Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Tekelistan – Yalçın Küçük
-
Erol adının Türkiye Yahudileri arasında çok yaygın olduğuna tanıklık etmektedir. Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 102) kitabından birebir alınmıştır.
-
Rıfat Bali, Amerika Birleşik Devletlerinin Ankara Büyükelçiliğini “Yahudi İstasyonu” olarak niteliyor; İkinci Dünya Savaşı sırasındaki Büyükelçi Steinhart’ın, öncekiler, O. Straus, A. Elkus, ve H. Morgenthau’nun da hep Yahudi olduklarını ortaya çıkartıyor. .. Abromowitz ve Grossman’ı da ekleyebiliriz. Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 102) kitabından birebir alınmıştır.
-
Sabatay Sevi’nin on sekiz emrinden biri ise Türkler ve aynı anlama gelmek üzere Müslümanlarla evliliği kesinlikle yasaklamaktadır. Sf. 101 Sabah, Vatan, Yeni Asır Sabatayistlerin İzmir’de kurdukları gazeteler. Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 101) kitabından birebir alınmıştır.
-
Türkiye Yahudilerinin bu isme eğilimini bir sır olmaktan çıkartmaktadır ve nerede ise öz isimleri sayıyorlar. Sf. 98 İbranice “b” ve “v” aynı sese işaret ediyorlar, dolayısı ile “Avram” ve “Abram” yazılışları aynıdır. Arabi, İbrani ve Türkçe isimler; sınırlı seçki; ARABİ İBRANİ TÜRKÎ Bin Ben Oğlu/ Zade Abu/ Ebu Avi Babası/ Reis Abd/ Abdi Abdi/Avdi/ Obadish …
-
Batı dünyasında hemen hemen her yerde Türkoloji, Yahudi kökenli öğretim üyelerinin elindedir. Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 97) kitabından birebir alınmıştır.
-
“man” veya “men”, “ar” veya “er” türünden, Yahudilerin ve özellikle eşkanazilerin isim yapmada sık sık kullandıkları bir ektir; bir anlamı “yapan” oluyor ve Bezmen böylece tam bir Yahudi sözcük olmaktadır. Sf. 93 Diasporada isim ve soy isim yapmak için, bir İbranî isminden mümkünse tek heceli bir sözcükten hareket etmek bir kural olarak karşımıza çıkıyor. ……
-
Eğer bana, yazma amaçlarım sorulursa, verebileceğim cevapların başında “doğru” yu yazmanın kendi hâlinde de doğru olduğu, düşüncesini sayabiliyorum; bu çıkarsız bir tutumdur. Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 92) kitabından birebir alınmıştır.
-
Diasporada yaşayanların iki ismi olmaktadır; birisine “gentile” isim deniyor, Musevî olmayan anlamındadır ve bir de İbranî isim olması zorunludur. Sf. 90 Osmanlı’da tutsak alınan Hristiyan çocuklarına da baba adı olarak “Abdullah” yazılıyordu, mezar taşına da. Fatih’in annesinin babasının adı da Abdullah olarak yazıyordu, demek tutsak bir cariyenin oğludur. Bu, Osmanlının ilk dönemlerinde Yeniçerilerin tümünün baba…
-
Türklerde din değiştirmelerin hep politik gerekçelere dayandığını ve bu nedenle Türklerin hiçbir zaman bir dinin bağnaz taraftarı olmadıklarını da biliyoruz. Orhan adı da pagan Tatarlardan alınıyor. Orhan’a gelince Müslümanlığını çok yüzeysel saymak zorunluluğu var. Bir kez Bursa’yı alınca, çevredeki Roma topraklarında, ne kadar Yahudi oturuyorsa bunları Bursa’ya çağırdığı bilinmektedir; o kadar öyle ki, gelen Yahudilere…
-
Ağzımızın “g” hariç, arka seslerden “u” sesini de sevmediğini görüyoruz. .. Belki de dilin azalan çabalar yasasına göre çalıştığı önermesi, açıklamalarda yardımcı olur. Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 83) kitabından birebir alınmıştır.
-
“İs ten polin” “kente doğru mu” anlamında bir söz. Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 86) kitabından birebir alınmıştır.
-
Kaşgarlı; “Boğaz harflerinden olan خ ھ ؏ harfleri dahi yoktur. Türk ağzı “h” harfini çıkarmayı sevmemektedir.” Gerçekten de Muhammet – Mehmet – Memet transformasyonu olmakla birlikte özensiz konuşmada hep “me’met” diyoruz ve bunu A’met veya bunu ka’ve örneklerinde de tekrarlıyoruz. Aslında bu “h” sesi birçok ağız için sorun yaratmaktadır; dilbilimciler İran halkının bu harfi söyleyememesinin…
-
Kurucu kabile söğüt çevresine geldiğinde pagan olduğu tezi de ilk defa ileri sürülmüyor. Sf. 73 İlk akla gelen de kurucusunun adının “Ataman” veya “Atman” olabileceğidir. Sf. 74 Osmanlı devletinin kuruluşuna kadar Türklerde bir tek Osman adına rastlanmamaktadır. Bunun dışında ise iki “Otman” adını görüyoruz; ayrıca “Orhan” bugün hâlâ Kürt köylerinde Urhan olarak söylenmektedir ve Arapların…
-
1916 yılında Oxford Üniversitesi yayınevi tarafından çıkartıldığında deprem etkisi yaratan Gibbons, Osmanlı’nın pek çok zaman ileri sürüldüğü üzere bir Türk kabile tarafından değil birçok dinden ve kavmin karışmasıyla oluşan yeni bir millet tarafından kurulduğunu ileri sürüyordu. Sf. 73 Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 73) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU…
-
Osman’ın dedesinin adının Süleyman veya Soliman olduğu rivayet edilmektedir. Babasının adı ise Er Togrul’dur; “togrul” yırtcı kuştur, çağro, balaban, tonga, togan veya doğan, hep ana hep aynı yırtıcı kuşun çeşitleridir. Kardeşlerine gelince; Tundar var, kendisi öldürüyor, Gündüz, dönüyor, bir diğerine, Neşri “Sarı Yatı” diyor, ancak tartışmalıdır bir çalışmanın yazarı Prof. Sümer “Sarı Batu” olduğundan kuşku…
-
Rus Albay Averyanov’un 1900 Tiflis baskılı çok değerli incelemesi. 19. Yy Türko – Rus ve İrano – Rus savaşlarında Kürtlerin davranışını ve politikasını ele alıyor, … bu savaşlarda Türkiyeli ve İranlı Kürtler, hep Rusya kuvvetlerinin yanında savaşıyorlardı. Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 64) kitabından birebir alınmıştır.
-
Goethe; “Bir dil bilen hiç dil bilmez.” Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 68) kitabından birebir alınmıştır.
-
19 Aralık 1997’de Beyaz Saray’da Clinton ile yapılan anlaşmaya göre; “Olağanüstü hâl kaldırılacak, boşaltılan köylere yeniden yerleşim, ifade özgürlüğünün genişletilmesi, işkence suçunun cezalandırılması, siyasi partiler üstündeki baskı ve kapatma tehdidinin son bulması, İnsan hakları savunucusu kişi ve kuruluşlara bakı yapılmaması, cezaevlerindeki politikacı ve gazetecilerin serbest bırakılması, ABD’den alınacak silahlar için angajman kurallarının belirlenerek kullanımının…
-
1999 yılı Başbakan Ecevit, Schröder’e mektup yazıyor; “.. Türkiye kendisine bir açık üyelik perspektifi verildiği, .. bir yol haritası verildiği taktirde reform süreci hızlanacaktır.” Diyor. Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 52) kitabından birebir alınmıştır.
-
İç savaşlar elit savaşlarıdır; elitler öldürülürler, bu başlı başına bir bellek silinmesidir. İç savaşlar, aynı zamanda, adi savaşlardan çok daha fazla korku genaratörüdürler; korku da aklın çalışmasını durdurduğu için bellek silinmesini hızlandırmaktadır. Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 39, 40) kitabından birebir alınmıştır.