Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
recent posts
- NURİ DERSİMİ, “MİLLETLER CEMİYETİ UMUMİ KÂTİPLİĞİNE” BAŞVURUDA BULUNDU
- DERSİMLİLER LİDERLERİNİ PUSUYA DÜŞÜRÜP ÖLDÜRMÜŞLER
- DERSİM’DEKİ İLK ASKERİ BİRLİĞİN KOMUTANI ELAZIĞ’IN MIĞI KÖYÜNDEN VE ALEVİ
- DERSİM HAREKÂTI NEDEN 1937 YILINDA YAPILDI
- “CUMHURİYETİN KAHREDİCİ ORDULARI TARAFINDAN MAHVEDİLECEKSİNİZ”
about
Kategori: Türkler, Türkçülük, Orta Asya
-
Ancak, Qoçgîrî’de yurtsever harekete öncülük edenler, Dersim’in tamamının dayanışması ve aktif desteği olmadan başarıya ulaşamayacaklarının bilincindeydiler. Bu nedenle de Refahiye Kaymakamlığına vekâlet etmekte olan Haydar Bey’in kardeşi Alişan Bey Ovacık’a gelmiş, bazı aşiret reislerini de yanına aldıktan sonra Hozat’a geçmiş ve büyük bir toplantı düzenlemişti. Aşiret reisleri toplantıda Qoçgîrî’yi sonuna kadar destekleyeceklerine, ayaklanmaya katılacaklarına söz…
-
Şahsen çocukluk ve gençlik yıllarımda onlarca Ceme katılmış biriyim. Bu cemlerde kullanılan dilin de yine Kürtçe olduğunu benim gibi Dersim’de büyümüş herkes bilir. Buna karşın Türkçe dua hiç yok muydu? Vardı elbet. Örneğin, Türkçeye “Gülbenk” diye uyarlanmış olan, Kürtçesi ise “Gulvang” ya da “Gulbatıg” denilen dua çoğunlukla Türkçeydi. Sf. 281 Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği…
-
Diyelim ki Türkçe sözlerle şarkı söyleyen bir Ermeni, Yunan ya da Kürt hem Ermenice, Rumca ve Kürtçe olan tekstleri hem de kendi halk müziklerinin melodisini Türkçeye kazandırıyordu. Türkçe, en çok da bürokrasinin bulunduğu kent ve ilçe merkezlerinde etkinliğini sürekli arttırmaktaydı. Osmanlı imparatorluğunun büyümesi ve Hıristiyan Avrupa’nın içlerine doğru ilerlemesi, onu daha sistematik ve etkin bir…
-
Türk tarihi üzerine ciddi çalışmaları bulunan Sorbon Üniversitesi İslam Tarihi Profesörü Claude Cahen’in şu belirlemesi bu bakımdan dikkat çekicidir: “… On dördüncü yüzyılın ikinci yarısında bir kişinin Hristiyanlara ters düşen etkinliklerde bulunduğundan söz edilmesi, orta Anadolu’nun bütün yörelerinde bu dine bağlı kişilerin yaşamakta olduğunu ve Konstantinopolis’teki Patrikliğin bu uzak yörelerde bile bazı ilişkileri bulunduğunu göstermektedir.…
-
Horasandan hicret ederek Dersime gelmişlerdi. 700 Hicri tarihinde Dersime gelen bu aşiretlerden başlıcaları: Şeyh Hasanan, Kureyşan, Hormekan, Izolan, Şadyan, Karsanan, Millan ve Bamasûran Kürt kabileleri olup baştaki halifeleri Kureyş ve Bamasor idiler…” Sf. 113 Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 113) kitabından birebir alınmıştır.
-
Hatta bazı yörelerde, Sünniler arasında kadın Alevilere oranla daha rahat ve özgürdür. Bunu, bizzat kendi yörem olan Kiğı’dan (Gexî) biliyorum. Alevi ve Sünnilerin iç içe yaşadıkları Kiğı’nın Sünni köylerinde, kadınların Alevi köylerindeki hemcinslerine göre kısmen daha iyi durumda oluşları, benim için hep dikkat çekici olmuştur. Örneğin, Dersim Alevilerinde, 25-30 yıl öncesine kadar genç kadınlar, erkekler…
-
Tokat’a bağlı Zile ilçesinin köylerinde yerleşik Sıraç Alevilerinin dedelerinden Ali Kurt, günlük yaşamda içki kullanmaya karşı olmadıklarını ama ibadet anında böyle bir şeye kesinlikle izin verilmediğini belirtiyor. Buna karşılık Gümüşhacıköy dedelerinden Haydar Dede, ibadet anında “dem” içtiklerini söylüyor ve “Biz dem içenleri Türk, içmeyenleri de Arap kabul ederiz” eklemesinde bulunuyor. Sf. 38 Alıntı; Dersim Merkezli…
-
İngilizler binlercesini öldürdüğü halde Türkler onlara karşı hâlâ çok kibardı. Türk ve Anzak askerleri, bir yandan birbirlerine sigara ikram ediyor, bir yandan da ölülerini gömüyorlardı. Bir grup Türk, Aubrey’e gelip etrafta hiç subayları olmadığını ve ölülerin ceplerinden para alacaklarını söylediler ve kendisinden şahit olmasını istediler. Saat 16’de Türkler tekrar gelip Aubrey’e bir emri olup olmadığını…
-
Abraham Firkowich, XIX. yüzyılın en renkli bilim insanlarından biridir, bu kitaba kendisiyle ilgili ayrı bir ek konmasını bile hak eder. Kendi alanında yetkin bir insandı, ama aynı zamanda mensubu bulunduğu Karaimlerin öteki Yahudilerden ayrı olduğunu Çarlık Rusya’sına kabul ettirmeye, bu nedenle Karaimlere Yahudiler gibi ayrı bir işlem yapılmaması gerektiğini kanıtlamaya çalışan, kendine özgü amaçlara sahip…
-
Daha sonra Bolşeviklerle arasında anlaşmazlık çıktı ve İran’a kaçtı. Türk dili uzmanı olarak (Başkir dili de Türkçedir) 1924 yılında Ankara’da, Mustafa Kemal’in Milli Eğitim Bakanlığı’nda danışman olarak göreve başladı. Bunu izleyen yıllarda İstanbul Üniversitesi’nde Türkçe profesörü oldu. Yedi yıl sonra ondan ve öteki profesörlerden uygarlığın Türklerden doğduğu yönünde eğitim yapmaları istenince, istifa edip Viyana’ya gitti.…
-
Bu kitapta sunulan görüşe göre, bu eski Yahudilerin çoğunluğu Türk kökenlidir. Aralarına biraz da Filistinli ya da başka toplumlardan kişiler katılmıştır. Bilemediğimiz başka bir şey de, “Yahudi burnu” ya da tipik sayılan öteki niteliklerin hangi oranda gettodaki cinsel seçilimin ürünü ya da kabile içindeki baskın bir genin sonucu olduğudur. Sf. 236 Alıntı; On Üçüncü Kabile…
-
Kitabın 2. Bölümünde de, Doğu Yahudiliğinin ve dolayısıyla dünya Yahudiliğinin büyük çoğunluğunun Sami kökenli olmayıp, Hazar-Türk kökenli olduğunu ortaya koyan tarihsel kanıdan derledim. Sf. 235 Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 235) kitabından birebir alınmıştır.
-
Burada da karşımıza aynı tip sonuçlar çıkmaktadır: “Çeşitli ülkelerdeki Yahudi olan ve olmayan insanların sefalik endeksleri karşılaştırıldığında, aynı ülkede yaşayan Yahudi ve Hıristiyan halkın ölçülerinde benzerlik görülürken, çeşitli ülkelerde yaşayan Yahudiler arasında büyük ayrılıklar saptanmıştır. Bu durumda Yahudilerin ırk bakımından birbirinden farklı oldukları sonucuna varmak kaçınılmaz görünmektedir.” Farkların en büyüğü ve en belirgini de Sefardilerle…
-
Fishberg bundan sonra Polonya, Avusturya, Romanya, Macaristan ve öteki ülkelerdeki Yahudileri ülkenin asıl halkıyla karşılaştıran istatistiklere dönmüştür. Bundan çıkan sonuç yine şaşırtıcıdır. Her ülkenin Yahudi’sinin vücut yapısı, o ülkenin halkının boyuyla ve yapısıyla orantılı olarak değişmektedir. Sf. 216 Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları,…
-
1900 yılında yayımlanan The Races of Europe [Avrupa Irkları] adlı dev eserde William Ripley şöyle demektedir: “Avrupa Yahudilerinin hepsi ufak tefektir. Bu yetmiyormuş gibi, çoğunlukla kavruk kalmışlardır.” Sf. 216 Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 216) kitabından birebir alınmıştır.
-
Eski ve acı bir çekişmeyi özetlemeye çalışan Raphael Patai şöyle yazmıştır: Fiziksel antropolojinin bize gösterdiğine göre, yaygın inançların tersine, Yahudi ırkı diye bir ırk yoktur. Dünyanın pek çok yerinde yaşayan Yahudilerin antropometrik ölçüleri, önemli fiziksel özellikler bakımından bunların birbirlerinden çok farklı olduklarını ortaya koyar. Yapıları, kiloları, ten renkleri, sefalik endeksleri, yüz endeksleri, kan gruplan hiç…
-
Günümüz Yahudileri iki ana gruba ayrılır: Sefardiler ve Aşkenaziler. Sefardiler, eski çağlardan beri İspanya’da yaşayan Yahudilerin soyundan gelmektedir. Bu İspanya Yahudileri, XV. yüzyılda İspanya’dan çıkarılmış, Akdeniz’e yakın başka ülkelere, Balkanlara, daha az olarak da Batı Avrupa’ya yerleşmişlerdir. Konuştukları dil, İspanyolca – İbranice karışımı olan Ladino’dur. Bunlar kendi geleneklerini, ayin usullerini korumuşlardır. 1960 tahminlerine göre sayıları…
-
Daha önceki bölümlerde sunulan kanıtlar göz önüne alınınca, kaynaklara en yakın durumda olan Polonya tarihçilerinin “Yahudi nüfusunun en büyük bölümünü Hazarlar oluşturmuştur,” tezinde neden birleştiğini anlamak kolaylaşıyor. İnsanın içinden Kutschera gibi durumu biraz abartıp, “Doğu Yahudiliği yüzde yüz Hazar kökenlidir,” diyeceği geliyor. Sf. 199 Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur…
-
Kadınlar ise XIX. yüzyıl ortalarına kadar uzun beyaz türban takmaktaydılar. Bu başlık da Kazak ve Türkmen kadınlarının taktığı jauluk’un eşidir. (Günümüzde dindar Yahudi kadınlar türban yerine kendi saçlarından yapılmış bir peruk takmaktadır, çünkü saçları evlendikleri zaman tıraş edilmektedir.) Sf. 185 Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak,…