Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Türk Tarihi
-
Yine daha sonra, eyer ve üzengi bulunduktan sonra atlar sayesinde Hunlar ve onların arkasından Asya steplerinin başka halkları dalgalar halinde gelip Roma İmparatorluğu’nu, ondan sonra kurulan devletleri titrettiler, en sonunda da MS 13. ve 14. yüzyıllarda Moğollar Asya ile Rusya’nın büyük bir bölümünü istila ettiler. Sf. 99 Alıntı; Tüfek, Çelik ve Mikrop (İnsan Topluluklarının Kaderi)…
-
Orta Asya’dan gelen bu fetih akınlarının sonuncularından biri de Türklerdi. Dilleri Hint-Avrupa ailesine ait değildi, daha çok bir diğer Asyalı süvari halkı olan Moğolların diline yakındı. Yaklaşık bin yıl önce Orta Asya’dan gelen Türk süvariler Anadolu’ya ve Hindistan’a saldırmaya başladılar. Bildiğiniz gibi Anadolu’yu fethettiler ve tarihin en ünlü kuşatmasından sonra Doğu Roma İmparatorluğu’nun başkenti İstanbul’u…
-
Osmanlı’da sadece asker değil, saraydaki Enderunlu da çamaşırını yıkamayı bilmek zorunda… Şehirdeki halk için de temizlik önemli; neredeyse hamamsız mahalle yok. Bunlar, vebayı azaltan sebeplerdir. Son tahlilde şunu söyleyebiliriz; Osmanlı’da veba var ama kırıcı olmuyor. Devlet-i Âliyye karantina sistemine de geçmiştir. Sf. 294 Alıntı; Türklerin Tarihi (Orta Asya’nın Bozkırlarından Avrupa’nın Kapılarına) – İlber Ortaylı (Timaş…
-
Osman Gazi’den bahsetmişken, kendisi halkla da bütünleşen bir yapıya sahip… Aynı zamanda da Selçuklularla bağlantıyı devam ettiren bir yönetim algısı var. Osman Gazi’nin önemli icraatlarından biri pazar kurması olmuştur. Nitekim pazar kurmak çok önemli; çünkü geleneksel devletlerde pazar yeri kurmak, belediye encümeni kararıyla olmaz. Mahallî halk izin ister, başlarında şeriat adamı olarak mutlaka kadı bulunması…
-
1960’ların başında Türkiye’ye gelen İtalya’nın ünlü sanat tarihi ve restoratörü Sanpaulesi, Halil İnalcık Hocamıza unutulmaz bir mukayese yapmıştı: “Konya yolu üzerindeki ünlü Sultan Hanı, Alaeddin Keykubad tarafından 1220’lerde yaptırıldı diyorsunuz, bu tarihlerde İtalya’da böyle büyük bir eser yoktur.” Profesörün mukayesesi doğruydu, ne var ki Selçuklu İmparatorluğu’nun da bu hanların büyüklüğünde bir sultan sarayı bile yoktu.…
-
Popüler tarihçi Yılmaz Öztuna şu vakayı nakleder: Miryokefalon Zaferi’nden sonra Kılıçarslan’ı tebrik için gelenler arasında ruhani reisler var, Ermeni Patriği de aralarında… Patrik, Sultan’a, “Muzaffersiniz, Tanrı mübarek etsin” diyor. Sultan da, “Dualarınız sayesinde” diye cevap veriyor. Anadolu Hıristiyanlarıyla da bir simbiosis söz konusu, yerli unsurla kaynaşılıyor. Olay, bir Müslüman komutanın, Roma ismine yakışır şekilde diğer…
-
Hilafetin yanında sultanlık, İslam devletini bağımsız olarak yöneten ve meşruiyeti hilafet çerçevesinde tartışılamayan bir kurum olarak ortaya çıktı. Şu kadarını belirtmek gerekir ki, Selçuklu Devleti bu sayede İslam ülkeleri üzerinde ilk defa gayri-Arap bir imparatorluk mesabesine yükseldi ve Miladî 11. asırdan itibaren İslam tarihi artık Türk dönemi diye nitelendirilir oldu. Sf. 143 Alıntı; Türklerin Tarihi…
-
8. ve 14. yüzyıllar arasında yalnızca Uygurlar tarafından değil, Orta Asya’nın diğer Türk toplumları tarafından da kullanılan Uygur alfabesi kültür tarihimizde Göktürk alfabesine oranla daha çok yaygınlık kazanmıştır. Öyle ki bu yazıyı Nasturî Hıristiyanlar ve Budistler de kullanmışlardır. Özellikle Moğol İmparatorluğu döneminde Uygur alfabesi, resmî yazışmalarda daha çok kullanıldı. Bunun nedeni, Türk ve Moğol ses…
-
Çölde yaşamak, denizde yaşamak gibi bir şey, yani denizcinin zihniyet ve tutumu gibi ölçülü, cesur, yaşayışını ve tavırlarını ayarlamasını bilen ve oradan çölde de ayrılmayan insanlar, mutlaka oraya dönmek isterlermiş. Meselâ, Türkler de atçıdır. At göçebesi başka türlüdür. Yine bir göçebe vardır, keçi ve koyunla geçinir; o da başka türlü bir göçebedir. Zavallı, fakir ve…
-
Ecdadımız ticaretten, sanayide anlamaz, bunları hep gayrimüslimlere bırakarak yan gelip yatmışlar; bu söylenir, bu öğretilirdi. Yanlıştır! Türk insanı ticaret ve sanayiden anlamadığını söylemek hatalı bir söylemdir. Aksine müthiş sanayi tutkunu bir millettir, buna başat bir tabir bulamadım, Türkler industriamanisı olan bir millettir, yani hastalık derecesinde endüstri düşkünüdürler. Sf. 65 Alıntı; Türklerin Tarihi (Orta Asya’nın Bozkırlarından…
-
Şunu da söyleyelim; Türkler Hıristiyan oluyorlar ama millî kimliklerini kaybetmiyorlar. Türkler arasında; hem Yahudi olmuş hem de Yahudiliğin iki dalına birden girmiş olanlar var; hâlâ Türkçe konuşuyorlar. Kırım’da Kırımçaklar var, Karayların aksine Talmud’a inanan, Ortodoks Yahudi inançlılar var. Ancak Türk dilinden başka dil bilmezler. Sf. 45 Alıntı; Türklerin Tarihi (Orta Asya’nın Bozkırlarından Avrupa’nın Kapılarına) –…
-
Diyelim ki Türkçe sözlerle şarkı söyleyen bir Ermeni, Yunan ya da Kürt hem Ermenice, Rumca ve Kürtçe olan tekstleri hem de kendi halk müziklerinin melodisini Türkçeye kazandırıyordu. Türkçe, en çok da bürokrasinin bulunduğu kent ve ilçe merkezlerinde etkinliğini sürekli arttırmaktaydı. Osmanlı imparatorluğunun büyümesi ve Hıristiyan Avrupa’nın içlerine doğru ilerlemesi, onu daha sistematik ve etkin bir…
-
Türk tarihi üzerine ciddi çalışmaları bulunan Sorbon Üniversitesi İslam Tarihi Profesörü Claude Cahen’in şu belirlemesi bu bakımdan dikkat çekicidir: “… On dördüncü yüzyılın ikinci yarısında bir kişinin Hristiyanlara ters düşen etkinliklerde bulunduğundan söz edilmesi, orta Anadolu’nun bütün yörelerinde bu dine bağlı kişilerin yaşamakta olduğunu ve Konstantinopolis’teki Patrikliğin bu uzak yörelerde bile bazı ilişkileri bulunduğunu göstermektedir.…
-
İngilizler binlercesini öldürdüğü halde Türkler onlara karşı hâlâ çok kibardı. Türk ve Anzak askerleri, bir yandan birbirlerine sigara ikram ediyor, bir yandan da ölülerini gömüyorlardı. Bir grup Türk, Aubrey’e gelip etrafta hiç subayları olmadığını ve ölülerin ceplerinden para alacaklarını söylediler ve kendisinden şahit olmasını istediler. Saat 16’de Türkler tekrar gelip Aubrey’e bir emri olup olmadığını…
-
“Kadınları, ne kendi erkeklerinin ne de yabancıların yanında peçe kullanıyor; vücutlarını da örtmüyorlar. Bir gün bir Oğuz’un evinde oturuyorduk. Karısı da yanımızdaydı. Biz konuşurken kadın bir ara vücudunun görünmemesi gereken bir tarafını açıp kaşıdı… Hepimiz gördük. Hemen ellerimizle gözlerimizi kapatıp, “Allah’ım, sen bize günah yazma,” diye yakardık. Kocası güldü, çevirmenimize şunları söyledi: “Sizin önünüzde açılmamızın…
-
“Ertesi gün Türklerden biri karşımıza çıktı. Görünüşü pek çirkin ve kirliydi, davranışları kaba ve nefret uyandırıcıydı. O sırada sağanak yağmur altında ilerliyorduk. O, “Durun!” diye bağırdı. 3000 hayvan ve 5000 kişiden oluşan kervan olduğu yerde durdu. Adam, “Biriniz bile bir adım ileriye geçmeyeceksiniz” dedi. Emrine uyup durduk. “Biz Kudarkin’in (vali) dostlarıyız” dedik.” Sf. 40 “Bunlar…
-
Üçüncü Hint Babür İmparatoru, 1560-1605 yıllan arasında hüküm sürmüş olan Ekber’in hoşgörü ve işbirliği ruhu ve bütün inançlara gösterdiği saygı çok çarpıcıdır. Hindulara gösterdiği duyarlılıkla vejetaryen olmuş, çok sevdiği avcılığı bırakmış ve doğum gününde veya kutsal Hindu mekânlarında kurban kesilmesini yasaklamıştır. 1575’te bütün dinlerden bilim adamlarının buluşup Tanrı üstüne tartışabilecekleri bir “İbadethane” kurmuştur. Sf. 380,…
-
1071 yalındaki savaşa gelince, burada yanlış olan şöyle görünüyor; millet olmak bir ‘aidiyet’ bilincidir ve bu dönemde, dünyanın hiçbir yerinde aynı kandan gelenler arasında bir aidiyet bilinç veya duygusu bulunmuyor. Dolayısıyla Malazgirt’te, cephenin iki yanında olanlara “Türk” demek imkânı yoktur; bunların birbirine bağlılık duygularından ve bir millet olmalarından söz etmek mümkün görünmüyor. “Millet” tarih sahnesine…