilerini ya da görevlilerini, tüm mülkü, hatta en küçük mücevhere dek, eksiksiz olarak açıklayana kadar hapiste…
-
Servet biriktirmenin tehlikesi ve onu vasiyetle başkalarına geçirme yolunun önüne konan engeller, gösterişe yönelik harcamalara büyük bir hız kazandırdı. “Yığma” değil “savurma” zamanın egemen özelliğiydi. Hindistan’ı gezenleri bugün bile şaşırtan ve Mogul dönemi Hindistan’ını gören Avrupalı gezginlerde derin izler bırakan sefilliğin bağrından yükselen görkemin temelinde bu olgu yatsa gerek. İmparator’un görkemi, saray çevresinin kendisini izleyeceği…
-
Batı’nın etkisi altına girmesinden önce Hindistan’ı ele geçiren bir dizi fatihin sonuncusu, Büyük Moğol önderi Cengiz Han’ın izleyicilerinden büyük bir kola verilen adla “Mogullar” idi. On altıncı yüzyılın başlarında, Mogulların ilk öncüleri Hindistan’ı istila etti. Mogullar erklerinin doruğuna Kraliçe I. Elizabeth ile aynı çağda yaşamış olan Ekber (1556-1605) yönetimi zamanında ulaştılar; daha sonraki yöneticiler de…
-
Bir ayaklanmanın ciddi bir tehdit oluşturabilmesi için, hareketin hükümet denetiminden kurtarılmış, bağımsız bir toprak parçası üzerinde üslenmesi ve bu toprağın sürekli genişletilmesi gerekir. Böyle bir üssün ele geçirilmesi ise, bu topraklar üzerinde bulunan bütün köylerin, eski bağlılıklarını bırakıp tüm olarak saf değiştirmelerini gerektirir. Çin’de bu, içlerinde o yerde yaşayan gentry’nin de bulunduğu, bölgenin tanınmış kimselerinin…
-
Herhangi bir endüstri öncesi toplumda, büyük çaplı bir bürokrasi kurma girişimi, kısa süre sonra memurların üstlerine bağımlı kalmalarını sağlayacak maaşları ödeyebilmeye yetecek kaynakların halktan toplanması gibi çok büyük bir güçlükle karşılaşır. Yöneticilerin bu güçlüğü aşmak için buldukları yolların tüm toplumsal yapıda son derece büyük etkisi olur. Fransız çözümü, görevlerin satılması; Rus çözümü, Rusya topraklarının uçsuz…