Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Türk Tarihi
-
a)Türkoloji İngiliz emperyalizminin icadıdır ve daha çok Rusya’nın İç Asya’yı kolonize etmesine bir çare olarak düşünülmüştür. Türkiyat’ın Türkiye’ye atlaması daha sonra gerçekleşiyordu. b) Rusya buna karşı olarak Kürdoloji’yi buluyor ve geliştiriyordu, karşı silah olmuştur. c)Türkoloji’nin temellerinin Macar asıllı İngiliz istihbaratçısı Vambery ile Fransız Cahun olduğunu biliyoruz ve bugünün en popüler temsilcileri ise, Anglo – Amerikan…
-
Gerçekten biz Türklerde din var, iman yoktur ve hiç olmadığını söylemek zorundayız. Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 262) kitabından birebir alınmıştır.
-
İbrani İsimler Sözlüğü, “Aylin”, “Eileen” biçiminde kayıtla Helen’e yakın olduğuna işaret etmektedir. Sabatayistlerin kızlarına isim koyarken “Elçin” adına özel bir eğilim belirttiklerini de görüyoruz. Alçin ve Elçin Moğollarda bir isim olmaktadır. Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 121) kitabından birebir alınmıştır.
-
Türkiye Yahudilerinin bu isme eğilimini bir sır olmaktan çıkartmaktadır ve nerede ise öz isimleri sayıyorlar. Sf. 98 İbranice “b” ve “v” aynı sese işaret ediyorlar, dolayısı ile “Avram” ve “Abram” yazılışları aynıdır. Arabi, İbrani ve Türkçe isimler; sınırlı seçki; ARABİ İBRANİ TÜRKÎ Bin Ben Oğlu/ Zade Abu/ Ebu Avi Babası/ Reis Abd/ Abdi Abdi/Avdi/ Obadish …
-
Batı dünyasında hemen hemen her yerde Türkoloji, Yahudi kökenli öğretim üyelerinin elindedir. Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 97) kitabından birebir alınmıştır.
-
Diasporada yaşayanların iki ismi olmaktadır; birisine “gentile” isim deniyor, Musevî olmayan anlamındadır ve bir de İbranî isim olması zorunludur. Sf. 90 Osmanlı’da tutsak alınan Hristiyan çocuklarına da baba adı olarak “Abdullah” yazılıyordu, mezar taşına da. Fatih’in annesinin babasının adı da Abdullah olarak yazıyordu, demek tutsak bir cariyenin oğludur. Bu, Osmanlının ilk dönemlerinde Yeniçerilerin tümünün baba…
-
Türklerde din değiştirmelerin hep politik gerekçelere dayandığını ve bu nedenle Türklerin hiçbir zaman bir dinin bağnaz taraftarı olmadıklarını da biliyoruz. Orhan adı da pagan Tatarlardan alınıyor. Orhan’a gelince Müslümanlığını çok yüzeysel saymak zorunluluğu var. Bir kez Bursa’yı alınca, çevredeki Roma topraklarında, ne kadar Yahudi oturuyorsa bunları Bursa’ya çağırdığı bilinmektedir; o kadar öyle ki, gelen Yahudilere…
-
Kaşgarlı; “Boğaz harflerinden olan خ ھ ؏ harfleri dahi yoktur. Türk ağzı “h” harfini çıkarmayı sevmemektedir.” Gerçekten de Muhammet – Mehmet – Memet transformasyonu olmakla birlikte özensiz konuşmada hep “me’met” diyoruz ve bunu A’met veya bunu ka’ve örneklerinde de tekrarlıyoruz. Aslında bu “h” sesi birçok ağız için sorun yaratmaktadır; dilbilimciler İran halkının bu harfi söyleyememesinin…
-
Kurucu kabile söğüt çevresine geldiğinde pagan olduğu tezi de ilk defa ileri sürülmüyor. Sf. 73 İlk akla gelen de kurucusunun adının “Ataman” veya “Atman” olabileceğidir. Sf. 74 Osmanlı devletinin kuruluşuna kadar Türklerde bir tek Osman adına rastlanmamaktadır. Bunun dışında ise iki “Otman” adını görüyoruz; ayrıca “Orhan” bugün hâlâ Kürt köylerinde Urhan olarak söylenmektedir ve Arapların…
-
1916 yılında Oxford Üniversitesi yayınevi tarafından çıkartıldığında deprem etkisi yaratan Gibbons, Osmanlı’nın pek çok zaman ileri sürüldüğü üzere bir Türk kabile tarafından değil birçok dinden ve kavmin karışmasıyla oluşan yeni bir millet tarafından kurulduğunu ileri sürüyordu. Sf. 73 Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 73) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU…
-
Osman’ın dedesinin adının Süleyman veya Soliman olduğu rivayet edilmektedir. Babasının adı ise Er Togrul’dur; “togrul” yırtcı kuştur, çağro, balaban, tonga, togan veya doğan, hep ana hep aynı yırtıcı kuşun çeşitleridir. Kardeşlerine gelince; Tundar var, kendisi öldürüyor, Gündüz, dönüyor, bir diğerine, Neşri “Sarı Yatı” diyor, ancak tartışmalıdır bir çalışmanın yazarı Prof. Sümer “Sarı Batu” olduğundan kuşku…
-
Kültür bir yaşam biçimidir ve eninde sonunda bir bellek demektir. Türklüğün belleği siliniyor, kültürü kazınıyor, kimliği yırtılıyor. Türklük, belki dünyada hiçbir kavimde görülmeyecek kolaylıkta sömürgeleşiyor. Peki, buna kim itiraz ediyor? Peki, kaç aydın bunun farkında görünüyor? Sf. 274, 275 Alıntı: El Kitabı – Yalçın Küçük (Akış Yayıncılık 1. Baskı Kasım 1997 – Sf. 274, 275)…
-
Bir; Türk dili ve özellikle halk dili Türkmen Türkçesi, çok uzun yıllar Farsça tarafından kolonize edilmişti. Bunun bir uzantısı var; Arapçanın Türkçe üzerine yayılması çok daha sonraki yüzyıllara denk düşüyor ve halka inmeden sadece Osmanlı aydınlarında sınırlı kalıyor. Bunun da bir uzantısı var; Türkçedeki Arapça baskısı esas olarak Farsça üzerinden geliyor. İki; Türkçe Farsçadan kurtulmadan…
-
Güce inanıyordu; “Ancak kılıçlı el hükümdar asası tutabilir.” Şeklindeki Tatar atasözünü şiar edinmişti. Acımasızdı. Sf. 204 Alıntı: Bozkurt (Kemal Atatürk’ün Yaşamı) – Harold C. Armstrong, (Arba Yayınları 4. Baskı Şubat 1997 – Sf. 204) kitabından birebir alınmıştır.
-
(Yalçın Küçük;) Timuçin, bir kurultay seçimi ile İmparator seçilip, Cengiz oluyor. O ölünce oğlu da, Ogedai, Oktay da kurultay tarafından İmparator seçiliyor. Alıntı: Kürt Bahçesinde Sözleşi – Yalçın Küçük ve Abdullah Öcalan (Başak Yayınları Nisan 1993 1. Baskı – Sf. 259) kitabından birebir alınmıştır.
-
Osmanlı’nın Avrupa’yı, Batılı tarihçilerin deyimiyle “kemirmesi”, Türk tarihçilerinin deyimi ile Avrupa’nın “Kucak açması” çok büyük ölçüde, Osmanlı askerlerinden önce Osmanlı elçilerinin fethedilecek ülkenin tüccarları ile anlaşması ile gerçekleşiyor. Bu sırada dünyanın en kalabalık kenti İstanbul ve geniş çevresinde hep tüccar devletler yer alıyor. Osmanlı, tıpkı Bizans’ın yaptığı gibi iki tüccar devleti, Venedik ve Ceneviz, birbirine…
-
“Türkiye’de çok devlet kurulmuş. Türklerin örgütçü olduğunda hiç kuşku yok. Aynı zamanda kayıtlara düşkün. Mustafa Kemal ve arkadaşları kadar kayıtçılığa düşkün bir başka ihtilalci kadro bulmak güç.” Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 634) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Türkçülük, çaresizlikten doğuyor. …Ernest Jaeck adlı bir Prof. Almanya tarafından Pantürkizm’in resmi yöneticiliğine teorisyen olarak atandı.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 181, 182) kitabından birebir alınmıştır.
-
(Ord. Prof. Fuat Köprülü’nün “Bizans Müesseselerinin Osmanlı Müesseselerine etkisi” adlı kitaptan;) “Bizans esnaf örgütü ile Osmanlı devri esnaf örgütü arasında bazı benzerlik noktaları pek göze çarpıcı olduğu gibi….. Bizans İmparatorlarının yabancı tüccarları memleketlerine çekmek için verdikleri imtiyazlar (ayrıcalıklar) yani kapitülasyonlar, yalnız Osmanlılarda değil, Selçuklularda, hatta Akdeniz kıyılarına hâkim çeşitli İslam devletlerinde de vardı. Selçuklular, Hıristiyan…
-
“Köksüz Türk, Anadolu’daki ilk devletine “Roma Selçukluları” adını uygun görüyor. Resmi yazışmalarını Arapça yapıyor. Ve yöneticilerine Keyhüsrev, Keykavus, Keykubat türünden Farsça isimler koyuyorlar. (Rum Arapçada Roma demek) Bu devletin yıkıntıları üzerinden büyümüş şairi de Arapça Romalı anlamına gelen Rumi kelimesini beğenerek Mevlana Celaleddini Rumi oluyor. Türkçe, yok denecek kadar az şiir yazıyor, bunun yerine ve…