Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
about
Kategori: Türkler, Türkçülük, Orta Asya
-
Herbert Adams Gibbons, İstanbul’a bir görevle geldiğinde, herhalde böyle bir çalışma yapacağını hiç düşünmemişti. 1916 yılında, Oxford Üniversitesinden “The Foundation of the Ottoman Empaire” teziyle doktorasını aldı. Sf. 32 Gibbons’un, çalışmasının ilk bölümünün başlığı, “Osman: A New Race Appears in History” olup, Ragıp Hulusi, bunu “birinci mebhas” ve “Osman: Tarihte Yeni Bir Irk Zuhur Ediyor”…
-
Fatih, Konstantinapol’ü fethetmemiş olsaydı da yine Fatih’tir. Kapısında ölüm beklerken hülya kurabiliyordu. Osmanlı düzeninin doruğudur ve belki de Osmanlı bu dorukta bitmiştir. Sf. 18 Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi 1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 18) kitabından birebir alınmıştır.
-
Hepsi, sultanları “çok güçlü” çizerler. En güçlüleri dahi, bir anlamda, zavallıdır; Mehmet, sadrazamı Çandarlı Halil’in Bizans’ın casusu olduğunu biliyordu, dokunamamıştır ve kinini içine attığı kesindir. Güçleri anlıktır. Mehmet’i de tahta bir çıkardılar ve bir indirdiler. Çeliğe su verdiler. Oğlu Bayezid, babasının katili idi, kendi oğlu Selim’in verdiği zehirle öldü. Bayezid bir zehirleme uzmanı idi, zehirlendi.…
-
Geleneksel olarak “Osmanlı” ki “Osmani” ya da “Osmanist” anlamındadır, halkına “Türk” demek çok yanlıştır ve demediler, evvelinde “Atamanlı” bilindiler ve öncüleri Türk idiler, yepyeni bir kavim. Sf. 11 Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi 1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 11) kitabından birebir alınmıştır.
-
Ama Tehcir’in arifesindeki yıllarda, biz erkeklerin yöresel kıyafetleri neredeyse görünmez oldu. Salta, şalvar, entari giyen kalmadı. Sadece orada burada köyden hiç dışarı çıkmayanlarda görünür oldu. Herkes İstanbul’dan, yurtdışından getirilmiş pantolonları, ceketleri giyinirdi. Türkler ve Kürtlerse yöresel kıyafetlerini giymeyi sürdürdüler. Sf. 192 Alıntı; Turna Nereden Gelirsin? – Hagop Mıntzuri, (Aras Yayınları 2. Baskı, 2012 – Sf. 192)…
-
“Emrediniz, dünyanın en iyi insanı ve en cömert düşmanı olurlar, emrediniz, babalarını döverler, annelerinin bağırsaklarını deşerler ve bütün bunları da sükûnet içinde yaparlar, sanki bir iş yapmıyorlar ya da çok iyi bir iş yapıyorlar, bu havadadırlar. Umutsuzluktan kaynaklanan ya da sıtma-vurmuş insanda görünen bir ataletleri var; en dayanıklı ve şevksiz askerler işte bunlardır.” Lawrence, Türklerden…
-
Bizim “gıda” dediğimize, Farisidir ve çok eskiden ise “gaza” diyorlardı ve Türkmen halkımızda hâlâ, “biz o gazayı yaptık” sözü var, çocukluğumda işitir ve bir türlü anlamazdım, “daha önce yemek yedik”, anlamındadır. “Baya” yerine de, denetlemedim ve eğer doğru yazılmışsa, “baza” görüyoruz, On üçüncü yüzyıl dilidir, “mevla”, mulla veya Kürdi “mele” ile aynı sözcüktür, “üstad” diyebiliriz,…
-
Aristakes Grigoryan’ın Tanıklığı (D. 1900, Şarur, Khanlukhlar Köyü) Türkün Ermeni’yi katletmede sevdiği şekil boğazlamaktı; vücudunun farklı organlarını kesiyor ve sıcak kan şadırvan gibi akıyordu. Değil mi ki o katil, Allah’ın cennetine gidecekti… Sf. 761 Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları,…
-
Gülinya Tseruni Musoyan’ın Tanıklığı (D. 1903, Kesab, Galaduran Köyü) Biz Der Zor’a gitmedik Oraya gidenlerden kurtulan olmadı. Orda çok insan kestiler. Biz Hamma Köyü’ne gittik. Bir Türk’ün evine yerleştik. O Türkler çok iyi insanlardı. Amcam orda hastalanıp öldü. Ev sahibi bize dedi ki: “Niye gece bize haber vermediniz. Hastanızın derdine bir çare bulup yardım ederdik.”…
-
Sedrak Grigori Poğikyan’ın Tanıklığı (D. 1890, Aleksandret [İskenderiye]) Aleksandret küçük bir Ermenistan’a dönmüştü; Ermeniler çoğalmış, aileler kurmuşlardı. Yakın bir Türk arkadaşım vardı, şöyle derdi: “Ermeni’yi ne kadar kesersen, o kadar sık yetişir.” Bizim evde Türkçe konuşmuyorduk, her tarafta “Türkçe konuşma! İki milyonu hatırla!” çağrısı vardı. Sf. 696 Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) –…
-
Vergine Torosi Mayikyan’ın Tanıklığı (D. 1898, Maraş) Katliamdan sonraki üçüncü gündü; ama çömlekçi fırını gibi kızarmış olan kilisenin duvarları hala sıcaktı. İçeri girdim ki ne göreyim! Türk kadınların her biri kilisede bir yer kapmış kimsenin kendi sınırından içeri girmesine izin vermiyor ve birbirine bağırıyor: kim sınırımı aşarsa öldürürüm!…’ Benimle gelen kadın bana dönerek dedi ki:…
-
Vrej Edüryan’ın Tanıklığı (D. 1906, Adana) O yüzbaşının askerleri gelip bizi kumların içinden çıkardılar; bir kamyona bindirdiler ve askeri hastaneye götürdüler. Alman bir doktor vardı; o bizi tedavi etti. Ama Gukas dayanamadı; öldü. Bir tek ben kaldım. Yüzbaşının adı Selahattin’di. Bana: “Biz Ermeni çocuklarına karşı savaşmıyoruz” dedi ve beni alıp İstanbul’a götürdü; bir yetimhaneye koydu.…
-
Dolores Grigori Zohrap-Lıebmann’ın Tanıklığı (D. 1892, İstanbul) Annem elimden tutup, beni de tanıdık Türklerin evlerine gidiyorduk. Annem onlara: “Yalvarırım bize yardım edin! Grigor Zohrap gibi bir mebusa elinizi sürmeye hakkınız yok” diyordu. Ama kimse onu dinlemiyordu. Evimize kadar gelen Talat’ı [Paşa], onu o kadar iyi hatırlıyorum ki, babam götürüldükten sonra bir gün sokakta beni gördü,…
-
Haykuhi Azaryan’ın Tanıklığı (D. 1908, Adapazarı) Adapazarı’nda Türkler bile Ermenice bilirlerdi. Sf. 611 Evimiz harabeye çevrilmiş; ama içine Türkler yerleşmiş yaşıyorlardı. Büyükannem onları evden çıkardı; Türkler gittiler. Dürüst, yapıcı halkımız evlerini yeniden inşa etmeye başladı. Amcalarımın, dayılarımın evleri boş kaldı. Babam bir dikiş makinesi satın alıp, terzi dükkânı açtı. Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının…
-
Garegin Abrahami Hişeyant’ın Tanıklığı (D. 1896, Adapazarı) Adapazarı 1915 yılında safi 30.000 Ermeni nüfusa sahipti, bunların yüksek kültür aydınlanma düzeyi Konstantinopolis’ten sonra gelirdi. Sf. 607 [Türkler] savaş öncesinde Ermeni erkeklerini topladılar, yol inşaatlarına yolladılar. Parti üyeleriniyse silah toplama bahanesiyle astılar. Ermeniler müstakil bir bankaya sahiptiler. Genellikle ticaret Ermenilerin elindeydi, doktorluk da. On doktor ve dört…
-
Asatuk Hovsepi Menecyan’ın Tanıklığı (D. 1907, Afyonkarahisar) Sokağımızda Ermeni bir bakkal ailesi vardı. Türkler adamı, onun karısını ve erkek çocuğunu kestiler; kızına ise tecavüz ettiler. Bizim iyi kalpli Türk komşumuz o kıza acıdı; onu içeri alıp bizimle birlikte ona da baktı. Öyle ki, Türklerin içinde de iyi olanlar vardır. Sf. 576 Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan…
-
Sargis Yetaryan’ın Tanıklığı (D. 1907, Afyonkarahisar) 1915’te Afyonkarahisar, Uşak, Eskişehir, Akşehir, Bursa, Bilecik, Kütahya, Adana Maraş ve Ayıntap’ta yaşayan Ermenilerin büyük bir kısmının konuştuğu dil Türkçeydi Bütün bu insanlar da sürgüne gönderildiler. Günahlarının ne olduğunu kendileri de bilmiyorlardı. Sf. 574 Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter…
-
Veronika Gaspari Berberyan’ın Tanıklığı (D. 1907, Yozgat, Boğazlıyan Köyü) Boşanma yoktu. Kız kaçırma geleneği de vardı; ama herkes papaz tarafından evlendirilmeliydi. Katliama kadar iki kişi Türklerle evlendi. Bir Türk’ün, biri Ermeni, diğeri Türk iki karısı vardı. Adam Ermeni’yle konuşurken yüzünü ekşitiyor, Türk karısıyla konuşurken ise gülümseyerek konuşuyordu. Sf. 538 Deri kaplı büyük bir “Haysmavurq”, Ermenice…
-
Veronika Gaspari Berberyan’ın Tanıklığı (D. 1907, Yozgat, Boğazlıyan Köyü) En büyük sülale Araboğlu Gevorg Ağa’nınkiydi. O, koyun, yün tüccarıydı. Ermeni kuyumcular vardı; her türlü takı imal ediyorlardı: yüzükler, zincirler, bilezikler. Ermenileri iyi yaşıyorlardı. Türkler zavallıydı; yamalı, yırtık pırtık elbiseleri vardı. Mülk sahibi, çiftçi çalıştıran zengin Beyler vardı. Sf. 537 Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının…
-
Veronika Gaspari Berberyan’ın Tanıklığı (D. 1907, Yozgat, Boğazlıyan Köyü) Bizde düğünlerde Türkçe şarkılar söylemeye başlamışlardı. Ermeniler ve Türklerin tarlaları ayrıydı; ama birbirimize karşı hep sevgiyle davranırdık. Ermeni mahallesi daha iyi, daha temizdi ve ıslah olmuştu; ama Türk mahallesi daha karanlıktı; sokakları karmakarışıktı. Sf. 536 Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden…