Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Türkler, Türkçülük, Orta Asya

  • Moğol – Cengiz sülalesi de hanedan mensuplarının boğularak öldürülmesini yasa sayıyor. Sf. 70 Alıntı; Fatih Sultan Mehmet (Yirmibir Yaşında Bir Çocuk) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ekim 1987 – Sf. 70) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türklerin tarihi, en önemli bölümleri itibariyle hep düşmanları tarafından yazılmıştır. Sf. 36 Alıntı; Fatih Sultan Mehmet (Yirmibir Yaşında Bir Çocuk) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ekim 1987 – Sf. 36) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mısır’da Türk köle askerleri hem Saray’da yükseliyor ve hem de asil Arap kadınlarıyla evlenerek Saray entrikalarının içine girebiliyorlar. Memlûk İmparatorluğu veya Türk Kölemen Devleti, işte bu tür evlilik ve evliliklerin imkân verdiği Saray entrikalarından çıkıyor; Türk köle askerler yükselerek Arap yöneticileri deviriyorlar, kendi adlarına hanedan sülâlesi kuruyorlar. Sf. 28 Alıntı; Fatih Sultan Mehmet (Yirmibir Yaşında…

  • Yalnızca eylemciydiler; göçerler, adları üzerinde sürekli hareket ediyorlar. Yurt ve aile bağları, sürekli hareket eden göçerlerin dünyasının dışında kalıyor… Bağsızlık inançsızlıktır. Sf. 26 Alıntı; Fatih Sultan Mehmet (Yirmibir Yaşında Bir Çocuk) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ekim 1987 – Sf. 26) kitabından birebir alınmıştır.

  • Karaman’dan Erzurum’a kadar olan mahallerin Hristiyanları, Türk, Gürcü ve Kürt taifeleri ile mahlût olduğundan (karıştıklarından) dolayı buradan da oğlan devşirilmez veya pek dikkatli olunurdu. Sf. 20 Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu Yayını, Sf. 20) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türkleştirme politikalarının en başlıca savunucusu, Moiz Kohen olan adım değiştiren Munis Tekinalp, Yahudilerin “Türk milli birliğine” uyum sağlamaları için “on emir” hazırladı: 1. Adlarını “Türkçeleştir. 2. Türkçe konuş. 3. Havralarda duaların hiç olmazsa bir kısmım Türkçe oku. 4. Mekteplerini Türkleştir. 5. Çocuklarını memleket mekteplerine gönder. 6. Memleket işlerine karış. 7. Türklerle düşüp kalk. 8.Milli iktisat…

  • Örneğin, İzmir ve Milas Yahudileri Ladino yerine Türkçe konuşulmasını sağlamak için “Türkçe Konuşturma Birliğini” kurdular.  Türkçeyi Yahudilerin anadili yapmak istediklerini bildirdiler. İzmir Yahudileri arasında Yahudi adları yerine Türkçe adların alınması yaygınlaştı. Erkekler arasında en çok Yakub, Kemal, Yusuf; kadınlar arasında Feride, Saadet adlarına rastlandı. Milas’taki Türkçe Konuşturma Birliği’nin kurucularından Yakub Kemal Beri çocuklarına, Altay, Cengiz,…

  • 1938 yılında İngiltere’nin Ankara büyükelçisi Percy Loraine “gizli” kaydıyla Londra’ya gönderdiği “Notes On Leading Turkish Person Alities” adlı raporunda Türkçülük fikrinin önde gelen isimlerinden Ağaoğlu Ahmed hakkındaki notu ilginçtir: “Ahmed Ağaoğlu, İslamiyet’i seçmiş Kafkas kökenli bir Yahudi’nin oğludur.” Bu raporun yazar Halide Edip Adıvar’ın verdiği bilgilere göre yazıldığı iddia edilmektedir. Halide Edip Adıvar’ın Sabetayist olduğu…

  • “Yahudilerin kendilerini Türk olarak tanımlaması” fikrini savunan sadece Moiz Kohen (Tekinalp) değildi; İzmir Yahudi’si Selim Mizrahî gibi isimler de benzer görüşü yayan birçok yazı kaleme aldılar. Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 169) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir bayrak, bir efsane kahramanı olan Binbaşı Enver kimdi? Asıl adı İsmail Enver’di. 12 Kasım 1881 İstanbul doğumluydu. Hacı Ahmed-Ayşe çiftinin altı çocukları var: Enver, Nuri, Kâmil, Ertuğrul, Hasene ve Mediha. Enver, baba tarafından Gagavuz Türklerindendi! Sf. 113 Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 113)…

  • Büyük keşiflerin, Türklerin İstanbul’u alarak Doğu yollarını kesmeleri üzerine zorunlu hâle geldiği iddiası ciddiyetten uzaktır; bir kez İstanbul’un Fethi sembolikti ve Türkler o zamana kadar yeterli ölçüde ilerlemişti. İkincisi; Türkler hiçbir zaman ticarete engel çıkartmadılar ve kapitülasyonlar vermek te dâhil her yolla özendirmişlerdir. Üçüncüsü asıl zenginliğin Hindistan’da olduğu çok önceden biliniyordu, karayolu hem çok pahalı…

  • Birinci Selim, İdris-i Bitlisi’nin de yardımıyla Kürt iklimini zapt ettiği zaman, buraları yönetmemeyi tercih etmişti. Kürt feodalleriyle bir üst egemenlik üzerinden anlaşıyordu. Anlaşma yazılıdır ve feodal devlette, Lordun vasalları ile yaptıklarından çok daha ayrıntılı olduğunu tespit edebiliyoruz. Hükümdar ya da Hükkâm denilen Kürt prensleri, ayrı ayrı, askerlik ve vergi meselelerinde ve kuşkusuz yargıda egemen oluyorlardı…

  • “Fransa’nın zaptı kolay fakat yönetimi zor ve Türkiye’nin, Osmanlı demek istiyorum, zaptının zor fakat yönetiminin kolay olduğu” yollu formülü hem hârika hem de dâhiyanedir. Alıntı: Tekeliyet II (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 43 ile 47 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Moğollarda en büyük şef de, buna imparatorluklarda Cengiz denilmektedir, “Fatih” adı verilen bir asamblede yapılan seçimle belirleniyordu. “Fatih” çalışmamda Osmanlı Sultanlarının da seçimle geldiğini gösterebilmiştim; bir Sultan’ın tahtının belli bir döneminden itibaren başlayan ve muhtemel adayların, şehzadelerin demek istiyorum, öldürülmesi şeklinde devam eden süreç bir Sultan seçimidir. .. Kanlı seçimdir ve seçmenler, partiler şeklinde örgütlenen…

  • Öte yandan Marks, Rus Çarlığını genel bir demokratizasyonun en büyük engellerinden birisi olarak görüyordu; bu nedenle Rusofob ve Türkofil’di (Rusları sevmez ve Türkleri severdi) ve dolayısıyla Rusya’nın büyümesine baraj olabileceği düşüncesiyle Türkiye’yi ve Rusya’yı zayıflatacağı için de Polonyalıları tutuyordu. Sf. 34 Alıntı: Tekeliyet II (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 34)…

  • Yahudiler için Müslümanlar her zaman Hristiyanlara tercih edilmiştir ve Arap bağlarından koparılmış ve hatta Araplardan nefret eder bir hâle getirilmiş Türkler, çokça tercih ediliyordu. Alıntı: Tekeliyet I (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 238) kitabından birebir alınmıştır.  

  • Hazar sözcüğünün “gezmek” veya “gazmak” fiilinden geldiği de ileri sürülüyor “gazar” olabilir, “gezer” de telaffuz edebiliriz, gerçekte bir Türk kavmi olduğu kesindir. Hazar devleti Kırım’a kadar uzanan toprakları merkez alan büyük bir imparatorluktu.  O sıralarda şaman olduklarını tahmin edebiliriz. Türklerde din değiştirmenin toplu ve politik olduğunu biliyoruz, Hazar Kağanı Batıdan Hristiyanlık ve Doğu’dan İslam tarafından…

  • Nâzım Hikmet’in büyük dedesi Konstantin Borjenski’yi, -alias Mustafa Celalettin Paşa- Türkoloji’nin kurucusu saymak mümkün mü? Türkist Yusuf Akçura’nın yazımına bakacak olursak, böyle düşünmemiz gerekmektedir.          “Bu Leh asilzadesinin en büyük hırs ve hevesi savaştı. Daha pek gençken, birinci vatanını kurtarmak emeliyle 1848 İhtilali’ne bir Leh ihtilalcisi sıfatıyla katıldığı gibi, ikinci vatanını korumak amacıyla da 1850’den 1876’ya…

  • “Dinsellikle bu Türk – Kürt ikilemi, Türkoloji ve Kürdoloji’nin doğuşunda da kendini göstermektedir; eğer yapılan analizler doğru ise, Türkoloji, esasında bir İngiliz keşfi ise, Fransa bu keşfi geliştiriyordu Rusya’nın da Kürdoloji’yi keşfederek buna cevap vermesini beklemek zorunludur. Gerçekten de, burada çok kısa olarak bunu göstermek imkânımız var. Kürdoloji çalışmalarını, zaman zaman “Kürdoloji’nin Babası” olarak ta…

  • Türkler’in, son derece paradoksal bir niteleme ile yüzeyde dindar oluşları ya da sık sık din değiştirmeleri, bir kapıdır; bilimsel bir kışkırtıcılığı var ve cezbediyor. Türkler’in teorileri, en yakın pratikleridir. Türk dilinin dehasını da somuta karşı durdurulamaz bir eğilimde görüyoruz; pratiği teori bilmeleri ile tutarlıdır.  Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002,…