Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Tarih

  • Sonraları Gurların yerini alan Türklerin, Türk sözü de yine sarsılmaz, ulu ve kuvvetli demektir. Bu anlam birliğinin nereden geldiğini arayalım. Türk sözünün asıl kökü Tur dur (K) eki eski Türkçede özellikle Macar, Kurt, Ermeni, Gürcü gibi Doğu – Anadolu ve Kafkas Uruklarında ve L.İ.R. Türkçesi konuşan uluslarda çoğul ekidir. Sf. 107  Alıntı; Tarih Boyunca Türk Kavimleri…

  • Türklüklerinde şüphe bulunmayan Uygurlar için de “Uygurların öz Türkçe bir dilleri olduğu gibi kendi aralarında konuştukları zaman ayrı bir-ağız dahi kullanırlar. Bunlar harf den ibaret Türk yazısını kullanırlar. Kitaplarını mektuplarını onunla yazarlar. Bundan başka Uygurların ve Çinlilerin ayrı bir yazıları daha vardır. Defterlerini senetlerini bununla yazarlar. Sf. 99 Alıntı; Tarih Boyunca Türk Kavimleri – Edip Yavuz, …

  • Ortada bir Hint göçü, bir İran göçü, bir Çin göçü yoktur. Aksine olarak her çağda buralara uzanan göçlerin Türkler tarafından yapıldığı görülmektedir. Orta – Asya’da özellikle Türkistan’da çok eski çağlarda kurulmuş bir medeniyetin varlığı bu gün oralarda yapılan kazılarla gün ışığına çıkmış bulunmaktadır. Bu medeniyete sahip insanlar gördükleri her hangi bir yaşama zorluğu karşısında tamamen…

  • Erkek Kamışı Anadolu’da tamamen bir Türk mezhebi olan Bektaşiliğe de girmiş bir semboldür, Erenköy Bektaşi dergâhının çeşme lülesinin Erkek Kamışı şeklinde yapıldığı söylenmektedir. Sf. 91 Alıntı; Tarih Boyunca Türk Kavimleri – Edip Yavuz,  (Kurtuluş Matbaası, 1968, Sf. 91) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu işte de yine en eski kaynak olan tarihin babası Herodot’u ele alalım; “Manais oğlu Atis zamanında bütün Lidya’da büyük bir açlık hüküm sürüyordu. Lidyalılar bir zaman için felâketi çekmişler, fakat geçmediğini görerek buna karşı gelmek için muhtelif oyunlar icat ettiler. Kimi aşık kemiğini, kimi topu, kimi zarı keşfetti. Çare, açlık duymamak için, bir gün…

  • Sümerlerde an-dıngır, Tanrı (Tengrı) demektir. An, aynı zamanda gök anlamına da geldiğinden An-dıngır, Gök Tanrı mânâsını da taşır. Buna sadece Anu da derler. Sf. 58 Alıntı; Tarih Boyunca Türk Kavimleri – Edip Yavuz,  (Kurtuluş Matbaası, 1968, Sf. 58) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu nazariyeye göre, çobanlık ilkel çağlarda en esaslı bir toplum şeklidir. Tarih boyunca da bütün insanlık üzerinde etkisini göstermiştir. Çobanlığı yaratan da steptir. Stepler ise Asya’da ve Doğu – Avrupa’dadır. Fakat en büyük ve en elverişli step Asya’dadır. Ot’un hükmü ve nüfuzu burada her yerden üstündür. Ovalardan itibaren “kademe, kademe yüksek yaylalara kadar uzun bir…

  • Türkiye’nin tarihi zaten bir gün yeniden yazılacaktır. s. 133 Alıntı; İdris Küçükömer’le Türkiye Üzerine Tartışmalar, Yöneten; Ali Gevgili – İdris Küçükömer, Yayına Hazırlayan; Yücel Yaman, (Profil Yayıncılık, 1. Baskı Ağustos 2010 – s. 133) kitabından birebir alınmıştır.

  • Filistinli Prokopyus, gelecek hükümdarların, gizli tarih’i bilmemeleri gerektiğini de düşünüyor; çünkü bunlara özenmeleri ihtimali yüksektir. Ekliyor, iktidarda olanların çoğu, seleflerinin basit ve bayağı yollarını taklit etmeye kolaylıkla kayarlar; gizli tarih’i yazmaktaki tereddüdünün arkasında bu yatıyordu. s. 248 Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 – s. 248) kitabından birebir…

  • Doğu dendiğinde o zamanda akla ilk önce Antakya geliyor, İmparatorluk’un Roma ve İskenderiye ile birlikte üç büyük kentinden birisi idi, ayrıca Hristiyanlık’ın ilk kutsal kentidir; “hristianoy” sözü, “Christ Taraftarı”, daha sonra “christian” sözü, ilk kez Antakya’da kullanılmaya başlanmıştı.  Hristiyanların bir Yahudilik hizbi olmaktan kurtulmaya başlamaları ve evlerde ibadetten “kilise” aşamasına geçmeleri de Antalya’da çıktı. Germanicus,…

  • Burada çok önemli bir nokta var, bilim kurallılıktır ve bilim yoluna girenler, hem önceden kural olduğunu kabul ederler ve hem de hep kural peşinde koşarlar. Bilim yolunda olanlar, birbirine hep düşman Fransız ve İngilizler’in bayraklarının aynı renklerden oluşmasını tesadüfe bağlamıyorlar; Hint-Avrupa’da, kaç bin yıl önce, üç düzen olduğunu biliyoruz, egemenlerin düzeni, dinseldirler ve büyücüdürler, kral…

  • Cehalet ile yalana düşkünlüğün iç içe olduklarını ve birbirini tahrik ettiklerini kavramamız çok zor olmamalıdır; birisi varsa diğeri de var. Doğru, dilsiz cahil’i düşünebiliriz, ancak dilsiz oldukları için fark etmiyoruz. Cahil, yalancıdır.       Bizim tarihimiz ise yalancıların elindedir. Sf. 199 Alıntı;  Tekelistan I (İsimlerin İbranileştirilmesi) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 2. Basım Kasım 2006 – Sf.…

  • Kongre’de dönemin Milli Eğitim Bakanı Reşit Galip’in sunduğu, Orta Asya’da iç deniz olduğu ve bunun sonradan kuruduğu konulu tebliğini eleştiren Zeki Velidî Togan Türkiye’den kaçmak zorunda kalırken, Fuad Köprülü ise, hem Reşit Galip tarafından hem de onun kışkırttığı üniversite öğrencileri tarafından tehdit edildi ve uzun yıllar ikinci plana itildi. Sf. 248 Alıntı; Öteki Tarih III…

  • Ermeni devleti, daima, başında bir kral olsun veya olmasın, “naharar“ denen özerk prenslerden kurulu yapısı ile farklı bir siyasi yapıya sahipti. 50 naharar ailesi vardı ve tüm topraklar bunlarındı. Bu Ermeni Prensleri arazilerini ellerinde Batı Avrupa’da olduğu gibi, asker besleme karşılığı olarak tutmazlardı. Zaten askerlik hizmetine yükümlülük olarak değil bir ayrıcalık olarak bakılırdı. Bu Ermeni…

  • Anadolu’da, Hititler zamanından beri belli bir yol ağı vardı. Anadolu’nun coğrafi yapısı, yolların, coğrafi yer şekillerine uygun yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Bu bugün de böyledir. Yani, tarihin ilk zamanlarından beri, Anadolu yol güzergâhları çok fazla değişmemiştir. Lidyalılar, Persler ve krallıklar döneminde ticari ve askeri amaçlı yollar yapılmıştı. Seleukoslar, yeni kurdukları kentleri, bir yol ağı ile birbirine…

  • Kimon’dan sonra, Atina’da iktidara en köktenci demokratlar geldiler. Başlarında Efialtes vardı. Efialtes, varlığını yitirmiş asil bir aileden geliyordu. Atina’ya bağlı ve her konuda çok dürüst bir kişiydi. Yoksulların dostu idi. Ona göre, kentin esas sahipleri, en yoksul kesimlerdi. Yolsuzluk, rüşvet, irtikâp gibi suçlarla sonuna kadar mücadele etti. Ve hatta Areopage üyeleri bile soruşturmalardan kaçamadılar. Areopage’nin…

  • Bu tarihlerde, Mısır’da, bundan sonra düşünce hayatını çok etkileyecek olan biri yaşadı. Bu adı Hermes Tut olan bir terziydi. Daha sonra, Hermes Tut’a Yunanlılar Hermes Trismegistus (üç kez bilgin), Yahudiler Honok, Araplar Hermes-ül Heramise diyeceklerdir. Kırk iki yapıtı olduğu söylenen terzinin papirüsleri günümüze ulaşamamıştır. Onun düşüncelerini, öğretisini takip edenler sayesinde, Mısır ve Grek dilinde yazılmış…

  • Öldükten sonra dürüst insanları bekleyen son Sümer’de çözümlenmeden kalmıştır. Çünkü “cennet” Sümer mitolojisine göre ölümsüz tanrıların yeridir. Sümer’de ölümden sonra ödül (cennet) ceza (cehennem) meselesi net olarak çözümlenmemiştir. Ama bu kavramlara doğru gidişin ipuçları vardır. Alıntı; Bizimkiler I (İlkler MÖ 200.000 ile 1800) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 143)…

  • Sümer kent devletlerinde hayat sürerken, M.Ö. 2700 tarihinde, 50.000 kişinin yaşadığı Uruk kentinde Kral Gılgamış tahta çıktı. Alıntı; Bizimkiler I (İlkler MÖ 200.000 ile 1800) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 136) kitabından birebir alınmıştır.

  • Şimdi Doğu Anadolu dediğimiz bölgede, M.Ö. 3000 – 2000 yıllarına gittiğimizde, dağlarda ve ovalarda oluşan iki farklı kültür görülüyordu. Doğu Anadolu dağları, tırmanması neredeyse olanaksız dorukları, sık çalılarla örtülü yamaçları ile insanların hareket yeteneklerini tamamen ortadan kaldıran aşılmaz birer engeldir. Doğu Anadolu ovalarında, neredeyse Mezopotamya tarım kültürü seviyesinde, çok ilerlemiş bir kültür vardı. Dağlarda ise,…