Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Tarih
-
Karaim mezhebi de VIII. yüzyılda İran’da ortaya çıkmış, sonra bütün dünya Yahudileri arasında yayılmış, özellikle Küçük Hazarya’da (Kırım) rağbet görmüş bir Yahudilik türüdür. Hatta modern çağlarda bile, Türkçe konuşan (herhalde Hazar kökenli) Karaim Yahudilerinin köyleri bulunmaktadır. Sf. 85 Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları,…
-
Kesin bir ifadeyle şöyle der: “Atalarımızdan kalan soy kayıtlarımızdan öğrendiklerimize göre Togarma’nın on oğlu vardı. Bunların soylarından Uygur, Dursu, Avar, Hun, Basili, Tamiak, Hazar, Zagora, Bulgar ve Sabirler gelmektedir. Biz yedinci oğul olan Hazar soyundan geliyoruz.” Sf. 83 Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları,…
-
Ama yine de Hazarların başkanı, Yahudi inancının bütün katılığını, sünnet dâhil, kabul etmiş değildi. Halkın inançlarını sürdürmesine, eski putlarına tapmasına izin vermekten de kaçınmadı.” Sf. 66, 67 Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 66, 67) kitabından birebir alınmıştır.
-
Bir kez daha Bury’nin satırlarına göz atalım: “Başkanlarının Yahudi dinini kabul etmekteki amacının siyasi olduğuna hiç kuşku yoktur. İslam dinini kabul etmek, halifenin ruhsal tebaası arasına karışmak demekti. Zaten halife, epey zamandan beri Hazarları kendi dinine girmeye zorluyordu. Hıristiyanlıkta ise, Roma kilisesinin vasalları durumuna gelme tehlikesi yatmaktaydı. Oysa Yehova’nın dini de saygın bir dindi, öteki…
-
Cassel ise, Hazar sistemiyle satranç arasında çok ilginç bir ilişki bulunduğuna dikkati çekmektedir. Bu çifte krallık, satrançta da şah (kral) ve vezir (bey) tarafından temsil edilmektedir. Şah tek başına durur, hizmetkârları tarafından korunur, gücü azdır, ancak adım adım ilerleyebilir. Vezir ise tam tersine, tahta üzerindeki en güçlü kişidir. Bütün tahtaya o hâkimdir. Ama yine de…
-
“Kağanın yönetim süresi kırk yıldır. Eğer bu süreyi bir gün bile aşarsa, adamları, ‘mantığının körleştiği, sezgilerinin bulanıklaştığı’ gerekçesiyle onu öldürür.” Îstahrî ise bunu daha farklı biçimde anlatıyor: Kağanı tahta çıkarmak istedikleri zaman boynuna ipek bir ilmik geçirip, soluksuz kalıncaya kadar sıkıştırıyorlar. Sonra soruyorlar ona: “Ne zamana kadar hüküm sürmek istiyorsun?” O zamana kadar ölmemişse, günü…
-
Hazarların gerek Yahudi olmadan önce, gerek olduktan sonra, bir kimseye dini bir zorlamada bulunduklarına ya da bu nedenlerden dolayı işkence uyguladıklarına ilişkin hiçbir belirti yoktur. Bu bakımdan, Doğu Roma İmparatorluğu’ndan ya da İslam’ın ilk çağlarından daha hoşgörülü ve daha aydın oldukları öne sürülebilir. Sf. 58, 59 Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar)…
-
Arapların Heredot’u olarak tanınan Mesudi’nin sık sık kaynak olarak kullanılan Altın ve Mücevher Tarlaları adlı kitabında bu konuda neler söylendiğine bir göz atalım: “Hazar başkentinin geleneğinde yedi yargıç bulunur. Bunların ikisi Müslümanların davaları için (şeriata göre), ikisi Hazarların davaları için (Tevrat’a göre), ikisi Hristiyanların davaları için (İncil’e göre), biri de Saqaliba, Rus ve öteki putperestlerin…
-
“Kadınları, ne kendi erkeklerinin ne de yabancıların yanında peçe kullanıyor; vücutlarını da örtmüyorlar. Bir gün bir Oğuz’un evinde oturuyorduk. Karısı da yanımızdaydı. Biz konuşurken kadın bir ara vücudunun görünmemesi gereken bir tarafını açıp kaşıdı… Hepimiz gördük. Hemen ellerimizle gözlerimizi kapatıp, “Allah’ım, sen bize günah yazma,” diye yakardık. Kocası güldü, çevirmenimize şunları söyledi: “Sizin önünüzde açılmamızın…
-
Sık sık karşılaştıkları kar fırtınalarından birinde İbn Fadlân bir Türk’le yan yana yolculuk ederken Türk ona yakınmış: “Başbuğ bizden ne istiyor? Öldürecek bizi soğukta! Ne istediğini bilsek, hemen verir kurtulurduk?” demiş. İbn Fadlân buna cevap olarak, “Bütün istediği ‘Allah’tan başka Tanrı yoktur’ demeniz,” diye karşılık verince, Türk gülmüş: “Doğru olduğunu bilsek, söylerdik,” demiş. Sf. 39…
-
Bu sözcüğün de Çinceden geldiği ve gerçekte bir tepenin adından alındığı öne sürülmektedir. Ama sonradan bu sözcük, belirli özelliklere sahip dilleri konuşan, yani “Türki” dilleri konuşan bütün kavimlere mal edilmiştir. Dolayısıyla Türk deyimi, ortaçağ yazarlarının ve bazı çağdaş yazarların kullandığı anlamda bir ırktan çok, bir dil grubunu anlatan bir deyimdir. Bu açıdan bakıldığında Hunlar ve…
-
Örneğin bir Arap tarihçisinin şu satırlarına göz atalım: “Hazarlara gelince, bunlar insanların yaşadığı toprakların en kuzeyinde, yedinci iklime yakın yerde yerleşmişlerdir. Saban burcunun altındadırlar. Ülkeleri soğuk ve rutubetlidir. Bu yüzden ciltleri beyaz, gözleri mavi, uçuşan saçları genellikle kızıl ve gür, bedenleri iri yarı, huyları soğuk kişilerdir. Ana nitelikleri vahşiliktir.” Sf. 19 Alıntı; On Üçüncü Kabile…
-
Hermann Samuel Reimarus (1694-1768) gerçekten de İsa’nın eleştirel bir biyografisine girişti: Reimarus, İsa’nın yalnızca ilahi bir devlet kurmak istediğini ve kurtarıcılık görevi başarısızlığa uğrayınca ümitsizlik içinde öldüğünü öne sürdü. İsa’nın Dört İncil’inde, insanlığın günahlarının bağışlanması için geldiği iddiasının asla bulunmadığını belirtti. Batı Hristiyan dünyasının temelini oluşturan bu düşünce, yalnızca Hristiyanlığın sahici kurucusu olan Aziz Pavlus’a…
-
Safevi Hanedanı’nın kurucusu Şah İsmail 1503’te Azerbaycan’da iktidara geçmiş ve iktidarını batı İran ve Irak’a yaymıştır. Sünniliği sürüp çıkarmaya kararlıdır ve Şiileri daha önce pek kalkışılmamış bir insafsızlıkla amaçları için zorlamıştır. Sf. 377 Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf. 377)…
-
Tarikatın kurucusu öğrencileri tarafından Mevlana (Efendimiz) olarak adlandırılan Celaleddin Rumi’dir (1207-73) Orta Asya’da Horasan’da doğmuş fakat Moğol ordularından Konya’ya kaçmıştır. Sf. 351 Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf. 351) kitabından birebir alınmıştır.
-
Miladi birinci yüzyıla gelindiğinde, Yahudilik’in Roma İmparatorluğu’nda oldukça güçlü bir konumu vardı. Bütün imparatorluğun onda biri Yahudi’ydi; Filon’un İskenderiye’sinde Yahudiler nüfusun yüzde kırkını oluşturmaktaydı. İmparatorlukta insanlar yeni dinsel çözümler arayışındaydı; tektanrıcı yaklaşımlar gündemdeydi ve yerel tanrılar giderek daha kapsayıcı bir tanrısallığın açık tezahürleri olarak görülmekteydi. Sf. 122, 123 Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler;…
-
Musa’nın bir İsrailli köleye kötü davranan bir Mısırlıyı öldürmesi üzerine Mısır’ı terk etmek zorunda kaldığı hatırlanacaktır. Sf. 51 Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf. 51) kitabından birebir alınmıştır.
-
Tanrılara insan kurban etmek pagan dünyasında yaygın bir uygulamaydı. İlk çocuğun, genellikle, anneyi bir çeşit senyörlük hakkının (droit de seigneur) gereği olarak gebe bırakan bir tanrının çocuğu olduğuna inanılırdı. Çocuğu dünyaya getirirken tanrının enerjisi azalırdı, dolayısıyla, bunu yenilemek ve bütün olası manaların dolaşımını sağlamak için ilk çocuk kutsal babasına geri gönderilirdi. Sf. 46 Alıntı; Tanrı’nın…
-
Napoleon’un “stratejik yoğunlaşma” kavramını kullanan bir ordu, ana kuvvetleri tekrar tekrar cephenin merkezine taarruz edecek şekilde yığarak, başarısız olduğunda tekrar deneyerek, öteki orduyu imha etmeliydi. Modern silahların kullanıldığı çağda Napoleon stratejisi sadece katliama yol açıyordu. Sherman farklı bir yaklaşımı benimsedi: Georgia ve Carolina’daki taarruzuyla isyanın ekonomik ve moral merkezine, kesin, öldürücü bir darbe indirdi. Sf.…