Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Ülkeler, Halklar

  • Hammurabi Kanunları, Babil toplumunun düzeninin tanrılar tarafından belirlenmiş evrensel ve ebedi adalet ilkeleri temelinde olacağını öne sürer. Hiyerarşi ilkesi muazzam önemdedir. Kanunlara göre insanlar iki cinsiyete ve üç sınıfa ayrılırlar: üst insanlar, sıradan insanlar ve köleler. Her bir cinsiyetin ve sınıfın farklı değerleri vardır. Sıradan vatandaş olan bir kadının hayatının değeri 30 gümüş şekel, köle…

  • Gelecek kaygısı sadece mevsimsel üretim döngüsü yüzünden değil, tarımdaki belirsizliklerden de kaynaklanıyordu. Çoğu yerleşim yerinde çok sınırlı evcilleştirilmiş bitki ve hayvan türüyle yaşadıklarından, kuraklık, sel ve hastalığın olumsuz etkilerine çok açıktılar. Köylüler stok yapabilmek için tükettiklerinden fazla üretmeye mecburlardı. Depolarda tahıl, mahzendeki fıçılarda zeytinyağı, peynir ve çengellerden sarkan sucuklar olmazsa, kötü geçen yıllarda açlıktan ölebilirlerdi.…

  • İddialara göre Roma İmparatoru Caligula, en sevdiği atı Incitatus’u konsolos olarak atamayı bile düşünmüştü. Sf. 106 Alıntı; Sapiens (Hayvanlardan Tanrılara) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Ertuğrul Genç, (Kolektif Kitap Yayınları, 11. Baskı Aralık 2016 – Sf. 106) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ülkenin güçlü kuvvetli işçi ve askerlere ihtiyacı vardı; sağlıklı kadınlar daha fazla işçi ve asker doğurmalı, bürokratlar evlerinde pineklemek yerine sabah sekizde işbaşı yapmalıydı. Sosyal yardım sistemleri bile insanların ihtiyaçlarından çok ulusların çıkarları için tasarlanmıştı. Otto von Bismarck 19. yüzyılın sonunda Almanya’da sosyal güvenlik ve emeklilik planlarının öncülüğünü yaparken temel hedefi, vatandaşların esenliğini artırmak değil…

  • Nehru çok güçlü bir siyasal önderdi. Önünde çok büyük bir manevra alanının bulunduğunu yadsımak saçma olur. Böyle olmasına karşın, sorunların en önemlisinde izlediği politika laf ebeliğinden ve yan çizmekten başka bir şey olmadı. Bir şeyler yapmak yerine yapıyor görünmek yoluna gitti. Sf. 474 Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin…

  • Devrimler, önemsiz bölgesel düşüncelerle değil, tüm insanlığa seslenen büyük ideallerle yapılır. Sf. 450 Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 450) kitabından birebir alınmıştır.

  • İki din arasındaki düşmanlık, kuşkusuz, Hindistan’ın uzun tarihi boyunca zaman zaman şiddete başvurulan biçimler almıştı. Bunlar daha çok, Müslüman yöneticilerin Hindu uyruklarını, zor yoluyla İslamlığa geçirme çabalarının sonucu olarak görünür. Yirminci yüzyıldaki dinsel çatışmalara ve fanatikliğin niteliği farklıdır. Bu hareketler daha çok yirminci yüzyıla özgü olduğu bilinen “yerlicilik” (nativizm) olgusuna benzemektedir. Dünyanın birçok bölgesinde, yerleşik…

  • Ayrıca kast, hiyerarşik boyun eğmeyi güçlendiren bir sistemdi. Bir insana gündelik yaşamın binlerce küçük olayıyla haddini bildirirseniz, sonunda haddini bilen biri olur çıkar. Sf. 448 Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 448) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hint köylüleri arasında devrimci bir gizilgüç (potansiyel) vardır. İkinci olarak, insanı alçaltıcı maddi koşullar, tek başlarına bir ayaklanmayı başlatamaz, ona neden olamazlar; ama ayaklanma yönündeki genel gizilgüce katkıları olur, o başka. Sf. 447 Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 –…

  • Zenginliğin gerisi topluluğundur ve topluluğun iyiliği için kullanılması gerekir. Sf.439 “Benim gerçek inancım odur ki” diye ekledi, “devlet, kapitalizmi şiddet yoluyla ortadan kaldırırsa, kendisi şiddet şeytanının eline düşecek ve şiddetin üstesinden gelme başarısını hiçbir zaman gösteremeyecektir.” Sf. 440 Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,…

  • Programının iki ana teması, bağımsızlık (Svarac) amacı ve bazen “pasif direnme” olarak da adlandırılan şiddete başvurmaksızın işbirliğinden kaçınma (Satyagraha) yöntemi, okumuş Batılıların çok iyi bildikleri şeylerdir. Sf. 438 Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 428) kitabından birebir alınmıştır.

  • İngilizlerin Hindistan’da endüstrinin gelişmesine karşı çıkmış oldukları da doğruluk payı olan bir saptamadır. Sf. 411 Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 411) kitabından birebir alınmıştır.

  • Baharat ya da çivit satın almak isteyen birinin, onu akla yakın bir fiyatla alabilmesinin tek yolu, orada, malı fiyatların düştüğü hasat zamanında pazarlık yaparak alabilecek ve bir gemi gelinceye dek depolayacak bir adamını bırakmasıydı. İngilizler, bu tür nedenlerle kurdukları depo ve kalelerden, ülkenin daha içlerine uzanıp çivit, haşhaş, jüt satın aldılar ve bunların ticaretini yapabilmek…

  • Her şeyi kast’ın yoluna koyduğu köyde gerçekten yapacağı bir şey olmadığından, hükümet, özellikle yağmacı bir kuruluş olarak görülmüş olmalı. Düzeni korumak için hükümete gerek yoktu. Sulama sistemlerinin bakımındaki rolü, Marx’ın izniyle, son derece önemsizdi. Sulama işleri de büyük ölçüde yerel olaylardı. Merkezi devlet konusunda Çin ile Hindistan arasındaki yapısal farklılık son derece çarpıcıdır. Sf. 401…

  • Servet biriktirmenin tehlikesi ve onu vasiyetle başkalarına geçirme yolunun önüne konan engeller, gösterişe yönelik harcamalara büyük bir hız kazandırdı. “Yığma” değil “savurma” zamanın egemen özelliğiydi. Hindistan’ı gezenleri bugün bile şaşırtan ve Mogul dönemi Hindistan’ını gören Avrupalı gezginlerde derin izler bırakan sefilliğin bağrından yükselen görkemin temelinde bu olgu yatsa gerek. İmparator’un görkemi, saray çevresinin kendisini izleyeceği…

  • Batı’nın etkisi altına girmesinden önce Hindistan’ı ele geçiren bir dizi fatihin sonuncusu, Büyük Moğol önderi Cengiz Han’ın izleyicilerinden büyük bir kola verilen adla “Mogullar” idi. On altıncı yüzyılın başlarında, Mogulların ilk öncüleri Hindistan’ı istila etti. Mogullar erklerinin doruğuna Kraliçe I. Elizabeth ile aynı çağda yaşamış olan Ekber (1556-1605) yönetimi zamanında ulaştılar; daha sonraki yöneticiler de…

  • Totaliter kılıf, Almanya’da olduğu gibi Japonya’da da, birbirleriyle rekabet durumundaki birçok çıkar grubunun itişip kakışmasını gizlemekteydi, iki ülkede de sağ kanat radikalleri, gerçek iktidarı hiçbir zaman ellerine geçiremediler;  Sf. 360 Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 360) kitabından…

  • Fransız Devrimi’nin Terör deneyi ve genel olarak Fransız Devrimi, Batı siyasal düşüncesinin siyasal şiddetin her türlüsü karşısında irkilen etkili bir akımına büyük bir hız kazandırdı. Bugün bile pek çok okumuş insan terör’ü, halk sürüsünün kurbanlarını seçerken hiçbir ayrım yapmayan karanlık güçlerden beslenen bir patlaması, sonra kör bir nefretin ve aşırılığın ortaya dökülüşü, daha doğrusu yirminci…

  • Köylüleri asıl rahatsız eden nokta, köy papazından devrim hükümetine bağlılık yemini etmesinin istenmesi ve bunu reddederse, yerine dışarıdan gelme birini atama çabalarıydı. Sf. 137 Öte yandan yöre halkı, akın akın, bazen kapatılmış ve terkedilmiş kiliselerde, ama çoğu zaman ve giderek daha çok olmak üzere ahırlarda, ambarlarda ve tarlalarda, açıklık yerlerde, yani bölgenin “Yurtsever”lerinin kendilerini bulamayacağı…

  • İlk radikal saldırı, az önce 10 Ağustos 1792 ayaklanmasına yol açan nedenlerden biri olduğunu söylediğimiz tahıl dışsatımı iddiaları yüzünden ortaya çıkan kargaşayla bağlantılı bir hareket olarak doğdu. Söz konusu kargaşalar ortamında, Beauce yöresinden Etampesli bir zengin derici (dabağ) çevredeki köylerin köylülerince öldürüldü. Haber bir anda Fransa’nın her yanında duyuldu ve tüm ülkeyi sarstı; gömülmesi ulusal…