Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Ülkeler, Halklar

  • Eski zaman şövalyelerinin torunları olan Kastilya soyluları, çalışıp çabalamanın, yarını düşünmenin bir İspanyol’a layık olmadığını söylerlerdi. Çalışkan Arapları ve Musevileri yurtlarından kovan İspanyollar, yağmayla ele geçirdikleri Amerika altınlarıyla, alın teri dökmeden zenginleşeceklerini ummuşlardı. Fakat altınlar, aldıkları Hollanda, Fransız, İngiliz mallarına karşılık, tembel ellerinden akıp gidiyordu. Sf. 564 Alıntı; İnsan Nasıl İnsan Oldu – Mikhail İlin…

  • Bağdat’tan kovulan bilim, İspanya’daki Cordoba’da barınak buldu. Bilim nerede saygı görse, orası evi olmuştur hep. Cordoba tüccarları, halifelerin bir yazma kitap için bin altın dinar ödedikleri zamanları daha unutmamışlardı. Bağdat’ta, insanlardan uzak yaşayan filozof Gazali, bilginin gereksiz, akim güçsüz olduğunu söylerken, Cordoba’da, aynı X. yy. da, bir Aristoteles hayranı olan filozof İbni Rüşt, bilimi cesaretle…

  • Barbarlar birçok bakımdan Romalılardan geriydiler. Ama en önemli meselede ileriydiler. Barbar kabilelerinde çiftçi, emeği ile kabile önderini ve maiyetindeki askerleri besleyip geçindirmek zorunda olduğu halde, köle değildi. Ekmeğini kendi alın teriyle kazananlar için barbarlar arasında yaşamak daha kolaydı. Romalı toprak kölelerinin ve şehirli yoksulların, barbarların tarafına kaçmalarının sebebi de buydu. Sf. 421 Alıntı; İnsan Nasıl…

  • Roma İmparatorluğu’nun durumu günden güne kötüleşiyordu. Açgözlü memurlar, halkı soyup soğana çeviriyorlardı. Öyle bir zaman geldi ki, yalnız imparator değil, imparator naipleri de hükümdar ve tanrı kesilmişti halkın başına. Kimileri, tıksırıncaya kadar yiyip içebilmek için midelerini boşaltacak kusturucu ilaçlar alırken, kimileri de açlıktan ölüyordu. Açlar toklardan, zayıflar şişmanlardan kat kat fazlaydı. Sf. 414 Alıntı; İnsan…

  • Artık köleler şöyle dursun, köle sahipleri bile kölelik düzeninden kurtulma yollarını arıyorlardı. Toprak ağaları, kolon denen özgür çiftçilere tarlalarını kiraya vermeye başladılar. Özgür insan, toprağı daha iyi işliyordu. Çalışan ellerin işlediği kısırlaşmış toprak da cömertleşiyor, bol ürün veriyordu. Sf. 412 Alıntı; İnsan Nasıl İnsan Oldu – Mikhail İlin ve Elena Segal, Çeviri; Ahmet Zekerya, (Say…

  • Önceleri, felsefeyle doğa bilimi bir bütündü. İlk Yunan filozofları, aynı zamanda doğayı inceleyen birer araştırıcıydı. İskenderiye’de bilimle felsefenin yolları artık ayrılmıştı. Buradaki filozofların çoğu Platoncuydu. Platon sağ olsaydı, memnun olurdu. Çünkü Ptolemaiosçular onu, Atinalılardan daha iyi takdir etmişlerdi. Demokritosçularaysa İskenderiye’de şüpheyle bakılırdı. Demokritos’un İskenderiye kitaplığındaki kitapları tozlar içindeydi, kimse bunları okumazdı. Sf. 348 Alıntı; İnsan…

  • Ama İskender, kılıcın kestiğini bir daha birleştiremediğini bil­dirdi. Bunun için de, halkları birleştirmek, aralarında akrabalık bağ­ları kurmak için, on bin askerini İranlı kadınlarla evlendirmiş, kendisi de aynı gün İran hükümdarının kızını almıştı. Tarihte en büyük düğün bu olmuştur. Filozof Diyojen, kendisine dünya vatandaşı derdi. İskender’se, dünya hâkimi ve tanrı olmak istemişti. Babil’i başkent yapmış ve…

  • Bütün eski bilimlerin kaderi böyle olmuştur. Araştırmacılar, ilk bilim insanlarının fikirlerini, daha sonra yazılmış eserlerde güçlükle bulurlar. Bu fikirler başkalarının kitaplarında, yaban­cı ve çoğu zaman düşman bir ortamda şöyle barınabilmişlerdir: Bir ortaçağ papazı, tanrıbilim alanındaki kitabına, antik dün­yanın putperest bir filozofundan birkaç satar alırdı. Fakat bu, ge­nel olarak filozofu yermek için yapılırdı. s.225 Alıntı; İnsan…

  • Tecrübe o kadar azdı ki, insanlar geceden sonra gündüzün ya da kıştan sonra baharın gelip gelmeyeceğinden bile emin değil­lerdi. İnsanlar güneş doğsun diye törenler yaparlardı. Mısır’da gü­neşin sembolü sayılan Firavun, her gün tapınağın etrafında dola­şırdı. Sf. 191 Alıntı; İnsan Nasıl İnsan Oldu – Mikhail İlin ve Elena Segal, Çeviri; Ahmet Zekerya, (Say Yayıncılık, 20. Baskı…

  • Şimdi size hayret edeceğiniz bir tespitimi ileteceğim. İran, uzaya uydu fırlattı, menzili 1.000 km üstünde olan füzeler yaptı, atom bombasını neredeyse yapma aşamasına geldi, Amerika’nın dışında kimsenin başaramadığı radarda tespit edilemeyen uçak yaptı, bilimsel yayın bakımından galiba İslam ülkelerinin lideri oldu. Büyük bir olasılıkla çoğunuzun merak ettiği gibi ben de “bu gelişme nereden kaynaklanıyor?” diye…

  • Antik Maya yaşamı hakkında kim bilir neler öğrenebilirdik! Zhou’nun neler gördüğünü birazcık olsun aktarmak istiyorum. ‘Kamboçya’nın Adetlerine İlişkin Anılar’ adlı kitabından birkaç alıntı yapacağım. Aşırı gösterişli lüks mimari üzerine: “Başkentin merkezinde altın bir kule (Bayon) var… Bunun doğusunda iki altın aslanla desteklenmiş altın bir köprü var… Sf. 662 Alıntı; Çöküş (Toplumlar Başarısızlığı ya da Başarıyı…

  • Aramızda çok yaygın bir söz var: ‘Tanrı yeryüzünü yarattı, Hollandalılar ise Hollanda’yı’ Bu topraklara ‘polder’ diyoruz. Bunları binyıl kadar önce kazmaya başladık. Bugün, hâlâ sızmaya devam eden suyu sürekli pompalamak zorunda kalıyoruz. Eskiden polderlerdeki suyu dışarı atan pompaları çalıştırmak için rüzgâr değirmeleri kullanırdık. Şimdi, onun yerine buharlı, dizel ve elektrikli pompalar kullanıyoruz. Her polderde, ayrı…

  • Tuchman’ın çarpıcı bir şekilde ifade ettiği gibi, “Siyasal budalalığa sebep olan güçlerin başında, Tacitus’un ‘tüm hırsların en rezili’ olarak tanımladığı iktidar hırsı gelir.” Bu iktidar hırsının sonucunda Paskalya Adası şefleri ve Maya kralları ormansızlaşmayı önlemek şöyle dursun, onu hızlandırdılar: Sahip oldukları statüyü korumanın yolu rakiplerinden daha büyük heykeller ve anıtlar dikmeleriydi. Öyle bir rekabet sarmalına…

  • Rasyonel davranışlara sürükleyen bir diğer menfaat çatışması, karar alıcı seçkinlerin menfaatlerinin toplumun geri kalanının menfaatleriyle çatışması sonucunda ortaya çıkıyor. Özellikle seçkinler, kendilerini eylemlerinin sonuçlarına katlanmaktan kurtarabildiklerinde, bu eylemlerin herkese zarar verebileceğini hiç düşünmeden kendi faydalarına bir şeyler yapmaya yatkın oluyorlar. Bariz bir şekilde Dominik Cumhuriyeti’nde diktatör Trujillo ve Haiti’de yönetici seçkinlerin örnek olarak verilebileceği bu…

  • Bariz çözümlerden biri, hükümetin ya da başka bir dış gücün, tüketicilerin davetiyle ya da davet edilmeden adım atıp Tokugavva Japonya’sındaki şogun ve daimyo, Andlar’daki İnka imparatorları, 16. yüzyıl Almanya’sındaki prensler ve zengin toprak sahiplerinin kerestecilik konusunda yaptığı gibi kotalar dayatmasıdır. Ne var ki bu, (açık okyanus gibi) bazı durumlarda imkânsızdır ve bazı durumlarda da aşırı…

  • Toplumların bir problemi algılayamamasına neden olan en yaygın koşul belki de, yukarıdan aşağıya geniş dalgalanmalarla gizlenen yavaş bir trendin oluştuğu durumdur. Modern zamanların bu konudaki en birincil örneği, küresel ısınmadır. Bugün, dünya çapında sıcaklıkların, büyük oranda insanların yol açtığı atmosfer değişiklikleri sebebiyle son birkaç on yıldır yavaş yavaş arttığını biliyoruz. Öte yandan iklim her yıl,…

  • Bir problemi, oluştuktan sonra hâlâ algılayamamanın bir diğer yaygın sebebi, büyük toplumlar ya da işletmelerde sıkça görülebilen uzak yöneticilerdir. Örneğin bugün Montana’nın en büyük özel arazi sahibi ve kereste şirketi eyalet içinde değil dört yüz mil ötedeki Seatde’da bulunmaktadır. Sf. 533, 534 Alıntı; Çöküş (Toplumlar Başarısızlığı ya da Başarıyı Nasıl Seçerler) – Jared Diamond, Çeviri;…

  • Bir toplumun bir problemi gerçekleşmeden önce öngörmesi ya da öngörmemesinin ardından, yol haritamdaki ikinci durakta, gerçek manada oluşmuş bir problemi algılama ya da algılayamama konusu var. Bu tür başarısızlıkların en az üç sebebi bulunuyor ve bunların tümü iş dünyasında ve akademide yaygın olarak görülüyor. Birincisi, bazı problemlerin kökenleri gerçek anlamda fark edilemez oluyor. Örneğin toprak…

  • O örnekte Mayalar, yazı kullanıyorlardı ancak hava raporlarından ziyade kralların yaptıkları işleri ve astronomik olayları kaydettikleri için 3. yüzyılda yaşanan kuraklık, Mayaların 9. yüzyıldaki kuraklığı tahmin etmelerine yardımcı olamamıştı. Sf. 531 Alıntı; Çöküş (Toplumlar Başarısızlığı ya da Başarıyı Nasıl Seçerler) – Jared Diamond, Çeviri; Barış Baysal,  (Pegasus Yayınları,  1. Baskı Şubat 2019 – Sf. 531)…

  • Birçok Avustralyalı, ülkelerinin Asyalı komşularına kıyasla çok az nüfusa sahip olması dolayısıyla tehlike altında olduğu ve bütün boş arazileri hızla doldurmadıkları takdirde olası bir Endonezya işgali için cazip bir hedefe dönüşebileceği sonucuna vardı. Bu nedenle, 1950’ler ve 1960’larda bir kamu politikası olarak göçmenleri ülkeye davet etme programı başlatıldı. Bu program, ülkenin eski Beyaz Avustralya politikasının…